F1 yarış analizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F1 yarış analizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2016 Perşembe

F1'in yeni starı İspanya'da sahnede

Barcelona’da yapilan Ispanya GP son 10 yılda her yıl olduğu gibi bu yıl da farklı bir yarış galibi çıkardı. Bu sefer sürpriz gerçekten de sürpriz oldu: Tarihin en genç yarış galibi, hem de bir önceki rekoru 2.5 sene ile kırdı, dahası bir yarışa liderlik eden en genç pilot rekorunu da aynı yarışta elde etti. Kısacası, kimse ama kimse bu sonucu beklemiyordu. İzleyen herkesin de gördüğü gibi bu sürpriz sonucun en büyük mimarı aslında Mercedes’in kendisiydi. Son 4 yarışı Rosberg’e veren son şampiyon Hamilton şampiyonluğunun elinden kaymaya başladığını görünce yarışa agresif başladı. Özellikle de startta pozisyon kaybedince panikleyip öne atılınca kendisi de arkadaşı da kaza sonucu yarış dışı kaldı ve bizlere sıkıcı olmayan bir sonuç hediye ettiler. Hem bu yarışın bir değerlendirmesini yapalım istedim, hem de diğer sorularınıza cevap vermek istedim.

Soru: Kazada kim hataliydi? Bundan sonra ne olur Hamilton ve Rosberg arasinda? Sezon daha heyecanli bir hale mi geldi? (Ataberk Ergun)

Kazada kesinlikle Hamilton’in hatali olduğunu düşünüyorum. Ancak bu cezayı gerektirecek seviyede bir hata değildi. Kural kitabı pilotlara tek çizgi değiştirme hakkı veriyor ve Rosberg bu hakkını kullandı. Lewis’in pistin sol tarafını kullanmaya çalışması gerekiyordu, ancak o acele edince ve Rosberg’in çizgiyi kapatacağını düşünmediği için tek çare çimlere çıktı, orada da sonuç malum. Bundan sonra ilişkileri nasıl olur? Ben ilişki derecelerini yine F1’den vereyim, sıralamayı ona göre yapalım.

Çok sıcak: Raikkonen-Vettel
Sıcak: Button-Alonso
Normal: Massa-Bottas
Soğuk: Webber-Vettel
Buz: Alonso-Hamilton

Bu kazadan önce ilişkileri Soğuk seviyesindeydi, şimdi Buz seviyesine yaklaştı. Buz seviyesi olmadı henüz, çünkü takım bunu affetmez. Bundan sonra tamamen mekanik ilişkiler, pist üstünde daha fazla rekabet ve Lewis tarafında ölçüsüz hırs bekliyorum. Sezon kesinlikle çok daha heyecanlı olacak, Lewis’in yarışlar kazanacağını düşünürsek geriden gelen diğer takımlar için farkın az kalması konusunda bu bir şans. Gelecek yıl da bu iki pilotun birlikte yarışmaya devam etme ihtimalini düşük görüyorum.

Soru: Hamilton'un şampiyonluk şansı çok ama çok azaldı, özellikle kazadan sonra risk almasına takım da karşı çıkacaktır. Sizce şansı ne? (Erşan Selçuk Karagöz)

Söz konusu adam Lewis Hamilton ise her zaman her şey mümkündür. Şampiyonluk şansının çok azaldığını düşünmüyorum. 16 yarış var ve Mercedes bu yıl kurşun geçirmez değil. Henüz problemler Rosberg’i bulmadı, dolayısıyla ilerleyen yarışlarda puan durumu çok değişebilir. Lewis’in önündeki en büyük engel heyecanı ve hırsı olabilir. Sakin olursa şansının %49 olduğunu düşünüyorum, o 1 puanı da Rosberg’in momentumu ve hali hazırdaki 43 puan farkına veriyorum.

Soru: Red Bull Verstappen yarışı kazansın diye Ricciardo’yu kobay olarak mı kullandı? (Aykut Turgut)

İspanya GP’de en çok kim çalıştı diye sorsanız ilk cevabım stratejistler olur. Bu yarışta Ferrari ve Red Bull strateji ekibi biraz yoruldu, çünkü Mercedes yarış dışı kalınca yapılacak en ufak bir hata galibiyeti kaçırmak anlamına geliyordu. Onlar da gayet doğal olarak stratejileri ikiye böldüler. Red Bull ana stratejiyi Ricciardo üzerine kurdu, Ferrari de Vettel üzerine. Pitler başladığında Ricciardo-Verstappen-Vettel-Raikkonen sıralaması vardı, bu yüzden de Ferrari ve Red Bull’un ana stratejileri yani kazanan strateji olduğunu düşündükleri stratejileri öndeki pilotları üzerine kuruldu. Bu iki pilot 3 pitle yarıştı ve doğal olarak fazla stintlerinde yumuşak lastik kullandı. Yani aslında Red Bull Ricciardo’yu kobay olarak kullanmadı, bilakis yarış galibi olarak konumlandırdı. Stratejiler bölündüğü için Ferrari ve Red Bull da Verstappen ve Raikkonen için 2 pit stratejisi belirledi. Planları bozan şey, Barcelona’nın sert asfalt yüzeyi ve Verstappen’in yeteneği oldu. Pazar gunu pistte Max’ın babası Jos haric kimse Max’den galibiyet beklemiyordu, kendisi bile. Barcelona’ya her yıl sert ve orta sertlikte hamurlar getirilirdi, Mercedes kış testlerinde yumuşak lastiği burada göstermelik denedi, supersofta bakmadı bile. Aslında bunun nedenini bizzat görmüş olduk. Medium-soft farkı o kadar azdı ki, ekstra pit stop bir pit stop süresi kadar zaman avantajı sağlamadı bile. Bu yüzden de 2 pit stop herhangi bir probleme neden olmadan yarış kazandırdı. Raikkonen Verstappen’i geçebilse kazanan yine 2 pit stop olacaktı.

Soru: Raikkonen şampiyon olur mu? (Levent Oğuzhan)

Cevap: Bu soruyu öncelikle Ferrari özelinde alayım, Ferrari şampiyon olur mu şeklinde. Bu soru sıklıkla Twitter’da bana soruluyor. Ferrari’nin şansı ne yazık ki bu sene geçen seneden de az. Takım bir çok risk aldı, radikal değişiklikler yaptı. Herkes aracın potansiyelinin yüksek olduğu konusunda hemfikir, ancak henüz uygun motor, şasi, aerodinamik ayarlara ulaşılamadı. Motor konusunda Mercedes farkı daha da açtı, aerodinamik konusunda Red Bull da Ferrari’yi geçmiş görünüyor. Ferrari’nin bu noktadan yarışı alıp götürmesi mucize olur. Raikkonen bu yıl iyi bir momentum yakaladı, araç iyi olursa yarış da kazanacaktır ancak Vettel’e rağmen kazanması benim için sürpriz olur.

Soru: Raikkonen'in 2017 sözleşmesiyle ilgili bir duyum veya tahminin var mı abi? Ne olur sence? (Enes Demircioglu)

Raikkonen’in 2016 performansı 2017 için şansını önemli oranda artırdı. Finli pilot koltuğunu sadece daha genç ve potansiyeli yüksek bir pilota kaybedebilir, bunun için de sadece Bottas ve Rosberg’i aday görüyorum. Bu iki pilot koltuklarını korurlarsa Raikkonen de devam eder. Ferrari’nin Hamilton ile bir risk alacağını şu an için düşünmüyorum. Çünkü Hamilton-Rosberg ilişkisinin daha kötüsü Vettel ile Hamilton arasında çıkacaktır. En güçlü ihtimal Kimi’nin koltuğunu koruması, ama bunu da 50%’den fazla bir ihtimal olarak görmüyorum.

Verstappen için üç beş kelam…

Ispanya GP’yi değerlendirirken tarihe not düşmek açısından Verstappen için de üç beş kelam etmek isterim. Formula 1 kuruluşundan beri nice yetenekli ve muhteşem pilota sahnesini sundu. Bunların birçoğu şovlarını şampiyonluk ile taçlandırırken bazıları da (Gilles Villeneuve) yanlış zamanda spora geldiler ve şanssızlık eseri aramızdan ayrıldılar. Sporun en sevdiğim tarafı şu ki, bizler hiçbir zaman sporda yetenek eksiği yaşamadık, pist üstünde dönüp duran birkaç harika pilot varken yenileri de birer birer eklendi. İşte bunların en yenisini, hem de tarihte en genç olanını tüm dünya hafta sonu Barcelona’da izledi. Bir pilotun ileride nasıl bir geleceğe sahip olacağını kariyerinin ilk yılında mutlaka görürsünüz. Senna’nın, Schumacher’in, Stewart’ın, Jim Clark’ın, Alonso’nun, Raikkonen’in, Hamilton’ın ve Vettel’in ilk yıllarına bakın, mutlaka bir ipucu elde edersiniz. Verstappen de bu seçkin grubun son üyesi artık. Bu tarz pilotların takım arkadaşlarına bazı serilerde ya da F1’de geçildiğini de görürsünüz. Ama içinizdeki o ses der ki, bu adam yine de daha iyi. Alonso örneğin Tonio Liuzzi’yi anlatırken kendi dönemimizde herkes onun geleceğin şampiyonu olduğunu söylerdi der. Evet, Liuzzi onları yeniyormuş, ancak tarih Alonso’yu yazdı, Liuzzi ise değil galibiyet, tek podyum bile alamadı. Evet Verstappen genelde yendiği Sainz’a zaman zaman geçildi, ancak aralarında bir gömlek fark var. Umuyorum ki Sainz’ın kaderi Alguersuari ya da Kvyat gibi olmaz.


Verstappen Formula 1 dünyasının en taze starı, eğer bu satırları okuyanlar arasında F1’i yeni yeni izlemeye başlayanlar varsa, sözüm size, çok şanslısınız, zira yıllar sonra etrafınızdakilere bu çocuk daha yeni yeni parladığı günleri dün gibi hatırlıyorum diyeceksiniz. 

18 Kasım 2010 Perşembe

Abu Dabi'de "kırmızı" hüsran

Formula 1'in en efsane sezonu yine efsane bir sonla bitti. Son yarışa girilirken puan cetvelinde üçüncü sırada yer alan Sebastian Vettel harika bir sezon sonu performansıyla şampiyon oldu. Bu yazıda biraz Abu Dabi GP'sinde olanlara değineceğim, özellikle Ferrari açısından.


Fernando Alonso Abu Dabi GP'sine gelinirken şampiyonluk favorisi olarak görülüyordu. Cumartesi günü sıralamalarda üçüncü sırayı aldığında bu ihtimal daha da güçlendi. Yapması gereken tek şey iyi bir startla pozisyonunu korumak ve bu pozisyonda damalı bayrağı görmekti. Webber'e geçilmemesi gerekiyordu. Tüm stratejiler de buna göre belirlendi. Yarış başladı, Fernando Alonso kesinlikle garipsediğim şekilde Jenson Button'a geçildi. Ancak bu sıra bile ona yetiyordu. Aslında olanları tekrar yazmama gerek yok, takım Webber'e odaklandı, onun tur zamanlarına dikkat etti ve onun pitini takip etti. Bu esnada gözden kaçırdıkları üç şey vardı:

1.Yumuşak lastikler sandıkları kadar hızlı aşınmıyordu.
2.Pit kararını verirken pitini tamamlamış Rosberg ve Petrov'un zamanlarına ve pist üstündeki pozisyonlarına dikkat etmek gerekiyordu.
3.Webber arkadayken öndeki Vettel'in de şansı büyüktü, onu unutmamak gerekiyordu.

Webber'in piti sonrası hemen Fernando da pite alındı ve Webber'in önünde çıktı ama Petrov ve Rosberg'in arkasında kaldı. Sonrası malum, Petrov'u yarış sonuna kadar geçemedi ve şampiyonluğu göz göre göre Vettel'e teslim etti. Bana göre şu ya da bu değil, Ferrari pit duvarının en önemli hatası 2009 datalarından ve gerçekleşmelerinden burada pist üstünde geçişin zor ve hatta imkansıza yakın olduğunu bilmeleri gerektiği halde bunu hesaplamamaları, Fernando'nun pit stop sonrası Rosberg ve Petrov'un arkasında kalacağını tahmin etmeleri gerektiği halde bunu ciddiye almamaları ve son olarak Renault'nun F-kanal sisteminin çok iyi çalıştığını ve bunun aleyhlerine olacağını hesaplamamaları. Webber'e odaklanmak elbette hata ama Webber'e odaklanarak da pite girmeme kararı verilebilirdi, asıl hata bu değildi.
Her neyse, yarış sırasında stratejistler ve mühendisler bu yazdıklarımızı elbette biliyorlardı, bizden de iyi biliyorlardı, bizim aklımıza gelmeyen farklı birçok değişkeni de hesaplamışlardır, ancak ne olursa olsun insan o şartlarda, şampiyonluk baskısı altında hata yapabiliyor. F1'de bir karar alırsınız, tutarsa dahi derler, yıllarca bahsederler, tutmazsa acımazsızca eleştirirler ve aptal damgası yersiniz. İşte Ferrari pit duvarının yaşadığı buydu. Böyle zamanlarda acıyı yaşayıp hemen unutmayı bilmek gerekiyor. Ancak yarış sonrasında fısıltı gazetesinden duyduklarımız beni çok üzdü ve şaşırttı. Habere göre Ferrari'de kaçan bu şampiyonluk sonrası bazı "kelleler uçurulacaktı". Montezemelo, Alonso ve Domenicali'nin yeri sağlammış, ancak erken pit kararını veren Chris Dyer gidecekmiş.

Chris Dyer kimdir? Yıllarca Schumacher'in yarış mühendisi olarak çalışan ve şampiyonluklarda çok emeği olan bir mühendis. Kimi Raikkonen'in de 2007 yılı yarış mühendisiydi ve şampiyonlukta emeği vardı. Schumacher'in 2004 yılında Magny Cours'da aldığı galibiyeti hatırlayan var mı? Alonso'nun kazanacağına kesin gözüyle bakılan Fransa GP'de sıradışı biçimde 4 pit stop yapılmış ve sürekli hafif benzin yüküyle yarışan Schumacher Alonso'yu geride bırakıp yarışı kazanmıştı. Bu stratejide en büyük paylardan biri Chris'e aitti. 2007'de Kimi Fransa ve İngiltere GP'yi stratejiyle kazanmıştı, birçok yarışta doğru benzin yükü ve pit zamanlamasıyla yarışmıştı, bunun sonucunda istikrarlı derecelerle şampiyon olmuştu. Bunlarda da Chris'in payı büyüktü. Sonra bu başarıları nedeniyle pist üstü operasyonlar şefi oldu, yani yarış mühendislerinin amiri. Bu kadar artısı olan Dyer'ın böyle bir hatadan dolayı gönderilmesi büyük ayıp olur, bu Domenicali'nin çapını gösterir.

Bir söz de yarış sonrası Ferrari'yi bu taktikleri ve hatası nedeniyle eleştiren herkese. Türkçemizde bir atasözü vardır, "Bekara karı boşamak kolaydır" diye. Takımın arkasından atıp tutanların halini buna benzetiyorum. Herşey olup bittikten sonra, pitler tamamlandıktan sonra, lastik aşınmaları görüldükten sonra ve yarış bittikten sonra şu yanlıştı bu doğruydu demek kolaydır. İş bunu yarış sırasında doğru yapmaktır. Bu sene onlarca doğru karar alan ve Alonso'ya yarışlar kazandıran Ferrari pit duvarının bir hatayla yerden yere vurulması en basit tabiriyle amatörlüktür.

Son olarak Fernando Alonso taraftarlarının büyük hayal kırıklığı yaşamasını anlayabiliyorum ancak unutulan bir gerçek var: Alonso, bu seviyeye kadar bir oranda kendi başarısıyla geldi. RB6'ya karşı F10'un şampiyonluk mücadelesi vermesi, hele hele son yarışa 8 puan farkla girmesi normalde beklenecek bir durum değildir. O hırsıyla takımı ateşledi, az hata yaptı, fırsatlar karşısına çıktığında doğru yerde olmayı bildi, onları doğru değerlendirdi ve soğukkanlılığıyla önemli başarılara imza attı. Kısacası olağanüstü bir iş başardı. Zaten beklenenin çok üzerindeki performansı ve şansı son yarışta elinden gidince ne takım, ne kendisi ne de taraftarları hayal kırıklığına uğramamalı. RB6'nın Alonso'nun elinden şampiyonluğu zorla alması onun adına da bir şereftir.

Gelecek sezon bu sonucu aksine çevirmek ve 3.şampiyonluk peşinde koşmak için kış boyu inanılmaz çalışacağına eminim. Alonso ile kendisi gibi safkan bir yarışçı olan Hamilton, bu şampiyonlukla daha da güçlenen Vettel ve başarıya aç Schumacher'i 2011'de izlemek çok keyifli olacak.

Belki de 6 pilotlu şampiyonluk yarışına hazır mısınız?

7 Kasım 2010 Pazar

Brezilya GP değerlendirmesi: Heyecan son yarışa taşındı!

Martin Whitmarsh'ın deyimiyle "en efsanevi sezon" 2010 sezonunda şampiyonluk yarışı son yarışa taşındı. Tarihin en çetin mücadelesine sahne olan, dört pilotun şansının devam ettiği bu sezona da son yarışta şampiyonun belli olması yakışırdı, iyi de oldu.

Hafta sonunun genelinde Red Bull ve özellikle Vettel üstünlüğü hiç bırakmadı elinden. Gerek serbest antrenmanlar, gerek sıralama ve gerekse yarışta net şekilde Vettel'in ve RB6'nın üstünlüğü ortadaydı. Brezilya'da farkın Ferrari lehine azalmasını bekliyordum ama görünen o ki Adrian Newey ve ekibi yatmamış, uyumamış ve gözünü karartmış.

Sıralamalarda aslında F1 Kulübü yayınında da söylediğim gibi bir sürpriz geleceğini hissediyordum. Yağmur eğer pist kurumaya başlamışsa geridekilere önemli ve büyük şanslar sunar. Risk alabilen, yetenekli olan ve milimetrelere bile hükmedebilenler kazançlı çıkar. Hulkenberg tam olarak bunu yaptı. Pole pozisyonu değerliydi çünkü kendisi haricindeki 9 pilotun 8'i kuru lastik taktı. Onların arasından kim kazanırsa kazansın neden kazandı denmezdi, ama o çıktı, tüm favorileri geçti, en yakın rakibine 1 saniye fark atarak kariyerinin ilk senesinde kariyenin ilk pole pozisyonunu kazandı, bravo!

Start

Startta da Hulkenberg'in pozisyonunu koruması çok zordu. Öyle de oldu. Önce Vettel'e sonra Webber'e geçildi. Önce Alonso'ya karşı savunması, sonra da Hamilton'a karşı savunması kendisi için bugün göz alıcı performansının içindeki güzel detaylardı.

Yarışın şekli oluşmak üzere, Vettel Hulk'a startta saldırmış durumda...


Startta Fernando Lewis'i geçemese de daha sonra geçen yarışta olduğu gibi Lewis üzerindeki baskısıyla onu hataya zorladı ve geçti. Daha sonra da birkaç tur zorladığı Hulk'u çok çok güzel bir geçişle geride bıraktı ve yarışın sonucunu kendi açısından ilan etti.

Red Bull ikilisi de kendileri açısından bu çok kritik yarışta hata yapmadılar. Zira hata yapan şampiyonluk yarışının dışında kalacaktı. İkiliden Vettel çok iyi bir yarış çıkardı, detaylarını aşağıda vereceğim...

Red Bull: Takımın ateşle imtihanı

Red Bull takımı bir türlü zamanında birinci pilot seçememenin faturasını ödemeye devam ediyor. Japonya GP değerlendirmesinde bunun Red Bull'un başına bir dert açacağını söylemiştim, aynen bu şekilde de gelişti mesele. Vettel yakaladığı momentum sayesinde Kore'deki DNF'e rağmen takım arkadaşıyla arasındaki puan farkını 7'ye indirdi. Ayrıca galibiyet sayısını eşitledi.

Bana göre Abu Dabi'yi de kazanacak. Tabii ki karşısına artık iyice ömrünün sonuna gelmiş motorlarıyla ilgili bir problem çıkmazsa, ya da bu sene defalarca çıkan aksiliklerden biri. Red Bull da prensinin her ne durumda olursa olsun arkadaşına yol vermesini istemeyecektir. İstese de bana göre Vettel bunu yapmayacak.

İşte aklı olan bir takım patronu bunları tahmin edip önlemini birkaç yarış önce almalıydı. Karşısına iki dalda şampiyonluk şansı çıkan bir takımın daha prestijli pilotlar şampiyonluğunda şampiyonu çıkarmasıdır önemli olan, şampiyonun adı değil. Bu bağlamda Abu Dabi'yi izleyeceğiz, eğer Alonso orada şampiyon olursa Christian Horner ve Helmut Marko da tarih sayfalarında kendilerine yazılmış pek de olumlu satırlar bulamayacaklar. En azından benden ağır eleştiri alacaklar.


Çok hızlıydı, galibiyeti çok istiyordu, istediğini aldı!

Webber? Bugün galibiyeti Vettel kadar istemiyordu, ya da Vettel daha çok istiyordu, bu çok belliydi. Sezonun genelinde de saf hızda Vettel kadar iyi değildi. Pit stoptan önceki ilk 25 tura baktığımızda Vettel 16 turda Webber'den daha hızlıydı. Webber'in piti daha hızlı yapıldı, çıkışta da güvenlik aracı bölümüne kadar sert lastikleri az farkla da olsa Vettel'den daha iyi çalıştırdı, ama Vettel yine son bölümde Webber'den hızlı olmayı bildi. Webber'in artık tek şansı var: Ne olursa olsun Abu Dabi'de kazanmak. Geçen yıl burada Vettel'den hızlı olamadı, o yüzden hem Vettel'in hem de Alonso'nun hata yapmalarını beklemek durumunda.

Alonso : Bir podyum daha...

İngiltere'den beri yapılan 8 yarışta 7 podyum alan, bunların 4'ünü kazanan, son 5 yarışta 3 galibiyet ve 5 podyum elde eden Fernando Alonso son yarışa lider pozisyonda gidiyor. Şampiyon olması için diğerlerine bakmaksızın ikinci olması yetecek.

Bugün performansıyla yine şampiyonluğu hakeden bir görüntü çizdi. Hamilton ve Hulkenberg geçişleri sonrası arada 10 sn fark açıldığından Red Bull grubuyla bağı koptu. Ancak yarışın son 30 turundaki muhteşem tur zamanları Alonso'nun eğer 3.başlasaydı yarışa ortak olabileceğini gösterdi. O yine de istediğini aldı podyuma çıkarak.

Ferrari Abu Dabi'de burada olduğundan daha hızlı olacak, Brezilya daha tümsekli bir pistti, Abu Dabi bu anlamda daha iyi. İki uzun sayılacak düzlük ve kerbler Ferrari'ye uyacak detaylar. Bu hafta son bir güncelleme ile Abu Dabi'de Ferrari'yi çok rekabetçi görebiliriz. Sıralama çok kritik olacak, Fernando burada pole için elinden geleni yapacaktır. Geride başlasa bile pistte geçiş yapılabilecek alanlar var, ama hedefi kesinlikle ilk çizgi olacaktır. Onu durdurabilecek tek şey motor görünüyor.

Öncelikle Bahreyn'de pnömatik sorunu nedeniyle kullanmadıkları yepyeni motoru burada Cuma günü deneyeceklerdir. Eğer yeterli data gelirse muhtemelen Brezilya'daki motoru antrenmanda kullanıp ilk motoru sıralama ve yarışa saklayacaklardır. Ferrari'nin Brezilya'da Cuma günü patlayan motoru ömrünün sonuna gelmiş ve sadece 3 turluk hatayla ömrü doğru hesaplanmış. Bu şu anlama geliyor : Takımın elindeki motorlarda hesapları doğru ve eğer rahatız ya da kendimize güveniyoruz diyorlarsa gerçekten güveniyorlardır.

Felipe Massa takım için hayal kırıklığı olmaya devam ediyor. Kendi seyircisi önünde de utandırıcı bir performans gösterdi. Takımın ne kadar gergin olduğunu tahmin edebiliyorum. Sezon sonrasında uzun bir tatile ihtiyacı var. Seneye de Alonso'yu geçebileceğine pek ihtimal veremiyorum...

Mclaren: Tükenişin son perdesi

Mclaren yılın ilk yarısındaki süper performansının ardından öyle bir gerileme sürecine girdi ki, bunu mantıkla izah etmek zor. Bir büyük takım ya kaynaklarını kullanır ve önlere yarışır, ya da seneyi feda edip en azından ertesi seneyi kurtarır. Mclaren'de bunu göremedik. Takımın bu gelişim yarışında Ferrari ve Red Bull'dan bu derece yavaş kalması çok garipti.

Lewis Hamilton'ın Abu Dabi'de şampiyon olması imkansıza yakın bir hal aldı. Şampiyonluğu için Alonso'nun puan alamaması, Webber'in en iyi ihtimalle altıncı olması, Vettel'in de en iyi ihtimalle üçüncü olması gerekecek. Ve tüm bu sonuçların aynı anda oluşması gerekiyor. F1'de kesin bilgilere yer yoktur elbette ama Lewis'in de motivasyonu için bunu biraz mümkün görmesi gerek.

Görelim bakalım neler olacak...

Yarışın geneli için söylenecek fazla birşey de yok aslında, sıkıcı denebilecek bir yarıştı. Brezilya'nın en iyi tarafı son yarış Abu Dabi'ye müthiş bir heyecan taşıması ve ilk 3 pilot arasında puan sistemine göre anlamlı farklar bırakması. Yani örneğin 9 ya da 11 puan değil, 8 ve 15 puan bırakması.

Abu Dabi'de herkesi TRT3'de ekran başına bekliyoruz...

10 Ekim 2010 Pazar

Japonya GP Değerlendirmesi: F1'de taşlar yerine oturuyor...

Şampiyonluk yarışında önemli yere sahip olan Japonya GP’sini bugün tamamladık. Ancak bu “önemli” kelimesi rastgele seçilmiş bir kelime değil. İngilizce karşılığı “important” değil “critical” olan kelime. Peki neden?

Çünkü, Suzuka pisti kalan son 4 pist içinde şampiyonluk yarışındaki üç takım için de “en” takısıyla söylenebilecek:

-Red Bull aracının özelliğine en çok uyan pist
-Mclaren’in en güçlü olacağı pist
-Ferrari’nin en zayıf olacağı pist.

Yani Red Bull’un mutlak surette 1-2 yapması gereken, Mclaren’in mutlak surette 1-2 ya da en iyi sonucunu çıkarması gereken pist, Ferrari’nin de çıkarabileceği maksimum sonucu çıkarması gereken pistti. Yarışın sonunda baktığımızda Red Bull ve Ferrari’nin istediğini aldığını, Mclaren’in de amacına pek de ulaşamadığını görüyoruz.

Yarışa gelinirken pistin orta hızlı ve hızlı virajlarıyla ve uzun düzlük sayısının nicelik ve mesafe olarak az olmasıyla Red Bull’a çok uygun bir pist olduğu biliniyordu. Özellikle en kritik sektör 1.sektörde Red Bull rakipsiz olmalıydı. İlk viraj hızlı geçiliyordu, sonraki S virajlar da aerodinamik yol tutuşu son derece sorguluyordu. Red Bull’un zaten çok başarılı yol tutuşa sahip aracına bir de yine “esnemeye devam eden” ön kanatlarını da eklerseniz burada çok çok güçlü olacaktı.

Cuma antrenmanlarında bu tablo doğrulandı. Merak edilen de Mclaren ve Ferrari’nin performansıydı. Mclaren ilk bölümde güçlü görünse de Ferrari ayarlarını değiştirdiği 2.antrenmanda güçlü sonuç çıkardı. Mclaren yenilediği arka kanadından pek de memnun kalmamıştı. Cumartesi antrenmanları da yine tarihe geçecek derecedeydi. Aşırı yağmur nedeniyle pistte sadece iki araç zaman turu attı. Diğerleri dinlenmeyi ve hatta eğlenmeyi seçti. Sıralamalar da bildiğimiz gibi aşırı yağmur nedeniyle ertelendi.

Bu sabahki sıralamalardan önce Mclaren Lewis Hamilton’ın vites kutusunu son dört yarış için “önlem” olarak değiştirdiğini açıkladı. Yani zaten bir problem çıkma ihtimali vardı, problem büyümesin diye önlem alındı ve vites kutusu değiştirildi. Bu da 5 sıra cezası demekti.

Sıralamalarda öyle büyük sürprizler olmadı. En büyük sürpriz Massa’nın “trafik” nedeniyle son seansa kalamaması oldu. Red Bull’dan geçen yılın galibi ve orta ve yüksek hızlı virajlarda daha iyi olan pilotu Vettel pole pozisyonu az bir farkla da olsa elde etti. Evet, Vettel Spa ve Suzuka gibi yüksek hızlı virajlara sahip pistlerde Webber’den daha hızlı görünüyor. Ancak fark çok çok az tabii ki. Hamilton yine kendini aşarak 3.en hızlı zamanı elde etti, Kubica da yine çok güçlü bir sonuçla Alonso’yu geride bıraktı. Lewis vites kutusu değişikliği cezasını 5 sıra geri düşerek çekti, Alonso 4.sıraya, Kubica da 3.sıraya yükseldi.

Start...

Startta ön sıranın kirli tarafta kalan tüm pilotları sıra kaybetti. Webber Kubica’ya, Alonso Button’a sıra kaybetti. Ancak Alonso daha ilk virajda pozisyonunu kazanmayı başardı. Vettel sorunsuz start aldı. Daha ilk virajda gerçekleşen kazalar nedeniyle güvenlik aracı piste girdiğinden momentumu iyi araçların sıra kazanma ihtimali ortadan kalktı. 3-4 tur süren SC periyodu sonrası Kubica sağ arka lastiğini kaybedince Webber ve Alonso birer sıra yükseldi. Eğer bu değişiklik olmasaydı Webber ve Alonso’nun Kubica’yı geçmesi zor görünüyordu, muhtemelen başları epey ağrıyacaktı.

Suzuka'da kirli tarafta kalanlar şanssızdı...
Yarışın ilk bölümünde öndeki araçların performans farkları çok belirgindi. Red Bull Ferrari’ye her tur 0.3-0.4 saniye fark atıyordu. Mclaren de Red Bull’dan 0.6 sn, Ferrari’den 0.2-0.3 saniye yavaş görünüyordu. Bu sene birçok defa şahit olduğumuz gibi Ferrari’nin sert ve yumuşak hamurlarda hızını kazanması birkaç tur sürüyor. Alonso’da da bugün iki hamurda da ilk turlarda bu görüntüyü doğruladık. Alonso’nun öndeki rakiplerinin temposunu yakalaması biraz zaman aldı. Sonra da klasik şekilde onlardan da hızlı turlar atmaya başladı zaman zaman.

Mclaren tarafında Button’ın sert hamur kumarı gözleniyordu. Lewis Hamilton bariz şekilde takım arkadaşından hızlı olduğu halde 1 sn’lik zaman farkını kapatmayı başaramıyordu. Takımın birşeyler yapması gerekiyordu.

Kobayashi show!

Diğer taraftan yerel kahraman Kamui Kobayashi yarışa renk katıyordu. Gerilerden başladığı yarışı akıl almaz geçişlerle renklendirirken ön sıralara tırmanmaya başlamıştı. Kobayashi’nin savaşçı ve kolay teslim olmaz yapısını geçen yıl daha ilk yarışlarında gözlemlemiştik. Hele ilk yarışında neredeyse şampiyon olmuş Button’la girdiği efsane mücadeleler herkesin aklındadır. İşte o mücadelenin burada da tekrar etme riski öndeki takımların pit stop zamanlaması kararını etkiledi. Önce Hamilton, sonra Vettel ve Alonso ve sonra da Webber pit stoplarını tamamladılar, Kamui’nin arkasında kalma ihtimallerini yok etmek için. Lewis’in bir diğer amacı da Button’dan kurtulmaktı elbette.

Mclaren’de problemler...

Yarışın yarı mesafesini geçtiğimizde Button hız kaybetmeye başlamıştı. Sert lastik kumarı tutmamıştı. Tutmayacağı da barizdi zaten, bu yıl sert lastikle başlayıp da uzun süre iyi tur zamanları çıkaran pilot sayısı iki üçü geçmiyor. Bunu başaranlar biraz da pistteki asfalt yapısının sayesinde bunu başarmışlardı.

Yarışın ikinci yarısının önemli olaylarından birisi yeni vites kutusu nedeniyle zaten 5 sıra kaybetmiş Lewis’in güya yeni ve taze vites kutusunun 3.vitesini kaybetmesi oldu. Pit çıkışındaki turlarında düzenli muhteşem tur zamanları çıkaran Lewis’i bu sorun durdurmasa Alonso’yu mutlaka zorlayacaktı. Ancak bu problem nedeniyle takım arkadaşına da geçildi ve kötü talihi burada da değişmedi... Mclaren garajı ve Woking’de dayanıklılık sorununun etkisi muhtemelen kötü olmuştur/olacaktır.

Ve yarışın son kısmı...

Yarışın devamında büyük sürprizler olmadı ön tarafta. Fernando hızlanıp önlere yetişse de farkı kapatamadı. Webber de Vettel’e en fazla 1 sn yaklaşabildi. Yarış da böylece tamamlandı. Button yapabileceğinin en iyisini yaptı, Lewis’i geçmesi de bir ödül oldu. Yazımın başında da belirttiğim gibi Red Bull ikilisi ve Alonso istediğini elde etti. Mclaren tarafı için de işler çok zorlaştı. Liderle puan farkı Lewis için 28 puan, Button için 32 puana çıktı, yani bir galibiyet puanından fazla.

Kalan 3 yarışta Red Bull’un şansı

Bana göre akıllı bir Red Bull takımı bu yarışla beraber liderini ve adayını belirlemeliydi. Bu isim de Webber olmalıydı. İsmin kim olduğu önemli değil, sadece son iki yarışı kazanmış bir Ferrari, hele de pilotu çifte dünya şampiyonu tecrübeli bir pilotsa, önemli bir tehditttir. Onunla da “yarışmakta özgür” iki pilotla yarışmak handikaptır. Red Bull Webber’i desteklemedi ve Vettel kazanarak ön tarafa biraz daha yaklaştı. Eğer Webber kazansaydı puanı 227’ye çıkacaktı. Alonso 206 puanda ve 21 puan farkıyla biraz daha uzaklaşacaktı liderden. Vettel’in de hırslı ve savaşçı yapısını göze aldığımızda 1986 ve 2007 tekrarını yaşama ihtimalimiz olduğunu düşünüyorum. Aynı takımda didişen iki pilot ve dışarıdan gelip şampiyon olan bir rakip pilot. Göreceğiz...

Vettel şampiyonluğa daha da sıkı sarıldı...


Kore ve Abu Dabi’de Ferrari ile çok yakın bir Red Bull göreceğiz muhtemelen, Brezilya’da da muhtemelen Ferrari’den daha yavaş bir Red Bull. Herşey ortada yani...

Ferrari’de durum

Ferrari için bu yarış söylediğim gibi maksimum sonucun çıkması gereken bir yarıştı. Macaristan’da olduğu gibi araya girmiş bir Alonso görebilirdik ama yine de 3.’lük Fernando için en iyi sonuçtu. Basın toplantısında çok rahat ve kendine güvenen bir havası vardı. Brezilya’da kazanmış ve de duble yapmış bir Ferrari görme ihtimalimiz yüksek. Bu da Webber’le en kötü ihtimalle 10 puan kapatmak demek. Geriye 4 puan kalıyor. Yeni puan sisteminde de bu pek de zor değil. İhtiyacı olan şey zorlamak, Massa’dan yardım almak ve kendisinin de dediği gibi podyumda olmak.


İstediğini elde etmenin mutluluğu yüzünden okunuyor...

Gerçek olan şu ki Massa’nın yardımı olmaksızın şampiyon olma ihtimali yok, takımın Massa’ya özel terapi uygulaması gerekir.Bunda da gelecek planlarının pazarlığını kullanacaklardır. Raikkonen’in 2005’de şampiyon olamamasının en büyük sebebi herşeye rağmen Montoya’dan yardım alamamasıydı. Eğer Montoya üzerine düşeni yapsaydı Raikkonen şampiyon olabilirdi. Ferrari’de buradan örnek alarak bunu inceleyecektir.

Brezilya, Kore ve Abu Dabi’de Singapur-Hockenheim esintileri var, bu yüzden Ferrari’nin bu üç yarışı da kazanma ihtimali var. Eğer 2007 sezonundaki gelişim rekorunu bu sezon da gerçekleştirebilirlerse istediklerini elde etmeleri zor olmaz. Hatırlarsak 2007’de Brezilya’da Ferrari şampiyonluğu Lewis’in elinden aldığında hız farkı akıl almaz boyutlara ulaşmıştı.

Mclaren’de moraller bozuk

Mclaren için de bugünün çok ama çok kötü geçtiği aşikar. Lewis sıralama pozisyonunda yarışa başlamış olsaydı ikinci olacağı neredeyse garantiydi, eğer bildiğimiz Lewis’i gösterecek olsaydı da yarışı kazanabilirdi de. Ama bu olmadı, üstelik rakibi dört pilotun da arkasında bitirdi yarışı. Tabii ki gelişimi durdurmayacaklardır, savaşacaklardır ama şanslarının azaldığı bir gerçek. Özellikle de hızlı olamayacakları bilinen 3 piste gitmeden önce... Ama her zaman söylediğimiz gibi F1’de kesin bilgilere ve yargılara yer yoktur, her an herşey olabilir...

Diğer...

Kamui Kobayashi’yi ilk yarışından beri hararetle destekliyorum, merak edenler Brezilya 2009 değerlendirmemi okuyabilirler. Bugün beni yine yanıltmadı. Daha çok genç, öğreneceği çok şey var, ancak ilerisi için çok iyi şeyler olacaktır onun hakkında. Tekniğinden birşey kaybetmeyip sabırlı olmayı öğrenebilirse F1’in uzun yıllar keyiflerinden birini oluşturacaktır. Sık sık söylediğim gibi: Yürü be Koba!! :)

Harikaydın Koba!


Lotus takımı hem kendilerinin hem de sezonun en iyi sonucunu aldı bugün. 12.ve 13.bitirdikleri bu yarışla ilk defa 12.’lik Takımlar Şampiyonasındaki 10.’luklarını pekiştirdiği gibi rakiplerinin 12.’lik sırasını alma ihtimallerine karşın 13.’lük sayılarını da artırdılar. Seneye Red Bull’dan alacakları vites kutusu ve hidrolik desteği ve de Renault motoruyla durumları çok daha iyi olacaktır.

Kore’de yarış olacak gibi görünüyor, yeni bir pistte ilk yarışlar her zaman heyecanlı ve çekişmeli olmuştur. Kore yarış hafta sonunda görüşmek üzere...

Yarışın yıldızı: Kobayashi
Yarışın geçişi: Kobayashi’nin ilk bölümdeki tüm geçişleri
Yarışın hayal kırıklığı: Starttaki kazalar
İyiler: Vettel, Webber, Alonso, Hamilton, Barrichello, Schumacher
Kötüler: Massa, Liuzzi, Petrov

26 Eylül 2010 Pazar

Singapur GP değerlendirmesi: Karanlıkta parlayan kırmızılar...

Formula 1 tarihinin ilk gece yarışını düzenleyen ve yerel saatiyle gece 23.00 gibi aksiyonun bittiği Singapur GP, üst üste iki yarıştır hat-trick yapan Alonso'nun harika galibiyetiyle sonuçlandı. Singapur'un gündüzü aratmayan ışıl ışıl caddelerinde parlayan kırmızısıyla ayrı bir güzelliğe sahip F10 bugün aldığı kusursuz galibiyetle bir kere daha parlamış oldu. Yazımın başlığı da bu şekilde oluşmuş oldu: Karanlıkta parlayan kırmızılar...

Singapur pisti bu senenin son yüksek downforce pistiydi. En son yüksek downforce pisti olan Macaristan'da RBR'ler ayrı bir gezegende gibilerdi. 1,2 sn'den fazla bir farkla pole pozisyon almışlardı. Daha sonra esnek kanat testleri ve zemin testleri RBR'lerin hızını azalttı, onlar her ne kadar aksini iddia etseler de. Bugün ve bu hafta sonu da bunun ispatını görmüş olduk.

Hafta sonunun genelinde RBR'ler en hızlı pakete sahip olmalı ve yarışı kazanmalılardı. Ancak RBR'lerin karşısında birkaç yarıştır elde ettiği momentum, motivasyon ve yeteneğiyle Alonso vardı. Bunun ilk faydasını da Monza'dan sonra burada da elde ettiği pole pozisyonuyla aldı. Singapur'da pole mutlaka RBR'ye gitmeliydi. Eğer Vettel aşırı derecede limitlerde kullanmasa ve duvara sürtmese öyle de olacaktı, ancak Formula 1'de -se, -sa'lara yer yoktur, sonuç neyse o'dur...

Sıralamalarda öndeki üç takımın birinci pilotları arka arkaya sıralandılar. 1.Ferrari'den Alonso 2.Red Bull'dan Vettel 3.Mclaren'den Hamilton. Dördüncü sırayı uzun süredir öndeki beşliden en vasat görüneni Button ve beşinci sırada da şampiyona lideri Webber vardı.

Start...

Startta eğer Vettel ekstra dikkatli ve motive olmasa Hamilton'a yerini kaybedecek gibiydi. Ancak o öyle ileri fırladı ki, Alonso her zamanki harika startlarından biri ve akıllıca çizgi seçimiyle ona izin vermedi. İlk sıralarda bir değişiklik yoktu, yarış başladığı gibi ilk beşlinin sıralaması şekliyle devam etti. Liuzzi ve Heidfeld'in yarışın hemen başlarındaki kazası da yarışın kırılma anlarından biriydi. Güvenlik aracı periyodunda öndeki ilk 11 pilottan sadece Webber risk alarak pite girdi ve sert lastiklere geçiş yaptı. 11.sıranın gerisindeki pilotların neredeyse tamamı pite girdi.


Statta Vettel ve Alonso'nun arkasındakilerle farkına dikkat!

Webber'in amacı bana göre yarışın kalanını sert lastikle götürmek gibi basit bir plandan ziyade ikinci bir güvenlik aracı periyodu için kumar oynamaktı. Eğer tekrar bir SC periyodu olursa herkes pite saldıracak ve Webber belki de en önde kalacaktı. Kumarın işlemesi için de önündekilerden kurtulması ve 5-6 tur içinde bir SC periyodu yaşanması gerekiyordu, ancak öyle olmadı... Webber evet geçişler yaptı ama pistte henüz kauçuk parçaları yetersiz olduğundan sert lastiklerini çalıştırması kolay olmadı. Takım arkadaşından ve Alonso'dan bazı turlarda 1,5 bazılarında 2 sn yavaş kaldı. Bu da stratejisinin en azından RBR ve Ferrari'ye işlemeyeceğinin göstergesiydi. Bu arada bu kararı Webber'in yarış mühendisi ve stratejistlerin aldığını ve Webber'den onay aldıklarını düşünüyorum, direkt Webber'in talebi değildir bana göre.

Webber Alonso ve Vettel'in pitleri öncesi bu iki pilotun yaklaşık 45-46 sn gerisindeydi. Dolayısıyla onları gözden çıkardı, asıl hedefi de Lewis'di. Hamilton'la kaza yapıncaya kadar önemli bir hata yapmadan gitti. Mclaren'den hızlı olduğu için her durumda Hamilton ve Button'ın önünde çıkacaktı onların pitleri sonrası. Öyle de oldu... Lewis 28.turda pite girdi, iki tur sonra Kobayashi'nin akıl almaz DNF'i yaşandı, SC girdi ve dört tur böyle geçti. SC çıktıktan sonra Lewis kaplan gibi atıldı Webber'in önüne. 8.viraja gelirken geçmeyi de başardı, ancak bana göre hatalı davranarak virajda dışta kalarak Webber'e izin verdi, Webber de açılan kapıdan içeri girerek yine hatalı davranarak Lewis'e çok yakın bir çizgiyle viraja girdi. Neticede kaza yaşandı ve Hamilton son 4 yarışta üçüncü defa, bu sezon da dördüncü defa yarış dışı kaldı. Kahrolduğu direksiyonunu fırlatmasından da anlaşılabiliyordu, hatta garajda ağladığına dair henüz doğrulanmayan bir haber de aldık. Hamilton'ı aşağıda daha detaylı anlatmak üzere geçiyorum.

Webber de bu turdan sonra yarışı aynı şekilde bitirdi. Sonradan mucize şekilde bitirdiğini öğrendik. Meğer Webber'in jantı lastiğinden ayrılmak üzereymiş o kaza sonrası. 5 mm bir açıklık kalmış, o da gitse Webber'in lastiği hava kaybedecek ve zorunlu bir pit yapacaktı. Bu da en az 3 sıra kaybetmesi demekti. Neticede Avustralyalı lider pilot kötünün iyisi bir performansla podyuma çıkmayı başardı, en önemlisi liderliğini sürdürdü. Ancak takım arkadaşının hala bir yarış galibiyeti önünde sadece, en önemlisi formda pilot Alonso'nun sadece 11 puan önünde..

Alonso-Vettel mücadelesi

Fernando Alonso önde başladığı ve liderliği hiç bırakmadığı yarışta Vettel'e açtığı farkı da birkaç tur haricinde sabit tuttu. Yarışın ilk bölümünde ortalama her tur 0.3 sn hızlıydı. Asıl farkı da ikinci sektörde yapıyordu. Vettel ilk sektörde hızlıdır, Alonso ikinci sektörde, son sektörde eşitlerdir ama kim daha hızlıysa kendi lehine farkı açıyor/kapatıyordu. Yumuşak lastikle Ferrari harika bir performans sergiliyordu. Pitlere kadar geçen zaman böyleydi. Pit stoplarda Reb Bull'un daha geç pite girmesi beklenirken Vettel'in Alonso ile aynı anda pite girmesiyle onu geçme planları da suya düştü. Dahası Vettel'in pit stop çıkışındaki vites takılması ona 0.9 sn'ye mâl olunca Fernando'yu takip etmekten başka çaresi kalmadı. Yalnız pit stoplar sonrası sert lastikle RBR'nin Ferrari'den en azından ilk turlarda çok ama çok hızlı olması çok ilginç bir detay oldu. Eğer Kobayashi'nin kazası Alonso'nun imdadına yetişmese Vettel Fernando'yu rahatça geçebilirdi. Ama F1'de bazen şansınızla da kazanırsınız, Alonso'nun da şans yanındaydı.

Güvenlik aracı periyodunda Alonso lastiklerine gereken özeni gösterince SC sonrası bölüm yumuşak lastikle neredeyse aynıydı: Vettel ilk sektörde hızlıdır, Alonso ikinci sektörde, son sektörde eşitlerdir. Buradan sonrası tavşan kaç tazı tut oyunuydu. Vettel Alonso'ya yaklaşıyordu ama Hamilton'ın kazasından da çekinerek, aynı zamanda eski kötü anılarını hatırlayarak (Türkiye ve Spa) Alonso'ya atak yapamadı. Yarış da böylece bitti. Hatırlarsak Macaristan'da da ikinci sıra için aynı şekilde bu ikili aynı sırayla kovalamaca oynamıştı.


İki yarış üst üste hat-trick, hiç fena değil!

Vettel için kazanılması gereken yarış en azından ikinci sırada bitti. Bu ona 7 puana mâl oldu. Eğer kazansaydı 188 puanla şampiyona ikincisi olacaktı, Alonso da 184 puanda kalacaktı. Bakalım ilerleyen yarışlar sakinleşmeyi öğrenmeye başlamış görünen bu Genç Alman'a neler getirecek...

Alonso ve Ferrari'nin önlenemez momentumu...

Spa sonrası lider Hamilton'ın 41 puan gerisine düşen ve ümidini yitirdiği sanılan Fernando Alonso düşük downforce pisti olan Monza ve aksine yüksek downforce pisti olan Singapur'da üst üste hat-trick (pole+en hızlı tur+galibiyet) yaparak bir anda şampiyonada sadece 11 puan farkla  ikinci sıraya yükseldi. Pistlerin özelliklerini verdim, çünkü takım Fernando'nun şampiyonluğu için birbirine zıt iki farklı tipte pistlerde mükemmel bir gelişim göstermiş durumda. Alonso gibi istenenleri eksiksiz yapan ve hırsı son derece yerinde olan bir pilotla da son dört yarışa giriyorlar.


Fernando'yu bu yıl ilk defa bu kadar mutlu gördük

Son 4 ve 5 yarışta toplanan puanlara baktığımızda karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor.

Son 5 yarış:

Alonso: 93 puan
Webber:74 puan
Vettel:  60 puan
Button: 44 puan
Hamilton: 37 puan

Son 4 yarış:

Alonso:   68 puan
Webber: 66 puan
Vettel: 45 puan
Button: 34 puan
Hamilton: 25 puan

Fernando Alonso diğer 4 pilottan çok daha fazla puan toplarken Mclaren pilotları çok gerilerde kalmış durumdalar. Bu da Alonso'nun farkı nasıl kapattığını ortaya koyuyor. Spa sonrası Alonso Hamilton'dan 41 puan gerideyken iki yarış sonra 9 puan öne geçmiş oluyor.

Yılın bundan sonraki yarışlarına baktığımızda yine Ferrari lehine bir durum görüyoruz. Suzuka Hockenheim ve Spa karışımı bir görünüşe sahip. İlk sektöründe aerodinamik yol tutuş çok önemli. İkinci sektör orta downforce, son sektör de uzun düzlüğüyle düşük downforce isteyen bir yapıya sahip. Bu yüzden Ferrari'nin burada en hızlı olma şansı %50'nin üzerinde. Kore kapalı kutu ancak Red Bull ve Ferrari'nin hızlı olacağını düşünüyorum. Yine Brezilya tam bir Ferrari pisti, burada en hızlı olacağını sanıyorum Ferrari'nin. Abu Dabi de Ferrari ve Red Bull'a eşit hızlar tanıyacak bir yapıya sahip.

Massa'nın liderden 74 puan ve Alonso'dan 65 puan geriye düşmesiyle artık Alonso'nun takımın desteğini resmi olarak alacağını da düşünürsek tamamen motive olmuş bir takım ve pilot kadrosuyla Ferrari tüm gücünü 2010 yılına yönlendirecek. Motor problemi yaşanmazsa şampiyonluğu kazanmamaları için de bir sebep yok.


Ferrari takımı Alonso'nun arkasında kenetlenmiş durumda

Motor demişken kısa bir bilgi vereyim. Alonso tüm hafta sonu boyunca Macaristan ve Almanya'da kullanılan motoru kullandı. Böylelikle muhtemelen bu motoru artık sadece antrenmanlarda kullanabilir. Kalan 4 yarış için 3 motoru var. Birinci motorunu Bahreyn'de problem nedeniyle ayırmışlardı, onu Abu Dabi'deki yarışta ya da sadece antrenmanlarda kullanacak. Yedinci ve sekizinci motorunu (ki bunlar sadece birer yarış çıkardı) üç yarışta ya da Abu Dabi dahil dört yarışta kullanacak. Eğer farklı bir arıza yaşanmazsa kalan yarışlarda motorların tamamı rahatlıkla kullanılabilir. Ben takımın son yarışa kadar her yarışta sanki son yarışta motoru dert etmelerine gerek yokmuşcasına rahat davranacağını düşünüyorum. Yani Abu Dabi'yi düşünüp herhangi bir fedakarlık yapmayacaklardır. Belki de Abu Dabi'de motor dert etmelerine gerçekten gerek kalmayacak, son yarıştan önce şampiyonluğu ilan edebilecekler, ya da DNF'ler nedeniyle şampiyonluk şansı kalmayacak. Kısacası önümüzdeki üç yarışa da aynı iştahla saldıracaklardır.

Mclaren'de durum

Mclaren için Singapur'un kötü geçeceği pek de sır değildi. Araç yüksek downforce pistlerinde kötü olmasının da yanında tümsek içeren pistlerde de başarılı değildi. Bu yüzden Singapur'da ne alınsa kâr kalacaktı takıma. Aslında Hamilton SC periyodu sonrası kaybettiği pozisyonunu da almak üzereydi, o kazayı yaşamamış olsa. Neticede bu bir yarış ve daha 4 yarış var. Lewis'in yaşı ve tecrübesi nedeniyle bu beyin yarışını kaldıramama ihtimali var, yine de geçmişte muhteşem geri dönüşlerine şahit olduk. Suzuka'da da aynen Spa'da bıraktığı yerden devam edecektir. Suzuka Mclaren'in yapısına uygun bir pist, hızlı olacaklardır. Ancak F-kanala fazlaca bağlı şasi nedeniyle bu yıl Mclaren önemli güncellemelerde geri kaldı, gelişim yarışında nerede olacaklar bilemiyorum.


Lewis'in yıkıldığı o an...

Jenson Button ne olursa olsun şampiyonluk yarışından kopmuyor. Bakıldığında 5 pilotluk yarışta zincirin en zayıf halkası. Ama beş pilot içinde en soğukkanlı pilot olduğu kesin, fırsatlar önüne çıktığında genel değerlendirmeye hazır olmasıyla da tanıyoruz. Yarıştan kopmaması kendisi için iyi olsa da Mclaren için kötü, çünkü Hamilton'la farkı yok denecek kadar azaldı, bu yüzden takım birinci pilot belirleyemiyor. Bu da şampiyonluk yarışında yara almak demek. Ferrari'nin tek pilot şansı Mclaren'in de şanssızlığına dönüşüyor.

Kimse Mclaren'i küçümsememeli, en az bir pilotuyla Abu Dabi dahil şampiyonluk kovalayacaktır Mclaren.

Red Bull

Red Bull daha önce de belirttiğim gibi Singapur'u mutlaka kazanmalıydı kendi açısından. Kalan beş pist içinde Red Bull pisti kelimesi en çok burası için kullanılırdı. Kayıpları onlara sezon sonunda pahalıya mal olabilir. Ancak buradaki iki podyum yine de takımlar şampiyonasında Red Bull için 33 puanlık bir kazanım anlamına geldi.

Pilotlar şampiyonasında aynen Mclaren'de olduğu gibi iki pilotla devam ediyorlar. Üstelik gerideki pilot da birinci pilot olduğundan öndeki Webber'i destekleme şansları yok. Vettel de artık riskten kaçınan ve şampiyonluğu isteyen bir pilot olduğundan ikilinin mücadelesi son yarışa kadar gidebilir.

Takımın gelişim hızı ve kalitesi konusunda şüphem yok, dolayısıyla Red Bull'un durumunun değişeceğini düşünmüyorum. Kalan pistlerin tamamında hızlı olacaklar. İçlerinde sadece Suzuka biraz daha yavaş kalabilecekleri bir pist.

Diğer...

Adamım Kobayashi yarıştaki garip kazasıyla beni hem güldürdü, hem hayal kırıklığına uğrattı. Yerinde olsam FOM'dan rica eder, yarışın o bölümünün kayıtlarını sildirirdim. Arkasından göz göre göre gelip ona çarpan Bruno daha da komediydi. Dikkat ederseniz soyadını yazmadım, ayıp olur, Ayrton kabrinde rahatsız olur diye.


Oldu mu hiç Kamui? Bruno sana birşey söylemiyorum...

Sezon ilerledikçe takımların yumuşak lastiklerini çok daha başarılı kullandıkları da gözümden kaçmayan bir diğer nokta. Formula 1 teknolojinin ve zekanın zirvesi, takımlardaki dahi mühendisler de bu tip durumlarda gelişimde sınır tanımıyorlar. İlk yarışlarda yumuşak lastikler hemen biterken yarışlar geçtikçe yumuşak lastiklerin minimum yarış mesafesinin yarısına kadar kullanıldığını gözlemledik. Bugün Ferrari ve Red Bull yumuşak lastik kullanımında Mclaren'den bir adım öndeydi. Pite girecekleri sırada iki takım da düzenli olarak derecelerini geliştiriyor ve 1.51'li zamanlar yapıyordu. Mclaren bu iki takımdan önce kötü derecelere başlamıştı, turlar 1.54'ü de aşmaya başlayınca mecburen pite girdiler.

Yine yarışın en hızlı turunu kaydeden Alonso'nun 1.47.976'lık zamanına baktığımızda kusursuz bir performans görüyoruz. Bu pistte en hızlı olması gereken Vettel 0.165 sn geride kaldı. Alonso bu turunu aşınmış sert lastikleriyle yaptı. Yeni lastiklere sahip Kubica ve Schumacher minimum 1 sn geridelerdi. Bu da Ferrari ve Alonso'nun turunun değerini ortaya koyuyor.

Yarışın yıldızı: Fernando Alonso

Yarışın hayal kırıklığı : Lewis Hamilton
Yarışın en heyecanlı anı: Webber-Hamilton mücadelesi
Yarışın geçişi: Kubica'nın son bölümdeki geçişleri
İyiler: Vettel, Webber, Barrichello, Kovalainen
Kötüler: Button, problem daha çok araçta olsa da Massa, Kobayashi, Senna

12 Eylül 2010 Pazar

İtalya GP analizi : Monza kıpkırmızı!

Belki de son yılların en eğlenceli, en rekabetçi sezonunda zirveyi bir kere daha değiştiren, 5 pilotla şampiyonluk yarışını bir sonraki yarış Singapur'a taşıyan İtalya GP'si Ferrari'nin kendi evindeki ezici ve muhteşem zaferiyle sonuçlandı... Gerçekten de çok uzun yıllardır 5 pilotun birden yarış kazanarak şampiyonluk adayı olduğu bir başka sezon yaşanmamıştı, puan farklarının daha da azalmasıyla mevcut tablonun son yarışlara kadar gideceği aşikar...

Kısaca Cuma ve Cumartesi'ye değinmek gerekirse... Spa'daki yenilginin yaralarını sarmaya çalışan Ferrari'den hafta başında buna dair açıklamalar gelmişti.  Aracın yapısındaki hasarlı parçaların yavaşlığa neden olduğu, problemin tesbit edildiği ve paketin hızında bir sorun olmadığı açıklandı. Cuma günkü sabah antrenmanlarında bunu çok da doğrulayan bir tablo yoktu aslında. Ancak öğleden sonraki testte Ferrari'nin gerçekten de hızlı olduğu ortaya çıktı. Sürpriz olan nokta Red Bull'un durumuydu, Cuma ikinci antrenmanlarda Red Bull'dan Vettel az farkla da olsa en hızlı isimdi. Bunun Cuma'ya özel bir durum olduğunu anlamak zor olmadı...

Her neyse... Cumartesi sabah antrenmanlarında da sürpriz olmadı. Detaylara bakıldığında net şekilde Mclaren ve Ferrari paketinin Red Bull'dan hızlı olduğu, Red Bull'un 2009 kadar yavaş olmadığı ve sıralamaların alışılmış "2010 sıralamaları" gibi olmayacağı ortadaydı. Sıralamalarda ayarlarını tutturmuş ve rahat Ferrari, iki pilotu farklı ayar seçen ve tecrübeli olanı (Button) yine haklı çıkan Mclaren ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan Red Bull yarıştı. Neticede çok çok iyi bir turla Alonso 30 yarış sonra Ferrari'ye hem de Monza'da sezonun ilk pole pozisyonunu getirdi. Ayarlarında haklı çıkan Button ikinci ve Massa üçüncü başladı. Red Bull bu sezon ikinci defa pole alamamasının da dışında ilk defa ilk çizginin dışında bir yerden start pozisyonu elde etti.

Start ve ilk bölüm

Monza'da ilk virajı önde dönmek her zaman çok kritiktir, çünkü her ne kadar uzun düzlükleri olsa da bu düzlüklerden önceki virajlar çok yavaş değildir, bu yüzden seçilecek iki farklı set-up tur zamanı açısından birbirlerinden çok çok farklı sonuç çıkarmaz. Alonso da ilk virajı önde geçmek zorundaydı. Alonso startta Button'a geçildi, ama bunun sebebi kendisinin yavaş kalmasından ziyade Button'ın insanüstü refleksleriydi. Button o kadar iyi kalktı ki 3-4-5. vitesleri de bu yüzden kusursuz gitti. Alonso da onun bu momentumuna karşı koyamadı. Alonso'nun start sonrası en önemli başarısı Massa'ya geçilmemek oldu. Eğer Massa'ya kaybetseydi hem zaman kaybedecekti, hem de takım emirleri geyiğinin altında psikolojik olarak olumsuz etkilenecekti.


Button harika bir startla Alonso'nun önüne geçmeyi başardı

Red Bull'lar klasik olarak yine çok kötü start aldılar, Webber beş sıra kaybetti, Vettel de bir sıra kaybetti. Düşük downforce pistlerinde yaşadıklarını sorunun yanı sıra Red Bull'ların iyi oldukları pistlerde start problemi gibi de bir yumuşak karınları var, çözmeleri gereken...

İlk turun diğer çok önemli olayı da heyecanına yenik düşen Lewis Hamilton'ın yarış dışı kalmasıydı. Dün Twitter'da 18.03'de şöyle bir tweet girmiştim Lewis için :

"Hamilton'ın açıklamalarından yarışın onun için çok zor geçeceği ortada... Zorlamak yerine geçilmemeyi hedeflemeli, zorlarsa DNF olabilir "

Lewis beni haksız çıkarmamış oldu... Evet, heyecanlanması doğal, rakibi Webber'in önüne geçti, hatta Massa'yı da geçip podyuma çıkma şansı var, zorladı ve zaten çok dar Roggia'da Massa'yı geçmeye çalıştı. Oysa ki ileriki turlarda geçebilirdi, geçemese bile kaybı sadece 2 puandı. Ama zorlamayı tercih etti ve yarış dışı kaldı. Yarış sonrasında bunun için sadece kendisini suçladı ve belki de "şampiyonluğu kaybettirecek bana bu DNF" dedi. Göreceğiz ilerleyen yarışlarda bunu...

Daha sonra da herkesin birbirini tarttığı sessiz bölüm başladı... İlk 12 sıra tam 30 tur, ilk 11 sıra 32 tur, ilk 5 sıra 34 tur ve nihayet ilk 2 sıradaki pilot sıralaması tam 37 tur aynı kaldı. Dile kolay, bu ultra hızlı pistte mücadele var ama geçiş yok 30 turdan fazla bir süre... Alonso birinci ve üçüncü sektörlerde hızlıydı ama Button ikinci sektörde yarış ayarları gereği farkı sabit tutuyordu. Fark bir ara 1,5 saniyeye kadar çıktı ama Alonso bu farkı tekrar 0.6 saniyeye kadar indirmeyi başardı. Turlar birbirini kovalarken hala ortada pit stop eseri yoktu. Button'ın amacı lastiklerine zarif davrandığından Alonso'yu erken pite zorlamak, ondan sonra pite girmek ve problem yaşamadan finishe gitmekti. Yalnız Bridgestone'un Alonso'yu en zor pistlerde bile "en iyi lastik kullanıcısı" ilan ettiğini unutmamalıydı. 37.tur geldi, Button pite geldi ve Alonso beklenenin aksine devam etti.

Şimdi Button ve Alonso'nun bu turlarını analiz edelim.

Button pite giriş turu:  1.25.569
Alonso pite giriş turu: 1.25.479

Button  pitten çıkış turu: 1.29.169
Alonso pitten çıkış turu: 1.28.594

Button  pitte geçen süre: 22.955
Alonso pitte geçen süre: 22.154

Alonso pite girişte 0.09 sn, pitten çıkışta 0.6 sn ve pitte de 0.8 sn olmak üzere tam 1,5 sn kazanmış. Pitten önce de 0,8 sn geride olduğundan rahatlıkla Button'ın önünde çıkarak avantajı elde etti. Evet, Alonso basın toplantısında pit ekibine teşekkür etti ve onlar yarışı kazandırdı dedi ama kendisi de pite giriş ve pitten çıkış turlarında üzerine düşeni yaptı.


Alonso takıma hızlı pit stop için teşekkür etmekte çok haklıydı...

Daha sonrası malum, sert lastiklerle Alonso anında 1.24'lü zamanlar üretmeye başlarken Button 1.25'le dönüyordu. Gün F10'un günüydü, Alonso yarışı kontrol ve domine ederek şampiyonluk yarışına yine ortak olmayı başardı.

Ferrari ve Alonso'nun dönüşü...

Ferrari kendi evinde 2006'dan beri kazanamıyordu. Bu sezon hiç pole pozisyon alamamıştı. Ayrıca Alonso 41 puan farkla şampiyonluk yarışından silinmek üzereydi. Oysa ki bu piste çok çok iyi hazırlanmışlardı. Bugün hem takım, hem mühendisler, hem mekanikerler ve hem de pilotlar yapmaları gereken herşeyi yaptılar. Alonso "hat-trick" ya da "perfect race" denen pole pozisyon-en hızlı tur-galibiyet üçlemesini hem de Monza'da yaparak tribünleri çılgına çevirdi.
 
 
Alonso bugün Tifosileri sevinçten çılgına çevirdi

Geride 5 yarış kaldı ve bakıldığında bana göre asıl rakibi olan Hamilton'la arasında sadece 16 puan kaldı. Yani ikincilik puanı olan 18 puandan bile az. Singapur, Brezilya ve Abu Dabi pisti Mclaren'e göre Ferrari'ye daha uygun pistler. Güney Kore soru işareti ve Suzuka Mclaren'in de çok hızlı olacağı bir pist. Bu açıdan Ferrari'nin sonuna kadar zorlayacağı kesin gibi. Alonso çok mutlu olsa da kalan 5 yarışta da çok dikkatli olması gerektiğini bildiğinden bugün düşünceliydi aynı zamanda. Sıradaki yarış Singapur ve Alonso Singapur'da bir galibiyet ve bir pole pozisyonu ile çok başarılı (galibiyet hileyle alınsa da başarılı, o yarışta hata yapmamıştı). Kısacası Alonso ve Ferrari bugün her açıdan tebrik ve takdiri hak etti.
 
Ferrari ve Alonso'nun diğer çok önemli şansı da bugün Spa'ya cevap veren Vettel ve Button'ın aldığı puanlarla takım arkadaşlarına yaklaşmaları oldu. Takımının 1.pilotu olan Alonso diğer takımlardaki birbirinden puan çalma olaylarından önemli avantaj yakalayabilir.
 
Mclaren ve Button'ın durumu
 
Bugün alabileceği en iyi derece olan 2.liği ve 18 puanı alan Jenson Button Avustralya ve Çin'de olduğu gibi yine tecrübesi ve hisleriyle başardı bunu. Takım arkadaşı Hamilton ile arasında 17 puan kaldı ve artık takımının 1.pilot belirleme ihtimali şimdilik kalmadı. Zaten o ihtimali açıkça belirttiği tehditle ortadan kaldırmıştı. Takım emirleri netleşirse sporda uzun süre kalmayacağım demişti. Peki kalan yarışlarda şansı var mı, varsa ne kadar? Şansı elbette var ama ben Hamilton'ın ne olursa olsun Jenson'ı geçeceğini düşünüyorum. Ama Jenson son ana kadar saldıracaktır ve bu da bizlere seyir zevki verecektir.
 
 
Evet Jenson, yapman gereken buydu...
 
Mclaren iki pilotuyla da şampiyonluk yarışında olduğundan gelişimi sürdürecek. Bu yıl tümsekli pistlerde problemler yaşayan takımın Singapur'da podyum savaşını izleyeceğiz ve bu çok kolay olmayacak.
 
Red Bull, Vettel ve Webber...
 
Red Bull ikilisinin sezonun en kötü yarışını geçirdiği kesin. Tur zamanlarına bakıldığında ortalama 0,5 sn geride kaldılar yarış içerisinde. Ulaştıkları en iyi tura bakıldığında fark o kadar kötü değil, 0,1 ve 0,3 sn fark var. Ancak Alonso'nun "yarış temposu" diye bahsettiği şey buydu tam olarak. Ard arda turlarda istikrarlı ve hızlı tur zamanları gerekiyordu. Bundan sonraki tüm yarışlarda normal şartlar altında hem sıralama hem de yarışta önde olması gerekiyor RB6'nın. Diğer takımların cevabını göreceğiz.
 
Mark Webber bir yarışlık aradan sonra tekrar şampiyona liderliğini ele geçirdi. Çok çok kötü start sonrası kendisi için vasat sayılabilecek bir performansla yarışı altıncı bitirdi. Hamilton'ın yarış dışı kaldığı yarışta alacağı her puan değerliydi, o da bunu yaptı. Webber'in bu yıl 14 yarışın 13'ünde puan alarak bu alanda gridin en iyisi olduğunu eklemek istiyorum. İstikrar F1'de çok şey getirir!
 
Sebastian Vettel içinse bugünkü yarış sadece harika diye nitelendirilebilir. 52 turu yumuşak lastikle götürmek elbette ki onun hesabı değildi. Yarışın ortasında sonradan fren arızası olduğunu öğrendiğimiz problemle yavaşlamak zorunda kalınca yarış dışı kalacak sanıldı ancak muhtemelen ayar değişikliği ile hız kazandı. Takım telsizi konuşması bu konuyla ilgili yayına verilmediği için net birşey söyleyemiyorum ama tempoyu çok çabuk yakaladığı kesin. Takım arkadaşı Webber'e bir sıra kaybedince ve saniyeler kaybedince stratejiyi değiştirip sonuna kadar gitmeye karar verdiler. Bunun kendi kararı olduğunu sanmıyorum bu arada, muhtemelen pit duvarından gelen bir öneriydi bu...
 
Her neyse, yumuşak lastiklerini 52 tur koruduktan sonra sıra kaybetmeden pite girip çıkması ve 4.olması çok önemli bir başarı. Takım arkadaşının 1.pilot sayılmasını da önlemiş oldu. (Gerçi böyle birşey olmayacaktı...) Şu anda liderden 24 puan geride ve savaşmaya devam edecektir. Bakalım Bernie'nin şampiyonluk adayı şampiyon olabilecek mi?
 
Nico Rosberg...
 
Bu harika pilota bir paragraf ayırmak istedim. Nico bu yıl neredeyse her yarışta olduğu gibi bugün de çok iyiydi. Schumacher gibi bir pilotu defalarca ve her tip pistte mağlup etmek kolay değil. Yukarıda Webber ile ilgili bir istatistik verdim, 14 yarışın 13'ünde puan aldı diye. Rosberg de bu istatistiğin ikinci sıradaki ismi, 14 yarışın 12'sinde puan alarak. Bugünkü yarışın en hızlı üçüncü zamanına da imza attı.
 
 
Rosberg ona güvenenleri utandırmıyor...
 
Bu genç Alman'da kesinlikle şampiyonluk kumaşı var ve Mercedes GP ona iyi bir paket sunduğunda bunu gerçekleştirecek yeteneğe sahip. Tabii ki Schumi de bu yılki Schumi gibi kolay bir rakip olmayacak, ancak Rosberg'in de daha da iyileşeceğine eminim.
 
Schumi? Her zaman söylediğim gibi, bu sezon bir an önce bitmeli Schumi için, yoruma gerek yok.
 
Diğer...
 
Nico Hulkenberg'i bugünkü performansı için kutlamak lazım. Nico sene başında Frank Williams'ın çizdiği çerçeveyi doğrular biçimde her yarışta gelişiyor. Baskı altında yarışmaya alışıyor. Hele hele pit çıkışında Webber ve Kubica'ya karşı verdiği mücadele ve savunması harikaydı. Şikanı kesmesi elbette yanlıştı, ancak Williams ile Red Bull'a karşı yapabileceği çok fazla şey yoktu. Az hata yaparak pozisyonunu koruması, takım arkadaşını yenmesi ve ondan 0.7 sn daha hızlı olması yeterli bir tebrik nedeniydi bana göre. Kalan yarışlarda Nico'yu yakından izlemeye devam...
 
Yeni takımlardan Virgin ve Lotus arasındaki fark bu yarışta yok gibiydi, HRT net şekilde geride kalmaya devam ediyor.

Yarışın yıldızı: Fernando Alonso
Yarışın hayal kırıklığı : Lewis Hamilton
Yarışın en heyecanlı anı: Fernando Alonso'nun pit çıkışı
Yarışın geçişi: Webber'in Kubica'yı geçişi
İyiler: Button, Massa, Vettel, Rosberg, Hulkenberg
Kötüler: Lewis hariç çok kötü yoktu bugün

29 Ağustos 2010 Pazar

Belçika GP değerlendirmesi: Zirvede yaprak dökümü...

Yaz arasından önce beş pilotun bir galibiyet puanı olan 25 puandan bile az bir puan farkıyla şampiyonluk aradığı Formula 1 2010 şampiyonasında Belçika GP'nin tamamlanmasıyla şampiyonluk adaylarından üç tanesi zirve yarışında ciddi bir yara aldı. Herhangi bir Spa yarışı normlarında geçen bol çekişmeli, olaylı ve heyecanlı yarışın sonucu start anında olanlarla hemen hemen belirlenmiş gibiydi.

Cuma günü her iki antrenmanda da en hızlı turu atarak Almanya ve Macaristan'daki güçlü görünümünü devam ettirdiği düşünülen Ferrari ve Fernando Alonso Cumartesi günü momentumunu biraz kaybetmiş göründü. Red Bull ve Mclaren Cuma gününü biraz daha stratejik geçirdi ve yağmur/yoğun yağmur lastiklerini daha dikkatli kullanmayı ve korumayı seçti. Sıralamalara geldiğimizde ise Red Bull'un hızını koruduğu ve Mclaren'in de yaz arasını çok iyi değerlendirdiği ortaya çıktı. Yağmurda Mclaren çok hızlı görünürken kuru havada da Red Bull inanılmaz hızlıydı. Ancak Mclaren kusursuz F-kanal sisteminin de yardımıyla iki çok uzun düzlüğe sahip Spa'da çok daha iyi durumdaydı.

Yağmurun etkilediği sıralamaların son seansını Webber önde tamamladı ama Hamilton da Webber kadar hızlıydı ve ikinci sırayı aldı. Spa'ya F-kanal sistemini aracına aktarmış olarak gelen Renault Kubica ile üçüncü sırayı aldı. Ferrari Massa ile 6. Alonso ile 10. olabildi. İkisinin de araçlarında net bir problem görünmüyordu, bu bana göre muhtemelen yağmur ayarları yapmaktan kaynaklandı. Eğer bugünkü yarış tamamen yağmur altında geçseydi  bu Ferrari'nin kumarını başarıya ulaştırabilirdi ama olmadı...

Start...

Startın en önemli olayı Webber'in yaşadığı patinajdı. Bu Hamilton'ı iki sebeple mutlu etti:

1.Önü açık olduğu için Webber'i kolayca geçmek,
2.Webber'in yavaş kalması nedeniyle vakit kaybeden Kubica'nın muhtemel bir "temiz taraftan kalkıp kirli taraftaki ikinci pilotu geçmesi" hamlesinin ortadan kalkması oldu.

Startın kaybeden ismi Webber ise altıncı sıraya kadar gerilemiş oldu.


Evet ilk virajı ilk dönen olmak çok önemliydi Lewis!

İlk tur sonrası daha ikinci turdan itibaren Spa'nın meşhur "kimlik bunalımı yaşayan" yağmurlarından biri başladı. Kimlik bunalımı yaşayan diyorum çünkü takımlar pite girsek mi girmesek mi ikilemini yaşadı, girmemenin doğru seçim olduğu da anlaşıldı. Ancak zaten Barrichello'nun çarpıp yarışını berbat ettiği Alonso pite girmişti ve yağmur lastiği takma kumarını oynadı. Eğer yağmur şiddetlenseydi muhtemelen herkesin pite dalmasıyla ilk 5 sırada olacaktı. Beklenen olmadı, yağmur durdu ve neredeyse kuru pistte lastiklerini bitirmek istemeyen Fernando da pite girdi.

Button startta yaşadığı temas sonrası ön kanadında bir hasarla yoluna devam ediyordu, bu esnada da önündeki Hamilton'a tur başına ortalama 1 sn zaman kaybediyordu. Arkadaşına da bu yüzden arkadakilere karşı 1 sn kazandırıyordu. Yarış dışı kaldığı 15.tura kadar da Lewis'e bu iyiliği yapmaya devam etti. Yarışın tartışmasız yıldız ismi Hamilton da bir liderin yapması gereken herşeyi kusursuz biçimde yaptı. Yumuşak lastiklerini tam 24 tur kullandı ve bu turların son ikisinde 1.51'li tur zamanları yapmayı başardı. 24 tur deyip geçmeyin, Spa'nın bir turu 7 km sürüyor, örneğin Türkiye 5.3 km, Kanada da 4.3 km. Yani Türkiye'de 31 tur Kanada'da da 38 tur gitmekle eşdeğer. Yani büyük bir iş yaptı Dünya Şampiyonu genç İngiliz pilot! Hamilton için yarışın en kritik anları yağmurun tekrar geldiği ikinci bölümdü. Takım telsizinden normal olarak yağmur yağarsa pite dalmayacakları ve pist kötüleşirse piste girecekleri söylendi.

Bu esnada da "ahmak ıslatan yağmuru" başladı. Türkçemizin güzel deyimlerinden birisi bu. Ahmak ıslatan yağmuru hafif hafif başlayan yağmurlara deniyor. Siz bu yağmur birşey yapmaz diyorsunuz, şemsiye almıyor ve yürümeye devam ediyorsunuz ama o yağmur durmuyor. Şemsiyesiz kalan "ahmakları" da bir güzel ıslatıyor. Bu yağmur da aynen öyleydi, Hamilton az kalsın ahmak gibi yarışı çakıl havuzunda ve bariyerlerde bitirecekti. Rivage'da uçacakken olgunlaştığını ve tecrübe kazandığını gösterdi, çakıla girse de bariyerlere çarpmadan kurtuldu ve pite girdi. Aklıma Çin 2007 geldi. O yarışta da takım fırsatçı davranacağım diyerek Lewis'i pite almamıştı, onun da lastikleri bitince pit girişinde çakıl havuzuna gömülmüş ve şampiyonluğu Kimi'ye hediye etmişti. Aynı hataya düşmeyince Lewis harika yarıştığı Spa'yı kazanmış oldu. 2008'de önce kazandığı sonra da elinden alınan Spa'yı 2010'da temiz bir şekilde podyumun en üst basamağında tamamlamış oldu.


Lewis üçüncü galibiyetiyle tekrar zirveye çıktı

Küçüğüm daha çok küçüğüm...

Macaristan GP değerlendirmemi okuyanlar hatırlar, Sebastian Vettel'e Sezen Aksu'dan Küçüğüm şarkısını armağan etmiştim. Genç Alman pilot o şarkıda geçen tasvire çok uyuyordu. Bugün de bunu tekrardan ispatlamış oldu. Yarışın 15.turunda yakından takip ettiği Button'a Blanchimont'da çok yaklaştı, hava koridoruna girdi. Button erken frenle iç tarafı kapatmayı seçtiğindeyse duramadı ve aracın önünü kaybedip Button'a çarptı. Button'ın radyatörünü kırdı ve yarışını berbat etti. Kendisi pite girdi ve daha sonra bu hatası için ceza aldı. Sonra piste döndü, yağmur yağınca yağmur lastiği yerine yoğun yağmur lastiği taktı, yanlış yaptığını görünce yine pite girdi ve ve ve.... Kısacası Alman pilot yanlış üstüne yanlış yaptığı Spa'yı utançla ve şampiyonluk yarışında aldığı ağır darbeyle tamamladı. Son 10 yılda şampiyonluk mücadelelerine bir bakın, bu kadar hata yapmış bir pilot daha bulamazsınız. Evet Vettel çok çok yetenekli, süper hızlı ama tecrübesiz ve çocuk... Büyüdüğü zaman şampiyonluk kazanacaktır. Hamilton'ın şampiyonluğu 1 puanla kaçırdığı 2007'de 22, ertesi sene şampiyon olduğunda 23 yaşında olduğunu hatırlatırım, Vettel 23 yaşında bu arada... Herşey yaş değil yani.

Mark Webber ayrışıyor...

Vettel'in takım arkadaşı Webber de bir şampiyonun yapması gerektiği gibi az hata yapıyor, kayıpları minimumda tutuyor ve her fırsatı değerlendiriyor. Starttaki hatası sonrası yarışı bırakmadı ve kazanamadığı yarıştan maksimum puan çıkardı. Liderden sadece 3 puan geride ve bana göre takımın desteğini de bu yarışla resmen almış oldu. Açıklanmasa da Webber bu dakikadan sonra desteklenecektir şampiyonluk için. Kalan pistlerin de Monza hariç tamamında Red Bull'un Mclaren'den hızlı olacağını düşünürsek az hata yapan bir Webber'in Abu Dabi'ye kadar yarışta olacağını ve çok güçlü bir şampiyonluk adayı olacağını söyleyebilirim. Ancak yayında da söylediğim gibi Hamilton daha güçlü bir aday. Ayrıca resmen açıklanmasa da Hamilton da Button'a göre desteklenecek pilottur Mclaren'de artık.


Sessiz ve derinden puan toplamaya devam...

Renault, Kubica ve Petrov...

Renault takımı F-kanal sistemini aracına eklediği Spa'da beklenenden çok daha hızlıydı. Gridin en soğukkanlı ve en az hata yapan pilotu Kubica'nın yönetiminde hızla ilerleyen Renault gridde kimsenin beklemediği derecede agresif davranıyor. Sene başında spordan çekileceği söylenen takımı Genii grubunun %75 hissesiyle almasından sonra takım tamamen sert bir dönüş yaptı. Renault'ya bu yüzden orta sıra takımı gözüyle bakılmaması lazım. Takım bu yıl bana göre Mercedes'i geçerek 4.olabilir ve 2011'de de üst sıraları zorlayabilir.


Kubica takımı etrafında topluyor...

Kubica'yı ısrarla bırakmak istememesi takımın ilerisi için planlarına önemli bir delil oluşturuyor. Petrov'un da hataları sonrası takımdan gönderileceği konuşuluyor. Bu konuşmalara gülüp geçiyorum. Sebebi saçma bulmam değil, aksine Petrov'un gideceğine eminim. Ama sebep performansı değil. Sene başında Petrov sponsor ve finansal kaygılar nedeniyle takıma geldi. Ancak sene içinde takımın vizyonu değişti, artık takım milyonları da akıtsa paralı pilot yerine Kubica'yı zorlayacak güçlü bir pilotu seçecektir. Bunun için de Raikkonen lafları bile geçti. Raikkonen'in geçeceğine inanmıyorum ama Sutil bir adaydır, Kobayashi de başka bir adaydır. İki pilot da Renault'ya bu hedeflerinde yardımcı olacaktır.

Ferrari ve Alonso önemli bir darbe yedi...

Ferrari için yarış iyi bir start sonrası pozitif görünüyorken önce Barrichello'nun çarpması, sonra da Alonso'nun bariyerlere çarpmasından sonra beklenmedik şekilde takım sadece Massa ile puan alabildi. Alonso da şampiyonluk hayallerine büyük ölçüde veda etti. Kendisi her ne kadar da oyun bitmedi, şampiyonluğu kovalıyorum dese de Lewis ve Webber birbirlerine çarpıp aynı anda yarış dışı kalmadığı ve o yarışı Alonso kazanmadığı sürece bu iddia kağıt üstünde kalmaktan öteye geçmeyecektir. Spa'da Ferrari beklendiği kadar hızlı olamadı. Takımın en hızlı turu Mclaren'den 1 sn, Red Bull'dan 0.7 sn daha yavaş. Mclaren'e son derece uyan Monza'da da galibiyet kovalaması çok zor. Kalan pistlerden Suzuka, Brezilya ve kısmen Abu Dabi Ferrari'ye uysa da başarı ihtimali düşük.


Olmadı bu değil mi Fernando?

Ancak Fernando Alonso inanılmaz bir yeteneğe ve hırsa sahip. Bu yüzden şansına imkansız da diyemeyiz. Takımın sezonu bırakmayacağına eminim. Bırakmak isteseler de Fernando enerjisi ve hırsıyla buna izin vermeyecektir. Scuderia Ferrari'nin evi Monza'da da gelecek bir galibiyet moralleri yerine getirebilir. Bekleyelim ve görelim...

Diğer konular...

Harika performanslarıyla anmak istediğim iki pilottan birisi Rosberg, diğeri de Sutil. Nico Rosberg 14. başladığı yarışı istikrarı ve soğukkanlılığıyla 6.sırada tamamlamayı başardı. Ayrıca bu sırayı da Kobayashi gibi agresif ve harika savunma yapan bir pilotu ve Michael Schumacher gibi bu pistin ustalarından birini peşpeşe yağmur altında geçerek elde etti.

Adrian Sutil de yine istikrarlı ve başarılı bir yarış çıkardı. Geçen yıl bu pistte pole pozisyonu alan ve galibiyet kovalayan aracının bu sene de hızlı olmasının yanında şahsi yeteneklerini de yansıttı ve 5.'lik gibi güçlü bir pozisyon elde etti. Yağmur altında geçilen son turlarda aynı aracı kullanan takım arkadaşına ortalama her turda 4-5 sn farklar attı.

Mercedes motoru bugün düzlük hızında ne derece etkili olduğunu bir kere daha ispatladı. Bu anlamda Mercedes mühendisleri takdiri hak ediyor. Red Bull'un 2011'de Mercedes motorları istemesi ve en büyük rakipleri Mclaren'in buna karşı çıkması garip bir durum değil...

Son olarak değineceğim diğer konu da yeni takımların artan dayanıklılık yüzdeleri. Lotus ve Virgin her iki pilotuyla da yarışı bitirirken HRT Senna'nın süspansiyon arızasıyla sadece Yamamoto ile finish gördü. Lotus ve Virgin'in tur zamanları birbirine çok yakındı. Yeni takımlardan sadece birisi Tv gelirlerine sahip olacak, bu yüzden yeni takımlar son yarışlara kadar çekişecekler.

Yarışın yıldızı: Lewis Hamilton
Yarışın hayal kırıklığı : Sebastian Vettel
Yarışın en heyecanlı anı: Button-Vettel kazası
Yarışın geçişi: Rosberg'in Schumacher'i geçisi
İyiler: Webber, Kubica, Massa, Sutil, Rosberg
Kötüler: Vettel

1 Ağustos 2010 Pazar

Macaristan GP değerlendirmesi: F1'de "kesin" kelimesinin yeri yoktur

Never say "never", yani asla "asla" deme... Formula 1 bu sözün sürekli doğrulandığının örnekleriyle doludur. Bugün de olduğu gibi...

Start öncesi neler söyleniyordu? Vettel ilk virajı önde geçerse yarışı rahat kazanır... Evet, ilk virajı önde geçti, ama yarışı kazanamadı. 10.turda 10 saniyenin üstünde fark yapmıştı, yarışı alır götürürdü... Alıp götüremedi. Macaristan'da geçiş olmazdı, ama oldu. Macaristan kuru havada sıkıcı geçerdi, ama geçmedi... Bunun gibi onlarca örneği yaşadık bugün, Formula 1'in yaz arasından önce Red Bull ve Ferrari için pozitif, Mclaren ve Mercedes için negatif bir yarış oldu.

Geçen yarış Hockenheim'da inanılmaz bir değişimle en önde görünen Ferrari'nin burada da hızlı olması bekleniyordu. Ancak atlanan tek detay Adrian Newey'in dehasıydı. RB6 denen canavarın yaratılmasında en büyük paya sahip Newey geriye gidiyor gibi görünen Red Bull'a yine sihirli ellerini dokundurmuştu. Hatta öyle bir dokunmuştu ki RB6 adeta deyim yerindeyse başka bir gezegenden gelmiş gibiydi. Cuma antrenmanlarından başlamak üzere aracın bir canavar olduğunu herkes anladı. Cumartesi antrenmanlarında araç ilk defa 1.19'lu turlara başladığında ikinci takım Ferrari 1.20.500 barajındaydı. Dolayısıyla da sıralamaların iki Red Bull pilotu arasında geçeceği açıktı. Arkalarından hafta sonunun 3.en hızlı pilotu Alonso'nun geleceği de açıktı. Nitekim öyle de oldu. Pole pozisyonu çok rahat alan ve son turunun son sektöründe zorlamayı bırakan Sebastian Vettel üst üste 4.pole pozisyonunu kazanmış oldu. Bu Vettel'in kariyerindeki 55 yarışta 12.pole pozisyonu oldu.

Start...

Yarış başlamadan önce normal şartlar altında Vettel'in yarışı rahatlıkla kazanması gerektiğini söylemiştim. Geçmişteki kötü startlarından da bahsetmiştim. Aslında iyi bir start aldığı da söylenemez, Alonso Vettel'i yarım araç boyu geçmişti frenlemeye gelinirken, ancak iç tarafta kalan Vettel olduğundan geçiş yapamadı. Eğer Vettel birazcık daha yavaş kalsaydı bir 2008 tekrarı izleyebilirdik, 3.sıradan liderliği elde eden bir Ferrari!

Macaristan GP startı

Ama ilk viraj sonrası Vettel-Alonso-Webber sıralaması oluştu. İlk virajda yerini kaybetmesi muhtemel Massa refleksleriyle buna izin vermedi, Hamilton 1 sıra kaybetti, Button 3 sıra kaybetti ve bu yılın yıldızlarından Kobayashi tam 7 sıra kazandı. Temiz start sonrası piste imzasını atmaya başlayan Vettel 2 tur içinde 1.26'lı turlar atmaya başladı. Webber ve Alonso'nun 1.26'yı bulması 10 tur sürdü. Bu esnada Webber Alonso'yu geçmek için büyük çaba göstermedi/gösteremedi. Pitlerde geçmeyi düşünüyordu muhtemelen, lastikleri iyiyse pite geç girecek, lastikleri kötüyse erken girecek ve her durumda da normal şartlarda Fernando'yu geçecekti, aracı buna son derece muktedirdi bugün.

Güvenlik aracı pistte

Ancak hiç hesapta yokken gelen güvenlik aracı periyodu tüm yarışın hesaplarını alt üst ettti. Büyük şansı burada da tutan Button normal pit stopunu yapar yapmaz güvenlik aracı girdi ve bu ona 3 sıra kazandırdı. Vettel'den itibaren neredeyse tüm pilotlar pitlerini bu sırada yaptılar. Hele Vettel son anda pite girdi, tehlikeli bir hareket yaparak hem de... Pite giremeseydi belki de yarışı bugün o kazanacaktı. Webber pite girmedi, çünkü aracı ultra-hızlı olduğundan ve lastikleri de iyi durumda olduğundan Alonso'ya karşı lastikleri bitene kadar fark açabileceğini düşünüyordu. Alonso'ya diyorum çünkü bu sırada hedefi ikinci sıraydı, Vettel doğal olarak kazanacaktı yarışı. Webber'e tekrar döneceğim, Vettel'e gelelim.

Vettel, süper yetenekli ama hala tecrübesiz...

Vettel pit stop sonrası güvenlik aracı arkasında "uyuduğunu" söyledi. Yani kendimde değildim dedi. Telsizle takımdan haber geleceğini düşünüp çok fazla kasmamış kendini. Güvenlik aracı ışıklarına da bakmamış. Yani tempoyu belirleyen lider Webber'i takip etmesi gereken Vettel gafil avlanmıştı, güvenlik aracının pite girdiğini gören Vettel için de artık herşey çok geçti. Webber yeterince "fark" yapmıştı. İşte o "fark" 10 araç boyundan fazla olunca sportif kuralların 40.9'uncu maddesi gereğince pitten geçme cezası aldı. Ne bu kuralın farkındaydı, ne de öndeki Webber'in uçup gittiğinin... Bir şampiyon adayına hiç yakışmayan bir hareketti bu. Basın toplantısında dahi neden ceza aldığını tam olarak bilmiyordu.


Sebastian Vettel - Yüz ifadesi herşeyi anlatıyor...

Bir başka "komik" hareketi de yarışın sonunda yaşadığı travmanın etkisiyle en hızlı tur derecesi yapmak için yavaşlamasıydı. Son tur yavaşladı, Alonso ile arasını 3.2 sn'ye çıkardı ve en hızlı tur kaydetmek için bastırdı, neticede başardı ve üst üste 2., bu sezonki 3.en hızlı turunu kaydetti. Yakın arkadaşı Kimi'ye ne kadar da benziyor Sebastian. Kimi de aynen bu şekilde 2007'deki Macaristan yarışında Lewis'in arkasında "sıkıldığını" söyleyerek son turda en hızlı turu kaydetmişti. Sebastian'a içinde bulunduğu durumu çok iyi anlattığını düşündüğüm için Sezen Aksu'dan "Küçüğüm" şarkısını armağan ederek Webber'e geçiyorum...

Küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden bütün hatalarım
Övünmem bu yüzden bu yüzden kendimi özel önemli zannetmem
Küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden bütün saçmalamam
Yenilmem bu yüzden bu yüzden kendime hala güvensizliğim
Ne kadar az yol almışım ne kadar az yolun başındaymışım meğer
Elimde yalandan kocaman rengârenk geçici oyuncak zaferler
Küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden bütün korkularım
Gururum bu yüzden bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım
Küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden sonsuz endişem
Savunmam bu yüzden bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem
 
Günün adamı Mark Webber

Webber 2.liği umarak başladığı stratejisini herkesi şok ederek galibiyetle noktaladı. Tam anlamıyla İngilizce deyimiyle "superb" yani mükemmel/kusursuz bir stratejide yarıştı. Güvenlik aracının çıkmasından sonra lider başladığı bölümde Alonso'ya bir pit stop mesafesi açıp pite girecekti. Bu da yaklaşık 20 sn'ydi, o bölümde Alonso'ya her tur bazen 1.5 sn, bazen 1 sn, bazen de 0.8 sn gibi farklar yaparak yarıştı.  Normalde 30 tur sonunda pite girmesi beklenirken o tam 43 tur yumuşak lastikle devam etti. Asıl etkileyici olansa lastiklerinin sadece 39.turdan itibaren kaybetmeye başlamasıydı. Galibiyeti sonuna kadar hak etti. 43.turda pitten çıktığında Alonso'nun yaklaşık 8 sn önündeydi. Ve bir derdi olmamasına rağmen yine de yarış sonuna kadar 20 sn'nin de üzerine çıkardı farkı. Hiç hesapta olmayan bir galibiyet aldı ve rakiplerinin 2'şer galibiyetine rağmen 4 galibiyetle şampiyona liderliğini ele geçirdi.


Mark Webber-Güzel bir yarış sonrası sevinmesi çok doğal...
 
Yalnız bugün yayında da söylediğim gibi Webber'i istikrarsızlığı ve hırsının yetersizliği nedeniyle eleştiriyorum. Vettel lider ve Alonso önündeyken bir çaba göstermeyen Webber, ne zamanki bir motivasyon unsuru ortaya çıktı, o zaman limitleri zorlamaya başladı. Rakiplerinin yarışın sonunda ulaştığı tur zamanlarına ufalanmış yumuşak lastikleriyle yarışın ortasında ulaşan böyle kaliteli bir pilotun bu şekilde moralsiz ve amaçsız olmasına ve değişken olmasına profesyonellik diyemem. Webber sahip olduğu potansiyelin farkında olmalı ve şampiyonluk için bastırmalı, Vettel'i destekleyen takım yönetimine rağmen...
 
Fernando Alonso ve Ferrari'de durum

Bugünkü sonuçla çok mutlu olması gereken kişilerin başında Fernando Alonso geliyor. Alonso bugün kusursuz bir yarış çıkardı. İyi startının üzerine istikrarlı tur zamanları koydu. İspanyol pilotun SC periyodu ve pit stoplar hariç attığı 67 turun 47'si bir önceki turundan daha hızlıydı. En yakın rakipleri Vettel 30 ve Webber de 32 tur bu şekilde gitti. Bu bile Alonso'nun kalitesini gösteren detaylardan biriydi. Ferrari bugün Red Bull'dan açıkça minimum 1 sn daha yavaşken tam 38 tur boyunca gözükara Vettel'i arkasında tutmayı başardı.


Alonso Vettel'i uzun süre arkasında tutmayı başardı
 
Yarış sonrasında da ifade ettiği gibi olması gereken yeri 3.'lükken aldığı 2.'lik çok değerliydi. Hesapta olmayan puanlar açısından Hockenheim'daki ekstra 7 puan ve buradaki 3 puanla toplam 10 puan daha fark kapatabildi. Hamilton'ın da vites kutusu arızası nedeniyle muhtemel bir 12 puandan olmasıyla bir anda İngiliz pilotla arasındaki farkı 34'den 16'ya düşürdü. Artık şampiyona lideriyle arasında 34 değil 20, en ciddi rakipleri Hamilton'la 16 ve Vettel'le 10 puan fark kaldı. İyi değerlendirilecek bir yaz arası sonrası bu farkın daha da kapanacağını öngörüyorum ben. Massa'ya 44 puan açmasıyla da artık legal bir 1.pilotluk durumu oluşacaktır. Bugün yayında da söylediğim gibi Ferrari ve Alonso için işler bence gayet yolunda. Tabii ki diğer pistlerde farkın buradaki kadar çok olmayacağını düşünerek bunu söylüyorum. Fark böyle kalırsa Red Bull her iki klasmanda da şampiyon olacaktır.

Fernando Alonso

Ferrari'nin bir diğer yumuşak karnı motor sayısı sorunu. Alonso ve Massa'nın 2 motoru kaldı, kalan 6 yarış için. Bunlar içinde Monza, Spa, Suzuka gibi motor zorlayan yarışlar da var. Alonso son 2 yarışta motor sorunuyla karşılaşırsa bu yüzden geriye düşmek zorunda kalabilir.
 
Mclaren cephesinde hüzün var

Mclaren bugün her iki pilotuyla da çok ciddi puanlar kaybetti. Hesapta olmayan bir dayanıklılık sorunu, Button'ın kötü startı İngiliz takım için bugünü yeterince felaket haline getirdi. Yaz arası deyip duruyoruz ama ben Mclaren ekibinin hiç de yaz arası yapacağını sanmıyorum, pilotlar hariç tüm ekip iş başında olacaktır, pilotların da sadece 10 gün tatil yapacağını sanıyorum, takım bu durumu kabullenmeyecektir.

Bu arada bugün Hamilton yarış dışı kaldığı ana kadar süper bir yarış çıkardı. Önce Petrov'u zor da olsa geride bıraktı, daha sonra doğal olarak yavaş kalacağı sanılırken Ferrari ile eşit tur zamanları çıkardı. Eğer devam etseydi bana göre Vettel'i de geçerek podyumda olurdu. Button için çok da yorum yapmaya gerek yok, utanması gereken bu yarışı acilen unutmalı ve hala şampiyonluk yarışında olduğunun, liderden sadece 14 puan geride olduğunun ve Alonso'yu geride tuttuğunun farkında olmalı.
 
Vitaly Petrov günündeydi...

Bugünün yıldızlarından birisi de Petrov'du. Startta 2 sıra kazandıktan sonra Lewis'e geçilse de tur zamanları ve istikrarı etkileyiciydi. Takım arkadaşı Kubica 13.turda 1.27'li tur zamanlarına ulaşırken Petrov 6.turundan itibaren bu zamanları yapmaya başladı. Yarış içerisinde stresten uzak şekilde soğukkanlı yarıştı. Kariyerinin en iyi pozisyonunda yarışı bitirmeyi başardı. Hafta ortasında yaptığı şu açıklamayı her ne kadar saçma ve F1'e yakışmaz bulsam da bu yarıştaki performansıyla takımdan birkaç yarışlık kredi aldığı kesin. "Onlardan sadece bana zaman vermelerini istiyorum. Benim için zaman önemli çünkü GP2'de yarışırken yeterince hızlı olmam için üç yıla ihtiyacım oldu." Formula 1'de Renault gibi köklü ve 4 yıl önce çifte şampiyon olmuş bir takımın sürücüsü bu şekilde bir talepte bulunmamalı. F1 GP2 değil, sürücüler de daha yüksek kalitede olmalı. Ancak ne yazık ki sponsorlar ve maddi konular da pilot seçiminde rol oynuyor...
 
Schumi/Rubens kapışması

Schumacher-Barrichello konusu yeterince işleniyor, üstüne çok yorum yapmaya gerek görmüyorum, sadece Schumi'nin aynı Schumi olduğu kesin, Rubens'i duvara sıkıştırırken "ona yeterince boş alan bıraktığını" söylemesi, "beni geçmek isteyen bunun için zorlamalı" demesi, egosunun hala son derece yerinde olduğunu gösteriyor.  Ben Schumi'siz F1'in heyecan anlamında yetersiz olduğunu düşünüyorum, 2011'de formunu bulsa da yarışlarda onu önlerde görmeye başlasak iyi olacak, seyir zevki açısından. Bugün gridde Rubens'in gösterdiği o cesareti gösterecek başka bir pilot yoktu, çünkü kimse Rubens'in Michael'e karşı motivasyonuna sahip değildi, o yüzden o da yıllarca hatırlanacak bir tablo izletti bize. Rubens'e sadece koca bir "helal olsun" demek lazım. Schumi yarış sonrası Spa için 10 sıra grid cezası aldı, olması gereken de bir cezaydı.


Schumi Rubens'i sıkıştırıyor
 
Diğer...

Renault bugün 10 puan fark kapattı Mercedes'e karşı, ilerleyen yarışlarda 4.sıra hedefi için daha da bastıracaklardır. Şampiyonluk haricinde bir de 4.sıra çekişmesi olması bana göre F1 fanları için çok pozitif bir durum. Güzel yarışlar bizi bekliyor.


Kamui Kobayashi
 
Bugünün bir diğer yıldızı adamım Kobayashi'ydi. Öncelikle aldığı harika start, sonrasında tutarlı bir sürüş ve 23.sıradan başlayarak alınmış altın değerinde 2 puan... Bravo Koba! Yine bugün ilk puanlarını alan De la Rosa, çok iyi bir yarış çıkaran Hulkenberg alkışlanması gereken diğer isimlerdi.
 
Lotus'un başarısı

Yarış değerlendirmelerinde yeni takımlar için mutlaka bir paragraf ayırıyorum. Lotus pilotları bugün HRT'den Yamamoto ve Virgin'den Di Grassi'ye tur bindirdiler. Yeni takımın yeni takıma tur bindirmesinin ne demek olduğunu F1'i takip eden sizler çok iyi biliyorsunuz. Her anlamda oturmuş takım izlenimi veren Lotus'un bu performansı takdire şayan. Kovalainen ve Trulli bugün yarışın son 20 turunda 10'un üzerinde 1.27'li turlar attılar, diğer takımlar bu dereceye yaklaşamadılar. Tv gelirlerinden yenilerden bir takımın yararlanacağını düşünürsek Lotus bu anlamda büyük bir iş yaptı bile. Bu arada yanılmıyorsam bugün ilk defa yeni takımların tüm pilotları aynı yarışta finish görmüş oldular.
 
Okay Karacan "Mclarenci" mi?

Bitirirken sizlerden gelen Trt ve Okay Karacan Mclaren'i destekliyor eleştirileriyle ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Gerçi Okay Karacan bugün yayında da açıkladı ama Mclaren'in ekrana çok sık gelmesi tamamen takımın açıklık politikasıyla ilgili. Dilara Gönder ve Erbatur Ergenekon sizlere takımların halkla ilişkiler ve teknik taraflarını tanıtmak isterlerken Mclaren'den daha fazla destek görüyorlar. Ferrari bu anlamda kapalı kalıyor, eskiden de olduğu gibi. Bu yüzden Mclaren daha fazla ekrana geliyor. Okay Karacan'ın Mclaren taraftarı olmadığını samimi olarak buradan tekrar söylemek istiyorum. Bugün sizden gelen geri bildirimler doğrultusunda da Ferrari Halkla İlişkiler bölümüne bu kapalılık politikasının Mclaren'e karşı izleyicilerin olumsuz tepkilerine neden olduğu konusunda bir mesaj gönderilebileceğini de konuştuk.
 
Son olarak desteğiniz ve olumlu geri bildirimleriniz için kendi adıma sizlere tekrar teşekkür ediyorum. Spa ile F1 heyecanı devam edecek. Ben Formula 1'in yaz arasında ele almayı düşündüğüm konuları buradan yazmaya devam edeceğim. Sorularınız olursa buradan, twitter'dan ve formspring.me/metinmete adresinden ulaşabilirsiniz, seve seve cevaplarım. Herkese sevgiler...
 
Yarışın yıldızı: Mark Webber
Yarışın hayal kırıklığı : Renault-Mercedes takımları
Yarışın en heyecanlı anı: Barrichello-Schumacher kapışması
Yarışın geçişi: Barrichello'nun Schumacher'i geçişi
İyiler: Alonso, Petrov, Hulkenberg, De la Rosa, Kobayashi
Kötüler: Schumacher, Vettel, Button