Red Bull etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Red Bull etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2012 Perşembe

Sezonun gidişatı üzerine soru-cevaplar

1.Bu sene Redbull’un geçen yılki performansından uzak olmasını neye bağlıyorsunuz? Ya da geçen yıl puan alamayan pilotların bu sene podyum zorlamasını? (Mahmut Albayrak)

Sorunuzun iki bölümü var, ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Red Bull’un geçen yıl kullandığı en önemli silah egzoz beslemeli difuzor bu yıl yasaklandı, bu da takımın aşırı dominant yapısını yok etti. Dahası bu yılki lastik bileşenleri de takımın her ortamda hızlı olmasına engel oldu. Red Bull da yılın ilk bölümünde eski temposundan uzaktı. Ancak sihirbaz Adrian Newey takımda ve uyumuyor, önce aracın tabanında bir delikle aerodinamik kazanç fikrini buldu, o yasaklanınca şimdi de çift taban ile önemli ölçüde hızlanmış görünüyor.
Sorunun ikinci bölümüne gelince… Geçen yıl puan alamayan pilotların bu sene podyum zorlaması meselesi için biraz inceleme yapalım. Buradan kastınız sanırım Maldonado ve Perez. Bu iki pilotun da takımları Williams ve Sauber bu sezona çok iyi hazırlandılar ve hem takım yönetiminde, hem de araç tasarımında önemli değişiklikler yaptılar. Yani zaten doğal bir hızlanma var. Hatta bildiğiniz gibi Red Bull difuzor tasarımında Sauber’den etkilendi. İkinci olarak da lastik kullanımı artık küçük büyük takım ayrımından ziyade lastiğini iyi kullanan ve kullanmayan takım/pilot ayrımına gidilmesine neden oldu. Lastiğin yeniyse güçlüsün, aşınmışsa güçsüzsün. Bu da olmadık sonuçları görmemizi sağladı.

2.Schumacher'in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yaşadığı şansızlıklar olmasaydı şampiyonuk potasında olur muydu sizce? (Martin Eden)

Schumacher meselesini Talk Show’umuz #Formula1Meydanı’nda uzun uzun tartışmıştık. Schumacher’i çok uzun yıllardır takip ediyorum ve destekliyorum, onu da çok da iyi tanıyorum, sezonun bu dönemlerinde hala geleceğini çizmemiş bir Schumi’nin kalacağını sanmıyorum. Bana göre gelecek sezon yarışması çok düşük ihtimal. Eğer şanssızlıklar olmasaydı şu anda tahminen aşağı yukarı Rosberg puanında olurdu, bunu da şampiyonluk potası olarak nitelendiremeyiz. Bana göre efsane pilot 1 galibiyet ve belki birkaç podyumla ikinci baharını sonlandıracaktır.

3.Sezona en iyi başlayan pilotlardan biriydi Jenson Button, hem sıralama turunda hem yarışlarda bu kadar düşüş yaşamasını neye bağlıyosunuz ? Ayrıca lastiklere en iyi bakan pilot oldunu biliyoruz geçen yarış lastiklerim diğer pilotlardan 3-4 tur önce bitti diyordu bu Mclaren'in sorunu mu Jenson da mı problem var? (Sergen Topçu)

Jenson Button meselesini de yine Talk Show’da konuşmuştuk. Jenson’ın en büyük problemi aracın sıklıkla oversteer (arkadan kayma) problemi yaşaması. Tüm eski/yeni pilotlardan zaman zaman duyarız, bir pilotun hızlı olması için önce araçta kendini rahat ve güvende hissetmesi gerekiyor. Neredeyse tüm F1 pilotlarına bu tarz bir araç verdiğinizde galibiyet kazanabilirler. Ancak içlerinde bazıları istisnaidir ve kötü bir araçla da iyi sonuçlar alabilirler, örneğin takım arkadaşı Lewis Hamilton ya da Fernando Alonso, Michael Schumacher, Kimi Raikkönen gibi.. Jenson Button araçta kendini güvende ve hızlı hissettiğinde sonuç alabiliyor sadece, 2009 sezonu ve geçen yılki performansı buna örnek. Bu yüzden de iyi sonuçlar alamıyor bu yıl. Lastik kullanımına gelince... Eğer bir pilot aracında mutlu değilse ve problemlerle boğuşuyorsa, o esnada zaten lastiklerine mecburen bakamıyor ve olması gerekenden daha önce aşınmasına neden oluyor. Bu lastiklerine iyi bakmak meselesi normal şartlar için geçerli. Takım artık Button için daha köklü çözümler bulmalı, zira Lewis’e odaklanamamaya başladılar bu yüzden.

4.Fernando Alonso ve Felipe Massa ile Lewıs Hamilton ve Jenson Button arasındaki uçurum sadece araçlardan mı kaynaklanmaktadır. Mclaren in aracı sürüş tarzı olarak Hamilton a daha uygun?  Ferrari’de de mi durum böyle? (Fatma Yıldız)
Bu da güzel bir soru. İki takıma ayrı ayrı bakalım. Fernando Alonso Felipe Massa’dan yetenek olarak bir gömlek üstün olduğundan aynı araçla çok daha iyi sonuçlar alabilir. Ancak kendinizi takım yerine koyun, iki pilottan birine oynamak zorundasınız şampiyonluk için, bu tabii ki daha iyi olan Alonso üzerine olacaktır. O yüzden takım temel tasarım mantığını onun sürüş biçimine odaklıyor. Peki bu ne kadar bir fark yaratır? Beklediğinizden çok daha az! 2010’da araç Alonso için değil Massa’nın tarzı için üretilmişti, zira Alonso yeni gelmişti. O sezonda Alonso büyük fark attı takım arkadaşına. Massa’nın şu anki sorunları ağırlıklı olarak set-up ve lastikler üzerine. Brezilyalı pilotun geç fren yapan bir sürüş tarzı olduğundan şu anki lastiklerle boğuşuyor ancak önemli gelişme sağladığını söylemeliyim.

Button ile ilgili soruyu yukarıda cevapladım aslında. Her ikisinin de tarzına çok yakın diyemeyiz araç için, Lewis’e biraz daha uygun olabilir ama bu Ferrari’deki farktan bile çok daha az. Lewis asıl farkı yeteneği ile yapıyor.

5. Kubica’nın son durumu hakkında bilgi verir misiniz. Pistlere ne zaman dönebilir ya da dönebilir mi? (Adem Kara)

Kubica’dan aldığımız son bilgiler gizlenmek istese de zaman zaman ameliyatlar geçirdiği yönünde. Bazı mahalli go-kart ya da rally yarışlarına katılıyor. Şahsi fikrim F1’e tekrar dönmesinin çok çok zor olduğu şeklinde. Eğer bunu başarırsa da adaptasyonu kolay olmayacak.

6. Sam Michael'a ne kadar daha tahammül edebilir McLaren? Kendisinden sıyrılma ihtimalimiz nedir? Whitmarsh'i kısaca değerlendirir misiniz? (Elçin Meseli)

Sam Michael için daha ilk transfer haberi çıktığında Twitter’da ağır şeyler yazmıştım, aslında suçlu kendisi değil onu alan takımdı ve ben takıma giydirdim. Sam Michael Williams’ın neredeyse yeni takımlar seviyesine inmesine neden olan kişiydi ve transferinin hiçbir anlamı yoktu. Ne kadar tahammül edilebilir, elbette bu sezon beklenecektir. Sam Michael’ın görevi Sportif Direktörlük yani pist üstü aktivitelerinden sorumlu. Tasarımdan Tim Goss ve Paddy Lowe sorumlu. Mevcut duruma bakıldığından görüyoruz ki araç hızlı (tasarım iyi yani) ancak puanlar strateji ve pit yolunda kaybediliyor. Bu da başarısızlığın Michael’da olduğunu gösteriyor. Takım elbette bunu değerlendirecektir, ancak sözleşmesinin sonunu Mclaren’de göreceğini düşünüyorum Michael’ın. Bir başka deyişle Mclaren fanları üzülmeye devam edecekler.
Martin Whitmarsh çok saygı duyduğum spor adamlarından birisi. Gerçek bir centilmen ve bir lider. Ancak Ron Dennis’in bıraktığı yerin çok gerisinde devam ediyor. Bir lider olabilirsiniz ancak yöneticilik yönünüz eksikse sonuçlar alamazsınız. Sam Michael’ın bu denli kritik bir pozisyona gelmesi bir yönetim hatasıydı onun için. Bu hatasını nasıl telafi eder bilemeyiz, ancak şu bir gerçek ki Mclaren için son 13-14 sene potansiyel olmasına rağmen genelde başarısızlıkla geçti ve bunun ortadan kalkması için ciddi hamleler lazım. Whitmarsh da bunu acilen yapmalı, aksi takdirde ömrü uzun olmaz.

7.Bu sene kış testlerinden sonra en iyi gelişimi kim gösterdi? (Barış Şener)
Bu soruyu Cuma günü sorsanız Ferrarı derdim ama şu anda Red Bull’un bu soruya cevap olabileceğini düşünüyorum. Elbette Ferrarı çok geriden gelerek kendini buldu ancak Red Bull da Valencia’da bulduğu farkla geçen yılı hatırlatan performanslar sergiledi. İki takımı eşit görüyorum gelişim hızı konusunda. Red Bull elbette şu anda daha hızlı, onu belirtmek lazım.

8. Metin Bey herşey bu kadar birbirine yakınken sezon sonunda kim şampiyon olur, sizin fikriniz nedir ? (Pınar Karabiber)
Sezon hakikaten ilginç şekilde ilerliyor. Herşey gerçekten çok yakın, lastikler hala çok büyük bir faktör. Bu konuda uzun bir yazı ile kim neden ne olur yazmak istiyorum, şimdilik sadece tahminimi açıklayayayım, genel pilot performansı ve takımların gücü dikkate alındığında Alonso’nun en güçlü aday olduğunu düşünüyorum. Daha sonra Vettel ve sonra da Lewis geliyor. Eğer Ferrarı Avrupa sezonunda önümüzdeki 3 yarışta en az 1 galibiyet ve 1 podyum alamazsa Vettel daha güçlü hale gelebilir. Şayet şu anki puan durumuyla Avrupa sezonu biterse Alonso artık zirveyi bırakmaz.

9.Red Bull egemenliği yine mi başlıyor? Tempolara korkutucu derece de hızlıydı Valensiya da.(Talha Yıldız)
Valencia’da gerçekten korkutucu derecede hızlıydı Red Bull, özellikle de Vettel’in elinde. Ben Red Bull egemenliği diyemesek de şu anki farkın az çok korunacağını düşünüyorum, en azından 2-3 yarış daha. Özellikle Almanya ve Macaristan’da çok iyi olacaklar. Macaristan’da Ferrari ve Mclaren Red Bull’a daha yakın olacaklardır. Getirdikleri çift taban yeniliği hızlarını önemli ölçüde artırdı ancak bu görünen şey olabilir, belki de egzost güncellemesi onların hızının asil kaynağı olabilir. Sorunun cevabı 2011 egemenliği gibi olmasa da Red Bull liderliği şu an için net olarak aldı gibi. Ama Formula 1 bu, karşıda da Ferrarı ve Mclaren var ve onların da eli armut toplamıyor, savaş devam edecek!

3 Aralık 2011 Cumartesi

Ferrari ve Red Bull ayrıldı, FOTA çatırdıyor!


Sıkıcı Formula 1 sezonu şampiyonunu çok erken belirledikten sonra son yarışı Brezilya’yı da bitirdikten sonra tatile girdi. Normalde sezon sonrası Aralık ayı çok sönük geçerdi, hatta takım çalışanları gibi muhabirler de iş yokluğu sebebiyle izinlerini bu ay yaparlardı. Fakat bu sene herşey gibi bu konuda da olağandışı bir dönem yaşıyoruz. Öncelikle FIA’nın açıkladığı takım listelerinde bırakın yeni pilotları, yeri garanti sanılan pilotlar bile yer bulamadı. Bu da bol bol transfer dedikodusu anlamına geliyordu. Üstüne Kimi Raikkonen’in sansasyonel Lotus Renault transferi eklendi. Son olarak da yazımın da konusu olan Ferrari ve Red Bull’un FOTA’dan ayrılması F1 medyasının kış uykusuna yatmasını engelledi.

Peki Red Bull ve Ferrari neden FOTA’dan ayrıldı? Biraz detaya da girerek bu konuyu inceleyelim.

FOTA nedir? Neden kuruldu?

FOTA Ferrari’nin liderliğini yaptığı bir grubun 2008’de girişimiyle kuruldu. Bernie’nin sık sık “bir araya gelip çay kahve içip ayrılıyorlar” tipi laflarla eleştirdiği grup asıl olarak da bir araya gelip Bernie ve FIA’ya karşı güç oluşturup kurallarda ve kaynak dağılımında söz sahibi olmak için kurulmuştu. Bunda çok başarılı da oldular. 2008 senesinde kurulmasının bir başka esprisi de küresel krizin etkilerinin Formula 1’i vurmasını engellemekti. Bunun için önce;

-Sezon içi testler yasaklandı
-Rüzgar tüneli kullanımı sınırlandırıldı
-%100 ölçekli rüzgar tünelleri maksimum %60 ölçeğe indirildi gibi takımları ciddi rahatlatan kararlar alındı.

Bu kararlar büyüklerden ziyade Sauber, Toro Rosso, Williams, Force India gibi orta sıra takımlarına yaradı. Şunu eklemeliyim, bu kararlar alınırken henüz yeni takımlar yoktu (HRT, Virgin, Team Lotus). Yani kararlar onlar için alınmıştı. Peki onlar için de alınan karar neydi, yani onların da faydasına olan karar neydi? RRA, yani Kaynak Kısıtlama Anlaşması (Resource Restriction Agreement).

RRA (Resource Restriction Agreement)

RRA’nın ömrü çok uzun değil. Yukarıda saydığım rüzgar tüneli kullanım şekli ve saat sınırlamaları RRA kapsamında alınmıştı. Temel mantığı takımların eskiden sınırsız olan rüzgar tüneli kullanımı, ölçek serbestisi, CFD gelişim süresi, harcanan toplam para, takım elemanları sayısı gibi elementlere ortak bir sınır getirmek ve eşit şartlarda gelişim yapmalarını sağlamaktı. Takım elemanlarının sınırlandırılması ve piste getirilen elemanların sayısının da azaltılması en son alınan RRA kararlarındandı. Takımlar büyük ölçüde bu kararlara da uydular. Büyük ölçüde diyorum, çünkü özellikle Red Bull’un bu anlaşmayı deldiği konusunda 2011 senesinde sık sık özellikle Ferrari’nin suçlamaları oldu. Christian Horner da aynı sayıda alaylı biçimde “meyve veren ağaç taşlanır” mealinde suçlamarı reddetti.

Ferrari yıllardır şampiyon olamamanın ve elinde kaynak olduğu halde bunu kullanamamanın da etkisiyle RRA’ya karşı olduğunu net bir dille ifade etmese de bunun için kulis yapıyordu. Ferrari’den sonra RRA karşıtı en büyük takım Mercedes. Mercedes de kaynağı olduğu halde sonuç alamayan en büyük takım. Michael Schumacher’in sık sık test yasağını eleştirmesine 2011 senesinde şahit olmuştuk.

RRA konusunda bir süredir takımlar arasında çözülemeyen bir problem söz konusuydu. FOTA’nın aslolarak çatırdamasının temel sebebi bu. Kamuoyuna takımlar problemin ne olduğunu net bir şekilde ifade etmiyorlardı. Ferrari ve Red Bull’un önerileri olduğunu biliyorduk. Ancak bunu tahmin etmek çok zor olmasa gerek. F1’in şampiyon olmak isteyen en büyük takımının (Ferrari) ve ezici şampiyon olduğu için ünvanını korumak isteyen (Red Bull) takımının temelde talebi bu şartların esnetilmesi olacaktır. Orta sıra takımları da ezilmemek için buna karşı çıkarlar.

Ferrari’nin tek derdi bu mu?

Ferrari’nin tek derdi RRA değil elbette. Concorde Anlaşması 2012’de bitiyor ve Ferrari’nin durumunun en büyük sebebi de bu. Ferrari bilindiği gibi Concorde Anlaşmasında Bernie’den yani FOA’dan örtülü bir bedel alıyor. Bunun 100 Milyon $ olduğu düşünülüyor. Ferrari’siz bir F1’in olmayacağı düşüncesinden hareketle bunu paraya dönüştürmüşler. Bunda da çok haksız değiller. Bugün bütün büyük firmalar marka değerlerini ürünlerinin fiyatlarını artırarak kullanıyorlar. Ferrari de dünya üzerinde Formula 1 deyince akla gelen ilk marka olmanın faydasını kullanıyor. Yeni Concorde Anlaşması ne zaman gündeme gelse Ferrari Bernie’yi farklı bir seri kurmakla tehdit etmişti. Son dönemde bu söylemi yumuşattı. Ferrari’nin de F1’siz çok farklı bir durumda olacağını kabul etti. Peki bu söylem yumuşamasının üzerine FOTA’dan ayrılmak peşpeşe gelince akla ilk ne geliyor?

Bildiniz, Ferrari para kokusu aldı! Concorde Anlaşması kamuoyuna açıklanan bir anlaşma değil, duyumlara göre Bernie 31 Aralık 2011’den önce hiçbir takımla para konuşamaz ve onlara diğerlerinden farklı bir şey öneremez. Görünen o ki Bernie 2005’de olduğu gibi bu anlaşmada da Ferrari’ye fazladan para önererek onların F1 içinde kalmasını sağlayacak ve FOTA’da olmayan bir Ferrari’nin de diğer takımların gücünü ve pazarlık kabiliyetini azaltacak olmasının yardımıyla anlaşma çok daha kolay olacak. Bütün bunlar şu 3 gerçeği işaret ediyor:

1.Ferrari Bernie ile yeni Concorde anlaşmasını görüşmeye başladı.
2.Ferrari Bernie’den yine farklı bir bedel talep etti.
3.Bernie de Ferrari’den FOTA’dan ayrılmasını talep etti ve bu görüşmeler başlıyor.

Red Bull’un durumu

Red Bull’un durumu daha çetrefilli ve gizli. Red Bull’un ayrılmasına en büyük sebep RRA (Kaynak Kısıtlama Anlaşması) için verdikleri teklifin kabul görmemesi. Bu konuyla ilgili bir açıklama yok, ancak tahminimi söylemek gerekirse Red Bull eski RRA anlaşmasının birazcık daha esneterek devam ettirilmesini istemiş olabilir. Bu esneme içinde muhtemelen personel sınırlandırmasının artışı var. Piste getirilebilecek kişi sayısı, fabrikadaki toplam personel ve toplam bütçe konusunda artış istemiş olabilirler. Bu da sezonu domine etmiş bir takımın unvanını korumak için en doğal talebidir.

Bir diğer sebep de Bernie’nin sadece Ferrari’yi değil, Red Bull’u da fonlama ihtimali olabilir. Elbette Bernie Ecclestone bunu amme hizmeti olarak yapmayacak. Red Bull şu anda Toro Rosso ile birlikte iki takım sahibi ve kararlarda söz sahibi. Mateschitz bu tarz bir talepte bulunmuş olabilir. Rakam Ferrari kadar olmayacaktır, ancak bana göre Red Bull’un ayrı bir statüde değerlendirilmesi muhtemel.

Bundan sonra neler olacak?

Her iki takım birlikten ayrılsalar da RRA için alınacak kararlara yardımcı olacaklarını açıkladılar. Ancak bu ayrılışın Concorde Anlaşması ile bağı gerçeklik kazanırsa Mclaren ve Mercedes GP’nin durumu sadece izleyeceklerini düşünmek safdillik olur. Ancak özellikle Ferrari ile birlik oluşturamayan takımların Ecclestone karşısında pazarlık gücü zayıf olacak ve muhtemelen anlaşmayı yapmak zorunda kalacaklar.

Bu arada RRA anlaşması prensip anlaşması değil, legal olarak kayıt altına alınmış bir anlaşma ve süresi 2017’ye kadar uzanıyor. Takımların ortak kararla anlaşmadan buna uymama ihtimalleri yok, aksi takdirde mahkemeyle yüzleşeceklerdir. Eninde sonunda FOTA içinde olsa da olmasa da anlaşmak zorundalar. Bu sebeple bana göre bu ayrılığın en büyük sebebi Concorde Anlaşmasının durumu.

Yeni sezon başlamadan RRA’nın da ortak bir zeminde buluşularak halledileceğine inanıyorum.

19 Haziran 2011 Pazar

Egzoz beslemeli difüzörler, Red Bull ve Ferrari

Uzun bir süredir F1 izlerken bu kadar keyifsiz olmamıştım. Sıkıldım demiyorum, F1’den sıkılmam söz konusu olamaz, F1 kadar dinamik bir olgu bilmiyorum. Ancak, izlerken keyif aldığım kadar yazarken de keyif alırdım, bu sezona kadar. Sebebini tahmin etmek zor değil, Red Bull karşısında diğer takımlar o kadar çaresiz ki, bu çaresizlik benim keyfimi kaçırıyor. Yazılarıma ara vermemin sebebi biraz da bu.

F1 sezonun bir başka sıkıcı yarışı Valencia’ya giderken gündemdeki sıcak 2 konu ile ilgili fikirlerimi yazmak istedim.

“Off-throttle” egzoz destekli difüzörlerin yasaklanması

Geçen yıl Red Bull’un rekabetçi görüntüsünün en büyük sebeplerinden olan egzoz destekli difüzör’ün önemli elementi olan “off-throttle” yani pilotun gaza basmadığı anlarda bile downforce üretmesini sağlayan sistem Britanya GP’sinden itibaren neredeyse tamamen yasaklanıyor. Eskiden kullanılan oranın 10’da birine izin verilecek ve gelecek yıl egzoz destekli difüzör tamamen yasaklanıyor. Bundan en çok Renault motorlu takımların etkileneceği ve Red Bull’un tur başına 0,5 saniye kaybedeceği söyleniyor. Burada tur başına kaybın etkisi bir yana sistemini bunun üzerine kuran Red Bull’un sene ortasında planlarını revize etmek zorunda kalması daha önemli bir konu. Bu Red Bull’un hızını ciddi oranda etkileyebilir.

Red Bull sıralamalarda diğer takımlarla arasındaki sezon başı farkını koruyamadı ve pistine göre göre fark 0,2 ile 0,8 sn arasında. Yarış temposunda fark çok daha az, hatta kısmen daha yavaş bile kalabiliyor. 0,5 sn bu açıdan bakıldığında Red Bull’un yenilmez görüntüsünü çok etkileyecektir. Silverstone’da belki bu diğer pistlerdeki kadar belli olmayabilir, çünkü Red Bull’un sene içinde en güçlü olacağı pistlerden. Ancak, Nürburgring’den itibaren durum vahim hale gelebilir.

Sene içinde bu değişiklik (kendisini sevmediğim halde doğru söylemiş olan ) Helmut Marko’nun da söylediği gibi zamanlaması itibariyle manidar. F1’de bu kadar dominant takımlar ne zamanki geçilmez duruyor, o zaman FIA bir müdahalede bulunmuştur. 2004’de Ferrari Schumacher’le sezon bitiminden çok önce şampiyonluğu ilan ettiğinde ertesi sezon yarış boyu tek lastik kuralı getirilmiş ve Ferrari ertesi sezon yerlerde sürünmüş, Jordan ve Minardi hariç rakipsiz çıktığı USA GP’si hariç yarış kazanamamıştı. 2006’da Renault sezon ortasında “kütle amortisörü” yasağı sonrası Ferrari’ye avantajını kaybetmişti. Şimdi de Red Bull tartışmalı bir kararla yavaşlatılacak. Bakalım Newey bunun da yolunu bulup FIA’yı da mağlup edecek mi?

Benim fikrim? Sezon ortası böyle bir yasak olmaz, güldürmeyin adamı!

Ferrari’nin durumu

Twitter’da birkaç defa yazdım, artık herkesin malumu olan Ferrari’nin birkaç yıldır gösterdiği zafiyet ve beceriksizlik bu yıl ayyuka çıktı. Takım sezon ortasında bu yılı çöpe atıp gelecek seneye odaklanmak gibi zor ve acı verici bir kararla karşı karşıya. Ferrari gibi bir takımın Silverstone’u, senenin 9. yarışını bu karar için milat kabul etmesi elbette ismine yakışmıyor. Silverstone tabii ki rastgele seçilmedi. Takım egzoz beslemeli difüzörlerdeki bu değişikliğin Red Bull’a etkisini, yani şampiyonadaki duruma etkisini gözlemleyecek. Eğer Red Bull’un aşırı rekabetçi görüntüsünü kaybettiği görülürse takım gelişime devam edecek. Eğer değişen bir şey yoksa da bu sene çöpe atılacak ve kaynaklar gelecek yıla yönlendirilecek.

Gelecek yıl egzoz beslemeli difüzörler yasaklanıyor ve bu gelişme erken başlamak için yeterli bir motivasyon kaynağı. 3 yıldır iyi yapılan şeyleri taklitten başka bir şey yapmayan (çift katmanlı difüzör, F-kanal, egzoz beslemeli difüzör…) takım sürekli muhafazakar olduğu için eleştiriliyor ve eskisi gibi farklı/yeni şeyler ortaya koyması için zorlanıyor. Bu yüzden Aldo Costa da gönderildi. Top artık Pat Fry ve ekibinde.

Bana göre eğer Silverstone’da Red Bull rekabetçi görüntüsünden birşeyler kaybetse bile takım 92 puan farkı kapatmak için maceraya atılmak yerine gelecek seneye odaklanmalı. Çünkü, yenmeleri gereken sadece Red Bull değil, 2 yarış kazanmış Mclaren de bu haberin üzerine balıklamaya atlayacak ve kesinlikle şampiyonluğa çalışacaktır.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Türkiye GP'den yansıyanlar

Yazımda Turkiye GP’yi tur tur değerlendirmek yerine önemli bulduğum konulara ilişkin fikirlerimi yazacağım. Yarışa ilişkin ekstra sorularınız olursa Twitter ya da Formspring hesaplarıma iletebilirsiniz.


Red Bull nereye gidiyor?

Red Bull Racing şu ana kadar orta downforce seviyesine sahip pistlerde üstünlüğünü kanıtladı. Önce Çin’de, şimdi de Türkiye’de kısmen düşük downforce gerektiren virajlarda da performansını gösterdi. Düşük downforce pistlerinde geçen seneki gibi problem yaşayacağını gösteren bulgulara rastladık dün. Özellikle düzlük hızında Mercedes ve Ferrari motorlarına göre geride kalmış göründüler. Ciddi fark yapmalarını beklediğim 8.virajda özellikle Ferrari’ye yakın ve hatta bazen daha yavaş göründüler. Belki de sene başından beri en güçlü performanslarını Barcelona’da gösterecekler, tabii ki diğer takımlar ekstra şeyler yapmazlarsa.

Red Bull ve pit stopları

Dün yayında sık sık dikkat çekmeye çalıştım, Red Bull pit stoplarını maksimum 3,6 saniyede tamamlıyor, 3,1 saniye süren pit stopları bile oldu. Ferrari ve Mclaren pit stoplarında 4 saniyenin altına düşemiyorlar. Zaten çok hızlı olan RB7 bu anlamda da daha hızlı olunca 4 pole pozisyon ve 3 galibiyet kaçınılmaz hale geliyor. Pit stopların daha da önem kazandığı bu günlerde diğer takımların Red Bull’un pit stoplarını yakından incelediği kesin. Son cümle olarak şunu söyleyeyim: RB7’nin hızının tek kaynağı Adrian Newey değil, komple bir takım başarısı var ortada. Christian Horner’a tebriklerimizi gönderiyoruz buradan.

Mark Webber neler yapıyor?

Mark Webber ayrı bir tartışma konusu. Bana göre kötü performansta bu senenin en büyük sürprizi. Bu sene takım arkadaşını ne sıralamada, ne de yarışta hiç geçemedi. Toplam 228 turun 228’inde de Vettel’den geride kaldı. İtalya’dan beri sıralamada Vettel’i hiç geçemedi. Geçen yılın şampiyon adayı bir pilotun bu halde olması kabul edilir değil. 18’den başlayıp 3’e çıkmak, geri düşüp tekrar pozisyonunu kazanmak bir RB7 sürücüsü için açıkçası beni etkilemiyor, Seb’i geçmeye başladığında beni etkiler.

Ferrari ve Alonso

Ferrari hızını tekrar kazanmaya başlamış görünüyor. Alonso dünkü yarışta ortalama bir start sonrası Webber’in arkasına yapıştı ve DRS sayesinde geçmesi zor olmadı. Ortalama diyorum çünkü hala Ferrari’nin startlarında bir problem olduğunu düşünüyorum. Rosberg’in çıkışıyla Alonso’yu karşılaştırın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Alonso’nun yarış içinde attığı turlar kesinlikle beklenenin çok üzerindeydi. Aerodinamik gücü sınayan S2 ve 8.virajda çok iyi görünüyorlardı. Genel tur performansında da Red Bull’dan da 0,5 saniye yavaş olduğunu düşünüyorum. Bu farkın da esnek kanada işaret ettiğini düşündüğümüzde Ferrari’nin oyuna geri dönmesi İspanya’dan itibaren başlayacak gibi.

Takım %50 ölçekli rüzgar tünelinden %60 ölçeğe geçince simülasyonların gerçeğe uymadığı sonucuna vardı. Toyota’nın Köln’deki çok gelişmiş %50 ölçekli rüzgar tüneliyle kendi rüzgar tünellerini karşılaştırınca sonucu aşağı yukarı buldular. Takıma gereken morali de Alonso dün bulunca sezona daha da iştahlı saldıracakları kesin. Podyumu beklemediklerini yarış sonrası ellerine geçen ilk çikolatayla podyumu kutlamalarından anlıyoruz. Durum kırmızı garajda daha iyi görünüyor.

Mclaren’de kara gün

Geçen yılın İstanbul galibi Mclaren’de İstanbul tam bir kabus şeklinde geçti. Antrenmanlarda Mercedes’ten geri kalmalarının haricinde yarışta tempo sorunları da yaşadılar, pit stop problemleri de meseleye tuz biber ekti. Pit stop problemi sadece asıl farkı gölgeledi, Ferrari’den 40 saniye geri kalmalarının 15 saniyesi pit stop problemi olsa diğer 25 saniyesi de tur başına 0,4 saniye yavaşlığı ifade eder, ancak bunu Çin’de kazanmış takım için açıklayamazsınız. Mclaren elbette Ferrari’den bu kadar yavaş değil, görünen o ki hafta sonunda set-up çalışmaları doğru biçimde yapılamamış. Mclaren bu yarışı unutup İspanya’da tekrar geri dönecektir.

Button için yapılan 3 pit stop planı da aslında yapılabilecek en mantıklı şeydi. 4 pit stop için agresif bir tarz gerekiyordu, Button’da bu yoktu, ancak lastikleri yiyip bitiren İstanbulpark asfaltında da 3 pit stopun az olduğu ortadaydı. Böyle günlerde bitirebileceğiniz maksimum noktada bitirip günü unutmaya çalışırsınız.

Mercedes neden yavaş kaldı?

Yarış sonrası birkaç kişi Mercedes’in antrenmanlardaki hızının neden yarışa yansımadığını sordu. Ross Brawn aslında sorunun cevabını bir nebze verdi, yayından sonra da biraz bahsetmiştim bu konuya. Cumartesi günü gördük ki Mercedes lastiklerini Ferrari ve Mclaren’den daha çabuk ısıtabiliyor. Ayarlar da bu yönde yapılmıştı. Halbuki yarışta bu hızını koruyamadı, tek turda korumuştu, aynen sıralamada olduğu gibi, ancak turlar ilerleyince yavaş tempo düştü ve RBR-Ferrari ikilisinden 1 saniye daha yavaş bir tempo yakaladı. Türkiye antrenman ve sıralamaları takımın pozitif bir ivme yakaladığını gösteriyor, ancak daha alınacak çok mesafe var. Takımın sıralama ayarları yapması Mercedes GP hayranlarını yanıltmasın.

Schumacher’in yavaşlığı Alman pilotu yavaş yavaş ümitsizliğe itmeye başladı. Yarış sonrası demeçlerinden bunu anladık. Her ne kadar kontratımın sonunu göreceğim dese de, Avrupa sezonu sonuna kadar podyuma çıkamazsa efsane pilotun 2011’de bırakacağını düşünüyorum.

DRS meselesi
İstanbulpark geçişler konusunda son yılların belki de en bereketli yarışı oldu. Yayında bunun gereğinden fazla suni göründüğünden bahsetmiştik. Yarış sonrası da gazetecilerden ve takım patronlarından aynen bu yönde onlarca demeç okuduk. Gerçek böyle mi?

Öncelikle pistte yanlış saymadıysam 5 farklı noktada geçiş oldu, bu anlamda konunun sadece DRS’ye bağlı olmadığını söyleyelim. Özellikle lastik aşınma dereceleri de bunda etkili, Webber’in Alonso’yu dıştan geçişinde sebebin DRS’den çok lastik aşınması olduğu ortadaydı. Pistimiz de bu yeni dönemde yıldızlaşan pistlerden birisi olacak.

DRS’nin 12.viraj öncesinde yol açtığı geçişlerse biraz suniydi. Normalde iki pilot arasında performans farkı 0,5 sn’den fazlaysa pozisyonunu kaybeden pilotun ertesi turda pozisyonunu geri alamaması gerekir. Oysa ki İstanbulpark’ta DRS bunun tersini yaptı. Bu da geçişlerin suni görünmesine neden oldu. Dün de dediğim gibi ileriki yarışlarda DRS alanının kısaltılması sonucunu görebiliriz, belki bu tam kararında bir geçiş lezzeti bırakır damaklarımızda.

İspanya’nın uzun start finish düzlüğünde yine bol geçiş göreceğimizi düşünüyorum. Yeni bir karar çıkmadan tadını çıkaralım biz de…

9 Kasım 2010 Salı

Abu Dabi'de şampiyonluk hesapları ve savaşı: Bir taktik teorisi

Abu Dabi'ye üç pilot önemli şampiyonluk şansıyla girecekler. Hamilton'ın da yok denecek kadar az da olsa şansı var. Ancak asıl gözler Alonso, Vettel ve Webber'de olacak. Burada uzun uzadıya kim hangi durumda şampiyon olur hesabına girmeyeceğim. Sadece gerçekleşmesi çok muhtemel bir sıralamanın oluşması durumunda olacaklar ile ilgili bir tahmin yürüteceğim.

Bana göre Abu Dabi'nin favorisi Vettel, gerek momentumu, gerekse geçen yıl buradaki performansıyla. Alonso'ya ikincilik yetecek ama eğer Brezilya'daki tablo tekrarlanırsa Alonso yine şampiyon oluyor. Yani Vettel-Webber-Alonso sıralaması olursa, bu durumda deniyor ki Vettel Webber'e yol verir, ve Red Bull şampiyonluğun göz göre göre Alonso'ya gitmesine göz yummaz. Benim bildiğim Vettel buna izin vermez ama isteyen eğer Helmut Marko ya da Dietrich Mateschitz olursa başka seçeneği kalmıyor. Mecburen bunu yapacak.

Peki benim taktik teorim ne? Alonso'nun motor konusunda problemleri olabilir. Brezilya değerlendirmesinde yazdığım gibi Alonso en az iki motorunu burada Cuma günü deneyecektir, performansını görmek için. Ancak yine de sıcak Abu Dabi'de motor zorlanacak. Dolayısıyla hem Alonso hem takım istim üstünde olacak.

Ben diyorum ki Ferrari ve Alonso hafta sonu boyunca motordan çok çekindiklerini söyleyip duracak. Özellikle vurgulayacak. Neden? İşte yukarıdaki tablo yarışta tekrarlanırsa Ferrari Alonso'ya fake telsiz konuşmasıyla "motoru koru, problem olabilir, bazı sıkıntılar var" diyecek. Düşünün, Vettel Webber'e şampiyon olsun diye yol verdi, Alonso öyle ya da böyle yarış dışı kaldı ve Vettel Webber'e yol verdiğinden şampiyonluk elinden uçup gitti. İşte bu korkuyu Vettel ve mühendislerine vermek için Ferrari o ihtimali yarış sırasında ısıtıp ısıtıp verebilir ve Vettel'in yol vermemesini sağlamaya çalışabilir diyorum.

Hafta sonu her anlamda taktik, zihin ve performans savaşlarıyla geçecek, bu kesin...

8 Eylül 2010 Çarşamba

Hamilton ve Webber birinci pilot ilan edilmeli mi?

Soru: Belçika yarışının ardından McLaren ve Red Bull'un bir yol ayrımına geldiği fikri oldukça yaygın. McLaren bunu açık açık zaten yapmayacaktır ama acaba Red Bull ne yapacak? H. Marko'nun söyledikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Soran: NarcissaLoren, 8 Eylül 2010

Bu konuda alınacak aksiyonlar şampiyonu belirleyecek, bu çok net. İki takımı ayrı ayrı değerlendirmek istiyorum, uygulayacakları politika ve sonuçları ile ilgili. Mclaren ile başlayalım.

Mclaren takımı tarihi boyunca iki güçlü pilotu olduğu dönemlerde tek pilot desteklemeyi pek yapan bir takım değil. Ancak pilotlarından birisi diğerine göre güçlüyse örtülü de olsa tek pilot desteklemeyi tercih ediyor. Son 15 yıla baktığımızda önce Hakkinen sonra Raikkonen'in yanında Coulthard ikinci pilot olmuştu. Montoya'nın durumu karışıktı. Hamilton ile Alonso arasında net bir güç farkı olmadığından iki pilot son yarışa kadar yarıştı, hatta sezonu aynı puanda bitirdiler. Ertesi iki sezon da bariz hızlı Hamilton Kovalainen'e karşı desteklendi. Bu sezon ise iki dünya şampiyonu pilotu olan takım ikisi arasında destekleme tercihi yapmadı. Ancak Spa sonrası Button geride kaldı ve şampiyonluk için takım Hamilton'ı desteklemek ya da yarışmalarına izin vermek arasında bir tercih yapmak durumunda. Ne yapacaklar?


Lewis Hamilton - İkinci şampiyonluk peşinde

Bana göre Mclaren Monza'da temkinli biçimde Hamilton'dan yana kullanacak avantaj tercihlerini. Pit stop tercihleri, lastik tercihleri ve antrenman simülasyonlarında Hamilton'ın avantajı ciddiyetle takip edilecek. Temkinli kelimesini özellikle kullandım, Button'ın ciddi bir zarar görmemesine özellikle dikkat edecekler. Asıl destek kararını Monza sonrası alacaklardır. Eğer Monza sonucunda Hamilton farkı açarsa basına açıklamasalar da Button'a bu durumu açıklayacaklardır. Basına bu durumun açıklanması da matematiksel olarak Button'ın şampiyonluk şansı mucizelere kaldığında yapılacaktır. Bu konuda büyük bir sıkıntı yaşamayacaklar çünkü Jenson Button takım emirlerine karşı olan bir pilot değil, bunu açıklamalarından anlayabiliyoruz. Ayrıca geçen yıl Brawn takımında açık biçimde Rubens'e karşı desteklenmişti. Aynı şeyin Lewis'in de başına gelebileceğini ve bu durumda kendinin destekleneceğini bilecek kadar olgun bir pilot.

Gelelim Red Bull'a... F1 Kulübünde birkaç defa Red Bull hakkında yorum yapmıştım. Formula 1'de efsane ve büyük takım olmak yıllar alıyor, birçok iyi kötü tecrübe yaşıyorsunuz ve neticede doğru kararları almayı öğreniyorsunuz. Formula 1'de 6.sezonunu geçiren Red Bull takımı bu anlamda hala junior görünümünde. Özellikle bu yıl pilot yönetiminde yaptıkları toy hareketler RB6 canavarına sahip oldukları halde pilotlar şampiyonasında lider olmamalarının en büyük sebeplerinden biri. İstanbulpark'ta Vettel'in çocukça ve komik kamikaze dalışından sonra anında Vettel yerine Webber'i suçlamaları, daha sonra hatalarını anlayıp tükürdüklerini yalamaları, Vettel'e Webber'in ön kanadını vermeleri ve nihayet Helmut Marko'nun son açıklaması... Evet, takım hala junior kararlar alıyor, junior açıklamalar yapıyor.


Mark Webber - Takım arkadaşını açıkça mağlup etse de o üvey evlat...

Red Bull'un şu anda yapması gereken şey aynen yukarıda Hamilton'a yapılacağını düşündüğüm şey olmalı. Örtülü şekilde Webber'in avantajı gözetilmeli. Fark açıldıkça da Webber desteklenmeli. Peki Red Bull ne yapacak? Bana göre Red Bull takımı 2012 sonuna kadar kontratına sahip oldukları F1'in yeni yıldızı Vettel'i küstürmemek ve kaçırmamak için Webber'i açıkça desteklemeyecek. İki pilot yarışmak için özgür bırakılacak ve hırslı Vettel Webber'den puan çalacak. Vettel puan çaldıkça da Webber'in resmen desteklenmesi zorlaşacak ve takımın şampiyonluk şansı Mclaren'in hata yapmasına bağlı olacak. Mclaren de bu amatörlüğü yapmayacağı için şampiyonluk muhtemelen Mclaren'e gidecek.

Red Bull gibi üretici olmayan ve bu tarz şansları devlerin arasından sıyrılıp kolaylıkla bulamayacak takımların böyle fırsatları kaçırmamaları gerekiyor. Bu konuda da birebir örneği neredeyse aynı durumda olan Brawn GP'nin 2009 politikasına bakabilirler. Bir yönetim dehası olan Ross Brawn bu şansı kaçırmadı ve Button ile şampiyon oldu. Her ne kadar doğru bulmasam da eğer 2009 İspanya'da Rubens'in elinden galibiyeti alıp Jenson'a hediye etmeselerdi ve sezonun ilk bölümünde takdir haklarını Jenson'dan yana kullanmasalardı Brawn takımı sadece hatıralarda kalırdı ve ilk sezonundaki galibiyet başarılarıyla anılırdı. Oysa ki onlar şampiyonluk için yollarını farklı çizip tarih yazmayı tercih ettiler. Red Bull'un da elinde bu şans var şu anda. Kullanmayacaklarını düşünsem de var...

4 Eylül 2010 Cumartesi

Red Bull'un geleceği ve Webber-Button ikilisi üzerine...

Soru: Webber ve Button sık sık eleştirdiğiniz iki pilot, bir çok eleştirinizde de haklı olduğunuzu düşünüyorum ama sizce Webber şampiyonluğu hak etmeyecek bir pilot mu? Bunu gerçekten merak ediyorum.

Soran: Narcissaloren, 3 Eylül 2010

Webber ve Button'ı eleştiriyorum, ama söylediğin kadar çok değil, yazılarımı dikkatli okursan ikisini de başarılı bulduğumu görebilirsin.


İkisini de eleştirdiğimde tek sebeple eleştiriyorum: Vettel-Alonso ve Hamilton'ın iştahı ve başarı hırsı bu iki pilotta yok. Webber eline fırsat geçerse bunu değerlendiriyor, en iyisini çıkarıyor, ama fırsatı kendi yaratma yolunu seçmiyor. Button da risk almak istemiyor, risk alıp daha fazlasını çıkarmak varken elimdekinden olmayayayım mantığıyla zorlamıyor. Bir şampiyon risk de almalı, savaşmak gerekiyorsa savaş da vermeli.

Webber şampiyonluğu hak etmiyor mu? Kesinlikle hak ediyor, biraz savaşmayı ve uğraşmayı denerse zaten Hamilton'dan daha şanslı, çünkü RB6 denen canavarın pilotu.
 
Daha hırslı ve istekli olduklarında çok şey değişecek...
 
 
Soru: Red Bull'un bu gelişimi ve hızını ne kadar daha koruyabileceğini düşünüyorsunuz? Sizce Brawn'ın başına gelen Red Bull'a da olabilir mi, ne kadar zaman içinde? Ve Red Bull'un pilotları aracın potansiyelini gösteremiyor fikrine katılıyor musunuz?
 
Soran: Narcissaloren, 3 Eylül 2010


Brawn yani eski adıyla Honda 2008 yılını yatarak ve 2009 aracını tasarlayarak geçirdikten sonra 2009'da harika bir araç üretti. Ve o araçla şampiyonluğu kazandı. Ancak 2009 yılına odaklanırken 2010'u kaçırdı ve bu yıl gerilerde mücadele ediyor.


Yine Ferrari'yi düşünelim, 2004'de şampiyon, 2005'de çok geride, 2006'da ortalama üzeri, 2007'de şampiyon, 2008'de ortalamanın çok üzeri, 2009'da geride ve 2010'da ortalamanın biraz üzeri...

Mclaren 2004'de çok geride, 2005'de ileride, 2006'da çok geride, 2007'de ortalamanın üzeri, 2008'de şampiyon, 2009'da geride ve 2010'da ortalamanın üzeri.

Yani bir sezona odaklanan ve o sezon başarı sağlayan takım ertesi sezon kolay kolay şampiyon adayı olamıyor.

Hafta sonu F1 Kulubü'nü izlediysen Adrian Newey için birşey söylemiştim. Adrian Newey bir dahi ve Red Bull'un en büyük şansı şu an itibariyle. Adrian Newey'in özelliği her yıl en önde mücadele edebilecek bir paket üretebilmesi. Tabii ki bunun bütçeyle ve kurallarla da ilgisi var. 2009'a kadar bütçeler sınırlıyken 2009'da hem radikal kural değişimlerinden, hem de bütçe artışından faydalanıp çok hızlı paket üretti.

Red Bull Newey takımda kaldığı sürece, bu kurallar devam ettiği sürece ve sezon içi testler yasak olduğu sürece Mclaren-Ferrari ve Mercedes'le rahatlıkla boy ölçüşebilir, onlardan daha hızlı olabilir.

Eğer sezon içi testler tekrar Formula 1 dünyasına girerse Red Bull o zaman büyük takımların bütçe gücüne karşı koyamayabilir, Red Bull bir üretici firma değil çünkü, nihayetinde içecek firması. Mclaren, Ferrari, Mercedes, Renault takımları pist üzerindeki başarı ile kendi PR'larını yapıyorlar ve kendi ürünlerini satıyorlar. Red Bull ise tamamen kendi markasını büyütme derdinde.

Red Bull pilotları aracın potansiyelini gösteremiyor mu? Evet katılıyorum ama tam olarak pilotlar gösteremiyor diyemiyoruz. Aracın potansiyelini gölgeleyen ilk konu dayanıklılık sorunlarıydı. Bu yıl dayanıklılık nedeniyle Vettel birçok yarışta zarar gördü. Bu da aracın kendini gösterememesine neden oldu.

Bir diğer konu RB6'nın startlardaki problemi. 13 yarışta 12 pole pozisyon alan aracın sadece 6 yarış kazanmış olmasının en önemli sebeplerinden biri yarışta ilk virajı önde dönememeleri. Uzağa gitmeye gerek yok, daha bu hafta sonu Spa'da bile Webber bu problemi yaşadı.

Son olarak da pilotların hataları ve hırsı nedeniyle araçtan alınabilecek maksimum sonuç alınamadı. Hırs ve hatalar genellikle Vettel tarafında olurken Webber tarafında da zaman zaman çekinik ve silik performanslar gözlemledik. Oysa ki zorladığı yarışlarda çok başarılı performans gösterebiliyor.Bununla birlikte lider Webber'in hırs sorununun kalmadığı ve Vettel'in karşısında birinci pilot ilan edildiğinde çok daha başarılı olacağını düşünüyorum.

Herşeye rağmen eğer Alonso ya da Hamilton RB6 kullanıyor olsaydı Red Bull'un lider pilotu bugün 182 puanda olmazdı, en azından 220 puanın üzerinde olurdu...

31 Ağustos 2010 Salı

Red Bull ve Mercedes motoru aşkı...

Soru: Bu hafta Newey'in Renault motorunun iyi olmadığını söylemesi ve Mercedes'in yarışta ezici üstünlüğünden sonra RBR'nin seneye Mercedes motoruna geçeceği ve yenilmez bir armada olma ihtimali nedir ? Olduğunu varsayarsak diğer takımlar ne gibi önlemler alır?

Soran: kamilakar, 30 Ağustos 2010


Red Bull'un Mercedes motorunu istediği iki yıldır biliniyor. Bunun için de çalışmaya devam edecektir. Mercedes motoru 2009 ve 2010 sezonlarında maksimum sürat ve dayanıklılık anlamında Formula 1 dünyasındaki en iyi motordu. Bunu derecelerden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Brawn GP'nin geçen yılki şampiyonluğu, Force India'nın iki sezondur uzun düzlüklere sahip Monza ve Spa'daki başarısı, Mclaren'in 2010 sezonundaki uzun düzlük barındıran pistlerdeki başarısı hep bu gerçeğin yansımalarıdır.


Aerodinamik anlamda muhteşem pakete sahip Red Bull da Mercedes motoruyla gücünü taçlandırmak istiyor. Renault motoru her ne kadar çekişte çok güçlü olsa da Mercedes motoruna göre beygir gücü açısından eksikleri olduğu sanılıyor. Motor dondurma kuralından sonra Renault'nun geri kaldığı geçen yıl anlaşılmıştı ve Renault motorunu güncellemesi için FIA'dan özel izin almıştı. Ancak yine de pek değişim olmadı. Bu yüzden Red Bull takımı bu güç kaybıyla daha fazla uğraşmak istemiyor.

Ancak Red Bull'un en büyük rakibi Mclaren de zaten çok güçlü olan Red Bull paketine Mercedes motorunun daha da güç vermesini istemiyor. Geçen yıl veto etmişti. 2011 için bunun aksini söylese de yine veto edecektir. Ayrıca ben 2010'da hayal kırıklığına uğramış ve 2011'e bel bağlamış Mercedes'in de Red Bull'a motor tedarikini gönüllü yapacağını sanmıyorum. O yüzden Red Bull'un Mercedes motoru müşterisi olma ihtimalini düşük görüyorum. Eğer geçerse de dediğin gibi yenilmez armada olacaktır. Ancak diğer takımlar bu halde kalırsa tabii...

Diğer takımlar ne yapar? Cevap basit : Ellerinden geleni! Formula 1 pist üstünde yarışmanın dışında aynı zamanda bir gelişim ve teknoloji yarışı. En iyi mühendis ve beyinlere sahip takım öne geçiyor. Diğer takımlar normalde yaptıkları hazırlıklar neyse onu yapacaklar, 2009'da Çifte Difüzör, 2010'da da F-kanal ve Egzost destekli Difüzör gibi bir buluşu 2011'de bulurlarsa Red Bull'u durdurabilirler. Eğer Adrian Newey harikalar yaratmaya devam ederse de Mercedes motorlu bir RB7'yi durdurma ihtimalleri çok azalır.

Ancak Pat Fry ile teknik kadrosunu güçlendiren ve Alonso gibi çok çalışan ve süper yetenekli pilotu olan Ferrari'nin, gelişim konusunda rakipsiz olan ve iki harika Dünya Şampiyonu pilotu olan Mclaren'in, kaynaklarını 2011'e yönelten ve Schumacher gibi bir süper yeteneğin ve araç gelişimi makinasının sahibi Mercedes'in de söyleyecek sözü olacaktır 2011'de...