18 Mayıs 2013 Cumartesi

6 soruda Mclaren-Honda birlikteliği


2011’den beri bir söylenti halinde dolaşan efsanevi Mclaren-Honda birlikteliğinin geri döneceği haberi hafta içinde yapılan açıklama ile kesinleşti. Mclaren 2015’den itibaren 18 yıllık Mercedes birlikteliğini sona erdirerek Honda ile motor tedarik anlaşması yaptı.
Honda aslında Ferrari ya da Mercedes gibi anılmasa da sporun en sadık üreticilerinden. Spora ilk girdikleri sene olan 1964’den bu yana geçen 49 senede birkaç sefer hariç sürekli oyunun içindelerdi. Dahası yol otomobilleri üretmeye başlamalarından sadece 4 yıl sonra soluğu Formula 1’de almaları da F1 algılarının şirketin DNA’larına işlediğinin göstergesi. Kısacası biz F1 fanları Honda’ya spora destekleri nedeniyle müteşekkir olmalıyız.

Honda 49 yıllık tarihinde bir çok başarı kazandı ancak bunlardan en çok akılda kalanı Mclaren ile oluşturulan ve bugünkü Red Bull egemenliğini solda sıfır bırakan Mclaren-Honda döneminde kazanılan başarılardı. Honda 1983’de Williams ile tekrar döndüğü sporda her yıl başarılarını artırdı ve nihayet 1987’de Piquet ile şampiyonluk kazandılar. 1988’de ise efsanevi Mclaren-Honda takımı pistlerde Senna ve Prost ile fırtına gibi esmeye başladı. 1988’de 16 yarışta 15 pole pozisyon ve 15 galibiyet kazandı takım. Kaçan o tek galibiyette de Senna tur bindirdiği bir rakibinin hatasıyla yarış dışı kaldı. 1988-1992 arasında 5 sezonda 4 şampiyonluk ve bir 2.lik kazandı takım. Kısacası müthiş bir performans gösterdi. Bugün Mclaren-Honda isimlerini yanyana gördüğümüzde heyecanlanıyorsak bunun sebebi bu altın yıllardı.

Şimdiyse Honda başarısız Bar-Honda ve Honda Racing günlerinden sonra ara verdiği F1’e Mclaren’le tekrar dönüyor. 6 soruda bu haberi irdeleyelim.
Honda neden spora geri döndü?

Motor üreticileri Formula 1’e sadece spor olsun diye girmiyorlar elbette. Asıl faaliyet alanlarına F1’den, F1’e de asıl faaliyet alanlarından know-how taşımaya çalışıyorlar. Eğer iki faaliyet kolu arasında bir bağ yoksa bu, marka için reklam çalışmasından öteye geçemiyor. Honda 2008 sezonu sonunda F1’den çıkarken kendi adına takım olarak sadece 1 galibiyet almıştı, o da olaylı ve yağmurlu bir Macaristan GP’sinde. Formula  1 otomobilinin tek parça anlamında en pahalı parçası olan motor da o dönemde halen de olduğu gibi 8 silindirli motordu ve bu Honda’nın yol araçlarında kullandığı bir teknolojı değildi.
Halbuki, 2014’de kullanılmaya başlanacak turbo şarjli V6 motoru Honda’nın zaten yıllardır ürettiği ve yol otomobillerinde kullandığı bir motor türü. Bu anlamda teknolojiye sahipken zaten yüksek bir tanıtım gücü olan F1’e girmemek pek de makul bir hareket olmazdı. Hele de spora tarihin en başarılı 2. takımıyla giriyorsanız buna sadece cherry on the cake denebilir.

2014’de Mclaren/Mercedes ilişkileri nasıl etkilenir?
Beklendiği kadar kötü değil, beklenmediği kadar da iyi değil. Nasıl yani? Şöyle ki, motor üreticileri sözleşmelerinde takımlara sadece motor vermekle yükümlü değil. Motor/aero/lastik değişkenleri birbirini etkilediğinden bu 3 yapı birbiriyle sıkı ilişkide bulunmak durumunda. Mercedes de Mclaren’e temel yükümlülüklerini bu çerçevede yerine getirecektir. Beklendiği kadar kötü değil ile kastettiğim bu.

Peki beklenmediği kadar iyi değil ne demek? Uzun süreli motor sağlama anlaşmalarında (ki Mclaren-Mercedes bunun en iyi örneğidir günümüzde) taraflar normalde olduğundan çok daha yakın çalışırlar. Ertesi yılın aracının temel yapısı konusunda görüş alışverişinde bulunurlar. Mclaren işte bu fazladan özel statüyü kaybedecektir. Ancak bu gözle görülür bir etkide bulunmaz.
Mclaren için bu bir risk mi?

Elbette spordan 5 yıl uzak kalmış bir takımın yeni bir motor üretmesi ve ortaya çıkan bu motoru kullanmak Mclaren için bir risk. Hele de diğer takımlar 2014’de motorları deneyip gerekli dersleri çıkardıktan ve 2015’de hataları düzeltilmiş motorlarla yarışırken. Mclaren büyük bir takım ve Williams’ın Cosworth ile yaşadığı benzer başarısız denemenin bir benzerini yaşamaya tahammülü olamaz. Burada muhtemelen Mclaren’İ rahatlatan konu Honda’nın turbo şarjli V6 teknolojisinde tecrübeli olması. Kısacası bu bir risk ancak alınmayacak bir risk değil.
Mclaren’in avantajı nelerdir?

Mclaren’in iki büyük avantajı var:
1.Motora yıllık 20 Milyon Euro ödemek yerine bunu cepte tutmak. Tabii ki Mclaren bu riski karşılıksız almadı. Honda’nın sporun en başarılı takımlarından biriyle dönüş yapmasının bir karşılığı vardı ve bunun da bedava motor sağlanması olduğu düşünülüyor.
2.Sadece kendisine çalışan bir motor sağlayıcısı bulmuş olmak. Hatırlarsak eğer, Honda özellikle 2008 konusunda bütçe konusunda çok bonkördü, o sezonun en yüksek harcamasını yapmıştı takıma. Benzer bir durum yaşanacaktır ve Mclaren de Honda’nın tüm kaynaklarını 2015’de kullanma lüksüne sahip olacaktır.

Eski günler geri gelir mi?
Buna imkansız demek doğru olmaz. Haber çıktıktan sonra pek çok kişi Mclaren-Honda’nın efsanevi kırmızı beyaz renklerini, Senna yıllarını hatırlayıp duygusallaştı. Bu çok normal. Ancak hem Mclaren, hem Honda, hem de Formula 1 çok değişti. Williams-Renault sporda yeniden buluştu ama beklenen sonuç gelmedi. Senna soyadı F1’e tekrar döndü ama ortaya çıkan sonuç sadece eski Senna severleri üzmeye yaradı. Yani F1 çok değişti ve nostalji araçları hızlandırmıyor.

O yılların ezici üstünlüğünü F1’de tekrar görmek imkansız değilse bile çok zor. FIA önce Ferrari’ye sonra Red Bull’a bu üstünlüklerini bozacak müdahalelerde bulundu son 10 yılda.
Bu ikili pekala şampiyon olabilir. Bugün Renault motorunun Ferrari ve Mercedes’ten daha güçlü olmadığını herkes biliyor ancak Red Bull şasisinde Renault motoru 3 yıldır şampiyon oluyor. 2009’da Mercedes motorlu Brawn şampiyon olurken Mclaren uzun süre süründü. Yani kısacası motor/şasi dengesinde şasi ezici bir farkla önde. Eğer müthiş günler geri gelecekse bunu Honda’dan çok Mclaren’den beklemek lazım.

Bir diğer konu da o yıllarda Mclaren-Honda’nın Senna ve Prost gibi iki efsane pilotu vardı. Şu andaki Button-Perez ikilisinin ellerinde Mclaren’in çok gelişeceğini ve ezici üstünlük kuracağını beklemek makul değil. Mclaren’in Hamilton gibi bir pilotu tekrar bünyesine katması gerekiyor. Kim bilir, belki bu isim Sebastian Vettel olur.

Honda’nın dönüşü spor için ne ifade ediyor?
Öncelikle daha önce de ifade ettiğim gibi Honda bu sporun sevdalılarından ve geri dönüşleri spor için muhteşem bir haber. Hele turbo motoru cazip bulmayan Cosworth’un gidişinden sonra F1’in 3 motor üreticisiyle kalması kötü bir senaryo olacaktı. Honda’nın tekrardan gelmesi hem 20 Milyon Euro’nun üzerine çıkan maliyetler nedeniyle maddi sıkıntı çekecek takımlara ilaç gibi gelecek(çünkü Honda muhtemelen en ucuz motor tedarikçisi olacak), hem de F1 eski bir müdavimini kazanacak.

Bir diğer Japon motor üreticisi Toyota’nın da spora tekrar dönüşünün  bu haberle tetikleneceğini düşünüyorum. Toyota turbo şarjli V6 motor üretiyor ve bu teknolojiye sahip. Zamanında F1’de başarı için ne kadar inat ettiklerini de biliyoruz. Onlar da Honda’yı dikkatle takip edip spora dönüş için fırsat kollayacaklardır. Umarım tahminim ileride doğru çıkar.

19 Mart 2013 Salı

Ferrari'de aynı tas aynı hamam mı?


Son yılların en iyi sezon başlangıçlarından birisini yapan Ferrari’de yüzler gülüyor. 2011’de ortalarda neredeyse görünmeyen, geçen seneye de 1.5 sn geride başlayan takım 3 yıldır ilk defa ilk yarıştan itibaren ön bölümde yer alıyor. Bu da takımdaki herkese bir güven sağlıyor. Aslında yazımı yazma sebebim Avustralya GP’de olanları değerlendirerek biraz Ferrari analizi yapmak.
Felipe Massa kabus gibi geçen 2011’den sonra 2012’nin ilk yarısında daha da kötü bir performans sergiledi. Herkesin gitmesi gerektiğini söylediği böyle bir dönemde takım ona sahip çıktı ve bu kararın haklı olduğunu Massa performansıyla ispatladı. Yeri gelmişken, Massa’yı 2008’deki performansı nedeniyle Hamilton ile “eş şampiyon” olarak gördüğümü bir kere daha ifade etmek isterim. Geçen yıl gridde 6.5 şampiyon vardı, bu yıl da 5.5 şampiyon var. Massa 2012’nin ikinci yarısında geri döndü ve bu yıla da güçlü başladı.

Melbourne sıralamalarında Alonso’yu az bir farkla da olsa geçti ve ilk pit stoplara kadar da Alonso’nun önünde kalmayı başardı. İlk pit stopa önce alınan pilot aslında o an desteklenen pilottu zira Vettel pite girmişti ve yeni lastiklerle atacağı turlarla Ferrari pilotlarının önünde yer alabilirdi. Ferrari’de pite ilk giren önde çıkacaktı. Massa pite alındı ve gerçekten de Alonso’nun önünde çıktı. Bu ana kadar Massa’nın aleyhine bir durum yoktu. İkinci pit stopların 24-25.turlarda olmasını beklerken Alonso aniden 20.turda pite girdi. Kimsenin beklemediği bu hamlenin Sutil’in on grubu tutmasıyla da ilgisi vardır mutlaka. Ancak asıl amacının Alonso’yu 2.pit stoplar sonrası rakiplerinin önüne geçirmek olduğunu sonradan anladık. Akıllı Red Bull ve Force India garajları da bunu görerek pilotlarını pite çağırdılar ve Alonso yine de bu ikilinin önüne geçmeyi başardı. Bu arada Alonso’nun pitten çıkış turu 1.51.100 oldu, Sutil 1.51.500 ve Vettel de 1.51.700 ile bitirdi pitten çıkış turlarını.
Peki Massa? Bu soruyu Massa kendisi de pit duvarına sordu. Neler oluyor, ben ne olacağım? Soruyu sorduktan bir tur sonra pite çağrıldı ve bu üçlünün gerisinde çıktı pitten. Peki ne oldu da Alonso o kadar erken pite çağrıldı? Kendi kararı mı takım kararı mı?

Açıkçası bu konuda soru sorulması bile çok abes bence. Alonso önünde geçmesi gereken 2 pilot daha varken ve yarış telaşı içindeyken bu tarz bir hesabı yapamaz. Mühendisi bu hesabı yapabilir ama o da takım yönetiminden izinsiz ve Massa’nın mühendisinden bağımsız bir karar alamaz. YANİ BANA GÖRE BU BİR TAKIM KARARIYDI.  Belli bir süreye kadar takım iki pilotu eşit görür diye düşünüyorduk ama eşitliğin de bir sınırı varmış, bunu gördük. Evet, geçen seneki gibi tüm kartlar Alonso’ya oynanmayacak henüz, Massa kobay gibi kullanılmayacak, iki pilot farklı araçlarla yarışmayacak, ama bu tarz stratejik durumlarda Alonso ayrıcalıklı tutulacak. Doğru mu yanlış mı, bu konuda yorum yapmamayı tercih ediyorum, herkesin kendi doğrusu var. Ferrari ve Red Bull böyle davranıyor, Ferrari göstere göstere yapıyor, Red Bull gizliyor ama günün sonunda iki takım birinci pilotlarını kayırıyor.
Massa yaptığı açıklamada üstü kapalı şekilde bu durumdan memnun olmadığını açıkladı. Bana göre önemli olan Massa’nın eski formuna dönmesiydi, iki pilotun eşit şartlarda yarışmasını istiyorum. Böylece kimin daha hızlı olduğu konusunda cevabı daha net şekilde görebiliriz.

Alonso zaten bildiğimiz gibi: Kendini adamış, hızlı ve çok hırslı! Massa ise normalde iyi olmadığı bir pistte iyi bir performans gösterdi, gelecek yarışlarda izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Iyi olan kazansın!

6 Aralık 2012 Perşembe

Türkiye GP’si geri dönüyor… mu acaba?


Türkiye GP’sinin dönmesi için biz fanların beklediği sadece bir kıvılcımdı, o kıvılcımı Sn. Vural Ak çıkardı, biz de üstümüze düşeni yaptık, kamuoyunu uyandırmak için kimsenin olacağına inanmadığı şeyi gerçekleştirdik ve bir kere Türkiye’de, bir kere de dünyada bu konuyu Trending Topic arasına soktuk. Nitekim, Bernie Ecclestone ve Vural Ak dün açıklama yaparak –ücret hariç- her konuda anlaştıklarını bildirdiler. Hepimiz sevindik haklı olarak…
Bu yazıyla şu “ücret hariç” meselesini açmak ve ortaya çıkan sevimsiz bir konuyu açıklamak istedim. Zira, biliyorum ki herkes bana bu konuyu bugün soracak. 140 karakterle de anlatmak kolay olmadığından yazı yazmaya karar verdim.

Şimdi öncelikle Türkiye’nin takvime geri dönmesinin New Jersey sayesinde olacağını bildirmek isterim. Bernie Ecclestone New Jersey’den gelecek milyonlar havaya uçmasın diye Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 3 opsiyonu değerlendirmek istedi. Şu haliyle GP’miz tek yıllık olacak gibi görünüyor. Bir sonraki sene Rusya ve ABD GP’leri takvime girecek ve bizim aralarında yer almamız en az 2 GP’nin uçmasıyla olacak. Birisi Valencia diğeri de Kore olabilir. Ama bilemiyoruz tam olarak. Bunu iyice özümsemeliyiz.

Bu sabah gelen bir haberse oldukça sevimsiz. Hatırlarsanız Vural Ak hesabı anlatırken 13,5 M $ devlet verecek, ben 5 milyon $ vereceğim ve ortada buluşacağız demişti. Ben devletin vereceği söylenen 13,5 rakamını duyunca önce şaşırmış, sonra da sanırım Bakanlık’la konuşmadan böyle bir açıklama yapmaz demiştim. Bakanlık şu aşağıdaki açıklamayı yapınca ben tek kelimeyle çöktüm. “Biz 13.5 M $’i pist İTO ve TOBB’ye aitken veriyorduk. Pisti özelleştirdiğimiz için ek bir ödeme yapmayacağız. Bakanlığımıza herhangi bir başvuru da olmadı”
Bunun normalde anlamı GP’mizin kıyamete kadar geri gelmemesi çünkü hiçbir işletme o kadar parayı mevcut şartlar altında vermez, zira mevcut seyirci sayısıyla zarar anlamına geliyor bu. Yalnız benim şahsi fikrim bu açıklamanın yetkili kişiler tarafından yapılmadığı ve üzerine uzun düşünülmediği. Çünkü, kiralamayı yapan kuruluş yıllık 5 M $ ödüyor piste. Buradaki rakam da 13.5 $. Yani kendi başlarına zaten karşılayamazlar bu bedeli.

Yarınki FIA ödül törenine Sn.Başbakan da katılacak ve büyük ihtimalle Vettel’in ödülünü kendisi verecektir. Ödül törenine gelmişken de Bernie ile bu konuyu görüşecekler. Devlet bu bedeli diğer sporlara verdiği destek gibi düşünerek karşılamalı, günün sonunda bu bir ülke tanıtımı. Ben Vural Ak ve Bernie’nin Başbakan’i ikna edebileceklerine inanıyorum. Yalnız bu konuda Sn.Spor Bakanı’nın da etkisi büyük olacak. O yüzden bugün biz seyircilerin bu işi ne kadar istediklerini göstermeleri önemli.
Bu arada pistin anlaşmasının uzun süreli yapılması ileriki yıllar için ücret artışıyla mümkün olacaktır. Şahsi fikrim tek yıllık anlaşma yapılıp ileriki yıllar için sonradan görüşmek üzere opsiyon konulacağı şeklinde…

Mesele kısaca böyle. Türkiye GP’si için kritik bir 48 saatlik süreç içine girdik. Umarım sonundan mutlu şekilde çıkarız.

23 Kasım 2012 Cuma

Eyvah! Paralı pilotlar...


2013 sürücü koltuklarının artık büyük çoğunluğunun açıklandığı şu günlerde Formula 1’de koltuk bulmanın tamamen takımın maddi durumuna odaklandığını üzüntüyle görüyoruz. Takımlar üç gruba bölünmüş durumda:
1.Maddi durumu iyi ve pilotlarını sportif başarı için seçenler.
2.Maddi durumu ortada ve pilotlarını önce hayatta kalmak için, sonra da yeteneği için seçenler.
3.Maddi durumu kritik ve pilotlarını hayatını sürdürmek için seçenler.

Birinci grubu Red Bull, Ferrarı, Mclaren, Mercedes, Lotus ve Red Bull’un uydusu Toro Rosso takımları oluşturuyor.  Bu takımlar maddi problemleri olmadığından pilotlarını araçlarını geliştirebilecek, kötü bir araç da olsa potansiyelini ortaya çıkarabilecek, geleceği olan ve sponsor çekebilecek nitelikte pilotlardan oluşturuyor. Bu grubun en zayıf halkası Lotus, ancak onlar da iki pilotuna maaş ödeyebiliyor ve Grosjean’a dahi sabredebiliyor.
İkinci grubu Sauber, Williams ve Force India oluşturuyor. Bu takımlar maddi anlamda fazla parlak olmasalar da araç geliştirme konusunda kendi kendine yetebilen, geliştirme bütçeleri fena olmayan, rüzgar tüneline sahip takımlar, yani temelleri güçlü olduğu için pilot seçerken sponsor getirebilecek isimler seçerken bir yandan da yetenek arama lüksüne sahipler. Zira, bu takımlar puan alabiliyor ve bir sonraki sene ödeneğinin daha fazla olması için puan toplama konusunda da hassas olmaları gerekiyor.  Daha iyi pilotlarla karşılarına fırsat çıktığında podyum ya da ilk 5 mücadelesi yapmaları önemli. Bu yıl Williams’ın yarış kazandığını, Sauber’in 4 defa podyuma çıktığını düşünürsek durum daha net anlaşılabilir. Bu grupta Maldonado getirdiği multi milyonlarla Williams’i, Perez de kazandırdığı Telmex ile Sauber’i ihya ettiler. Sportif başarılarıyla da takımlarının yüzünü güldürdüler.

Üçüncü grup tahmin edilebileceği gibi Caterham, Marussia ve HRT’den oluşuyor. Bu takımlar çok sınırlı bütçeleriyle pilotların ödeyeceği ücretlerle ve getireceği sponsorlarla ayakta durabiliyor. En kötü durumda olan HRT tamamen sponsorlara muhtaçken Marussia ve Caterham bu yıla kadar en azından bir tecrübeli pilotla gelişim yarışı içindeydi. Caterham Kovalainen’le, Marussia da Glock’la tecrübe açığını kapatırken diğer pilotları Petrov ve Pic ile maddi açıdan güç toplamaya çalışıyordu. Marussia aynı şekilde seneye devam edebilecek, zira kuruluşundan beri ilk defa 10.sırayı elde ederek en az 13 milyon $’lik ödeneğe kavuştu ve Glock’un ödemesi için eli rahatladı. Fakat, Caterham iki yıldır aldığı 10.’lük ödeneğini kaybetme problemiyle karşı karşıya kalınca Kovalainen’le yollarını ayıracak gibi görünüyor.
Formula 1’de pilotun yarışması için sponsor bulmak yeni bir durum değil, belki sporun ilk günlerinden beri varolan bir olgu. Bunu büyük pilotların anlattığı anılardan öğreniyoruz. Örneğin sporun istatistiksel olarak en başarılı ismi Michael Schumacher para ödeyerek ve yerine geçtiği pilotun şans eseri yarışamamasıyla spora katıldı ve tek şansını iyi kullanıp spora tutundu. Yalnız, günümüzün zorlu ekonomik koşulları takımların yetenek ve tecrübeden ziyade sponsor getirisine odaklanmalarına neden oldu ve bu sporun geleceği açısından olumsuz bir durum. Kovalainen, Kobayashi, Bruno Senna, Vitaly Petrov gibi görece tecrübeli isimler seneye yerlerini sırasıyla Van der Garde, Gutierrez, Bottas ve Pic’e bırakacak gibi görünüyorlar.

Tabii buradan durumlarına üzüldüğüm sonucu çıkarılmasın zira üzüldüğüm sadece Kovalainen. Kovalainen’in Renault ve Mclaren kariyerlerinin üzerine koyduğu zorlu Caterham yıllarının sürüsünü geliştirdiğini ve daha iyi yerleri hakettiğini düşünüyorum. Kobayashi’ye üzülmüyorum, zira Sauber C31’in bu seneki potansiyelinin %50’sini bile kullanmadığını düşünüyorum. Petrov’u hız konusunda fena olmasa da istikrarsız buluyorum, Bruno Senna’yı ise –takipçilerim iyi bilir- hiç ama hiç başarılı bulmuyorum. Bruno Senna’ya asla sadece Senna demediğimi yine takıpçilerim biliyor sanırım, sadece o soyadla adlandırılmayı hak etmiyor bana göre. Diğer yandan Valtteri Bottas ve Gutierrez’İ merakla bekliyorum ve ikisine de güveniyorum, ikisinin de en geç 4-5 seneye şampiyonluk yarışı içinde olacaklarını düşünüyorum.

Özet olarak yetenek sporu olan Formula 1’in ekonomik kaygılarla maddileşmesi üzücü, umarım ya takımlar biraz daha zenginleşirler, ya da bu durumdaki takımlar yerini daha zengin sahiplere bırakır. Aksi takdirde gridde şu anda 6 şampiyon varken gelecekte 1-2 şampiyon ve orta yetenekte pilotlarla spor hayatını devam ettirecek. Alonso, Button, Kimi ve Hamilton emekli olduğunda Vettel’den başka kim kalıyor elimizde?

5 Kasım 2012 Pazartesi

Vettel balon mu? Ve Alonso'nun şampiyonluk şansı..


Sebastian Vettel balon mu?
Sebastian Vettel Cumartesi günü yaşadığı büyük problemle gridin en arkasına atıldıktan sonra Pazar günü ya kendini bedavacı ve ballı diye eleştirenleri haksız çıkaracaktı, ya da gridde beklenen yükselişi sağlayamayıp eleştirileri haklı çıkaracaktı. Yarışın ilk bölümünde bir dizi geçişle ve bazı kazalardan yararlanarak 11.sıraya kadar çıktı ve sonra Bruno Senna ile teması sonrası Güvenlik Aracının da zamanında girişiyle birlikte pite girip tekrar son sıraya geriledi. Daha sonra da istikrarlı turlarla ve biraz da ikinci Güvenlik aracı periyodu yardımıyla ilerledi. Bu esnada risk aldığı geçişler de yaptı. 24.sıradan başlayıp 2 pit stopla 3.bitirmek bedavacı birinin yapabileceği bir şey değil. Aynı başarıyı Alonso ya da Lewis Hamilton yapsaydı bugün tüm internet siteleri, Twitter, forumlar onları yerlere göklere sığdıramazdı, hak ederlerdi de. Yani demem o ki, Vettel’e biraz ön yargılı bakılıyor. Dünkü başarıdan sonra bile onu istisnai pilotların arasına sokmamayı da sanırım sadece Türk F1 fanları ve yorumcuları başarıyor. Sezar’ın hakkı Sezar’a…

Tabii şu noktayı da eklemeliyim. Vettel dünkü başarısını son 4 yarışı kazanmış mükemmel aracının yeni vites kutusu ve vites oranlarıyla yaptı. Ona yardım eden iki Güvenlik Aracı periyodu vardı. Başardığı şey hata yapmamak ve bazen riske girmek. Yani aslında bir Kimi Raikkonen/Suzuka 2005 yapmadı bu doğru, ancak hata yapmamak da bir başarıdır. Takım arkadaşı Webber’e bakmanız yeterli.
Vettel sadece Button’a yaptığı atak için bile büyük övgüyü hak ediyor. Button yarıştan sonra Vettel’in bu atağı yapacağını beklemediğini söyledi. Yani büyük tecrübe Button Vettel’in o riski alacağına inanmamış ki zaten lastik lastige virajı döndüler.

Alonso’nun şampiyonluk şansı…
Şampiyonluk yarışında geriye 2 yarış kaldı ve Alonso’nun şampiyonluk umudu giderek azalmaya başladı. Evet, dünkü sonuçla 13 puanlık farkı 10 puana düşürdü, hala savaşacağım diyor ama reel dünyaya geldiğimizde bunun o kadar da kolay olmayacağını görüyoruz. Alonso’nun şampiyonluk için mutlaka bir galibiyet alması gerekiyor. Bu yazımda da neden bunun gerektiğini matematiksel hesapla anlatacağım.

Şu anda Vettel ve Alonso arasında 10 puan fark var. Alonso’nun şampiyon olması için bir yarışı kazanması gerekiyor ve diğer yarışta da kazanması ya da eğer kazanamadıysa Vettel’e en az 2 sıra fark koyması gerekiyor. Yani eğer 2.olursa Vettel’in de 4.olması lazım. Aksi takdirde Vettel galibiyet fazlasıyla şampiyon oluyor.

Herhangi bir yarış kazanmadığı durumda da iki yarışta Vettel’in hiç yarış kazanmaması ve Alonso’nun da toplamda 5 sıra fark atması lazım. Ki bunlardan birinin en az 4.’lük olması şart. Örneğin her iki yarışta Vettel  8.olsa ve Alonso 5.olsa bile Vettel yine şampiyon oluyor.
Göründüğü gibi matematik hesaplarıyla Alonso’nun işinin zor olduğu ortada. Ferrari’nin iki şansı var, birincisi Vettel’in mekanik arıza veya kazayla yarış dışı kalması ya da herhangi bir hata ile çok gerilerde bitirmesi. Sonuncu başladığı yarışta bile podyuma çıkacak hiza sahip RB8’in yarış dışı kalmak haricinde pek sıkıntısı olmaz gibi…  Ferrari’nin de 15 günde 0.6-0.7 saniye hızlanması mantıklı değil. O yüzden Alonso’nun beklemek ve zorlamaktan başka çaresi yok.

Tabii şunu eklemeliyim, eğer Ferrari 5-8 puan arası bir farkla şampiyonluk yarışını Brezilya’ya taşımayı başarırsa Alonso’nun şansının şu ankinin iki katına çıkacağını düşünüyorum. Neden mi?

1.Brezilya yağmur konusunda her zaman sürprizler yapmış bir pisttir. Yağmur da Ferrari’nin çok hızlanması demek. Aynı zamanda strateji açısından büyük sürprizler demek. Bir anda Vettel’in avantajı uçup gidebilir.
2.Brezilya’da Ferrari ve Massa ekstra motive olacak, eğer Alonso’ya hızlı bir araç verilirse Massa’nın 2.sırayı alıp takım arkadaşına yılın yardımını etmesi pek uzak ihtimal değil.

3.Brezilya’da Fernando Alonso çok ama çok hızlı. Yarış dışı kaldığı 2009 ve Minardi’de yarıştığı 2001 hariç Alonso burada çıktığı 9 yarıştan 6’sında podyuma çıktı ve diğer üçünde de 4.oldu.
Özetlemek gerekirse, Ferrari ve Alonso’nun şampiyonluk iddiasının güçlü şekilde devamı için Austin’de ya kazanması, ya da Vettel’den en az 2 sıra üstte finish görmesi gerekiyor. Aksi takdirde Brezilya matematiksel olarak şans devam etse de gerçekçi olmayan bir amaç için turistik bir geziye dönüşebilir.

16 Ekim 2012 Salı

2014'de Vettel Ferrari'ye gelir mi?

Felipe Massa’nın bugün Ferrari ile 2013 sonuna kadar devam edeceğinin açıklanması ile 2012 sezonunun en büyük haber kaynağı ortadan kalkmış oldu. Sanırım herkes yeterince bıkmıştı bu meseleyi konuşmaktan ve merak etmekten.  1 ay önce buradan yazdığım senaryonun ilk bölümü gerçekleşmiş oldu, Ferrari 2014 için bir koltuğu boş bıraktı. O boş koltuğun en büyük adayı yine yazımda da bahsettiğim gibi Sebastian Vettel. Bu konuda bir ön anlaşmanın imzalandığını da artık sağır sultan bile duydu. Bu yazının amacı kendi açımdan bu anlaşmanın getirecekleri ve gerçeğe dönüşme ihtimalinin oranını anlatmak.

Bugün Twitter hesabımda da söylediğim gibi, Ferrari planlarını Vettel  “gelecek” diye değil, “gelebilir” diye yapıyor. Düşünebiliyor musunuz, Ferrari gibi köklü bir takım, 25 yaşında bir pilotun sadece gelme ihtimali için kendi içinde çok önemli kararları bekletebiliyor. Peki neden? Çünkü Sebastian Vettel 2013-2023 yılı döneminin en değerli pilotu, 24 yaşında çifte dünya şampiyonu oldu ve 25 yaşında da 3.dünya şampiyonluğuna koşuyor. Haliyle Red Bull, Ferrari ve Mclaren’in ağzını sulandırıyor. Onu alan bir anlamda en azından zirveye oynamayı garantilemiş oluyor. O yüzden de kimse bu pilotu diğerlerine bırakmak istemiyor. Ferrari de bu yüzden Vettel ile bir ön anlaşma yaptı ve onu almaya karar verirse önceliği olsun istedi.
Fakat, yanlış anlaşılan ve yanlış değerlendirilen bir husus var. O da, bu anlaşmanın bitmiş olduğu ve Vettel’in Ferrari’ye 2014’de kesin geleceği sanrısı. Yine bugün Twitter’da bahsettiğim gibi bu anlaşmanın gerçekleşmemesini gerektiren sebepler gerçekleştirmesini gerektirenlerden daha fazla. Şimdi izninizle onlara tek tek değineyim.

Vettel açısından sebeplerle başlayayım… Şimdi öncelikle Vettel 2014 sezonu için Red Bull ile opsiyonlu bir anlaşmaya zaten sahip. Yani 2011-2013 sezonunda olan bazı şeylerin sonucuna bağlı olarak 2014 için de takımda kalması gerekecek. Sizce bu şartlar ne olabilir? Bu tarz opsiyonlar genellikle performansa dayalı oluyor, pilotun ve takımın performansına. Tabii ki en kötü ihtimalle takımın kazanan bir araç sağlaması yönünde olacaktır. Takım bırakın kazanmayı, Vettel’e 3.şampiyonluğunu veriyor, seneye belki de 4. olacak. Bana göre opsiyonun gerçekleşmeme ihtimali yok. Üstüne konuşulmasına bile gerek olmayacak bir “fazla başarı” klozu olabilir, yani “en az 2 şampiyonluk kazandıysa gidebilir” gibi, bu da dediğim gibi üstüne konuşulması bile saçma bir ihtimal. Kısacası Vettel kanunen zaten Red Bull ile kalmak zorunda kalabilir.
İkincisi, Vettel Red Bull’da istediği her şeye sahip. Ona çok güvenen bir takım, başarı, pazarlama imkanı, para ve tabii ki en önemlisi başarı makinası Newey. Vettel neden böyle bir takımı bırakıp gitsin? Mevcut şartlarla bu anlamsız. En azından 27-28 yaşına kadar anlamsız. Sonradan Ferrari markası için yarışma hayalini gerçekleştirmek için gidebilir, bu da en az 2-3 sene sonrasında olur.

Üçüncüsü, Red Bull Webber’i emekli edecek seneye, bir de elinden Vettel’i kaçırır mı? Elinde hiç bir süper sürücü yokken son 3 yılın şampiyon takımı bir sezona başlar mı? Tabii ki bu çok saçma olur ve bunun için Red Bull anlaşmadaki hakkını sonuna kadar savunur, istiyorsa Vettel’in yıllık ücretini istediği kadar artırır. Kısacası, RED BULL VETTEL’İ BIRAKMAZ! Bu yüzden Horner Vettel’in kalmaması için en ufak bir ihtimal bile yok dedi. Red Bull ikinci bir Vettel’i olmadan Vettel’i bırakmaz, bunu unutmayın.
Dördüncüsü, Sebastian Vettel  fanlarıyla, mühendisleriyle, başkanıyla, mekanikerleriyla Alonso’ya tapan bir Ferrari dünyasına neden gitmek istesin? Birkaç sene sonra gidip tapılan adam olmak varken neden bunu yapsın? Evet, meydan okumak için diyenler olabilir ama tonlarca pozitif şeyin olduğu Red Bull’dan ayrılmak için bu fazla duygusal ve riskli bir sebep olur.

Gelelim Ferrari için sebeplere… Birincisi ve en önemlisi, Montezemelo’nun da ifade ettiği gibi Vettel ve Alonso aynı takımda olursa bu aynı kümeste iki horoz olması demek. Yine Twitter’da bahsetmiştim, Fernando Alonso lider karaktere sahip bir pilot. Aslan burcu özelliklerini tamamıyla taşıyor. Takıma geldiği andan itibaren bu özelliğini konuşturdu ve sadece kendi garajı değil, diğer garajı da kendine hayran bıraktı. Fabrikada günler ve aylar geçirdi, takımı iyi ve kötü günde sırtladı. Öyle seviyeye geldi ki, Ferrari alacağı pilot için Alonso’ya da danıştığını resmen duyurdu. Ancak bütün bunlar Alonso Massa’yı net şekilde mağlup ettiği için oldu. Bu 3 senede kimse Çin 2010 (Massa’yı ittirerek pite girdiği) ve Almanya 2010 (meşhur geçiş izni meselesi) hariç Alonso’nun dişini görmedi. Kimse hayal görmesin, hepimiz biliyoruz ki Alonso kendinden hızlı takım arkadaşı istemez, bir Aslan burcu gibi yenilmekten nefret eder ve garajın diğer tarafında kendinden hızlı birinin olduğunu bildiği her dakika mutsuzluğunu hareketlerine de yansıtır. Siz Ferrari takımı olarak, Alonso gibi bir süperstarı neden rahatsız etmek isteyesiniz? Günün sonunda tek bir şampiyonunuz olacak, iki değil. Evet, Takımlar Şampiyonluğu o zaman neredeyse garanti olur ama kim Takımlar Şampiyonunu hatırlıyor yıllar sonra? 1995’de kim Takımlar Şampiyonu oldu desem kaç kişi bilir? Ancak son 20 yılın Pilotlar Şampiyonlarını her ortalama F1 fani sayar.
İkincisi, Mclaren’in başına 2007’de geldiği gibi her iki pilotun da şampiyon olamadan ortada kalması ihtimali hiç de az değil. Alonso’nun Vettel’i çok rahat geçeceği gibi bir düşünceyi unutun, Vettel’i çok fazla hafife alıyor bazı arkadaşlar. Bu ikilinin birlikte yarıştığı durumda eminim ki puan farkı hiçbir zaman 15-20 puandan fazla olmayacaktır. Dahası bunun 10 civarlarında dolaşma ihtimali yüksek. Her iki pilotun çok iyi olduğu pistler var, birisi sıralamada iyiyken diğeri yarışta çok ezici bir performansa sahip. Evet, Alonso Vettel’den yetenek ve tecrübe olarak bir adım önde ama fark düşündüğünüz kadar değil. Soruyorum size, eğer 2007’de Mclaren Alonso’ya odaklansaydı ne olurdu? Ben söyleyeyim, şampiyonluğu Brezilya’ya gelmeden önce ilan ederdi.  Hamilton’a odaklansaydı yine aynı şey olurdu, Lewis son yarışa bırakmazdı şampiyonluğu ve kaybetmezdi. Durum böyleyken tek pilot destekleme politikasını yıllardır sürdüren Ferrari’nin bundan vazgeçmesi pek akla mantığa sığmıyor.

Üçüncüsü, Kimi ve Button dışında tek adamlık istemeyen bir şampiyon yok şu anda gridde. Schumacher, Alonso, Lewis ve Vettel pohpohlanmadıklarında mutsuzluklarını belli ediyorlar ve geçmişte ettiler. Geçmişte bu konuda sabıkası kabarık Alonso’nun yanına 14 pole pozisyonu varken pole pozisyonunu Webber’e kaptırınca suratı asılan Vettel’i koyduğunuzda herşeyin iyi gideceğini mi düşünüyorsunuz? İngilizlerin dediği gibi “come on man” demek istiyorum…

Ferrari Montezemelo’nun sözlerini gayri resmi açıklama organı “The Horse Whisperer” ile açıklama ihtiyacı hissetti. Özetle, “Vettel gelmez demiyoruz, takım için yarışacak herkese kapı açık” dedi. Bu Vettel için açık kapıydı elbette, elde bir ön anlaşma olduğu için.
Tabii ki imkansız değil Vettel’in gelmesi ama bunu çok ama çok düşük ihtimal olarak görüyorum ve şahsi görüşüm ne Vettel’in geleceği, ne de Ferrari’nin bunu isteyeceği. Peki ne olacak? Ferrari Massa’nın performansına odaklanacak yine, eğer Massa bir 2008 performansı daha yaşatırsa Alonso ile devam edebilir. Eğer, bu sezona benzer bir durum yaşanırsa bana göre Ferrari Hulkenberg’i alacak ve Alonso’nun emekliliğine kadar da Vettel konusu tekrar açılmayacak.

28 Eylül 2012 Cuma

Hamilton ve Perez kararının düşündürdükleri


Hamilton’ın Mercedes’e transferinin Hamilton için kumar ve risk olduğu görüşüne katılıyor musun? (Ertuğrul Başar)
Bu kararın kumar ve risk olduğu muhakkak ancak burada şuna bakmak lazım: Risk seviyesi kabul edilebilir seviyede mi? Bence evet. Öncelikle Mercedes bir üretici takım, 2014 motor kuralları değişikliği ile birlikte musluğun başında olacaklar. Yani şu anda bile Ferrari, Mercedes ve Renault V6 turbo şarjlı motorların nasıl olacağını, hangi şasiyle de daha uygun sonuç vereceğini herkesten iyi biliyorlar. Araç tasarımına başlarlarsa (ki eminim başladılar) gelecek yıl bu zamanda diğer tüm takımlara karşı 1-0 önde olacaklar. Dahası Mercedes bütçesiyle de F1’e bağlılığı yönünde soru işaretlerini kaldırdı. Takımın başındaki adam Ferrari ile defalarca kazandığı başarıları bir başka takımla tekrarladı. Bunu tekrar yapmaması için bir sebep de yok. Dahası, takımdan alacağı para daha yüksek ve pazarlama konusunda da daha serbest. Bu kadar sebep varken gitmemesi için sebepler sınırlıydı ve gitti. Risk aldı ama aldığı risk büyük  değil. En kötü Alonso’nun Renault’da yaptığı gibi 2-3 seneyi boş ama mutlu geçirir, sonra büyük bir takımda başarılarına devam eder.

Hamilton 6 yarış kala ayrıldığı takımla şampiyonluk için mi yarışacak? Nasıl olacak bu? (Zuhal Ören)
Zor bir durum… Yalnız tıpkısının aynısını Alonso’nun da 2006 yılında yaşadığını hatırlamalıyız. Alonso’nun o zaman aptal şekilde kendi takımı için “benim şampiyonluğumu istemiyorlar” şeklinde suçlamaları olmuştu. Tabii o Alonso o zaman 25 yaşındaydı, yani daha çok çok gençti. Duygusaldı ve bu tarz komik çıkışları oluyordu. O dönemde Alonso için bir şey değişmemişti, motivasyonu yüksek bir pilot olduğundan yılı şampiyon kapatmayı başarmıştı. Hamilton için durum biraz daha farklı. Birincisi 2006’da Alonso’da olduğu gibi şampiyona lideri değil, aksine tam 52 puan geride. İkincisi tek rakibi yok, tam 3 rakibi var. Takım arkadaşı kendisi kadar güçlü vs… Yani işi kolay değil. Takım Lewis’in şampiyonluğu için her şeyi yapacağını duyurdu ama şunu anlamak çok zor değil, gelecek yıl da aynı takımda kalacağını bilerek bir pilotu desteklemek nasıl ki takım için çok daha ayrı, pilot için de aynı motivasyonu korumak o kadar zor. Kısacası, bu kararın hem takıma hem de pilota az da olsa olumsuz etki olacağını düşünüyorum.

Schumi’nin dönme kararı hatalı mıydı?  (Narmin)
Hatalı diyemeyiz, neticede Schumi özgüveni çok yüksek bir pilot. Bu yeni dönemde de tekrar şampiyon olabileceğini düşündü ve geldi. Çok farklı bir F1 buldu, bıraktığı yerde değildi hiçbir şey. Ne testler vardı, ne yarıştığı takımın dominasyonu, ne kendisi için çalışan bir lastik üreticisi, ne 1-2 tane daha güçsüz rakibi. Herşey zor ve çetrefilliydi. Değişkenlerin kombinasyonundan iyi bir sonuç çıkmadı, bu kadar basit.

2014’de Vettel  Ferrari’ye geçerse Kimi de Red Bull’a geçer mi? (Zuhal Ören)
Vettel Ferrari’ye geçerse Red Bull bir anda ortada kalacak. Webber’in de emekli olacağını düşündüğümüzde takımın elinde bırakın şampiyon pilotu, tecrübeli pilot bile kalmayacak. İşte bu ortamda Kimi benim Red Bull için ilk adayımdır. Ancak, Kimi’nin 2014’de 35 yaşında olacağını ve belki de artık yarışmak istemeyeceğini göz önünde bulundurmalıyız. Yani güzel bir fikir ancak gerçekleşmesi hep “eğer’lere” bağlı.

Mclaren’de Perez ve Button farklı sürüş stiline sahip değil mi? Kim baz alınarak araç geliştirilir? Kim tökezler? (Ahmet Emre Akcan)
Aslında tam tersi, sanırım gridde tarzları bu kadar birbirine benzeyen başka bir pilot ikilisi yok. Her ikisi de zarif süren, lastiklerine iyi davranan pilotlar. Mclaren aracı tasarlarken epey rahat olacaktır. Kimi baz alırlar? Tabii ki Jenson, çünkü tecrübeli ve şampiyon pilot, ayrıca takımın şu anda pilotu. Kış testlerine kadar vereceği geri bildirimle Perez’in verecekleri karşılaştırılmaz bile. Ama Perez de zorlanmayacaktır o araçla.

Rosberg Hamilton’ı Perez de Button’ı geçerse Hamilton’ın hali ne olur? (Turan Adanur)
Bir şey olmaz, Lewis geçen yıl da geçildi ve burnu sürtülünce bu yıl daha iyi hale geldi. Rosberg de iyi bir pilot ama belki bir kaç yarışlık bir üstünlükten sonra ibre Hamilton’dan yana dönebilir. Aksi olsa bile ilk yıl olduğundan fazla etkilenmez. 2014’de hala gerideyse kendisi de rahatsız olur takım da…

Ferrari nasıl bir yol izleyecek şimdi? (Uğur)
Ferrari ile ilgili yorumumu 2 hafta önce yazmıştım, işler aynen yazdığım gibi yürüyor. Massa iyi performansını sürdürdüğünden muhtemelen Ferrari bir yıl daha Massa ile yarışacak ve sonra Vettel gelecek. Ondan sonrası da toz duman…

Massa Sauber’e Schumi Ferrari’ye gider mi? Schumi 1 sene sonra emekli olup yerine Vettel gelir mi? (Umur İbrahim Üstün)
Schumi’yi Ferrari artık almaz. Birincisi Mercedes’e gitmesi takımı yeterince hayal kırıklığına uğrattı. İkincisi, Schumi Mercedes’le 3 yılında Ferrari’nin ilgisini çekecek bir şey yapmadı. Ferrari neden alsın ki Schumacher’i? Vettel meselesi de yukarıdaki soruda da bahsettiğim gibi bana göre kesine yakın.

Schumi’den vazgeçmek neden bu kadar kolay oldu Mercedes için? (İsmail Önder Kara)
Neden bu kadar kolay oldu? Schumi’nin ilk senesi Rosberg’e karşı ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. İkinci yılda da Rosberg önde göründü. 3.senesinde Schumi daha hızlı gibiydi ama bu sefer de genelde takımın sorunlarıyla, bazen de Schumi’nin hatalarıyla Schumi puan olarak Rosberg’in yarısı durumunda. Yukarıda bir soruda bahsettiğim gibi Schumi’yi eski dönemiyle kabul ederseniz ilk tercih olur her zaman. Ancak, şu andaki Schumi mi yoksa Hamilton mi sorusuna Mercedes göründüğü kadarıyla tartışmasız Hamilton dedi ve Schumi’den vazgeçti. Neden? Çok özetle, yaşı ilerledi, numerik başarıları beklenenin çok altında ve yeni F1’e adapte olamamış görünümünde.

Şu bir gerçek: Schumi’nin Mercedes dönemindeki kariyerini bir başka pilot geçirmiş olsa ilk sezonunda gönderilirdi, o olmasa ikinci sezon sonunda kesin gönderilirdi. Schumacher bir marka ve çok büyük bir tecrübe, bu yüzden kaldı. Ancak, Mercedes tekrar zirveye dönmek için bir hamle daha yapmak zorundaydı ve bunun için de Hamilton en iyi uygun adaydı.

Hamilton bu sene sonunda şampiyon olursa pişman olur mu gittiği için? (Elovset Haydarovh)
Olmaz, o da Mclaren’in şu haliyle Mercedes’ten iyi olduğunun farkında. Gitmesinin farklı sebepleri var, o bir risk alıyor ve bu riski başarıya çevirmek istiyor. Sene sonunda şampiyon olursa o bunu sadece “Allah bereket versin” diye değerlendirir, fazlası yok. O Mclaren’in sportif olarak ne kadar güçlü olduğunu zaten çok iyi biliyor.

Üstad Ferrari 2014’de ne yapacak, Vettel-Alonso olur mu? (Hikmet Meryumoğlu)
İki farklı soruda ve daha önce yazımda belirttiğim gibi bu çok yüksek bir ihtimal bana göre. Ferrari çoktan anlaşmayı yaptı ve bu artık sadece çok beklenmedik bir sebeple değişebilir, Vettel bence 2014’de Ferrari’de.

Schumi Sauber’e gider mi? (İlker İnanç)
Daha önce de bu soru geldiğinde söylemiştim, Sauber Schumi’ye en fazla 5 milyon $ verebilir, o da zorlayarak. Takımın böyle bir bütçesi yok. Eğer Schumacher düşük bir ücretle gelir de yanında bir de sponsorlarını getirirse Sauber buna dünden razıdır. 7 defa dünya şampiyonu pilot takımınıza beraberinde markasıyla geliyor, daha fazla kameraların odağı olacaksınız. Yani Sauber para konusunu hallederse dünden razı olur Schumi’ye.

Peki Schumi gider mi? Schumi çok net ortada ki hayal kırıklığı yaşıyor. Mercedes’in Hamilton’ı tercih edeceğine inanmazken gerçeklerle bir anda yüz yüze geldi, hem de şık olmayan biçimde. Schumi bu, savaşmak kanında var. Reddedilmeyi hazmedememiş olabilir, Mercedes’te zaten başıma gelen geldi bundan kötü olamaz diyebilir, Sauber C31’in potansiyelini de düşünerek bir anda bir maceraya atılabilir.
Bunun için Peter Sauber’le paradan önce 2013 hazırlıklarını konuşacaktır, buna eminim. Eğer Sauber de ona olumlu tablo sunarsa ihtimaller dahilinde.

Nedense içimdeki ses emekli olmayıp devam edecek diyor. Bakalım…

Schumi Williams’a gider mi? (Yusuf Ahmet Oktay)
Williams da ihtimaller dahilinde, ama Sauber’in daha gerçekçi ihtimal olduğuna inanıyorum.Sauber Williams’a göre daha istikrarlı bir takım. Ancak Williams’ın son yıllarda imaj kaybettiğini de düşünerek ismini çok lekelemek istemeyeceğini düşünüyorum.

Ileride Perez tekrar Ferrari’ye geçebilir mi? (Berker Yıldırım)
Güzel bir soru. Herşey bu minik Meksikalı’nın Mclaren’deki performansına bağlı. Perez’i sadece başarılı bir pilot olarak görmeyin, o aynı zamanda yürüyen bir dolar kaynağı. Hep söylüyorum, sponsor Telmex’in sahibi Carlos Slim kişisel servette dünyanın zirvesinde. Sergio’yu da oldukça seviyor. O yüzden Perez gibi bir pilotu rakip takıma gitti gibi duygusal sebeplerle gözardı edemezsiniz. Eğer Perez Mclaren’de çok güçlü bir performans gösterip Jenson’ı yenerse, şampiyon olursa, ya da düzenli galibiyet alırsa Ferrari “henüz yeterli tecrübesi olmayan eski FDA üyesi bu pilotu” yalvar yakar parasını bastırıp ileride tekrar alabilir. Ancak bunun için Alonso’nun emekliliğini beklemek zorunda gibi şimdilik.