Honda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Honda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2015 Perşembe

F1 2015 sezonuna dair soru-cevap



Ferrari’de Alonso ve Vettel’in gelişim sürecine katkıları sizce nasıl?
Bu soruda saniyorum iki pilotun Ferrari gunleri soruluyor. Arac gelisimine katki meselesi aslinda bir pilot secimi icin listenin en tepesinde yer alan iki sebep. Pilotun yetenegi, parasi, arac gelisimi icin geri bildirimi, pazarlama yetenegi, uyumlulugu, insan iliskileri gibi onlarca etken icinden en onemli iki sebep yetenek ve geri bildirim. Bu konuda da pilotlarin yetenegini sadece araclarin basarisindan ve muhendislerin geri bildiriminden anlayabiliyoruz. Acikcasi takimlar pilotlarin bu yonuyle ilgili genellikle durust davranmiyorlar. Hemen hemen her pilot icin iyi diye bahsedilir. Alonso icin de Ferrari’de yarisirken pozitif konusulurken ayrildiktan sonra 1-2 kisi olumsuz konustu. Alonso’nun yapici bir geri bildirim vermedigi ya da veremedigi soylendi. Ne kadar dogru bilemeyiz.. Ote yandan Vettel’in bu konuda iyi oldugu kesin. Red Bull’un Newey donemindeki efsane basarilari Newey-Vettel uyumu sayesinde saglandi. Vettel ayni zamanda Ferrari’deki ilk gunlerinden itibaren bu konuda oldukca buyuk caba gosterdi, hala da gosteriyor. Netice olarak, sonuclara bakarsaniz Vettel daha fazla katki gosteriyor gorunuyor ama bunu sadece takimin icinde kalip net olarak soyleyebiliriz. Unutmayalim ki, Alonso en yetenekli pilot olarak yanlis ya da hatali feedback veriyor olamaz.

Mclaren 2015 sezonunun ilk grand prix’lerinde (yarışamayanlar hariç) açık ara en kötü takımdı. Sizce kendilerini toparlamaları ne kadar sürer?

Daha once Twitter’da yorumlarimda belirttigim gibi Honda’yi rakiplerinin ilk yilina gore basarisiz buluyorum. Bu cok net gorunuyor. Mclaren’in en buyuk sorunu da Honda. Arac da oldukca agresif, bu yuzden de bir cok dayaniklilik sorunu yasiyorlar. Toparlanmadan kastiniz puan barajina girmekse, sanirim Avrupa sezonu ortalari gibi bu konuda iyilesirler. Podyum icin normal sartlar altinda sezon sonuna dogru hazir olmaya baslayabilirler, bunun da garantisi yok. 3 sn fark kolay kapanmiyor. Mclaren icin 2015 pek parlak yil olmadi maalesef, 2013 ve 2014 gibi...

Fernando Alonso, tam da Ferrari’nin yeniden toparlandığı bir dönem takımdan ayrılarak McLaren’e gitti. Sezon başında geçirdiği kazayı da düşünürsek, İspanyol pilotun kariyerini nasıl görüyorsunuz? Tekrar şampiyonluk kazanabilecek bir konuma gelir mi?

    Acikcasi Alonso’nun kazasinin Massa etkisi yapmasindan korktum. Biliyorsunuz, Massa 2008’de sampiyonlugu son virajda kacirmasinin ardindan 2009’a da iyi baslamisti ve Macaristan kazasina kadar Raikkonen’i maglup etmisti. 2010’da geri donusunden itibaren eski formundan cok uzaklasmisti. Alonso’da da benzer bir durumdan korktum ama Alonso geldi ve kaldigi yerden devam ederek Button’i maglup etti Malezya’da. Alonso icin sorulacak sorulara cevap aslinda cok basit: Alonso’ya duzenli podyum mucadelesi veren bir arac verirseniz Alonso her zaman icin %110 performans verip sampiyonluk adayi olacaktir. Sabirli olursa 3.sampiyonlugunu alacaktir.
4  

    Red Bull, 2013’ün ardından istediğini alacak konumdan hızla uzaklaştı. Bunun sebebi olarak neyi görüyorsunuz ve takımın Formula 1’den ayrılma söylentileri ne kadar gerçekçi?

Aldiklari beddualar? :) Saka bir yana, Bunda bir cok sebep var. Adrian Newey dahi bir tasarimci, ancak her seyin bir siniri var, her basarinin bir sonu var. FIA Red Bull’un sebebi tam olarak belirlenemeyen teknik sirlarindan o kadar sikildi ve korktu ki, careyi ard arda teknik sinirlamalar yapmakta buldu. Newey de ozgurlugu ne kadar kisitlanirsa o kadar icine kapandigi icin, sonunda dayanamadi. Bu konuda problem yasayacaklarini da daha 2014 sezonunun basinda soyluyordu. Hala da bir cozum bulamadi, dahasi duzeltmelerinin zaman alacagi birden fazla problemleri var. Bir diger konu tabii ki Renault motoru. Hem dayaniklilik konusunda cok kotu, hem de guc olarak diger iki motor ureticisinin cok gerisinde. Haliyle bu iki problem Red Bull’un dususune sebep oldu. F1’den ayrilma soylentilerinin gercekci oldugunu dusunuyorum sahsen. Red Bull bir pazarlama takimi ve nasil ki sampiyonluk imajlarini guclendirdigi icin yatirimi artirdilarsa, basarisizlik da imajlarina olumsuz etki ettigi icin istikrarli bir sekilde kotu sonuclar alirlarsa birakip gideceklerini dusunuyorum.

Mercedes’te Nico Rosberg’in geçen yılki performansı, geçtiğimiz yıllarda Red Bull’da Webber-Vettel mücadelesi gibi bir noktadan sonra yok olur mu? Yoksa Rosberg her zaman Hamilton için en büyük tehdit olmaya devam mı eder?

Acikcasi bu konuda Hamilton 2014 sezonunun ikinci yarisinda ve 2015 sezonunda cevap verdi benim yerime. Hamilton motivasyon sorunu yasamadigi surece Nico Rosberg onun icin ciddi bir tehdit olmayacaktir.

      Kimi Raikkonen’in sizce 2015 son sezonu olur mu? Bu kararda takım içi savaşta Vettel’e yenilip yenilmemesi ne kadar etkili olur?

Bunun etkisi cok olur. 2015’den sonra Kimi’nin devam edip etmemesi iki degiskene bagli:

1.Performansi, Vettel’e karsi durumu
2.Takimin onun alternatifini bulup bulmamasi.

Eger Vettel’e karsi iyi bir mucadele ortaya koyarsa devam edebilir. Ben eminim ki Ferrari coktan alternatifiyle on anlasma yapmistir. Gerisi de Kimi’nin pist ustundeki sonuclarina kalmis. 2015’den sonra kalir mi? 50%-50% su an icin bence ihtimal.

2015 sezonunda sizi en çok heyecanlandıran takım ve pilot hangisi?

Buyuk bir geri donusun basrol oyunculari olduklari icin Ferrari ve Vettel.

Malezya GP’sinin kazanılmasının ardından Vettel-Ferrari ikilisinde haddinden fazla Schumacher dönemi göndermesi vardı. Bunun motivasyon olarak takıma etkisi ne olur?

Gorunen o ki buyuk etkisi olmus ve olmaya devam ediyor. Ferrari’de herkes basariya ac ve en ufak bir umut isigi tum Tifosileri ve takimi costurmaya yetti. Sebastian Vettel karakteri ve yetenegiyle bu liderligi ustlenebilir, su ana kadar da basariyla yapti. Devami gelecektir.

F1’in Türkiye yayınları 2015 yılında tam bir yılan hikayesine döndü. İlk iki yarış Tivubu’da yıllık anlaşma olmadan yayınlandı ve sezonun üçüncü grand prix’sine yaklaşırken de durumda pek bir değişiklik yok. Bu durum yeni nesil Formula 1 taraftarlarını nasıl etkiler? F1’in şifreli kanallarda yayınlanması yeni izleyiciler bulmayı zorlaştırır mı?

Kesinlikle zorlastirir. Eskiden F1’le ilgisi olmayan insanlar en azindan kanal degistirirken goz ucuyla bakar ve uc bes kelam ederlerdi. Sifreli kanallardan sonra o da kalmadi. Ustelik TV’de olsa izleyen ama olmazsa kendini kasmayan kitleyi de kaybettik. Su anda F1 fani olmak Turkiye’de saglam caba gerektiren bir sey. Sozun ozu, sifreli yayinlar sayesinde sadece en hasta kesim kaldi elimizde, potansiyel fanlarimizi ise kaybettik ve kaybedecegiz daha da...

Her zaman için çok erken ama bir o kadar da olmazsa olmaz bir soru; sizce 2015 yılında kim şampiyon olur?

Ben yine fikrimi Mercedes ve Hamilton’dan yana koyuyorum. Bu soruyu Haziran gibi tekrar sorun ve biraz daha gercekci bir cevap vereyim.

 Ferrari bu kadar gelisirken Williams yerinde mi saydi? Nasil geride kaldilar anlamiyoruz.

Williams konusu oldukca garip. Sezonun daha basinda bu kadar geri kalmalari asil problem. Ilerleyen yarislarda geride kalsalar gelisim yarisinda butce vs nedeniyle problem yasadilar diyebilirdik. Bu soruya iki sekilde cevap verebilirim. Gecen sezona gore herkes gelisim yapti, Williams 2 birim gelistiyse, Mercedes 4 birim gelisti, Ferrari 6 birim gelisti. Bu yuzden Mercedes Williams ile farki acti, Ferrari de Williams’i gecip Mercedes’e yaklasti. F1 bir gelisim yarisidir.  Suracikta iki dk kestireyim de dinleneyim deyip 2 dk goz kirpip actiginizda rakibiniz toz olup ucmus olabilir. Tek gozu acik uyumak gerekiyor!


Pilotlar tur bindirirken DRS kullanabilir mi?
Evet, pilotlarin tur bindirmede zaman kayiplarini minimuma indirmeleri icin bu serbest.

                

18 Mayıs 2013 Cumartesi

6 soruda Mclaren-Honda birlikteliği


2011’den beri bir söylenti halinde dolaşan efsanevi Mclaren-Honda birlikteliğinin geri döneceği haberi hafta içinde yapılan açıklama ile kesinleşti. Mclaren 2015’den itibaren 18 yıllık Mercedes birlikteliğini sona erdirerek Honda ile motor tedarik anlaşması yaptı.
Honda aslında Ferrari ya da Mercedes gibi anılmasa da sporun en sadık üreticilerinden. Spora ilk girdikleri sene olan 1964’den bu yana geçen 49 senede birkaç sefer hariç sürekli oyunun içindelerdi. Dahası yol otomobilleri üretmeye başlamalarından sadece 4 yıl sonra soluğu Formula 1’de almaları da F1 algılarının şirketin DNA’larına işlediğinin göstergesi. Kısacası biz F1 fanları Honda’ya spora destekleri nedeniyle müteşekkir olmalıyız.

Honda 49 yıllık tarihinde bir çok başarı kazandı ancak bunlardan en çok akılda kalanı Mclaren ile oluşturulan ve bugünkü Red Bull egemenliğini solda sıfır bırakan Mclaren-Honda döneminde kazanılan başarılardı. Honda 1983’de Williams ile tekrar döndüğü sporda her yıl başarılarını artırdı ve nihayet 1987’de Piquet ile şampiyonluk kazandılar. 1988’de ise efsanevi Mclaren-Honda takımı pistlerde Senna ve Prost ile fırtına gibi esmeye başladı. 1988’de 16 yarışta 15 pole pozisyon ve 15 galibiyet kazandı takım. Kaçan o tek galibiyette de Senna tur bindirdiği bir rakibinin hatasıyla yarış dışı kaldı. 1988-1992 arasında 5 sezonda 4 şampiyonluk ve bir 2.lik kazandı takım. Kısacası müthiş bir performans gösterdi. Bugün Mclaren-Honda isimlerini yanyana gördüğümüzde heyecanlanıyorsak bunun sebebi bu altın yıllardı.

Şimdiyse Honda başarısız Bar-Honda ve Honda Racing günlerinden sonra ara verdiği F1’e Mclaren’le tekrar dönüyor. 6 soruda bu haberi irdeleyelim.
Honda neden spora geri döndü?

Motor üreticileri Formula 1’e sadece spor olsun diye girmiyorlar elbette. Asıl faaliyet alanlarına F1’den, F1’e de asıl faaliyet alanlarından know-how taşımaya çalışıyorlar. Eğer iki faaliyet kolu arasında bir bağ yoksa bu, marka için reklam çalışmasından öteye geçemiyor. Honda 2008 sezonu sonunda F1’den çıkarken kendi adına takım olarak sadece 1 galibiyet almıştı, o da olaylı ve yağmurlu bir Macaristan GP’sinde. Formula  1 otomobilinin tek parça anlamında en pahalı parçası olan motor da o dönemde halen de olduğu gibi 8 silindirli motordu ve bu Honda’nın yol araçlarında kullandığı bir teknolojı değildi.
Halbuki, 2014’de kullanılmaya başlanacak turbo şarjli V6 motoru Honda’nın zaten yıllardır ürettiği ve yol otomobillerinde kullandığı bir motor türü. Bu anlamda teknolojiye sahipken zaten yüksek bir tanıtım gücü olan F1’e girmemek pek de makul bir hareket olmazdı. Hele de spora tarihin en başarılı 2. takımıyla giriyorsanız buna sadece cherry on the cake denebilir.

2014’de Mclaren/Mercedes ilişkileri nasıl etkilenir?
Beklendiği kadar kötü değil, beklenmediği kadar da iyi değil. Nasıl yani? Şöyle ki, motor üreticileri sözleşmelerinde takımlara sadece motor vermekle yükümlü değil. Motor/aero/lastik değişkenleri birbirini etkilediğinden bu 3 yapı birbiriyle sıkı ilişkide bulunmak durumunda. Mercedes de Mclaren’e temel yükümlülüklerini bu çerçevede yerine getirecektir. Beklendiği kadar kötü değil ile kastettiğim bu.

Peki beklenmediği kadar iyi değil ne demek? Uzun süreli motor sağlama anlaşmalarında (ki Mclaren-Mercedes bunun en iyi örneğidir günümüzde) taraflar normalde olduğundan çok daha yakın çalışırlar. Ertesi yılın aracının temel yapısı konusunda görüş alışverişinde bulunurlar. Mclaren işte bu fazladan özel statüyü kaybedecektir. Ancak bu gözle görülür bir etkide bulunmaz.
Mclaren için bu bir risk mi?

Elbette spordan 5 yıl uzak kalmış bir takımın yeni bir motor üretmesi ve ortaya çıkan bu motoru kullanmak Mclaren için bir risk. Hele de diğer takımlar 2014’de motorları deneyip gerekli dersleri çıkardıktan ve 2015’de hataları düzeltilmiş motorlarla yarışırken. Mclaren büyük bir takım ve Williams’ın Cosworth ile yaşadığı benzer başarısız denemenin bir benzerini yaşamaya tahammülü olamaz. Burada muhtemelen Mclaren’İ rahatlatan konu Honda’nın turbo şarjli V6 teknolojisinde tecrübeli olması. Kısacası bu bir risk ancak alınmayacak bir risk değil.
Mclaren’in avantajı nelerdir?

Mclaren’in iki büyük avantajı var:
1.Motora yıllık 20 Milyon Euro ödemek yerine bunu cepte tutmak. Tabii ki Mclaren bu riski karşılıksız almadı. Honda’nın sporun en başarılı takımlarından biriyle dönüş yapmasının bir karşılığı vardı ve bunun da bedava motor sağlanması olduğu düşünülüyor.
2.Sadece kendisine çalışan bir motor sağlayıcısı bulmuş olmak. Hatırlarsak eğer, Honda özellikle 2008 konusunda bütçe konusunda çok bonkördü, o sezonun en yüksek harcamasını yapmıştı takıma. Benzer bir durum yaşanacaktır ve Mclaren de Honda’nın tüm kaynaklarını 2015’de kullanma lüksüne sahip olacaktır.

Eski günler geri gelir mi?
Buna imkansız demek doğru olmaz. Haber çıktıktan sonra pek çok kişi Mclaren-Honda’nın efsanevi kırmızı beyaz renklerini, Senna yıllarını hatırlayıp duygusallaştı. Bu çok normal. Ancak hem Mclaren, hem Honda, hem de Formula 1 çok değişti. Williams-Renault sporda yeniden buluştu ama beklenen sonuç gelmedi. Senna soyadı F1’e tekrar döndü ama ortaya çıkan sonuç sadece eski Senna severleri üzmeye yaradı. Yani F1 çok değişti ve nostalji araçları hızlandırmıyor.

O yılların ezici üstünlüğünü F1’de tekrar görmek imkansız değilse bile çok zor. FIA önce Ferrari’ye sonra Red Bull’a bu üstünlüklerini bozacak müdahalelerde bulundu son 10 yılda.
Bu ikili pekala şampiyon olabilir. Bugün Renault motorunun Ferrari ve Mercedes’ten daha güçlü olmadığını herkes biliyor ancak Red Bull şasisinde Renault motoru 3 yıldır şampiyon oluyor. 2009’da Mercedes motorlu Brawn şampiyon olurken Mclaren uzun süre süründü. Yani kısacası motor/şasi dengesinde şasi ezici bir farkla önde. Eğer müthiş günler geri gelecekse bunu Honda’dan çok Mclaren’den beklemek lazım.

Bir diğer konu da o yıllarda Mclaren-Honda’nın Senna ve Prost gibi iki efsane pilotu vardı. Şu andaki Button-Perez ikilisinin ellerinde Mclaren’in çok gelişeceğini ve ezici üstünlük kuracağını beklemek makul değil. Mclaren’in Hamilton gibi bir pilotu tekrar bünyesine katması gerekiyor. Kim bilir, belki bu isim Sebastian Vettel olur.

Honda’nın dönüşü spor için ne ifade ediyor?
Öncelikle daha önce de ifade ettiğim gibi Honda bu sporun sevdalılarından ve geri dönüşleri spor için muhteşem bir haber. Hele turbo motoru cazip bulmayan Cosworth’un gidişinden sonra F1’in 3 motor üreticisiyle kalması kötü bir senaryo olacaktı. Honda’nın tekrardan gelmesi hem 20 Milyon Euro’nun üzerine çıkan maliyetler nedeniyle maddi sıkıntı çekecek takımlara ilaç gibi gelecek(çünkü Honda muhtemelen en ucuz motor tedarikçisi olacak), hem de F1 eski bir müdavimini kazanacak.

Bir diğer Japon motor üreticisi Toyota’nın da spora tekrar dönüşünün  bu haberle tetikleneceğini düşünüyorum. Toyota turbo şarjli V6 motor üretiyor ve bu teknolojiye sahip. Zamanında F1’de başarı için ne kadar inat ettiklerini de biliyoruz. Onlar da Honda’yı dikkatle takip edip spora dönüş için fırsat kollayacaklardır. Umarım tahminim ileride doğru çıkar.