Kimi Raikkonen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kimi Raikkonen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2016 Perşembe

F1'in yeni starı İspanya'da sahnede

Barcelona’da yapilan Ispanya GP son 10 yılda her yıl olduğu gibi bu yıl da farklı bir yarış galibi çıkardı. Bu sefer sürpriz gerçekten de sürpriz oldu: Tarihin en genç yarış galibi, hem de bir önceki rekoru 2.5 sene ile kırdı, dahası bir yarışa liderlik eden en genç pilot rekorunu da aynı yarışta elde etti. Kısacası, kimse ama kimse bu sonucu beklemiyordu. İzleyen herkesin de gördüğü gibi bu sürpriz sonucun en büyük mimarı aslında Mercedes’in kendisiydi. Son 4 yarışı Rosberg’e veren son şampiyon Hamilton şampiyonluğunun elinden kaymaya başladığını görünce yarışa agresif başladı. Özellikle de startta pozisyon kaybedince panikleyip öne atılınca kendisi de arkadaşı da kaza sonucu yarış dışı kaldı ve bizlere sıkıcı olmayan bir sonuç hediye ettiler. Hem bu yarışın bir değerlendirmesini yapalım istedim, hem de diğer sorularınıza cevap vermek istedim.

Soru: Kazada kim hataliydi? Bundan sonra ne olur Hamilton ve Rosberg arasinda? Sezon daha heyecanli bir hale mi geldi? (Ataberk Ergun)

Kazada kesinlikle Hamilton’in hatali olduğunu düşünüyorum. Ancak bu cezayı gerektirecek seviyede bir hata değildi. Kural kitabı pilotlara tek çizgi değiştirme hakkı veriyor ve Rosberg bu hakkını kullandı. Lewis’in pistin sol tarafını kullanmaya çalışması gerekiyordu, ancak o acele edince ve Rosberg’in çizgiyi kapatacağını düşünmediği için tek çare çimlere çıktı, orada da sonuç malum. Bundan sonra ilişkileri nasıl olur? Ben ilişki derecelerini yine F1’den vereyim, sıralamayı ona göre yapalım.

Çok sıcak: Raikkonen-Vettel
Sıcak: Button-Alonso
Normal: Massa-Bottas
Soğuk: Webber-Vettel
Buz: Alonso-Hamilton

Bu kazadan önce ilişkileri Soğuk seviyesindeydi, şimdi Buz seviyesine yaklaştı. Buz seviyesi olmadı henüz, çünkü takım bunu affetmez. Bundan sonra tamamen mekanik ilişkiler, pist üstünde daha fazla rekabet ve Lewis tarafında ölçüsüz hırs bekliyorum. Sezon kesinlikle çok daha heyecanlı olacak, Lewis’in yarışlar kazanacağını düşünürsek geriden gelen diğer takımlar için farkın az kalması konusunda bu bir şans. Gelecek yıl da bu iki pilotun birlikte yarışmaya devam etme ihtimalini düşük görüyorum.

Soru: Hamilton'un şampiyonluk şansı çok ama çok azaldı, özellikle kazadan sonra risk almasına takım da karşı çıkacaktır. Sizce şansı ne? (Erşan Selçuk Karagöz)

Söz konusu adam Lewis Hamilton ise her zaman her şey mümkündür. Şampiyonluk şansının çok azaldığını düşünmüyorum. 16 yarış var ve Mercedes bu yıl kurşun geçirmez değil. Henüz problemler Rosberg’i bulmadı, dolayısıyla ilerleyen yarışlarda puan durumu çok değişebilir. Lewis’in önündeki en büyük engel heyecanı ve hırsı olabilir. Sakin olursa şansının %49 olduğunu düşünüyorum, o 1 puanı da Rosberg’in momentumu ve hali hazırdaki 43 puan farkına veriyorum.

Soru: Red Bull Verstappen yarışı kazansın diye Ricciardo’yu kobay olarak mı kullandı? (Aykut Turgut)

İspanya GP’de en çok kim çalıştı diye sorsanız ilk cevabım stratejistler olur. Bu yarışta Ferrari ve Red Bull strateji ekibi biraz yoruldu, çünkü Mercedes yarış dışı kalınca yapılacak en ufak bir hata galibiyeti kaçırmak anlamına geliyordu. Onlar da gayet doğal olarak stratejileri ikiye böldüler. Red Bull ana stratejiyi Ricciardo üzerine kurdu, Ferrari de Vettel üzerine. Pitler başladığında Ricciardo-Verstappen-Vettel-Raikkonen sıralaması vardı, bu yüzden de Ferrari ve Red Bull’un ana stratejileri yani kazanan strateji olduğunu düşündükleri stratejileri öndeki pilotları üzerine kuruldu. Bu iki pilot 3 pitle yarıştı ve doğal olarak fazla stintlerinde yumuşak lastik kullandı. Yani aslında Red Bull Ricciardo’yu kobay olarak kullanmadı, bilakis yarış galibi olarak konumlandırdı. Stratejiler bölündüğü için Ferrari ve Red Bull da Verstappen ve Raikkonen için 2 pit stratejisi belirledi. Planları bozan şey, Barcelona’nın sert asfalt yüzeyi ve Verstappen’in yeteneği oldu. Pazar gunu pistte Max’ın babası Jos haric kimse Max’den galibiyet beklemiyordu, kendisi bile. Barcelona’ya her yıl sert ve orta sertlikte hamurlar getirilirdi, Mercedes kış testlerinde yumuşak lastiği burada göstermelik denedi, supersofta bakmadı bile. Aslında bunun nedenini bizzat görmüş olduk. Medium-soft farkı o kadar azdı ki, ekstra pit stop bir pit stop süresi kadar zaman avantajı sağlamadı bile. Bu yüzden de 2 pit stop herhangi bir probleme neden olmadan yarış kazandırdı. Raikkonen Verstappen’i geçebilse kazanan yine 2 pit stop olacaktı.

Soru: Raikkonen şampiyon olur mu? (Levent Oğuzhan)

Cevap: Bu soruyu öncelikle Ferrari özelinde alayım, Ferrari şampiyon olur mu şeklinde. Bu soru sıklıkla Twitter’da bana soruluyor. Ferrari’nin şansı ne yazık ki bu sene geçen seneden de az. Takım bir çok risk aldı, radikal değişiklikler yaptı. Herkes aracın potansiyelinin yüksek olduğu konusunda hemfikir, ancak henüz uygun motor, şasi, aerodinamik ayarlara ulaşılamadı. Motor konusunda Mercedes farkı daha da açtı, aerodinamik konusunda Red Bull da Ferrari’yi geçmiş görünüyor. Ferrari’nin bu noktadan yarışı alıp götürmesi mucize olur. Raikkonen bu yıl iyi bir momentum yakaladı, araç iyi olursa yarış da kazanacaktır ancak Vettel’e rağmen kazanması benim için sürpriz olur.

Soru: Raikkonen'in 2017 sözleşmesiyle ilgili bir duyum veya tahminin var mı abi? Ne olur sence? (Enes Demircioglu)

Raikkonen’in 2016 performansı 2017 için şansını önemli oranda artırdı. Finli pilot koltuğunu sadece daha genç ve potansiyeli yüksek bir pilota kaybedebilir, bunun için de sadece Bottas ve Rosberg’i aday görüyorum. Bu iki pilot koltuklarını korurlarsa Raikkonen de devam eder. Ferrari’nin Hamilton ile bir risk alacağını şu an için düşünmüyorum. Çünkü Hamilton-Rosberg ilişkisinin daha kötüsü Vettel ile Hamilton arasında çıkacaktır. En güçlü ihtimal Kimi’nin koltuğunu koruması, ama bunu da 50%’den fazla bir ihtimal olarak görmüyorum.

Verstappen için üç beş kelam…

Ispanya GP’yi değerlendirirken tarihe not düşmek açısından Verstappen için de üç beş kelam etmek isterim. Formula 1 kuruluşundan beri nice yetenekli ve muhteşem pilota sahnesini sundu. Bunların birçoğu şovlarını şampiyonluk ile taçlandırırken bazıları da (Gilles Villeneuve) yanlış zamanda spora geldiler ve şanssızlık eseri aramızdan ayrıldılar. Sporun en sevdiğim tarafı şu ki, bizler hiçbir zaman sporda yetenek eksiği yaşamadık, pist üstünde dönüp duran birkaç harika pilot varken yenileri de birer birer eklendi. İşte bunların en yenisini, hem de tarihte en genç olanını tüm dünya hafta sonu Barcelona’da izledi. Bir pilotun ileride nasıl bir geleceğe sahip olacağını kariyerinin ilk yılında mutlaka görürsünüz. Senna’nın, Schumacher’in, Stewart’ın, Jim Clark’ın, Alonso’nun, Raikkonen’in, Hamilton’ın ve Vettel’in ilk yıllarına bakın, mutlaka bir ipucu elde edersiniz. Verstappen de bu seçkin grubun son üyesi artık. Bu tarz pilotların takım arkadaşlarına bazı serilerde ya da F1’de geçildiğini de görürsünüz. Ama içinizdeki o ses der ki, bu adam yine de daha iyi. Alonso örneğin Tonio Liuzzi’yi anlatırken kendi dönemimizde herkes onun geleceğin şampiyonu olduğunu söylerdi der. Evet, Liuzzi onları yeniyormuş, ancak tarih Alonso’yu yazdı, Liuzzi ise değil galibiyet, tek podyum bile alamadı. Evet Verstappen genelde yendiği Sainz’a zaman zaman geçildi, ancak aralarında bir gömlek fark var. Umuyorum ki Sainz’ın kaderi Alguersuari ya da Kvyat gibi olmaz.


Verstappen Formula 1 dünyasının en taze starı, eğer bu satırları okuyanlar arasında F1’i yeni yeni izlemeye başlayanlar varsa, sözüm size, çok şanslısınız, zira yıllar sonra etrafınızdakilere bu çocuk daha yeni yeni parladığı günleri dün gibi hatırlıyorum diyeceksiniz. 

15 Eylül 2013 Pazar

Raikkonen-Alonso ve Ferrari: Şimdi ne olacak?

Haziran ayında Kimi Raikkonen Red Bull’a mı gitsem Lotus’a mı gitsem kararsızlığını yaşarken gazeteler ve internet siteleri de bu söylentilerle çalkalanıyordu.  O günlerde Ferrari’nin adı bile yoktu ortada. Kimi Raikkonen “vereceğim karar insanlara garip ya da komik gelebilir ama ben bildiğimi yapacağım” dediğinde Twitter’dan “Raikkonen böyle dediğine göre yoksa Ferrari’ye mi gidiyor” diyerek hiç olmayacak bir ihtimali dillendirmiştim. Bunu söylerken de söylediğime kendim de inanmamıştım. Çok değil iki hafta sonra konu ilk defa internet sitelerine düştü, konuşuldu konuşuldu ve 2 ay boyunca gündemin ilk maddesi oldu. Nihayet geçtiğimiz hafta Raikkonen Ferrari’ye 2 yıllık imzayı attı ve 2009’da kovulduğu takıma tekrar geri döndü.
Bu konuyla ilgili merak edilen o kadar çok şey var ki, ben de okurlardan gelen sorulara kendimce cevap vererek bakış açısı sunmak istedim.

Ferrari’de 1.pilot uygulaması devam edecek mi? Yarışmalarına izin mi verilir? (Hikmet Meryumoğlu-Hasan Harun Karaduman)

Aslında Schumacher dönemi bittiğinden beri Ferrari’de 1.pilot uygulaması yoktu. Schumacher’in ayrıldığı son sezonda Massa’nın gözle görülür derecede başarılı performansı takımın Raikkonen’in gelişiyle birlikte 1.pilot uygulamasının sona erdiğine ve iki pilotun eşit sayılacağını belirtmesine neden olmuştu. Nitekim, Massa 2007 sezonunun ilk yarısında Raikkonen’den daha hızlı olmuştu. Fransa GP’sinden itibaren Kimi Raikkonen öne geçmiş ve Massa’nın şampiyonluk şansı matematiksel olarak bitene kadar da eşit değerlendirme devam etmişti. 2008’de bunun tam tersi oldu ama yine Kimi’nin şansı bitene kadar birinci pilot belirlenmedi. 2010 sezonuna Massa ve Alonso eşit başladı ancak gerek Alonso’nun bencilliği ve hırsı (Çin GP’de Massa’yı ittirerek pite ilk girişini hatırlayın) gerek hızı, gerekse takıma liderlik etmesi beklenenden çok daha önce, iki pilot arasındaki puan farkı henüz 40’lardayken birinci pilot sayılmasına neden oldu. Sonrasında Massa Alonso’yu hiç zorlayamadı ve Alonso doğal birinci pilot muamelesi gördü. Ancak yine de takım hiç açıkça birinci pilot Alonso’dur demedi.

Durum böyleyken Raikkonen gibi şampiyon ve çok hızlı bir pilotun gelişi sonrası Ferrari takımının birinci pilot belirlemesi pek akla sığmaz. Pilotlardan biri diğerini net şekilde sürekli geri bırakmadıkça birinci pilot belirlenmeyecektir.

İstanbulpark’taki Vettel-Webber kazası gibi bir durum olursa takım kimi destekler? (Talha Ömer Gol)

Öncelikle bu tarz bir kazayı Raikkonen ve Alonso’dan beklemiyorum, zira her ikisi de savunma ve atak meselesini çok usta şekilde yapıyor. Bu iki pilottan birinin karıştığı bu tarz bir kazayı en azından 5-6 yıldır izlemedik. Diyelim ki oldu. Ne olacak? Tabii ki hangi pilotun haksız olduğuna bakılıp sonradan bir açıklama yapılacaktır. Eğer ben takım başkanı olsaydım pilotlardan birisi haksız olsa bile bunu basın önünde açıklamazdım ve kapalı kapılar ardında çözerdim. Aksi pilotların küsmesine yol açabilir. Ferrari’den Red Bull tarzı bir suçluyu koruma davranışı beklemiyorum açıkçası. Kısacası, pilotlardan birisi kayırılmaz bana göre.

Raikkonen 2.pilot olmayı kaldırabilecek mi? Alonso’ya destek olmayı kabul mu edecek? (Onur Baran Ökten)

Raikkonen ikinci pilot olmayacağı için bu soru aslında olmayacak bir konuya işaret ediyor. Transfer yapılırken yüklenen anlam bir süper takım oluşturmaktı. Ancak, eğer Alonso açık şekilde hızlı olursa ve Kimi ikinci pilot durumuna düşerse motivasyonunun çok azalacağı kesin. Bunu 2008 sezonu ve 2009’un ilk yarısındaki davranış tarzından çıkarabiliriz.

Raikkonen ralli tecrübesiyle Alonso’dan daha iyi bir pilot oldu bana göre. Alonso 2.pilot olmayı kaldırır mı? (Dinçer Yılmaz)

Bir önceki sorunun tam tersi bir soru. Raikkonen’in ilk F1 dönemine göre daha iyi bir pilot olduğunda herkes hemfikir. Ralli mutlaka ona bir şeyler katmıştır. Ancak, Alonso’yu geri planda bırakacak bir performans seviyesi beklemiyorum açıkçası. Performansları çok yakın olacaktır.Diyelim ki Kimi Alonso’nun önünde olmaya başladı, Alonso’dan Kimi’de olduğu gibi motivasyon düşüklüğü beklemiyorum, sonuna kadar savaşacaktır. Eğer takım kaynaklarını Kimi’ye yoğunlaştırırsa da bu Alonso’nun takımdan ayrılmasına giden yolu açar.

Ferrari bu iki pilotu yönetebilecek mi? Nasıl bir yönetim şekli belirlemeli? (Gökhan Eroğlu-Berker Yıldırım-Efkan Sefa Bekar)

Bu konuya Ferrari olarak bakmadan önce şunu belirtelim: Formula 1, Senna-Prost ikilisinden beri en zor pilot ikilisini görecek gelecek yıl. Hamilton ve Button da şampiyondu ama Raikkonen-Alonso gibi zıt bir bileşim değildi. Onlar uzun süre ılımlı şekilde devam da ettiler, Türkiye 2010’u hatırlayın, dişe diş bir mücadeleden sonra podyumda şakalaştılar da. Bu açıdan, Ferrari’nin çok zor bir işe talip olduğunu belirtmeliyiz.
Ferrari bu iki pilotu yönetebilecek mi? Son yıllarda gördüğümüz Ferrari pek yönetebilecek gibi durmuyor açıkçası. Bir pilotu yüceltip diğerini de ona destek olmaya mecbur ederek küstürmeye alışmış bir yönetimden böyle zor bir görevi beklemek pek makul değil.

Nasıl bir yönetim şekli belirlemeli? Öncelikle Domenicali ile birlikte Luca di Montezemolo’nun eskiye göre çok daha fazla takımla içli dışlı olması gerekecek. Onun liderliği özellikle Alonso’dan gelebilecek rahatsızlıkları önleyecektir.  

İkincisi, pist üstündeki uygulamaların kuralları net şekilde belirlenmeli. Sıralamalarda piste ilk kim çıkacak, yarışta pite hangi sırayla gelinecek, pist üstünde atak yapmak durum ne olursa olsun serbest olacak mı, simülatör ve test seanslarına hangi oranlarda katılım yapılacak gibi tüm konular konuşulmalı ve pilotların onayı alınmalı. Red Bull’un meşhur “Multi 21” konusunun Ferrari’de de tekrarlanmaması için pilotlar net şekilde uyarılmalı ve bilgilendirilmeli.

Üçüncüsü, pilotlar karakter özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilmeli. Fabrikada yatan bir Alonso’yu bu tarz şeylerden pek hazzetmeyen Raikkonen ile bir tutmamak gerekiyor. Asgari şartlara uyan bir Raikkonen’den aşırı isteklerde bulunulmamalı.

Dördüncüsü de pilotlara kendi bacaklarından asılacakları bildirilmeli. Yani, doğru ayarları bulmak için garajda uyuyan Alonso’nun ayarlarını seanstan 15 dk önce piste gelen Raikkonen’e vermek Alonso’yu sadece mutsuz etmeye yarar. Bu da göz önünde bulundurulmalı.

Ferrari zor bir göreve talip oldu, ne demişler, kendi düşen ağlamaz, ya da gülü seven dikenine katlanır!

Malezya’daki olayın benzeri Ferrari’de olur mu? (Tahsin Armutçu)

Açıkçası ne Kimi’den ne de Alonso’dan yerine razı olup atak yapmamasını istemek kolay kolay istenemez. İki pilot da diğerinden hızlı olduğunu herkese göstermek isteyecektir. Bu tarz bir talep olsa bile bu sezonun ilk bölümlerinde belki istenebilir, ancak sezon ilerledikçe ikisi de bu karara uymaz. Yani teorik olarak Malezya’daki olay tekrarlanabilir, ancak Ferrari takım dengesi bozulmasın diye onlardan bunu istemez bile muhtemelen.

Ferrari bu transferi yaparken Takımlar Şampiyonluğunu mu amaçladı yoksa Pilotlar Şampiyonluğu mu ? (Erol Pazarbaşı)

Transfer yapılırken her iki şampiyonluk da amaçlandı. Takımlar Şampiyonasını Ferrari en son 2008’de kazandı ve o tarihten sonra da puan anlamında kazanmaya yaklaşamadı. Bilindiği gibi F1 gelirleri Takımlar Şampiyonası sıralamasına göre dağıtılıyor ve bu şampiyonada birinci olursanız aldığınız fazladan gelir Raikkonen’in bir yıllık ücretinden çok daha fazla. Üzerine sponsorluk ve reklam gelirlerini de eklerseniz sadece bu amaçla bile Raikkonen’i almaya değer.

Sürücüler Şampiyonası için de güçlü bir ikinci pilot şampiyon adayının rakiplerinden daha fazla puan çalması anlamına geliyor. Kabul edelim ki Felipe Massa Alonso’ya bu anlamda neredeyse hiç destek veremedi. Seneye Alonso ya da Raikkonen, hangisi şampiyonaya daha yakın olursa, bunda takım arkadaşının rakiplerden çalacağı puanlar çok etkili olacaktır. Ferrari mutlaka bunu hesaba katmıştır.

Raikkonen için kovulduğu takıma gitmek ne kadar doğru? (Ahmet Coşkun)

Raikkonen kovulmasına rağmen Ferrari’den ayrıldıktan sonra hiç bir kötü söz söylemedi. Yalnız aksine, Mclaren’den kovulmamasına rağmen oradayken mutsuz olduğunu ve dönmek istemediğini birkaç sefer açıkladı. Yani aslında, Ferrari’deki ortamı seviyordu ve orayla duygusal bir bağı sürekli vardı. Dönmesi de çok abes karşılanmamalı.

İşin bir de başarı ve para yönü var. Ferrari gerek tarihi ve taraftar desteği, gerekse sponsor desteğiyle pilotlarına çok uzun yıllardır her zaman en yüksek ücreti veren takım oldu. Schumacher döneminden beri Ferrari pilotları F1’in her zaman en fazla kazanan pilotları oldular. Ayrıca, Ferrari pilotu olduğunuzda birkaç istisna sezon hariç şampiyonluğa aday bir aracınızın olduğuna emin olabiliyorsunuz. Bu kadar sebebi bir arada gören Raikkonen de tercihini bu yönde yaptı.

Ferrari’nin Raikkonen kararı Alonso’nun sözlerinden mi etkilendi, yoksa başka neden mi var? Alonso’nun ayrılma ihtimali mi buna sebep oldu? (Onur Ömer Öztürk-Harun Bodur)

Aslında tam olarak bu sonuca Alonso neden oldu diyebiliriz. Tabii ki bizler takım içerisinde değiliz, ne gelişmeler oldu bilemeyiz. Sadece ipuçlarını yorumlayıp bir şeyler söyleyebiliriz. Olayları ve sözleri bir araya getirdiğimde şahsen takımın Raikkonen’i ciddi şekilde düşünmezken birden o noktaya kaydığı yorumunu yapabilirim. Neden mi?

1.Ferrari Alonso’yu rahatsız edecek ihtimalleri hiç değerlendirmiyordu. Bu yüzden de henüz bizler Raikkonen adını duymazken Hulkenberg ve Di Resta isimlerini duymuştuk. Bu pilotlar genç ve hızlı pilotlar, şu aşamada Alonso’nun arkasında ikinci pilot olmaya da evet diyebilecek isimlerdi.

2.Hulkenberg ile imzalar dahi atılıp ön sözleşme imzalanmış. Macaristan GP hafta sonunda anlaşma tamamlanmış ve Hulkenberg kesin olmasa da takıma katıldığını düşünmüş.

Ancak, Avrupa sezonu ortalarından itibaren Alonso’nun artan mutsuzluğu ve takımı açık ve kapalı eleştirmesi ve son olarak Macaristan GP’de bu mutsuzluğun herkes tarafından duyulması Ferrari’yı derin bir endişeye sevk etmiş göründüğü kadarıyla. Üstüne menajerinin Red Bull ile görüşmesi herkesi mutlaka strese sokmuştur. Ferrari gibi bir takım tamamen kapalı kutu olan 2014 sezonunda bir şampiyon pilot olmadan yarışırsa çok kötü sonuçlara maruz kalabilir. Bu yüzden de hemen B planı devreye sokuldu, her ihtimale karşı Raikkonen transfer edildi. Yani aslında Alonso eski Alonso olsa muhtemelen Hulkenberg Ferrari pilotu olacaktı.

Ferrari’nin Hulkenberg ile değil de Kimi ile anlaşması gençlere verilen önem açısından nasıl değerlendirilmeli? Kimi’yi alarak eldekileri kaçırır mı? (Onur Ömer Öztürk)

Gridin tüm tüm büyük takımları genç ve tecrübesiz pilotlara şans vermişken Ferrari bu riski hiç almıyor. Bakıldığında Mclaren Hamilton’u 22  yasındayken ve F1 tecrübesi sıfırken kokpite oturttu. Mercedes Rosberg’e, Red Bull Vettel’e 2009’da ve Ricciardo’ya 2014’de, Lotus Grosjean’a çok gençken iki defa şans verdi. Ferrari bunu hiç yapmıyor. Tabii ki bunun en önemli sebebi camianın büyüklüğü. Takımın İtalyan mantığıyla yönetilmesi, taraftarların sabırsızlığı ve aşırı baskının genç pilotlar üzerinde olumsuz etki yapma ihtimali genç pilotların erkenden alınmamasına neden oluyor.

Hulkenberg aslında yeterli seviyede tecrübe biriktirdi ve bu baskıyı kaldırabilecek bir yapıda. Zaten bu yüzden de onunla sözleşme imzalandı. Ama Alonso’nun ayrılma ihtimali tüm bu planları bozdu ve takım mecburen garantili bir isme yöneldi.

Hulkenberg ve Bianchi sıraları gelince kokpite oturacaklardır. Hiçbir pilot Ferrari’den yaklaşık bir cevap duymadan başka plan yapmaz. Yani Ferrari pilot adaylarını elinden kaçırmaz. İstisnalar hariç istediği pilotu istediği zaman koltuğuna oturtabilir. Kırmızının cazibesi…

Alonso Raikkonen alınırken “bazı maddeler” imzalatmıştır diye düşünüyorum. Ne dersiniz? (Turul Kalafat)

Sanmıyorum. Raikkonen alınırken Alonso’ya sorulmamıştır bile. Diğer sorularda da vurguladığım gibi, Alonso takımı kamuoyu önünde eleştirmesinin ardından birinci pilotluk tahtının bazı avantajlarını yitirdi. Ona en fazla “eşit muamele” sözü verilmiştir ve açıklamalardaki “Alonso harika bir pilot, süper bir lider” vs vs gibi övgülerle yetinilmiştir.

Raikkonen transferinde James Allison’ın rolü ne kadar? (Zuhal Ören)

Ferrari Raikkonen’i 2009 yılında takımdan gönderdiğinde üç temel sebep bulmuştu. Birincisi, Raikkonen’in teknik konulardaki desteğinin yetersiz olması. İkincisi, sponsor aktivitelerine katılmayı istememesi. Üçüncüsü de takıma liderlik yapmaması.

James Allison Kimi ile iki yıldır çalıştığından takıma teknik konulardaki katkısının son durumunu öğrenmek için Allison’a bu sorular sorulmuştur. Anladığımız kadarıyla o da Kimi’nin geliştiğini ve çok başarılı geri bildirimler verdiğini söylemiş. Bu da takımın olumlu karar vermesinde etkili olmuş.

Bir noktayı hatırlatmalıyım, Lotus’ta Grosjean’ın geri bildirimi yetersiz olduğundan Kimi mecburen bu rolü üstlenmiştir. Kimi’nin Alonso ve De la Rosa varken Lotus’taki kadar teknik destek konusuna gireceğini düşünmüyorum.

James Allison’ın takıma katılması Kimi’ye avantaj kazandırır mı? (Ahmet Coşkun-Zuhal Ören)

Kazandırır ama ekstra avantaj değil. Aynı avantaja Alonso da sahip olacağı için sonuç eşit olacaktır. Kimi James Allison ile son 2 senedir çalışıyor, Alonso Renault kariyeri boyunca (2005-2006-2008-2009) Allison ile çalıştı ve onunla iki şampiyonluk kazandı.  Yani durumları eşit, Allison ikisi için de avantaj.

Raikkonen 2008’de Massa’ya yardım etmişti. Yine aynı durum olursa Raikkonen Alonso’ya yardım eder mi? (Ahmet Coşkun) Sezonun son yarısı olsa ve Raikkonen şampiyonluğa gitse, amaçsız olan Alonso ona yol verir mi? (Mustafa Erkan)

İki soru birbirinin tersi. İkisine de cevabım evet. Ferrari eşit muamele konusunu hakkıyla uygularsa ve pilotlardan biri diğerini açık şekilde mağlup edip şampiyonluğa koşarsa diğeri şampiyonluk şansı kalmayınca takım arkadaşına yardım eder. Alonso da Raikkonen de bu olgunluğa sahip pilotlar.

Raikkonen Massa’ya pek üstünlük kuramamıştı, Alonso ise Massa’yı net olarak sildi. Teorik olarak Alonso
Raikkonen’den hızlı olmalı değil mi? Raikkonen’de ne değişti? (İsmet Hacıbeyli)

Teorik olarak evet, yani kağıt üstünde bu doğru olmalı ancak Formula 1 gibi hızlı değişen bir sporda böyle bir teorem kuramayız. Araçlar değişti, lastikler değişti, pilotlar değişti, kurallar değişti, bunun gibi daha onlarca değişken var. Ben şunu iddia ediyorum, Alonso 2008’de Ferrari’de Massa’yla yarışsa şu son 3 yılda yaptığı dominasyonu yapamazdı. Birbirlerine çok yakın bir yerde bitirirlerdi, hatta Massa önde bile bitirebilirdi. O sene Massa araca ve lastiklere çok iyi uyum sağlamıştı, lastiklerini çok hızlı bir şekilde ısıtabiliyor ve yarışta da Vettel’in yaptığı gibi üstünlüğünü koruyabiliyordu. Ama istikrar konusunda yine aynıydı hemen hemen. Yağmurda yine problem yaşıyordu (Silverstone’da o sene 5 spin atmıştı hatırlayın), yarışta geriye düşünce fazla pozisyon kazanamıyordu.

Kimi o sene üst üste gelen problemler nedeniyle (Fransa’da arızalanan egzoz, Kanada’da Lewis’in pit yolunda çarpması, Spa’daki Lewis çekişmesi ve galibiyeti kaçırması…) motivasyon kaybetmişti. O yıllardan bu yıla birçok farklı seride araç kullandı, onlar da Kimi’ye bir şeyler ekledi. Yaşı ilerledi, olgunlaştı. 2 yıldır F1’in puan toplama anlamında en istikrarlı pilotu oldu. Yarışçı ruhundan hiçbir şey kaybetmediğini gösterdi. Kısacası Raikkonen Alonso’nun kolayca yiyebileceği bir lokma değil. Sorudaki karşılaştırma geçerli değil.

Ferrari Kimi’nin son durağı mı olur? (Fulya Güray)

Büyük ihtimalle evet. Eğer herhangi bir nedenle Raikkonen takımı basın önünde küçük düşürücü şeyler söylemezse ve bu yüzden takım göndermezse (ki bunu zaten beklemiyorum) Raikkonen 2 yıl sonunda Ferrari’den emekli olacaktır.

Raikkonen ve Alonso ikilisi ne kadar süre takım arkadaşı olarak kalır? (Abdullah Top)

Çok zor bir soru. Bu sorunun cevabı tamamen Alonso’ya bağlı. Eğer Alonso Raikkonen’in gerisinde kalmaz ve onu Massa’yı geçtiği kadar olmasa da en azından gözle görülür derecede geçmeyi başarırsa iki pilot Raikkonen emekli oluncaya kadar birlikte yarışırlar. Eğer Raikkonen Alonso’yu geçmeye başlarsa, iki pilot eşit sonuçlar alırlarsa ve rakip takımlardan başka bir pilot bu yüzden farkı açmaya başlarsa Alonso gelecek sezon sonunda ayrılıp gidebilir.Alonso için bu durumda Mclaren ihtimali göz ardı edilmemeli.

Alonso-Hamilton çekişmesinin benzeri Raikkonen-Alonso arasında olur mu? (Fulya Güray)

Çekişme mutlaka olacaktır, kimse huzurlu bir Ferrari beklemesin. Ama 2007’de yaşanan Alonso-Hamilton rekabetinin olacağını hiç düşünmüyorum. Burada denge unsuru Raikkonen olacaktır. Kimi Raikkonen hiçbir takım arkadaşından şikayet etmemişti, kimseyle de kariyerinde didişmedi. Bu yüzden işine odaklanacaktır. Raikkonen Alonso’yu kışkırtmayacağı için de 2007’deki gibi bir kavga ortamı olmaz. Hatırlarsanız 2007’de sadece Alonso ve Hamilton değil, garajın iki tarafındaki mühendisler de bölünmüştü.
2007’de Mclaren de süreci çok kötü yönettiğinden mesele çok kötüleşmişti. Ferrari’de bu seviyeye gelinmeyecektir.

Raikkonen’in gelmesi Alonso’yu nasıl etkiler? (Efkan Sefa Bekar) Hangi pilotun üstünlük kuracağını düşünüyorsunuz ve neden? (Elchin Zodorov-Hikmet Meryumoğlu)

Bu iki soruyu birlikte cevaplamayı tercih ettim, çünkü aynı konuları işleyeceğim. Gelen sorularda da en çok merak edilen cevap bu soruya ait. Birlikte tüm değişkenleri değerlendirip bir sonuca varalım.

Raikkonen’in gelişi Alonso’yu nasıl etkiler? Psikolojik olarak pek de iyi etkilemeyeceği kesin. Alonso’nun rekabetçi takımlardaki kariyerine bakalım. Renault kariyerinde 2003 ve 2004’de Trulli, 2005 ve 2006’da Fişichella,  Mclaren’de Hamilton, tekrar Renault’da 2008’de Nelson Piquet Jr, 2009’da Piquet Jr ve Grosjean ile yarıştı. Ferrari’de de 3 sene boyunca Massa ile yarıştı. Bu takım arkadaşlarından onu en çok zorlayanı Hamilton oldu, onunla da tarihi bir kavga yaşadı. Fisichella 2006’da onu zorladı biraz, o zaman kamuoyu önünde ağlayıp sızladı takım beni desteklemiyor diye. Massa 2010’da biraz zorladı, orada da meşhur pit yolu kavgası ve Almanya’daki “bu çok saçma, Felipe benden daha yavaş” olayı yaşandı. Yani kısacası Alonso’ya hızlı takım arkadaşı yaramıyor. Kavga ve mutsuzluk neredeyse kesin oluyor bu durumda. Alonso karakter olarak aynı zamanda çok inatçı. Hızlı bir takım arkadaşı onu motive de ediyor, çünkü hiç pes etmiyor. Raikkonen’in gelişiyle birlikte Massa’dan hızlı bir takım arkadaşı ona daha hızlı bir referans noktası verecek  ve o da biraz daha fazla zorlayacaktır.

Hangi pilotun üstünlük kuracağı meselesine gelince… Öncelikle iki pilottan birinin diğerini devamlı mağlup edeceği gibi bir dünyayı aklınıza bile getirmeyin. Hele de iki pilot da sıralama/yarış dengesinde bu kadar benzerken... Alonso da Raikkonen de sıralamada Vettel ya da Hamilton gibi ekstra yetenekli değil. Yalnız ikisi de yarışta istisnai derecede hızlı. İki pilot da böyle benzerken farkı pistlere gösterdikleri uyum belirleyecek. Alonso’nun Barcelona, Monako, Singapur gibi pistlerde, Raikkonen’in Malezya, Spa, Macaristan gibi pistlerde doğal olarak çok hızlı olduğunu biliyoruz. Bazı pistlerde Alonso öne çıkacak, bazılarında da Raikkonen öne çıkacak. Takım arkadaşı öndeyken ona en çok yaklaşan pilot da puan sıralamasında daha üstte olacak.

Alonso’nun farkını çıkaracak konular da toplam sezon sonucunu etkileyecek. Raikkonen’in simülatör çalışmalarını sevmediği herkesin malumu. Hatta Red Bull’un Raikkonen’i transfer etmeme kararında simülatör saatlerindeki anlaşmazlıklarının önemli bir etken olduğu konuşuluyor. Üstüne yarış hafta sonlarında seans bitince pist kapanana kadar mühendislerle toplantılar yapılması önemli bir konu. Raikkonen seans biter bitmez pistten ayrılmaya meyilli bir pilot. Alonso araçta olan biten herşeyi merak edip öğrenmeye çalışırken Raikkonen bunlarla ilgilenmiyor. Tüm bu meseleler Alonso’nun Raikkonen’i sene içinde bir adım geride bırakmasını sağlayabilir. Tabii bir de takımla bütünleşen bir Alonso’yu takımın lider görme ihtimali meselesi var.

Sene içinde iki pilottan herhangi biri diğerini domine etmeye başladığında geçmiş tecrübelere bakarak Alonso’nun savaşa devam edeceğini, Raikkonen’in ise fazla zorlamayacağını tahmin edebiliriz. Bu da Fin pilot adına iyi bir gösterge değil.

Bütün bu göstergelerden yola çıkarak Alonso’nun Raikkonen’in önünde olmasının aksi ihtimalden daha fazla olduğunu düşünüyorum. İspanyol pilot yeteneğini çalışkanlığıyla birleştirecek, hırsı ve motivasyonuyla da düşüş anlarından geri dönmeyi bilecektir. Dahası, süper hızlı takım arkadaşı rakiplerden puan çalarak onun işini bile kolaylaştırabilir.

Raikkonen ise doğuştan sahip olduğu yeteneğini pist üstü hiza çevirmeye ve tüm olumsuz ihtimalleri ortadan kaldırmaya çalışacak. Asla kolay lokma olmayacak, belki de beklentilerin tersine Alonso’yu mağlup edecek.


Sonuç olarak eğer pilotlardan birisi teknik olarak problem yaşamazsa (mesela lastiklere uyumsuzluk gibi..) birbirine çok yakın performanslar bekliyorum, ancak toplamda Alonso’nun bir adım önde olacağını tahmin ediyorum.

28 Eylül 2012 Cuma

Hamilton ve Perez kararının düşündürdükleri


Hamilton’ın Mercedes’e transferinin Hamilton için kumar ve risk olduğu görüşüne katılıyor musun? (Ertuğrul Başar)
Bu kararın kumar ve risk olduğu muhakkak ancak burada şuna bakmak lazım: Risk seviyesi kabul edilebilir seviyede mi? Bence evet. Öncelikle Mercedes bir üretici takım, 2014 motor kuralları değişikliği ile birlikte musluğun başında olacaklar. Yani şu anda bile Ferrari, Mercedes ve Renault V6 turbo şarjlı motorların nasıl olacağını, hangi şasiyle de daha uygun sonuç vereceğini herkesten iyi biliyorlar. Araç tasarımına başlarlarsa (ki eminim başladılar) gelecek yıl bu zamanda diğer tüm takımlara karşı 1-0 önde olacaklar. Dahası Mercedes bütçesiyle de F1’e bağlılığı yönünde soru işaretlerini kaldırdı. Takımın başındaki adam Ferrari ile defalarca kazandığı başarıları bir başka takımla tekrarladı. Bunu tekrar yapmaması için bir sebep de yok. Dahası, takımdan alacağı para daha yüksek ve pazarlama konusunda da daha serbest. Bu kadar sebep varken gitmemesi için sebepler sınırlıydı ve gitti. Risk aldı ama aldığı risk büyük  değil. En kötü Alonso’nun Renault’da yaptığı gibi 2-3 seneyi boş ama mutlu geçirir, sonra büyük bir takımda başarılarına devam eder.

Hamilton 6 yarış kala ayrıldığı takımla şampiyonluk için mi yarışacak? Nasıl olacak bu? (Zuhal Ören)
Zor bir durum… Yalnız tıpkısının aynısını Alonso’nun da 2006 yılında yaşadığını hatırlamalıyız. Alonso’nun o zaman aptal şekilde kendi takımı için “benim şampiyonluğumu istemiyorlar” şeklinde suçlamaları olmuştu. Tabii o Alonso o zaman 25 yaşındaydı, yani daha çok çok gençti. Duygusaldı ve bu tarz komik çıkışları oluyordu. O dönemde Alonso için bir şey değişmemişti, motivasyonu yüksek bir pilot olduğundan yılı şampiyon kapatmayı başarmıştı. Hamilton için durum biraz daha farklı. Birincisi 2006’da Alonso’da olduğu gibi şampiyona lideri değil, aksine tam 52 puan geride. İkincisi tek rakibi yok, tam 3 rakibi var. Takım arkadaşı kendisi kadar güçlü vs… Yani işi kolay değil. Takım Lewis’in şampiyonluğu için her şeyi yapacağını duyurdu ama şunu anlamak çok zor değil, gelecek yıl da aynı takımda kalacağını bilerek bir pilotu desteklemek nasıl ki takım için çok daha ayrı, pilot için de aynı motivasyonu korumak o kadar zor. Kısacası, bu kararın hem takıma hem de pilota az da olsa olumsuz etki olacağını düşünüyorum.

Schumi’nin dönme kararı hatalı mıydı?  (Narmin)
Hatalı diyemeyiz, neticede Schumi özgüveni çok yüksek bir pilot. Bu yeni dönemde de tekrar şampiyon olabileceğini düşündü ve geldi. Çok farklı bir F1 buldu, bıraktığı yerde değildi hiçbir şey. Ne testler vardı, ne yarıştığı takımın dominasyonu, ne kendisi için çalışan bir lastik üreticisi, ne 1-2 tane daha güçsüz rakibi. Herşey zor ve çetrefilliydi. Değişkenlerin kombinasyonundan iyi bir sonuç çıkmadı, bu kadar basit.

2014’de Vettel  Ferrari’ye geçerse Kimi de Red Bull’a geçer mi? (Zuhal Ören)
Vettel Ferrari’ye geçerse Red Bull bir anda ortada kalacak. Webber’in de emekli olacağını düşündüğümüzde takımın elinde bırakın şampiyon pilotu, tecrübeli pilot bile kalmayacak. İşte bu ortamda Kimi benim Red Bull için ilk adayımdır. Ancak, Kimi’nin 2014’de 35 yaşında olacağını ve belki de artık yarışmak istemeyeceğini göz önünde bulundurmalıyız. Yani güzel bir fikir ancak gerçekleşmesi hep “eğer’lere” bağlı.

Mclaren’de Perez ve Button farklı sürüş stiline sahip değil mi? Kim baz alınarak araç geliştirilir? Kim tökezler? (Ahmet Emre Akcan)
Aslında tam tersi, sanırım gridde tarzları bu kadar birbirine benzeyen başka bir pilot ikilisi yok. Her ikisi de zarif süren, lastiklerine iyi davranan pilotlar. Mclaren aracı tasarlarken epey rahat olacaktır. Kimi baz alırlar? Tabii ki Jenson, çünkü tecrübeli ve şampiyon pilot, ayrıca takımın şu anda pilotu. Kış testlerine kadar vereceği geri bildirimle Perez’in verecekleri karşılaştırılmaz bile. Ama Perez de zorlanmayacaktır o araçla.

Rosberg Hamilton’ı Perez de Button’ı geçerse Hamilton’ın hali ne olur? (Turan Adanur)
Bir şey olmaz, Lewis geçen yıl da geçildi ve burnu sürtülünce bu yıl daha iyi hale geldi. Rosberg de iyi bir pilot ama belki bir kaç yarışlık bir üstünlükten sonra ibre Hamilton’dan yana dönebilir. Aksi olsa bile ilk yıl olduğundan fazla etkilenmez. 2014’de hala gerideyse kendisi de rahatsız olur takım da…

Ferrari nasıl bir yol izleyecek şimdi? (Uğur)
Ferrari ile ilgili yorumumu 2 hafta önce yazmıştım, işler aynen yazdığım gibi yürüyor. Massa iyi performansını sürdürdüğünden muhtemelen Ferrari bir yıl daha Massa ile yarışacak ve sonra Vettel gelecek. Ondan sonrası da toz duman…

Massa Sauber’e Schumi Ferrari’ye gider mi? Schumi 1 sene sonra emekli olup yerine Vettel gelir mi? (Umur İbrahim Üstün)
Schumi’yi Ferrari artık almaz. Birincisi Mercedes’e gitmesi takımı yeterince hayal kırıklığına uğrattı. İkincisi, Schumi Mercedes’le 3 yılında Ferrari’nin ilgisini çekecek bir şey yapmadı. Ferrari neden alsın ki Schumacher’i? Vettel meselesi de yukarıdaki soruda da bahsettiğim gibi bana göre kesine yakın.

Schumi’den vazgeçmek neden bu kadar kolay oldu Mercedes için? (İsmail Önder Kara)
Neden bu kadar kolay oldu? Schumi’nin ilk senesi Rosberg’e karşı ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. İkinci yılda da Rosberg önde göründü. 3.senesinde Schumi daha hızlı gibiydi ama bu sefer de genelde takımın sorunlarıyla, bazen de Schumi’nin hatalarıyla Schumi puan olarak Rosberg’in yarısı durumunda. Yukarıda bir soruda bahsettiğim gibi Schumi’yi eski dönemiyle kabul ederseniz ilk tercih olur her zaman. Ancak, şu andaki Schumi mi yoksa Hamilton mi sorusuna Mercedes göründüğü kadarıyla tartışmasız Hamilton dedi ve Schumi’den vazgeçti. Neden? Çok özetle, yaşı ilerledi, numerik başarıları beklenenin çok altında ve yeni F1’e adapte olamamış görünümünde.

Şu bir gerçek: Schumi’nin Mercedes dönemindeki kariyerini bir başka pilot geçirmiş olsa ilk sezonunda gönderilirdi, o olmasa ikinci sezon sonunda kesin gönderilirdi. Schumacher bir marka ve çok büyük bir tecrübe, bu yüzden kaldı. Ancak, Mercedes tekrar zirveye dönmek için bir hamle daha yapmak zorundaydı ve bunun için de Hamilton en iyi uygun adaydı.

Hamilton bu sene sonunda şampiyon olursa pişman olur mu gittiği için? (Elovset Haydarovh)
Olmaz, o da Mclaren’in şu haliyle Mercedes’ten iyi olduğunun farkında. Gitmesinin farklı sebepleri var, o bir risk alıyor ve bu riski başarıya çevirmek istiyor. Sene sonunda şampiyon olursa o bunu sadece “Allah bereket versin” diye değerlendirir, fazlası yok. O Mclaren’in sportif olarak ne kadar güçlü olduğunu zaten çok iyi biliyor.

Üstad Ferrari 2014’de ne yapacak, Vettel-Alonso olur mu? (Hikmet Meryumoğlu)
İki farklı soruda ve daha önce yazımda belirttiğim gibi bu çok yüksek bir ihtimal bana göre. Ferrari çoktan anlaşmayı yaptı ve bu artık sadece çok beklenmedik bir sebeple değişebilir, Vettel bence 2014’de Ferrari’de.

Schumi Sauber’e gider mi? (İlker İnanç)
Daha önce de bu soru geldiğinde söylemiştim, Sauber Schumi’ye en fazla 5 milyon $ verebilir, o da zorlayarak. Takımın böyle bir bütçesi yok. Eğer Schumacher düşük bir ücretle gelir de yanında bir de sponsorlarını getirirse Sauber buna dünden razıdır. 7 defa dünya şampiyonu pilot takımınıza beraberinde markasıyla geliyor, daha fazla kameraların odağı olacaksınız. Yani Sauber para konusunu hallederse dünden razı olur Schumi’ye.

Peki Schumi gider mi? Schumi çok net ortada ki hayal kırıklığı yaşıyor. Mercedes’in Hamilton’ı tercih edeceğine inanmazken gerçeklerle bir anda yüz yüze geldi, hem de şık olmayan biçimde. Schumi bu, savaşmak kanında var. Reddedilmeyi hazmedememiş olabilir, Mercedes’te zaten başıma gelen geldi bundan kötü olamaz diyebilir, Sauber C31’in potansiyelini de düşünerek bir anda bir maceraya atılabilir.
Bunun için Peter Sauber’le paradan önce 2013 hazırlıklarını konuşacaktır, buna eminim. Eğer Sauber de ona olumlu tablo sunarsa ihtimaller dahilinde.

Nedense içimdeki ses emekli olmayıp devam edecek diyor. Bakalım…

Schumi Williams’a gider mi? (Yusuf Ahmet Oktay)
Williams da ihtimaller dahilinde, ama Sauber’in daha gerçekçi ihtimal olduğuna inanıyorum.Sauber Williams’a göre daha istikrarlı bir takım. Ancak Williams’ın son yıllarda imaj kaybettiğini de düşünerek ismini çok lekelemek istemeyeceğini düşünüyorum.

Ileride Perez tekrar Ferrari’ye geçebilir mi? (Berker Yıldırım)
Güzel bir soru. Herşey bu minik Meksikalı’nın Mclaren’deki performansına bağlı. Perez’i sadece başarılı bir pilot olarak görmeyin, o aynı zamanda yürüyen bir dolar kaynağı. Hep söylüyorum, sponsor Telmex’in sahibi Carlos Slim kişisel servette dünyanın zirvesinde. Sergio’yu da oldukça seviyor. O yüzden Perez gibi bir pilotu rakip takıma gitti gibi duygusal sebeplerle gözardı edemezsiniz. Eğer Perez Mclaren’de çok güçlü bir performans gösterip Jenson’ı yenerse, şampiyon olursa, ya da düzenli galibiyet alırsa Ferrari “henüz yeterli tecrübesi olmayan eski FDA üyesi bu pilotu” yalvar yakar parasını bastırıp ileride tekrar alabilir. Ancak bunun için Alonso’nun emekliliğini beklemek zorunda gibi şimdilik.

17 Şubat 2012 Cuma

Raikkonen, Caterham ve F1'de birinci pilot muammasi

Formula 1 dünyası testlerin başlamasıyla bir nebze olsun özlemini gidermeye başladı. Artık internet siteleri ve Twitter'da daha sık haberler çıkıyor. Şu anda herkes öncelikle Mercedes'in W03 aracını, Marussia'nın KERS'i olmayan ama Pat Symonds eli değmiş devrim aracını ve Barcelona testlerinin sonuçlarını merak ediyor. Ben de birkaç konuda kısa kısa fikirlerimi yazmak istedim.

Raikkonen'in Lotus macerası

Bu konuda fikir belirtmeye karar verişim Lotus'un Kimi'yi değerlendirme biçimi ve hakkında söylediği sözlerden sonra olustu. Geçtiğimiz günlerde Gerard Lopez ve Eric Boullier Kimi için "Lotus'u evi gibi görüyor, burada çok mutlu, burası çok farklı" gibi laflar ettiler. Ben açıkçası onların bu lafına pek kulak asmıyorum. Evet, eski Renault ailesi Formula 1 padokundaki takımlar içinde en birincil ilişkilerin olduğu ve takım olgusunun en üstte olduğu ailelerden birisi. Ancak, Kimi'yi öyle "görmemiş" şekilde değerlendirmeye çalışıyorlar ki, bunun reklam cümleleri olduğunu düşündüm. Bu konuda Kimi'nin değerlendirmesi daha önemli benim için. Kimi de Ferrari'ye gittiğinde aynen şöyle demişti:

"Ferrari bana muhteşem bir aile gibi geldi. Burada Mclaren'de olduğundan çok daha sıcak ilişkiler var, kendimi rahat hissediyorum"

Aynı lafı tekrar kullanır mı emin değilim.

Bir diğer konu Lotus'un Kimi'yi görmemiş gibi reklam malzemesi etmesi. Nedir bunlar? Twitter'da Kimi'nin her dakikasını öne çıkarmak, bir tuvalete gittiğini yazmadıkları kaldı. Bu hızla giderlerse Kimi'nin en sevmediği şey olan 'Halkla İlişkiler ve Reklam" mekanizmasını fazlaca kullanacaklar, Kimi de bir kere daha hayal kırıklığı yaşayacak. Ne diyordu Buz Adam: "F1 ile ilgili sevdiğim tek şey pistte sürmek!"

Başarılı olacak mı? Evet, kesinlikle pist üstünde başarılı olacak. Yarışlar artık hepimiz için daha anlamlı. Eminim ki Kimi'nin diğer tecrübeleri ona çok şey kattı ve bunları kullanacak.

Caterham'ın ikinci pilot muamması

Caterham, yani eski Team Lotus'a özel bir sempatim var. Bunda takımın başarıya odaklanmış olmasının, paralı pilotlar yerine onları geliştirecek tecrübeli pilotlar yarıştırmasının ve teknik ekibini sürekli geliştirmesinin etkisi var. Renault motoru ve KERS bataryası, Red Bull vites kutusu ve hidrolik sistemi takıma inanılmaz etki yapacak bu sene. Elbette, bunlari yapmak kolay olmadi, bunlar için para lazım ama para harcamak için de F1'e inanç gerekiyor. Beni etkileyen de bu. Yalnız kafamı 2.pilot meselesi fazlaca kurcalıyor. Jarno Trulli'nin yerinin sağlam olduğuna inanmıyorum. Heikki Kovalainen geçtiğimiz iki yıl müthiş iş çıkardı. Trulli de biraz silindi maalesef. Takımda kalması gerektiğini düşünüyor değilim. Ama, yerine geçmesi gereken kişiler de Petrov değil, hele Van der Garde hiç değil. Petrov Trulli gibi istikrarı olmayan bir pilot. Van der Garde de başarılarıyla henüz kimseyi etkilemedi. İlk testlerde koltuk almasını çok yadırgadım.

Takım için önereceğim tek şey, yalanı bol F1 dünyasında dürüstlükle öne çıksınlar ve pilot değiştireceklerse bunu baştan yapsınlar. Jarno Trulli gibi herkesin sevdiği bir pilota böyle bir muamele yapilmasini doğru bulmuyorum.

Eğer değişecekse yerine kim mi gelebilir? Ne Petrov, ne Van der Garde, ne Liuzzi, ne de Heidfeld. Rubens Barrichello tabii ki!

Birinci pilot - İkinci pilot meselesi

Bu konu Formula 1'de karıştırılan bir konu. Son yıllarda gerçek birinci pilot kavramına uyan tek pilot Ferrari'deki Michael Schumacher'di. Neden? Çünkü, birinci pilot önde olan pilot demek değildir. Birinci pilotun birinci pilot olduğunu önce ikinci pilotun açık şekilde kabul etmesi gerekiyor. Fernando Alonso ve Sebastian Vettel açıkça birinci pilot değildir. Ama öylesine ezici şekilde öndeler ki, herkes bunu kabulleniyor. Birinci pilot için aracın tasarımı dahi değiştirilir. Örneğin, Schumacher oversteer yani arkadan kayma yaşayan araçları tercih ettiğinden aracın tasarımı buna göre oluşturulurdu. Günümüz F1 dünyasında en azından açık şekilde buna rastlamıyoruz.

Bu anlamda Mateschitz Vettel ve Webber sezona eşit başlıyor dediğinde bana yalan gelmedi. Mateschitz benim gözümde en dürüst F1 simalarından birisi. 2010'da son yarışa girilirken Webber'i Vettel'in destekleyip desteklemeyeceği sorulduğunda net bir şekilde "Hayır desteklemeyecek, ben takım emirlerine karşıyım. Böyle bir şekilde dürüst oyunu bozacağıma şampiyon olmam daha iyi, seneyi beklerim ertesi sene tekrar denerim" demişti. Bu öylesine söylenmiş bir laf değildi. Çünkü, Vettel 15 puan gerideydi ve Webber'in şansı daha fazlaydı. Neticede söylediği oldu ve dürüstlük kazandı. Horner ve Marko için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim, bunu da Twitter'da defalarca ifade etmiştim, bu iki kişi F1 padokunun yüz karaları!

Alonso ve Massa da sezona eşit başlıyor evet. Çok fazla kişi bunun aksini iddia edecek biliyorum ama Massa sezona başlayıp ilk 6 yarışta 3 yarış kazanıp Alonso'ya 40 puan fark atar ve Avrupa sezonunda da düzenli olarak Alonso'yu mağlup ederse en azından Alonso kazansın diye kendini paralamaz Ferrari. Yine Grosjean Raikkönen'i defalarca kere mağlup ederse takım Kimi'de ısrar etmez. Bunun tek istisnası Red Bull'da olabilir, çünkü Vettel'e taparcasına bağlı iki isim var orada. Diğer takımlar şampiyonluğa aç ve kiminle şampiyon olabilirlerse onun arkasından giderler.

Soylediklerimi yanlış anlamayın ama, bence Alonso da Raikkönen de açık şekilde mağlup edecekler arkadaşlarını. Vettel de aynı şekilde...

5 Eylül 2010 Pazar

Kimi Räikkönen 2011'de Formula 1'e döner mi?

Soru: Sizce Raikkonen, 2011'de Renault'nun su anki performansiyla F1'i tercih edebilir mi, yoksa kesin sampiyonluga oynayacak bir takim olmadikca WRC'de mi devam eder?

Sağlam ve çetrefilli bir soru bu, uzun bir cevabı da hak ediyor.

Kimi'nin geçmişi ve hikayesinde, cevabımın anafikirleri saklı olduğundan önce onlarla başlayacağım. Formula 1'de son 10 yılın tartışmasız en sansasyonel ve başarılı isimlerinden biri Kimi Räikkönen. Yetenekleriyle de sporun gelmiş geçmiş en istisnai sporcularından biri olan Fin pilot şu anda WRC'de yarışmasına rağmen Formula 1 gündemini işgal etmeye devam ediyor. 2011'de WRC'de mi olacak yoksa Renault ile Formula 1'e geri mi dönecek, bu soru sürekli sıcak kalan konulardan biri.


British Formula Renault şampiyonu...
Kimi Räikkönen spora gelişiyle olduğu gibi gidişiyle de olay yaratmıştı. 2001 yılında Peter Sauber ondaki cevheri görüp Sauber takımına aldığında herkes tek koltuklu serilerdeki yetersiz tecrübesi nedeniyle bu kararı eleştirmişti. Kimi Superlisans aldığında 21 yaşında ve yalnızca 23 yarış tecrübesi vardı. Yalnız bu 23 yarışın 13'ünü kazanmıştı ve de 1999 ve 2000'de British Formula Renault şampiyonu olmuştu. Peter Sauber Kimi'ye Mugello'da ilk test şansı verdiği günü anlatırken onu "utangaç bir hayvana" benzetir. Bir an önce piste çıkıp kendini göstermek istediğini ve F1'i istediğini anlar. Kimi'nin boyun kaslarının daha fazlasına müsaade etmediği 4 turluk bir testten sonra Sauber telemetreye bile bakmadan kararını verir ve Kimi'yi Sauber pilotu yapar. Tur zamanları süper olmasa da 21 yaşında ve 23 yarışlık tecrübesi olan birisi için iyiydi ama asıl onu etkileyen şey soğukkanlılığı ve kokpitteki rahatlığı olmuştu.

Kimi Avustralya'da Formula 1'deki ilk yarışına 13. sırada başlayıp 6. sırada bitirerek son puanın sahibi oldu. İlk yarışında potansiyelini yeterince gösterdi zaten. Dayanıklılık sorunlarıyla da boğuştuğu 2001 sezonunda 4 yarışta puan almayı başardı, 7. sırada başladığı Kanada GP'sini 4.sırada bitirerek çaylak sezonunu bir anlamda taçlandırmayı başardı. Ve Avrupa sezonu sona ermeden Macaristan GP'sinde Mclaren'e transferi hemen hemen kesinleşti.

Sonraki sezonlarını uzun uzun anlatmaya gerek yok. 2003 ve 2005 yıllarında şampiyonluk mücadelesini son yarışlara kadar sürdürmesine rağmen dayanıklılık sorunlarıyla boğuştu. 2004 ve 2006 sezonlarıysa tamamen kabus gibi geçmişti onun açısından. Formula 1'e girerken de tek amacının şampiyonluk olduğunu söyleyen Kimi şampiyonluğu Mclaren'le elde edemeyeceğini düşünerek 2007'de Ferrari'ye geçiş yaptı. İncelenmesi gereken sezonlardan birisi buydu.

2007 sezonunda ilk yarışını hat-trick'le (pole+galibiyet+en hızlı tur) kazandı. Sonraki yarışlarda Massa'nın gerisinde kalmaya başladı ama podyumdan uzak değildi. Bu sezonki makus talihini Fransa GP'de değiştirmişti. 3.başladığı yarışta startta önce 2.sıraya çıktı, sonra da takım arkadaşını pitstoplar sonrası geçerek galibiyete uzandı. Kimi için show artık başlıyordu. Bir sonraki yarış Silverstone'u da kazanınca şampiyonluğa iyiden iyiye inanmaya başladı. Kazanamadığı yarışları en azından podyumda bitirip şampiyonluk şansını devam ettirmeyi bildi. Son 2 yarışı kazandığı Spa pistinde adeta show yapmıştı. Spa'yla başlayan son 4 yarışlık seride Kimi 3 galibiyet aldı. Galibiyet alamadığı Fuji'de fazladan 2 puan için vatandaşı Kovalainen'i yoğun yağmur altında uzun süre takip etti, şampiyonluğu o kadar çok istiyordu ki, su spreylerinin görüşünü engellemesine rağmen takibini sürdürdü. Son 2 yarışta da imkansızı başardı ve 17 puanlık farkı kapatarak şampiyon oldu.

Yıllardır beklediği şampiyonluğa 2007'de ulaştı

Bu kadar detaya neden girdim? Çünkü Kimi'nin süper yeteneğinin inançla birleşmesi sonucu neler olabileceğini gördük. Yalnız burada inanç önemli bir detay. Önemi de 2008 sezonunda saklı. 2008'e şampiyon olarak başlayan Kimi ilk 4 yarışın 2'sini kazandı, herkes bir şampiyonluk daha gelecek derken kırılma noktalarından biri olan Kanada GP'si geldi. Belki de 6 yarışta 3 galibiyet elde edeceği bu yarışta pit yolunda Lewis Hamilton'ın akıl almaz hatasıyla yarışa veda etmişti. Moralini düzeltecek Fransa GP'sindeyse lider giderken egzost borusu kırılınca zor da olsa yarışı 2.bitirmeyi başardı. Ama bu yarıştan sonra Kimi'nin motivasyonu bitmiş oldu. Bir yıl önce açıkça geçtiği takım arkadaşının sürekli gerisinde kalmaya başladı. Herkes bunu lastik ısıtma problemine bağladı, ancak Kimi gibi içgüdüleriyle aracını kullanan bir pilot için bu gerçek sebep olamazdı. Gerçek sebep artık eski sezonlardaki gibi motive olmamasıydı. Şampiyonluğu elde ettiğinden artık savaşabileceği bir inancı yoktu.

Sezon bittikten sonra motivasyon problemi olduğunu kendisi açıkça söyledi. 2009 sezonunda aracı olması gerekenin çok gerisindeydi. Yalnız o kötü paketle bile üst üste podyuma çıkmayı başardı. İlginç olan birşey vardı, o da öne çıkıp takımı önlere taşıdığı yarışların Massa'nın kazasından sonra çıktığı yarışlar olmasıydı. Yani "tek adam" olmaya başladıktan sonra.

Ferrari bir İtalyan takımı, Akdeniz kanı taşıyor. Ne takım ne de takımı destekleyenler başarısızlığa uzun süre tahammül edemez. Bu yüzden pilotlarından birinin, hem de en çok parayı ödediği pilotunun şampiyonluk için motivasyonun kalmaması ya da tek adam olunca form tutması Scuderia'nın kabul edebileceği şeyler değil. Bu sebeptendir ki takım üste para vererek Raikkonen'i takımdan uzaklaştırdı ve Alonso'yla anlaştı.

Kimi 2010 sezonundan itibaren WRC'de yarışmaya başladı. Formula 1'den çıkıp WRC'ye geçmiş bir adam için oldukça ümit verici sonuçlar da almaya başladı. Ürdün'de ilk puanını aldıktan sonra Türkiye rallisini de 5. sırada tamamlamayı başardı ve aldığı mesafe sporun içindekiler tarafından çok etkileyici bulundu. En son Almanya'da ilk etap galibiyetini de aldı. WRC kariyeri Kimi için F1 kariyerinin bir kopyası gibi, sonuçlar aldıkça gelişiyor ve motive oluyor.


Ralliye gün geçtikçe alışıyor...

Kimi Räikkönen "challenge'ları" ve öğrenmeyi çok seven, hedefi olduğunda onun için savaşmaktan zevk alan ve başarılı olduğunda doyan bir pilot. 2007'deki şampiyonluğuna kadar bir kazanma makinası olması bu yüzdendi. 2005-2006 sezonlarında yarış dışı kaldığında sinirlenmesi, hakemler yanına geldiğinde sinirden onları terslemesi, suratını asması tamamen o kazanma hırsının ortaya çıkış nedeniyle olmuştu. 2007'deki müthiş motivasyonu da şampiyonluğu getirmişti. Ve "doymuş" Kimi bir daha da gerektiği kadar bastırmadı. Şu anda da yepyeni bir "öğrenme ve meydan okuma eğrisi" ile karşı karşıya. Aşağıda Kimi ile yapılan son röportajdan alıntılar var, bakın neler söylüyor...

Soru: Yarım sezon sonrası sence ralli hala bir tutku mu yoksa günlük rutin işin mi?
Kimi: Hayır, daha öğrenecek çok şeyim var, o yüzden günlük işim falan değil. Ralli yapmayı seviyorum, benim için büyük bir meydan okuma bu.

Soru: Öğrenme sürecinde ne durumdasın?
Kimi: Hala başlangıçtayım. Rallide tecrübe diye birşey yok. Herşey çok karmaşık, öyle birkaç ayda öğrenemezsin.

Soru: Hangi alanlarda daha çok gelişebileceğini düşünüyorsun?
Kimi: Her alanda... Benim için herşey çok yeni, sürekli öğreniyorum. Temel noktalardan biri yol notları. Pist yarışlarında olmayan, sadece rallide olan ve başarı için önemli bir faktör. Doğru yol notlarıyla çok süre kazanabilirsin.

Soru: Peki hangi alanda en çok geliştin?
Kimi: Tek bir alan olduğunu söyleyemem. Önemli olan tüm alanlarda birlikte gelişmek, mümkün olduğu kadar öğrenmek. Tüm alanlarda sene başına göre çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak hala öğrenmeye ve çalışmaya devam etmeliyiz.

Cevaplardan öğrenmeye ve başarmaya ne kadar iştahlı olduğunu anlamak çok zor olmasa gerek. Bu uçan Finli'nin tek anahtarı var, öğrenmek-keşfetmek-başarmak ve bir sonrakini istemek... Şimdi soruyorum, WRC'de F1'de başladığı zamanki iştahını bulan Kimi sıkıldığı F1'e tekrar döner mi? Bence hayır.

Öğrenmeye ve hız kazanmaya başladığı WRC'de ilerleyen yarışlarda daha da iyi sonuçlar alacağına kendisi de inanıyor, profesyoneller de inanıyor ve ben de inanıyorum. Ve diyorum ki Kimi şampiyonluğa oynayabileceğine inandığı andan itibaren WRC'de sonuna kadar gidecektir. Hep en iyilerden bir adım geride olacağına inanırsa da bırakacaktır. Ancak ilk opsiyona yakın duruyor.

Gelecek olsa da Renault ile dönmesi ancak Renault'nun 2005'deki gibi bir süper gelişim göstermesi durumunda olur, bunu da ispatlamaları kolay değil. Ben dahil Kimi-severlerin onun gelme ihtimalini sevmeleri doğal, ancak beklentileri düşük tutsak iyi olacak... Şimdilik WRC'deki başarılarını ve hırsını takip etmekle yetinelim...

24 Ekim 2009 Cumartesi

Kimi Raikkonen ve 2010 sezonu...

Kimi Raikkonen'in Ferrari'den zorunlu ayrılışından sonra nereye gideceği şu anda F1'de sürücü piyasasının anahtarlarından biri ve oldukça büyük bir merak konusu. Fin pilot Formula 1'de girişi sonrası gündemin sürekli en üst basamaklarında yer aldı, şampiyonluklar kaçırdı, en hızlı sürücü olduğu herkes tarafından kabul edildi ve nihayet F1'de varılabilecek en yüksek seviye kabul edilen Ferrari sürücüsü olarak şampiyon olma ünvanını kazandı. Oldukça başarılı bir ilk yıldan sonra ikinci yıl motivasyonunu kaybettiği yolunda eleştirildi. 2009 yılında da formuna yeniden kavuştu ama bu sefer de aracı rekabetçi olmadı. Ve bu yıl da onun Ferrari ile geçirdiği son sene oldu. Peki Kimi gelecek yıl nerede olacak?

Buz adam lakabını hak eden Kimi, pist üstünde yarışmak haricindeki Formula 1 gerekliliklerini kabul etmekte ve uygulamakta oldukça çekimser ve soğuk kalıyor. Rekabetçi olmayan araçlarda olmak istemediğini ifade ediyor. Durum böyleyken normal bir insan Kimi'nin paraya çok önem vermeyen bir safkan yarışçı olduğunu düşünür değil mi? Ama cevap bana göre hayır...

Kimi menajerinin de yönlendirmesiyle gittiği takımlarda aldığı paraya hep önem verdi. Gelecek yıl için McLaren, Toyota, RedBull, Renault ve Brawn seçenekleri gündeme geldi. Bunlardan en çok adı geçen Toyota ve McLaren oldu. Toyota takım patronu Howett Kimi'nin oldukça yüksek bir meblağ istediğini ve bunu vermeyi düşünmediklerini belirtti. Mercedes Motor sporları Direktörü Norbert Haug da dün ilk amacı fazla para olan pilot istemediklerini, başarıya aç pilotları düşündüklerini açıkladı. Elbette bu laflar Kimi'ye gidiyordu. Benim tahminimce Kimi Toyota'dan (daha önce Ralf'e saçtıkları parayı da bildiğinden) en az 40 milyon Euro civarında (ki tahminim 50 m €) gibi bir bedel istedi. Toyota normal zamanda bu bedeli verebilirdi ancak kriz sonrası bu rakamlar artık hayal gibi oldu diyebiliriz. Alonso'nun bile Ferrari'den yıllık 25-30 milyon € aldığını düşünürsek Toyota'nın bu rakamı vermesi imkansız gibi duruyor. Kimi Mclaren'den de bu rakamı isteyecektir ancak Hamilton'dan daha yüksek bir rakam alması da imkansız.

Sonuç olarak Kimi Hamilton'un aldığı miktarın aynısını (25 M €) kabul ederse Mclaren'de 2010 yılında yarışabilir. Bunu %51 ihtimal olarak görüyorum. Ne Brawn'ın ne Redbull'un bu miktarı vermesini yakın ihtimal olarak görmüyorum. Toyota Kimi'ye kazanan bir araç da vermeyeceğinden Kimi Toyota için ilk istediği rakamda diretecektir. Ve sonuç olarak %51 Mclaren'le gridde olacak, %49 da F1 kariyerini sonlandıracaktır.