Brezilya GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brezilya GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2010 Pazar

Brezilya GP değerlendirmesi: Heyecan son yarışa taşındı!

Martin Whitmarsh'ın deyimiyle "en efsanevi sezon" 2010 sezonunda şampiyonluk yarışı son yarışa taşındı. Tarihin en çetin mücadelesine sahne olan, dört pilotun şansının devam ettiği bu sezona da son yarışta şampiyonun belli olması yakışırdı, iyi de oldu.

Hafta sonunun genelinde Red Bull ve özellikle Vettel üstünlüğü hiç bırakmadı elinden. Gerek serbest antrenmanlar, gerek sıralama ve gerekse yarışta net şekilde Vettel'in ve RB6'nın üstünlüğü ortadaydı. Brezilya'da farkın Ferrari lehine azalmasını bekliyordum ama görünen o ki Adrian Newey ve ekibi yatmamış, uyumamış ve gözünü karartmış.

Sıralamalarda aslında F1 Kulübü yayınında da söylediğim gibi bir sürpriz geleceğini hissediyordum. Yağmur eğer pist kurumaya başlamışsa geridekilere önemli ve büyük şanslar sunar. Risk alabilen, yetenekli olan ve milimetrelere bile hükmedebilenler kazançlı çıkar. Hulkenberg tam olarak bunu yaptı. Pole pozisyonu değerliydi çünkü kendisi haricindeki 9 pilotun 8'i kuru lastik taktı. Onların arasından kim kazanırsa kazansın neden kazandı denmezdi, ama o çıktı, tüm favorileri geçti, en yakın rakibine 1 saniye fark atarak kariyerinin ilk senesinde kariyenin ilk pole pozisyonunu kazandı, bravo!

Start

Startta da Hulkenberg'in pozisyonunu koruması çok zordu. Öyle de oldu. Önce Vettel'e sonra Webber'e geçildi. Önce Alonso'ya karşı savunması, sonra da Hamilton'a karşı savunması kendisi için bugün göz alıcı performansının içindeki güzel detaylardı.

Yarışın şekli oluşmak üzere, Vettel Hulk'a startta saldırmış durumda...


Startta Fernando Lewis'i geçemese de daha sonra geçen yarışta olduğu gibi Lewis üzerindeki baskısıyla onu hataya zorladı ve geçti. Daha sonra da birkaç tur zorladığı Hulk'u çok çok güzel bir geçişle geride bıraktı ve yarışın sonucunu kendi açısından ilan etti.

Red Bull ikilisi de kendileri açısından bu çok kritik yarışta hata yapmadılar. Zira hata yapan şampiyonluk yarışının dışında kalacaktı. İkiliden Vettel çok iyi bir yarış çıkardı, detaylarını aşağıda vereceğim...

Red Bull: Takımın ateşle imtihanı

Red Bull takımı bir türlü zamanında birinci pilot seçememenin faturasını ödemeye devam ediyor. Japonya GP değerlendirmesinde bunun Red Bull'un başına bir dert açacağını söylemiştim, aynen bu şekilde de gelişti mesele. Vettel yakaladığı momentum sayesinde Kore'deki DNF'e rağmen takım arkadaşıyla arasındaki puan farkını 7'ye indirdi. Ayrıca galibiyet sayısını eşitledi.

Bana göre Abu Dabi'yi de kazanacak. Tabii ki karşısına artık iyice ömrünün sonuna gelmiş motorlarıyla ilgili bir problem çıkmazsa, ya da bu sene defalarca çıkan aksiliklerden biri. Red Bull da prensinin her ne durumda olursa olsun arkadaşına yol vermesini istemeyecektir. İstese de bana göre Vettel bunu yapmayacak.

İşte aklı olan bir takım patronu bunları tahmin edip önlemini birkaç yarış önce almalıydı. Karşısına iki dalda şampiyonluk şansı çıkan bir takımın daha prestijli pilotlar şampiyonluğunda şampiyonu çıkarmasıdır önemli olan, şampiyonun adı değil. Bu bağlamda Abu Dabi'yi izleyeceğiz, eğer Alonso orada şampiyon olursa Christian Horner ve Helmut Marko da tarih sayfalarında kendilerine yazılmış pek de olumlu satırlar bulamayacaklar. En azından benden ağır eleştiri alacaklar.


Çok hızlıydı, galibiyeti çok istiyordu, istediğini aldı!

Webber? Bugün galibiyeti Vettel kadar istemiyordu, ya da Vettel daha çok istiyordu, bu çok belliydi. Sezonun genelinde de saf hızda Vettel kadar iyi değildi. Pit stoptan önceki ilk 25 tura baktığımızda Vettel 16 turda Webber'den daha hızlıydı. Webber'in piti daha hızlı yapıldı, çıkışta da güvenlik aracı bölümüne kadar sert lastikleri az farkla da olsa Vettel'den daha iyi çalıştırdı, ama Vettel yine son bölümde Webber'den hızlı olmayı bildi. Webber'in artık tek şansı var: Ne olursa olsun Abu Dabi'de kazanmak. Geçen yıl burada Vettel'den hızlı olamadı, o yüzden hem Vettel'in hem de Alonso'nun hata yapmalarını beklemek durumunda.

Alonso : Bir podyum daha...

İngiltere'den beri yapılan 8 yarışta 7 podyum alan, bunların 4'ünü kazanan, son 5 yarışta 3 galibiyet ve 5 podyum elde eden Fernando Alonso son yarışa lider pozisyonda gidiyor. Şampiyon olması için diğerlerine bakmaksızın ikinci olması yetecek.

Bugün performansıyla yine şampiyonluğu hakeden bir görüntü çizdi. Hamilton ve Hulkenberg geçişleri sonrası arada 10 sn fark açıldığından Red Bull grubuyla bağı koptu. Ancak yarışın son 30 turundaki muhteşem tur zamanları Alonso'nun eğer 3.başlasaydı yarışa ortak olabileceğini gösterdi. O yine de istediğini aldı podyuma çıkarak.

Ferrari Abu Dabi'de burada olduğundan daha hızlı olacak, Brezilya daha tümsekli bir pistti, Abu Dabi bu anlamda daha iyi. İki uzun sayılacak düzlük ve kerbler Ferrari'ye uyacak detaylar. Bu hafta son bir güncelleme ile Abu Dabi'de Ferrari'yi çok rekabetçi görebiliriz. Sıralama çok kritik olacak, Fernando burada pole için elinden geleni yapacaktır. Geride başlasa bile pistte geçiş yapılabilecek alanlar var, ama hedefi kesinlikle ilk çizgi olacaktır. Onu durdurabilecek tek şey motor görünüyor.

Öncelikle Bahreyn'de pnömatik sorunu nedeniyle kullanmadıkları yepyeni motoru burada Cuma günü deneyeceklerdir. Eğer yeterli data gelirse muhtemelen Brezilya'daki motoru antrenmanda kullanıp ilk motoru sıralama ve yarışa saklayacaklardır. Ferrari'nin Brezilya'da Cuma günü patlayan motoru ömrünün sonuna gelmiş ve sadece 3 turluk hatayla ömrü doğru hesaplanmış. Bu şu anlama geliyor : Takımın elindeki motorlarda hesapları doğru ve eğer rahatız ya da kendimize güveniyoruz diyorlarsa gerçekten güveniyorlardır.

Felipe Massa takım için hayal kırıklığı olmaya devam ediyor. Kendi seyircisi önünde de utandırıcı bir performans gösterdi. Takımın ne kadar gergin olduğunu tahmin edebiliyorum. Sezon sonrasında uzun bir tatile ihtiyacı var. Seneye de Alonso'yu geçebileceğine pek ihtimal veremiyorum...

Mclaren: Tükenişin son perdesi

Mclaren yılın ilk yarısındaki süper performansının ardından öyle bir gerileme sürecine girdi ki, bunu mantıkla izah etmek zor. Bir büyük takım ya kaynaklarını kullanır ve önlere yarışır, ya da seneyi feda edip en azından ertesi seneyi kurtarır. Mclaren'de bunu göremedik. Takımın bu gelişim yarışında Ferrari ve Red Bull'dan bu derece yavaş kalması çok garipti.

Lewis Hamilton'ın Abu Dabi'de şampiyon olması imkansıza yakın bir hal aldı. Şampiyonluğu için Alonso'nun puan alamaması, Webber'in en iyi ihtimalle altıncı olması, Vettel'in de en iyi ihtimalle üçüncü olması gerekecek. Ve tüm bu sonuçların aynı anda oluşması gerekiyor. F1'de kesin bilgilere yer yoktur elbette ama Lewis'in de motivasyonu için bunu biraz mümkün görmesi gerek.

Görelim bakalım neler olacak...

Yarışın geneli için söylenecek fazla birşey de yok aslında, sıkıcı denebilecek bir yarıştı. Brezilya'nın en iyi tarafı son yarış Abu Dabi'ye müthiş bir heyecan taşıması ve ilk 3 pilot arasında puan sistemine göre anlamlı farklar bırakması. Yani örneğin 9 ya da 11 puan değil, 8 ve 15 puan bırakması.

Abu Dabi'de herkesi TRT3'de ekran başına bekliyoruz...

19 Ekim 2009 Pazartesi

2009 Brezilya GP değerlendirme

Dün bir Brezilya GP'de daha şampiyon belirlenmiş oldu. Her ne kadar istemesem de senenin ortasında tahmin ettiğim gibi Jenson Button senenin geri kalanında hiç yarış kazanmadan ağır aksak ilerleyip şampiyon oldu. Brawn GP'nin de markalar şampiyonluğunu ilan ettiği 2009 sezonu için Ross Brawn'a koca bir alkış gönderiyorum.

Brezilya GP benim için kabus gibi başladı. Starta tam 2 dk kala sitede Trt-1 yayını şifreye geçti. İşte o anda delirdim ve zamana karşı yarış başladı. 1 dk içinde yayını getiremeyince internetten izlemeye başladım, ses de yoktu. Yarışın ilk 3 turu inanılmaz olaylıydı zaten, Trulli-Sutil kavgası, kazalar, Button'ın atağı, Kimi'nin agresif startı... Sonra taşlar yerine oturmaya başladı. Ben minicik Trt-1 pc ekranından yarışı izlemeye çalışırken bir yandan da Live Timing'e göz atıyordum. Gelelim yarışın değerlendirmesine..

Öncelikle müsaadenizle takımımı değerlendireyim. Kimi Raikkonen inanılmaz iyi bir start aldı, eğer işgüzar Webber olmasaydı muhtemelen yarışı 2. bitirecekti. Gerilere düştükten sonra aldığı puanlar zaten yeterince iyiydi. Kimi'nin gideceğinin açıklanmasından sonraki performansı da kafa karıştırıcı. Bu durum onun için pek profesyonelce değil. İnsan geçen yıl neredeydin demeden edemiyor... Son yarış artık bir veda yarışı olacak. Giancarlo Fisichella gerilerde götürdüğü bir yarışı daha bitirdi. Gelirken puan alması umuduyla sevinmiştik ama sevincimiz kursağımızda kaldı. Hala frenlere alışamadığını söylemesi tabii ki pek güzel bir haber değil. 4 yarıştır hala alışamamak da Fisi'ye yakıştırdığımız birşey değil. Markalar Şampiyonasında 3.'lük için Fisi'nin son yarışta mutlaka puanlara destek olması gerekiyor. Ferrari'nin agresif bir son yarış çıkaracağını sanıyorum.

McLaren cephesinde de durum çok farklı değildi. Lewis Hamilton da yine iyi bir yarış çıkardı. 17. başladığı yarışı istikrarlı ve agresif sürüşüyle podyumda bitirmeyi başardı. Onun başarılı yarışının aksine Heikki Kovalainen bir kere daha yarışı batırdı. Heikki'nin göz zevkimizi de bozduğunu ve gridde görmek istemediğimizi söylemek istiyorum. Patlattığı benzin hortumu da tuz biber ekti. Seneye nerede olacak (evinde mi gridde mi) göreceğiz...

Jenson'a geçmeden önce önemli bulduğum birkaç şeyi de yazmak istiyorum. Birincisi Kubica'nın eline fırsat geçtiğinde en iyisini çıkarabileceğini göstermesi oldu. Seneye Renault'dan iyi bir performans beklemiyorum, hele Flavio ve Pat Symonds'ın olmadığı senede... Ama umuyorum bu Kubica için bir geçiş senesi olur ve 2010'da şampiyonluk mücadelesi verebilir. 2008'de oldukça heyecanlı yarışlar yaşatmıştı bize. Bir diğer övgü Kobayashi'ye olacak. Birazcık yetenekli Japon'ları her zaman gridde görmek isterim. Çünkü hepsi oldukça cesur oluyor. Nakajima vce Yuji Ide'yi bu grubun korkuyla dışında tutuyorum :)

Sato'yu keyifle izlerdim, Alonso'yu 2007 Kanada son virajda Aguri'siyle dıştan geçişini ise asla unutamam. Kobayashi de Pazar günü bende benzer duygular uyandırdı. Hatta daha iyisini... İlk yarışı olmasına rağmen harika savunması, istikrarlı tur zamanları, kusursuz pit stopu, agresif atakları ve fırsatçılığı (Fisi'ye yaptığı gibi) inanılmaz keyif verdi. Abu Dabi'de tekrar görmek istiyorum gridde ve mümkünse seneye de...

Ve gelelim Jenson Button ve Brawn'a... Jenson harika geçirdiği ilk 7 yarış sonrası bir duraklama dönemine girdi. Türkiye sonrası sadece Monza'da podyuma çıktı. Onun dışında kayda değer bir başarısı yok. Ama inanılmaz şansı kendisine şampiyonluğu kazandırdı. 2005-2006 Alonso, 2007 Kimi ve 2008 Lewis'i hatırladığımda bu şampiyonluk çok tad vermiyor. Açıkçası şampiyonluk adayım elbette ki Vettel'di, daha sonra da Barrichello, ama öyle ya da böyle olmadı. Button en azından zorunda olmadığı halde yaptığı agresif sürüş ve geçişleriyle saygımı kazandı. Bununla da hak etmedi diyenleri susturmak istedi. Öyle böyle de bir yarış çıkarmadı, lastiklerini ve frenlerini çok zorladı, geç fren yaptı, rakipleriyle çok yakınlaştı ve deneyimsiz pilotlara cesur ataklar yaptı. En azından birinde kaza yaparak son yarışa bırakabilirdi şampiyonluğu. Bunlara rağmen öne zıpladı ve güzel bir yarış çıkardı. F1'de ne olursa olsun şampiyon olmak çok ayrı bir olaydır, artık 31 şampiyonun arasına girmişsinizdir ve tarih sizi hep saygıyla anacaktır. Seneye ne olur bilinmez, eğer Mercedes Brawn'ı satın alırsa (ki dün Norbert Haug'un açıklamaları çok ama çok manidardı!!) bence alacak, Button bir şampiyonluk daha alabilir. Seneye şampiyonluğa oynayan 8 pilot görebiliriz. Brawn, McLaren, Redbull ve Ferrari bize keyifli bir sene yaşatabilirler.

Brezilya GP

Yarışın yıldızı: Mark Webber

Yarışın hayal kırıklığı: Kazuki Nakajima

Yarışın en heyecanlı anı: Button'ın finish gördüğü an

İyiler: Kubica, Hamilton, Vettel, Buemi, Kobayashi, Button

Kötüler: Kovalainen, Fisichella, Grosjean