Formula 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Formula 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2015 Perşembe

F1 2015 sezonuna dair soru-cevap



Ferrari’de Alonso ve Vettel’in gelişim sürecine katkıları sizce nasıl?
Bu soruda saniyorum iki pilotun Ferrari gunleri soruluyor. Arac gelisimine katki meselesi aslinda bir pilot secimi icin listenin en tepesinde yer alan iki sebep. Pilotun yetenegi, parasi, arac gelisimi icin geri bildirimi, pazarlama yetenegi, uyumlulugu, insan iliskileri gibi onlarca etken icinden en onemli iki sebep yetenek ve geri bildirim. Bu konuda da pilotlarin yetenegini sadece araclarin basarisindan ve muhendislerin geri bildiriminden anlayabiliyoruz. Acikcasi takimlar pilotlarin bu yonuyle ilgili genellikle durust davranmiyorlar. Hemen hemen her pilot icin iyi diye bahsedilir. Alonso icin de Ferrari’de yarisirken pozitif konusulurken ayrildiktan sonra 1-2 kisi olumsuz konustu. Alonso’nun yapici bir geri bildirim vermedigi ya da veremedigi soylendi. Ne kadar dogru bilemeyiz.. Ote yandan Vettel’in bu konuda iyi oldugu kesin. Red Bull’un Newey donemindeki efsane basarilari Newey-Vettel uyumu sayesinde saglandi. Vettel ayni zamanda Ferrari’deki ilk gunlerinden itibaren bu konuda oldukca buyuk caba gosterdi, hala da gosteriyor. Netice olarak, sonuclara bakarsaniz Vettel daha fazla katki gosteriyor gorunuyor ama bunu sadece takimin icinde kalip net olarak soyleyebiliriz. Unutmayalim ki, Alonso en yetenekli pilot olarak yanlis ya da hatali feedback veriyor olamaz.

Mclaren 2015 sezonunun ilk grand prix’lerinde (yarışamayanlar hariç) açık ara en kötü takımdı. Sizce kendilerini toparlamaları ne kadar sürer?

Daha once Twitter’da yorumlarimda belirttigim gibi Honda’yi rakiplerinin ilk yilina gore basarisiz buluyorum. Bu cok net gorunuyor. Mclaren’in en buyuk sorunu da Honda. Arac da oldukca agresif, bu yuzden de bir cok dayaniklilik sorunu yasiyorlar. Toparlanmadan kastiniz puan barajina girmekse, sanirim Avrupa sezonu ortalari gibi bu konuda iyilesirler. Podyum icin normal sartlar altinda sezon sonuna dogru hazir olmaya baslayabilirler, bunun da garantisi yok. 3 sn fark kolay kapanmiyor. Mclaren icin 2015 pek parlak yil olmadi maalesef, 2013 ve 2014 gibi...

Fernando Alonso, tam da Ferrari’nin yeniden toparlandığı bir dönem takımdan ayrılarak McLaren’e gitti. Sezon başında geçirdiği kazayı da düşünürsek, İspanyol pilotun kariyerini nasıl görüyorsunuz? Tekrar şampiyonluk kazanabilecek bir konuma gelir mi?

    Acikcasi Alonso’nun kazasinin Massa etkisi yapmasindan korktum. Biliyorsunuz, Massa 2008’de sampiyonlugu son virajda kacirmasinin ardindan 2009’a da iyi baslamisti ve Macaristan kazasina kadar Raikkonen’i maglup etmisti. 2010’da geri donusunden itibaren eski formundan cok uzaklasmisti. Alonso’da da benzer bir durumdan korktum ama Alonso geldi ve kaldigi yerden devam ederek Button’i maglup etti Malezya’da. Alonso icin sorulacak sorulara cevap aslinda cok basit: Alonso’ya duzenli podyum mucadelesi veren bir arac verirseniz Alonso her zaman icin %110 performans verip sampiyonluk adayi olacaktir. Sabirli olursa 3.sampiyonlugunu alacaktir.
4  

    Red Bull, 2013’ün ardından istediğini alacak konumdan hızla uzaklaştı. Bunun sebebi olarak neyi görüyorsunuz ve takımın Formula 1’den ayrılma söylentileri ne kadar gerçekçi?

Aldiklari beddualar? :) Saka bir yana, Bunda bir cok sebep var. Adrian Newey dahi bir tasarimci, ancak her seyin bir siniri var, her basarinin bir sonu var. FIA Red Bull’un sebebi tam olarak belirlenemeyen teknik sirlarindan o kadar sikildi ve korktu ki, careyi ard arda teknik sinirlamalar yapmakta buldu. Newey de ozgurlugu ne kadar kisitlanirsa o kadar icine kapandigi icin, sonunda dayanamadi. Bu konuda problem yasayacaklarini da daha 2014 sezonunun basinda soyluyordu. Hala da bir cozum bulamadi, dahasi duzeltmelerinin zaman alacagi birden fazla problemleri var. Bir diger konu tabii ki Renault motoru. Hem dayaniklilik konusunda cok kotu, hem de guc olarak diger iki motor ureticisinin cok gerisinde. Haliyle bu iki problem Red Bull’un dususune sebep oldu. F1’den ayrilma soylentilerinin gercekci oldugunu dusunuyorum sahsen. Red Bull bir pazarlama takimi ve nasil ki sampiyonluk imajlarini guclendirdigi icin yatirimi artirdilarsa, basarisizlik da imajlarina olumsuz etki ettigi icin istikrarli bir sekilde kotu sonuclar alirlarsa birakip gideceklerini dusunuyorum.

Mercedes’te Nico Rosberg’in geçen yılki performansı, geçtiğimiz yıllarda Red Bull’da Webber-Vettel mücadelesi gibi bir noktadan sonra yok olur mu? Yoksa Rosberg her zaman Hamilton için en büyük tehdit olmaya devam mı eder?

Acikcasi bu konuda Hamilton 2014 sezonunun ikinci yarisinda ve 2015 sezonunda cevap verdi benim yerime. Hamilton motivasyon sorunu yasamadigi surece Nico Rosberg onun icin ciddi bir tehdit olmayacaktir.

      Kimi Raikkonen’in sizce 2015 son sezonu olur mu? Bu kararda takım içi savaşta Vettel’e yenilip yenilmemesi ne kadar etkili olur?

Bunun etkisi cok olur. 2015’den sonra Kimi’nin devam edip etmemesi iki degiskene bagli:

1.Performansi, Vettel’e karsi durumu
2.Takimin onun alternatifini bulup bulmamasi.

Eger Vettel’e karsi iyi bir mucadele ortaya koyarsa devam edebilir. Ben eminim ki Ferrari coktan alternatifiyle on anlasma yapmistir. Gerisi de Kimi’nin pist ustundeki sonuclarina kalmis. 2015’den sonra kalir mi? 50%-50% su an icin bence ihtimal.

2015 sezonunda sizi en çok heyecanlandıran takım ve pilot hangisi?

Buyuk bir geri donusun basrol oyunculari olduklari icin Ferrari ve Vettel.

Malezya GP’sinin kazanılmasının ardından Vettel-Ferrari ikilisinde haddinden fazla Schumacher dönemi göndermesi vardı. Bunun motivasyon olarak takıma etkisi ne olur?

Gorunen o ki buyuk etkisi olmus ve olmaya devam ediyor. Ferrari’de herkes basariya ac ve en ufak bir umut isigi tum Tifosileri ve takimi costurmaya yetti. Sebastian Vettel karakteri ve yetenegiyle bu liderligi ustlenebilir, su ana kadar da basariyla yapti. Devami gelecektir.

F1’in Türkiye yayınları 2015 yılında tam bir yılan hikayesine döndü. İlk iki yarış Tivubu’da yıllık anlaşma olmadan yayınlandı ve sezonun üçüncü grand prix’sine yaklaşırken de durumda pek bir değişiklik yok. Bu durum yeni nesil Formula 1 taraftarlarını nasıl etkiler? F1’in şifreli kanallarda yayınlanması yeni izleyiciler bulmayı zorlaştırır mı?

Kesinlikle zorlastirir. Eskiden F1’le ilgisi olmayan insanlar en azindan kanal degistirirken goz ucuyla bakar ve uc bes kelam ederlerdi. Sifreli kanallardan sonra o da kalmadi. Ustelik TV’de olsa izleyen ama olmazsa kendini kasmayan kitleyi de kaybettik. Su anda F1 fani olmak Turkiye’de saglam caba gerektiren bir sey. Sozun ozu, sifreli yayinlar sayesinde sadece en hasta kesim kaldi elimizde, potansiyel fanlarimizi ise kaybettik ve kaybedecegiz daha da...

Her zaman için çok erken ama bir o kadar da olmazsa olmaz bir soru; sizce 2015 yılında kim şampiyon olur?

Ben yine fikrimi Mercedes ve Hamilton’dan yana koyuyorum. Bu soruyu Haziran gibi tekrar sorun ve biraz daha gercekci bir cevap vereyim.

 Ferrari bu kadar gelisirken Williams yerinde mi saydi? Nasil geride kaldilar anlamiyoruz.

Williams konusu oldukca garip. Sezonun daha basinda bu kadar geri kalmalari asil problem. Ilerleyen yarislarda geride kalsalar gelisim yarisinda butce vs nedeniyle problem yasadilar diyebilirdik. Bu soruya iki sekilde cevap verebilirim. Gecen sezona gore herkes gelisim yapti, Williams 2 birim gelistiyse, Mercedes 4 birim gelisti, Ferrari 6 birim gelisti. Bu yuzden Mercedes Williams ile farki acti, Ferrari de Williams’i gecip Mercedes’e yaklasti. F1 bir gelisim yarisidir.  Suracikta iki dk kestireyim de dinleneyim deyip 2 dk goz kirpip actiginizda rakibiniz toz olup ucmus olabilir. Tek gozu acik uyumak gerekiyor!


Pilotlar tur bindirirken DRS kullanabilir mi?
Evet, pilotlarin tur bindirmede zaman kayiplarini minimuma indirmeleri icin bu serbest.

                

7 Aralık 2014 Pazar

Mclaren neyi bekliyor?

2014 sezonunun son bolumunde Sebastian Vettel’in Red Bull’dan ayrilacagini aciklamasiyla baslayan şok haberler bir süre sonra resmi Ferrari açıklamasıyla devam etti. Bu Alonso’nun Ferrari’den ayrılması demekti. Herkes şu anda Alonso’nun Mclaren’e gideceğini biliyor, asıl haberse Alonso’nun Mclaren’deki takım arkadaşı. Jenson Button mı, Kevin Magnussen mi, Stoffel Vandoorne mu? Mclaren neden hala Alonso’yu bile açıklamadı? Bu yazımda bu konuda gelen sorulara cevap vereceğim.

Mclaren 2012 yılında cok iyi bir araçla bitirdiği sezonda ufak güncellemelerle 2013’e girmek yerine radikal yenilikler yapmış ve neticede sürünerek sezonu tamamlamıştı. Bu da görevi boyunca herhangi bir varlık gösteremeyen Martin Whitmars’ın kovulmasına, efsane başkan Ron Dennis’in tekrar geri gelmesine yol açtı. Lotus’tan Eric Boullier transfer edildi, zaten hatalı yapılan Sam Michael transferi ise batışın ardından gönderilmesiyle son buldu.

Ron Dennis ve 2015 motor partneri Honda yeniden doğuşun riskli olduğunu bildiklerinden takıma bir süperstar getirmeleri gerektiğinin gayet bilincindelerdi. Bu yüzden de varlarını yoklarını ortaya koyup gridin bu konudaki en iyi opsiyonu olan Alonso’yu ikna ettiler. Takım arkadaşını ve Alonso’nun adını uzun süredir beklerken geçen hafta ilginç bir açıklama yapıldı, bu konudaki açıklama yönetim kurulu toplantısında görüşülüp açıklanacak dendi. Normalde böyle kararları takım başkanı verir ve yönetim kurulu önemli bir durum olmadıkça karışmaz. Yönetim kurulu işin içine giriyor, bunun temel olarak tek sebebi var. Takımdaki önemli hissedar ve yönetici başkan Ron Dennis’in diğer üyelerden farklı düşünmesi.
.
Bu konudaki durumu tam olarak anlamak için ortaklık yapısını bilmek gerekiyor. Ortaklık yapısı ve yüzdeleri şu şekilde:
·         Ron Dennis 25%
·         Mansour Ojjeh 25% (TAG Group)
·         Hamad bin Isa bin Salman Al Khalifa 50% (Mumtalakat Investment Company)

Duyumlara gore Ron Dennis Kevin Magnussen’i istiyor, diğer yönetim kurulu üyeleri hissedarlar Jenson Button’dan yana. Ron Dennis bu konuda elini güçlendirmek için geçen hafta Danimarka’da sponsor aradı ve Lego bu teklife hayır dedi. Normalde çoğunluk oyuyla şimdiye kadar Jenson Button kabul edilirdi ama Ron Dennis başka bir yatırımcı desteğiyle hisselerini %51’e çıkarıp söz sahibi olmak istediğini açıkladığı için diğer hissedarlar bu konuda teamüle uygun davranmıyor. Yani onun fikrini direkt olarak reddetmiyor.

Button’ı tercih etmek için 14 yıllık deneyimiyle Honda’nın gelişimine fayda sağlayacak olması, 2014’de hem sıralamalarda hem de yarışta Magnussen’i geçmiş olması, Alonso’nun tercihini ondan yana kullanmış olması, eskiden beri sponsorları cezbetmesi ve anlaşmanın 1 yıllık yapılacak olması sebebiyle gelecek sezon tekrar başka bir pilotu tercih edebilme avantajı söyleniyor.

Magnussen de çaylak sezonunda olmasına rağmen hızlı olduğunu kanıtlaması, çok genç olması sebebiyle uzun vadeli bir sözleşme yapılabilmesi, 2007 Hamilton örneğindeki gibi Alonso’ya baskı yapabilmesi ve Alonso’nun yanında tecrübe kazanacak olması gibi sebepler gösteriliyor. Tabii ki Button’a karşı maliyet avantajı yüksek, Magnussen’in 1.2 Milyon $ kazandığı tahmin ediliyor, Button onun 17 katı maaş alıyor, yani 20 Milyon $!



Takımın üçüncü pilotu Stoffel Vandoorne’un ise söylentilere rağmen bu kadar sebebin yanında GP2’deki başarısı hariç bir avantajı yok. O yüzden şansı da yok gibi. Son anda çok önemli paralı bir sponsor bulamazsa gelmesi zor görünüyor.

Şahsen Jenson Button’a hiç sempati duymasam da takımda kalması gerektiğini düşünüyorum. Kevin Magnussen çaylak senesinde başarılı oldu kabul ediyorum ama bu kesin tutulması lazım denecek kadar olmadı. Büyük pilotlar çaylak senelerinde veya rekabetçi araca sahip oldukları ilk senelerde güçlerini net şekilde belli ederler ve üstünlük kurarlar. Bunun için onlarca örnek var, Senna’ya, Schumacher’e, Raikkonen’e, Alonso’ya, Hamilton’a ve Vettel’e bakmak yeterli. Magnussen daha iyisini yapmalıydı. Başarısız oldu demiyorum, sadece Honda’nın geldiği ilk sene bu kadar risk varken Button’a tercih edilecek derecede başarı göstermedi diyorum.


15 Eylül 2013 Pazar

Raikkonen-Alonso ve Ferrari: Şimdi ne olacak?

Haziran ayında Kimi Raikkonen Red Bull’a mı gitsem Lotus’a mı gitsem kararsızlığını yaşarken gazeteler ve internet siteleri de bu söylentilerle çalkalanıyordu.  O günlerde Ferrari’nin adı bile yoktu ortada. Kimi Raikkonen “vereceğim karar insanlara garip ya da komik gelebilir ama ben bildiğimi yapacağım” dediğinde Twitter’dan “Raikkonen böyle dediğine göre yoksa Ferrari’ye mi gidiyor” diyerek hiç olmayacak bir ihtimali dillendirmiştim. Bunu söylerken de söylediğime kendim de inanmamıştım. Çok değil iki hafta sonra konu ilk defa internet sitelerine düştü, konuşuldu konuşuldu ve 2 ay boyunca gündemin ilk maddesi oldu. Nihayet geçtiğimiz hafta Raikkonen Ferrari’ye 2 yıllık imzayı attı ve 2009’da kovulduğu takıma tekrar geri döndü.
Bu konuyla ilgili merak edilen o kadar çok şey var ki, ben de okurlardan gelen sorulara kendimce cevap vererek bakış açısı sunmak istedim.

Ferrari’de 1.pilot uygulaması devam edecek mi? Yarışmalarına izin mi verilir? (Hikmet Meryumoğlu-Hasan Harun Karaduman)

Aslında Schumacher dönemi bittiğinden beri Ferrari’de 1.pilot uygulaması yoktu. Schumacher’in ayrıldığı son sezonda Massa’nın gözle görülür derecede başarılı performansı takımın Raikkonen’in gelişiyle birlikte 1.pilot uygulamasının sona erdiğine ve iki pilotun eşit sayılacağını belirtmesine neden olmuştu. Nitekim, Massa 2007 sezonunun ilk yarısında Raikkonen’den daha hızlı olmuştu. Fransa GP’sinden itibaren Kimi Raikkonen öne geçmiş ve Massa’nın şampiyonluk şansı matematiksel olarak bitene kadar da eşit değerlendirme devam etmişti. 2008’de bunun tam tersi oldu ama yine Kimi’nin şansı bitene kadar birinci pilot belirlenmedi. 2010 sezonuna Massa ve Alonso eşit başladı ancak gerek Alonso’nun bencilliği ve hırsı (Çin GP’de Massa’yı ittirerek pite ilk girişini hatırlayın) gerek hızı, gerekse takıma liderlik etmesi beklenenden çok daha önce, iki pilot arasındaki puan farkı henüz 40’lardayken birinci pilot sayılmasına neden oldu. Sonrasında Massa Alonso’yu hiç zorlayamadı ve Alonso doğal birinci pilot muamelesi gördü. Ancak yine de takım hiç açıkça birinci pilot Alonso’dur demedi.

Durum böyleyken Raikkonen gibi şampiyon ve çok hızlı bir pilotun gelişi sonrası Ferrari takımının birinci pilot belirlemesi pek akla sığmaz. Pilotlardan biri diğerini net şekilde sürekli geri bırakmadıkça birinci pilot belirlenmeyecektir.

İstanbulpark’taki Vettel-Webber kazası gibi bir durum olursa takım kimi destekler? (Talha Ömer Gol)

Öncelikle bu tarz bir kazayı Raikkonen ve Alonso’dan beklemiyorum, zira her ikisi de savunma ve atak meselesini çok usta şekilde yapıyor. Bu iki pilottan birinin karıştığı bu tarz bir kazayı en azından 5-6 yıldır izlemedik. Diyelim ki oldu. Ne olacak? Tabii ki hangi pilotun haksız olduğuna bakılıp sonradan bir açıklama yapılacaktır. Eğer ben takım başkanı olsaydım pilotlardan birisi haksız olsa bile bunu basın önünde açıklamazdım ve kapalı kapılar ardında çözerdim. Aksi pilotların küsmesine yol açabilir. Ferrari’den Red Bull tarzı bir suçluyu koruma davranışı beklemiyorum açıkçası. Kısacası, pilotlardan birisi kayırılmaz bana göre.

Raikkonen 2.pilot olmayı kaldırabilecek mi? Alonso’ya destek olmayı kabul mu edecek? (Onur Baran Ökten)

Raikkonen ikinci pilot olmayacağı için bu soru aslında olmayacak bir konuya işaret ediyor. Transfer yapılırken yüklenen anlam bir süper takım oluşturmaktı. Ancak, eğer Alonso açık şekilde hızlı olursa ve Kimi ikinci pilot durumuna düşerse motivasyonunun çok azalacağı kesin. Bunu 2008 sezonu ve 2009’un ilk yarısındaki davranış tarzından çıkarabiliriz.

Raikkonen ralli tecrübesiyle Alonso’dan daha iyi bir pilot oldu bana göre. Alonso 2.pilot olmayı kaldırır mı? (Dinçer Yılmaz)

Bir önceki sorunun tam tersi bir soru. Raikkonen’in ilk F1 dönemine göre daha iyi bir pilot olduğunda herkes hemfikir. Ralli mutlaka ona bir şeyler katmıştır. Ancak, Alonso’yu geri planda bırakacak bir performans seviyesi beklemiyorum açıkçası. Performansları çok yakın olacaktır.Diyelim ki Kimi Alonso’nun önünde olmaya başladı, Alonso’dan Kimi’de olduğu gibi motivasyon düşüklüğü beklemiyorum, sonuna kadar savaşacaktır. Eğer takım kaynaklarını Kimi’ye yoğunlaştırırsa da bu Alonso’nun takımdan ayrılmasına giden yolu açar.

Ferrari bu iki pilotu yönetebilecek mi? Nasıl bir yönetim şekli belirlemeli? (Gökhan Eroğlu-Berker Yıldırım-Efkan Sefa Bekar)

Bu konuya Ferrari olarak bakmadan önce şunu belirtelim: Formula 1, Senna-Prost ikilisinden beri en zor pilot ikilisini görecek gelecek yıl. Hamilton ve Button da şampiyondu ama Raikkonen-Alonso gibi zıt bir bileşim değildi. Onlar uzun süre ılımlı şekilde devam da ettiler, Türkiye 2010’u hatırlayın, dişe diş bir mücadeleden sonra podyumda şakalaştılar da. Bu açıdan, Ferrari’nin çok zor bir işe talip olduğunu belirtmeliyiz.
Ferrari bu iki pilotu yönetebilecek mi? Son yıllarda gördüğümüz Ferrari pek yönetebilecek gibi durmuyor açıkçası. Bir pilotu yüceltip diğerini de ona destek olmaya mecbur ederek küstürmeye alışmış bir yönetimden böyle zor bir görevi beklemek pek makul değil.

Nasıl bir yönetim şekli belirlemeli? Öncelikle Domenicali ile birlikte Luca di Montezemolo’nun eskiye göre çok daha fazla takımla içli dışlı olması gerekecek. Onun liderliği özellikle Alonso’dan gelebilecek rahatsızlıkları önleyecektir.  

İkincisi, pist üstündeki uygulamaların kuralları net şekilde belirlenmeli. Sıralamalarda piste ilk kim çıkacak, yarışta pite hangi sırayla gelinecek, pist üstünde atak yapmak durum ne olursa olsun serbest olacak mı, simülatör ve test seanslarına hangi oranlarda katılım yapılacak gibi tüm konular konuşulmalı ve pilotların onayı alınmalı. Red Bull’un meşhur “Multi 21” konusunun Ferrari’de de tekrarlanmaması için pilotlar net şekilde uyarılmalı ve bilgilendirilmeli.

Üçüncüsü, pilotlar karakter özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilmeli. Fabrikada yatan bir Alonso’yu bu tarz şeylerden pek hazzetmeyen Raikkonen ile bir tutmamak gerekiyor. Asgari şartlara uyan bir Raikkonen’den aşırı isteklerde bulunulmamalı.

Dördüncüsü de pilotlara kendi bacaklarından asılacakları bildirilmeli. Yani, doğru ayarları bulmak için garajda uyuyan Alonso’nun ayarlarını seanstan 15 dk önce piste gelen Raikkonen’e vermek Alonso’yu sadece mutsuz etmeye yarar. Bu da göz önünde bulundurulmalı.

Ferrari zor bir göreve talip oldu, ne demişler, kendi düşen ağlamaz, ya da gülü seven dikenine katlanır!

Malezya’daki olayın benzeri Ferrari’de olur mu? (Tahsin Armutçu)

Açıkçası ne Kimi’den ne de Alonso’dan yerine razı olup atak yapmamasını istemek kolay kolay istenemez. İki pilot da diğerinden hızlı olduğunu herkese göstermek isteyecektir. Bu tarz bir talep olsa bile bu sezonun ilk bölümlerinde belki istenebilir, ancak sezon ilerledikçe ikisi de bu karara uymaz. Yani teorik olarak Malezya’daki olay tekrarlanabilir, ancak Ferrari takım dengesi bozulmasın diye onlardan bunu istemez bile muhtemelen.

Ferrari bu transferi yaparken Takımlar Şampiyonluğunu mu amaçladı yoksa Pilotlar Şampiyonluğu mu ? (Erol Pazarbaşı)

Transfer yapılırken her iki şampiyonluk da amaçlandı. Takımlar Şampiyonasını Ferrari en son 2008’de kazandı ve o tarihten sonra da puan anlamında kazanmaya yaklaşamadı. Bilindiği gibi F1 gelirleri Takımlar Şampiyonası sıralamasına göre dağıtılıyor ve bu şampiyonada birinci olursanız aldığınız fazladan gelir Raikkonen’in bir yıllık ücretinden çok daha fazla. Üzerine sponsorluk ve reklam gelirlerini de eklerseniz sadece bu amaçla bile Raikkonen’i almaya değer.

Sürücüler Şampiyonası için de güçlü bir ikinci pilot şampiyon adayının rakiplerinden daha fazla puan çalması anlamına geliyor. Kabul edelim ki Felipe Massa Alonso’ya bu anlamda neredeyse hiç destek veremedi. Seneye Alonso ya da Raikkonen, hangisi şampiyonaya daha yakın olursa, bunda takım arkadaşının rakiplerden çalacağı puanlar çok etkili olacaktır. Ferrari mutlaka bunu hesaba katmıştır.

Raikkonen için kovulduğu takıma gitmek ne kadar doğru? (Ahmet Coşkun)

Raikkonen kovulmasına rağmen Ferrari’den ayrıldıktan sonra hiç bir kötü söz söylemedi. Yalnız aksine, Mclaren’den kovulmamasına rağmen oradayken mutsuz olduğunu ve dönmek istemediğini birkaç sefer açıkladı. Yani aslında, Ferrari’deki ortamı seviyordu ve orayla duygusal bir bağı sürekli vardı. Dönmesi de çok abes karşılanmamalı.

İşin bir de başarı ve para yönü var. Ferrari gerek tarihi ve taraftar desteği, gerekse sponsor desteğiyle pilotlarına çok uzun yıllardır her zaman en yüksek ücreti veren takım oldu. Schumacher döneminden beri Ferrari pilotları F1’in her zaman en fazla kazanan pilotları oldular. Ayrıca, Ferrari pilotu olduğunuzda birkaç istisna sezon hariç şampiyonluğa aday bir aracınızın olduğuna emin olabiliyorsunuz. Bu kadar sebebi bir arada gören Raikkonen de tercihini bu yönde yaptı.

Ferrari’nin Raikkonen kararı Alonso’nun sözlerinden mi etkilendi, yoksa başka neden mi var? Alonso’nun ayrılma ihtimali mi buna sebep oldu? (Onur Ömer Öztürk-Harun Bodur)

Aslında tam olarak bu sonuca Alonso neden oldu diyebiliriz. Tabii ki bizler takım içerisinde değiliz, ne gelişmeler oldu bilemeyiz. Sadece ipuçlarını yorumlayıp bir şeyler söyleyebiliriz. Olayları ve sözleri bir araya getirdiğimde şahsen takımın Raikkonen’i ciddi şekilde düşünmezken birden o noktaya kaydığı yorumunu yapabilirim. Neden mi?

1.Ferrari Alonso’yu rahatsız edecek ihtimalleri hiç değerlendirmiyordu. Bu yüzden de henüz bizler Raikkonen adını duymazken Hulkenberg ve Di Resta isimlerini duymuştuk. Bu pilotlar genç ve hızlı pilotlar, şu aşamada Alonso’nun arkasında ikinci pilot olmaya da evet diyebilecek isimlerdi.

2.Hulkenberg ile imzalar dahi atılıp ön sözleşme imzalanmış. Macaristan GP hafta sonunda anlaşma tamamlanmış ve Hulkenberg kesin olmasa da takıma katıldığını düşünmüş.

Ancak, Avrupa sezonu ortalarından itibaren Alonso’nun artan mutsuzluğu ve takımı açık ve kapalı eleştirmesi ve son olarak Macaristan GP’de bu mutsuzluğun herkes tarafından duyulması Ferrari’yı derin bir endişeye sevk etmiş göründüğü kadarıyla. Üstüne menajerinin Red Bull ile görüşmesi herkesi mutlaka strese sokmuştur. Ferrari gibi bir takım tamamen kapalı kutu olan 2014 sezonunda bir şampiyon pilot olmadan yarışırsa çok kötü sonuçlara maruz kalabilir. Bu yüzden de hemen B planı devreye sokuldu, her ihtimale karşı Raikkonen transfer edildi. Yani aslında Alonso eski Alonso olsa muhtemelen Hulkenberg Ferrari pilotu olacaktı.

Ferrari’nin Hulkenberg ile değil de Kimi ile anlaşması gençlere verilen önem açısından nasıl değerlendirilmeli? Kimi’yi alarak eldekileri kaçırır mı? (Onur Ömer Öztürk)

Gridin tüm tüm büyük takımları genç ve tecrübesiz pilotlara şans vermişken Ferrari bu riski hiç almıyor. Bakıldığında Mclaren Hamilton’u 22  yasındayken ve F1 tecrübesi sıfırken kokpite oturttu. Mercedes Rosberg’e, Red Bull Vettel’e 2009’da ve Ricciardo’ya 2014’de, Lotus Grosjean’a çok gençken iki defa şans verdi. Ferrari bunu hiç yapmıyor. Tabii ki bunun en önemli sebebi camianın büyüklüğü. Takımın İtalyan mantığıyla yönetilmesi, taraftarların sabırsızlığı ve aşırı baskının genç pilotlar üzerinde olumsuz etki yapma ihtimali genç pilotların erkenden alınmamasına neden oluyor.

Hulkenberg aslında yeterli seviyede tecrübe biriktirdi ve bu baskıyı kaldırabilecek bir yapıda. Zaten bu yüzden de onunla sözleşme imzalandı. Ama Alonso’nun ayrılma ihtimali tüm bu planları bozdu ve takım mecburen garantili bir isme yöneldi.

Hulkenberg ve Bianchi sıraları gelince kokpite oturacaklardır. Hiçbir pilot Ferrari’den yaklaşık bir cevap duymadan başka plan yapmaz. Yani Ferrari pilot adaylarını elinden kaçırmaz. İstisnalar hariç istediği pilotu istediği zaman koltuğuna oturtabilir. Kırmızının cazibesi…

Alonso Raikkonen alınırken “bazı maddeler” imzalatmıştır diye düşünüyorum. Ne dersiniz? (Turul Kalafat)

Sanmıyorum. Raikkonen alınırken Alonso’ya sorulmamıştır bile. Diğer sorularda da vurguladığım gibi, Alonso takımı kamuoyu önünde eleştirmesinin ardından birinci pilotluk tahtının bazı avantajlarını yitirdi. Ona en fazla “eşit muamele” sözü verilmiştir ve açıklamalardaki “Alonso harika bir pilot, süper bir lider” vs vs gibi övgülerle yetinilmiştir.

Raikkonen transferinde James Allison’ın rolü ne kadar? (Zuhal Ören)

Ferrari Raikkonen’i 2009 yılında takımdan gönderdiğinde üç temel sebep bulmuştu. Birincisi, Raikkonen’in teknik konulardaki desteğinin yetersiz olması. İkincisi, sponsor aktivitelerine katılmayı istememesi. Üçüncüsü de takıma liderlik yapmaması.

James Allison Kimi ile iki yıldır çalıştığından takıma teknik konulardaki katkısının son durumunu öğrenmek için Allison’a bu sorular sorulmuştur. Anladığımız kadarıyla o da Kimi’nin geliştiğini ve çok başarılı geri bildirimler verdiğini söylemiş. Bu da takımın olumlu karar vermesinde etkili olmuş.

Bir noktayı hatırlatmalıyım, Lotus’ta Grosjean’ın geri bildirimi yetersiz olduğundan Kimi mecburen bu rolü üstlenmiştir. Kimi’nin Alonso ve De la Rosa varken Lotus’taki kadar teknik destek konusuna gireceğini düşünmüyorum.

James Allison’ın takıma katılması Kimi’ye avantaj kazandırır mı? (Ahmet Coşkun-Zuhal Ören)

Kazandırır ama ekstra avantaj değil. Aynı avantaja Alonso da sahip olacağı için sonuç eşit olacaktır. Kimi James Allison ile son 2 senedir çalışıyor, Alonso Renault kariyeri boyunca (2005-2006-2008-2009) Allison ile çalıştı ve onunla iki şampiyonluk kazandı.  Yani durumları eşit, Allison ikisi için de avantaj.

Raikkonen 2008’de Massa’ya yardım etmişti. Yine aynı durum olursa Raikkonen Alonso’ya yardım eder mi? (Ahmet Coşkun) Sezonun son yarısı olsa ve Raikkonen şampiyonluğa gitse, amaçsız olan Alonso ona yol verir mi? (Mustafa Erkan)

İki soru birbirinin tersi. İkisine de cevabım evet. Ferrari eşit muamele konusunu hakkıyla uygularsa ve pilotlardan biri diğerini açık şekilde mağlup edip şampiyonluğa koşarsa diğeri şampiyonluk şansı kalmayınca takım arkadaşına yardım eder. Alonso da Raikkonen de bu olgunluğa sahip pilotlar.

Raikkonen Massa’ya pek üstünlük kuramamıştı, Alonso ise Massa’yı net olarak sildi. Teorik olarak Alonso
Raikkonen’den hızlı olmalı değil mi? Raikkonen’de ne değişti? (İsmet Hacıbeyli)

Teorik olarak evet, yani kağıt üstünde bu doğru olmalı ancak Formula 1 gibi hızlı değişen bir sporda böyle bir teorem kuramayız. Araçlar değişti, lastikler değişti, pilotlar değişti, kurallar değişti, bunun gibi daha onlarca değişken var. Ben şunu iddia ediyorum, Alonso 2008’de Ferrari’de Massa’yla yarışsa şu son 3 yılda yaptığı dominasyonu yapamazdı. Birbirlerine çok yakın bir yerde bitirirlerdi, hatta Massa önde bile bitirebilirdi. O sene Massa araca ve lastiklere çok iyi uyum sağlamıştı, lastiklerini çok hızlı bir şekilde ısıtabiliyor ve yarışta da Vettel’in yaptığı gibi üstünlüğünü koruyabiliyordu. Ama istikrar konusunda yine aynıydı hemen hemen. Yağmurda yine problem yaşıyordu (Silverstone’da o sene 5 spin atmıştı hatırlayın), yarışta geriye düşünce fazla pozisyon kazanamıyordu.

Kimi o sene üst üste gelen problemler nedeniyle (Fransa’da arızalanan egzoz, Kanada’da Lewis’in pit yolunda çarpması, Spa’daki Lewis çekişmesi ve galibiyeti kaçırması…) motivasyon kaybetmişti. O yıllardan bu yıla birçok farklı seride araç kullandı, onlar da Kimi’ye bir şeyler ekledi. Yaşı ilerledi, olgunlaştı. 2 yıldır F1’in puan toplama anlamında en istikrarlı pilotu oldu. Yarışçı ruhundan hiçbir şey kaybetmediğini gösterdi. Kısacası Raikkonen Alonso’nun kolayca yiyebileceği bir lokma değil. Sorudaki karşılaştırma geçerli değil.

Ferrari Kimi’nin son durağı mı olur? (Fulya Güray)

Büyük ihtimalle evet. Eğer herhangi bir nedenle Raikkonen takımı basın önünde küçük düşürücü şeyler söylemezse ve bu yüzden takım göndermezse (ki bunu zaten beklemiyorum) Raikkonen 2 yıl sonunda Ferrari’den emekli olacaktır.

Raikkonen ve Alonso ikilisi ne kadar süre takım arkadaşı olarak kalır? (Abdullah Top)

Çok zor bir soru. Bu sorunun cevabı tamamen Alonso’ya bağlı. Eğer Alonso Raikkonen’in gerisinde kalmaz ve onu Massa’yı geçtiği kadar olmasa da en azından gözle görülür derecede geçmeyi başarırsa iki pilot Raikkonen emekli oluncaya kadar birlikte yarışırlar. Eğer Raikkonen Alonso’yu geçmeye başlarsa, iki pilot eşit sonuçlar alırlarsa ve rakip takımlardan başka bir pilot bu yüzden farkı açmaya başlarsa Alonso gelecek sezon sonunda ayrılıp gidebilir.Alonso için bu durumda Mclaren ihtimali göz ardı edilmemeli.

Alonso-Hamilton çekişmesinin benzeri Raikkonen-Alonso arasında olur mu? (Fulya Güray)

Çekişme mutlaka olacaktır, kimse huzurlu bir Ferrari beklemesin. Ama 2007’de yaşanan Alonso-Hamilton rekabetinin olacağını hiç düşünmüyorum. Burada denge unsuru Raikkonen olacaktır. Kimi Raikkonen hiçbir takım arkadaşından şikayet etmemişti, kimseyle de kariyerinde didişmedi. Bu yüzden işine odaklanacaktır. Raikkonen Alonso’yu kışkırtmayacağı için de 2007’deki gibi bir kavga ortamı olmaz. Hatırlarsanız 2007’de sadece Alonso ve Hamilton değil, garajın iki tarafındaki mühendisler de bölünmüştü.
2007’de Mclaren de süreci çok kötü yönettiğinden mesele çok kötüleşmişti. Ferrari’de bu seviyeye gelinmeyecektir.

Raikkonen’in gelmesi Alonso’yu nasıl etkiler? (Efkan Sefa Bekar) Hangi pilotun üstünlük kuracağını düşünüyorsunuz ve neden? (Elchin Zodorov-Hikmet Meryumoğlu)

Bu iki soruyu birlikte cevaplamayı tercih ettim, çünkü aynı konuları işleyeceğim. Gelen sorularda da en çok merak edilen cevap bu soruya ait. Birlikte tüm değişkenleri değerlendirip bir sonuca varalım.

Raikkonen’in gelişi Alonso’yu nasıl etkiler? Psikolojik olarak pek de iyi etkilemeyeceği kesin. Alonso’nun rekabetçi takımlardaki kariyerine bakalım. Renault kariyerinde 2003 ve 2004’de Trulli, 2005 ve 2006’da Fişichella,  Mclaren’de Hamilton, tekrar Renault’da 2008’de Nelson Piquet Jr, 2009’da Piquet Jr ve Grosjean ile yarıştı. Ferrari’de de 3 sene boyunca Massa ile yarıştı. Bu takım arkadaşlarından onu en çok zorlayanı Hamilton oldu, onunla da tarihi bir kavga yaşadı. Fisichella 2006’da onu zorladı biraz, o zaman kamuoyu önünde ağlayıp sızladı takım beni desteklemiyor diye. Massa 2010’da biraz zorladı, orada da meşhur pit yolu kavgası ve Almanya’daki “bu çok saçma, Felipe benden daha yavaş” olayı yaşandı. Yani kısacası Alonso’ya hızlı takım arkadaşı yaramıyor. Kavga ve mutsuzluk neredeyse kesin oluyor bu durumda. Alonso karakter olarak aynı zamanda çok inatçı. Hızlı bir takım arkadaşı onu motive de ediyor, çünkü hiç pes etmiyor. Raikkonen’in gelişiyle birlikte Massa’dan hızlı bir takım arkadaşı ona daha hızlı bir referans noktası verecek  ve o da biraz daha fazla zorlayacaktır.

Hangi pilotun üstünlük kuracağı meselesine gelince… Öncelikle iki pilottan birinin diğerini devamlı mağlup edeceği gibi bir dünyayı aklınıza bile getirmeyin. Hele de iki pilot da sıralama/yarış dengesinde bu kadar benzerken... Alonso da Raikkonen de sıralamada Vettel ya da Hamilton gibi ekstra yetenekli değil. Yalnız ikisi de yarışta istisnai derecede hızlı. İki pilot da böyle benzerken farkı pistlere gösterdikleri uyum belirleyecek. Alonso’nun Barcelona, Monako, Singapur gibi pistlerde, Raikkonen’in Malezya, Spa, Macaristan gibi pistlerde doğal olarak çok hızlı olduğunu biliyoruz. Bazı pistlerde Alonso öne çıkacak, bazılarında da Raikkonen öne çıkacak. Takım arkadaşı öndeyken ona en çok yaklaşan pilot da puan sıralamasında daha üstte olacak.

Alonso’nun farkını çıkaracak konular da toplam sezon sonucunu etkileyecek. Raikkonen’in simülatör çalışmalarını sevmediği herkesin malumu. Hatta Red Bull’un Raikkonen’i transfer etmeme kararında simülatör saatlerindeki anlaşmazlıklarının önemli bir etken olduğu konuşuluyor. Üstüne yarış hafta sonlarında seans bitince pist kapanana kadar mühendislerle toplantılar yapılması önemli bir konu. Raikkonen seans biter bitmez pistten ayrılmaya meyilli bir pilot. Alonso araçta olan biten herşeyi merak edip öğrenmeye çalışırken Raikkonen bunlarla ilgilenmiyor. Tüm bu meseleler Alonso’nun Raikkonen’i sene içinde bir adım geride bırakmasını sağlayabilir. Tabii bir de takımla bütünleşen bir Alonso’yu takımın lider görme ihtimali meselesi var.

Sene içinde iki pilottan herhangi biri diğerini domine etmeye başladığında geçmiş tecrübelere bakarak Alonso’nun savaşa devam edeceğini, Raikkonen’in ise fazla zorlamayacağını tahmin edebiliriz. Bu da Fin pilot adına iyi bir gösterge değil.

Bütün bu göstergelerden yola çıkarak Alonso’nun Raikkonen’in önünde olmasının aksi ihtimalden daha fazla olduğunu düşünüyorum. İspanyol pilot yeteneğini çalışkanlığıyla birleştirecek, hırsı ve motivasyonuyla da düşüş anlarından geri dönmeyi bilecektir. Dahası, süper hızlı takım arkadaşı rakiplerden puan çalarak onun işini bile kolaylaştırabilir.

Raikkonen ise doğuştan sahip olduğu yeteneğini pist üstü hiza çevirmeye ve tüm olumsuz ihtimalleri ortadan kaldırmaya çalışacak. Asla kolay lokma olmayacak, belki de beklentilerin tersine Alonso’yu mağlup edecek.


Sonuç olarak eğer pilotlardan birisi teknik olarak problem yaşamazsa (mesela lastiklere uyumsuzluk gibi..) birbirine çok yakın performanslar bekliyorum, ancak toplamda Alonso’nun bir adım önde olacağını tahmin ediyorum.

18 Mayıs 2013 Cumartesi

6 soruda Mclaren-Honda birlikteliği


2011’den beri bir söylenti halinde dolaşan efsanevi Mclaren-Honda birlikteliğinin geri döneceği haberi hafta içinde yapılan açıklama ile kesinleşti. Mclaren 2015’den itibaren 18 yıllık Mercedes birlikteliğini sona erdirerek Honda ile motor tedarik anlaşması yaptı.
Honda aslında Ferrari ya da Mercedes gibi anılmasa da sporun en sadık üreticilerinden. Spora ilk girdikleri sene olan 1964’den bu yana geçen 49 senede birkaç sefer hariç sürekli oyunun içindelerdi. Dahası yol otomobilleri üretmeye başlamalarından sadece 4 yıl sonra soluğu Formula 1’de almaları da F1 algılarının şirketin DNA’larına işlediğinin göstergesi. Kısacası biz F1 fanları Honda’ya spora destekleri nedeniyle müteşekkir olmalıyız.

Honda 49 yıllık tarihinde bir çok başarı kazandı ancak bunlardan en çok akılda kalanı Mclaren ile oluşturulan ve bugünkü Red Bull egemenliğini solda sıfır bırakan Mclaren-Honda döneminde kazanılan başarılardı. Honda 1983’de Williams ile tekrar döndüğü sporda her yıl başarılarını artırdı ve nihayet 1987’de Piquet ile şampiyonluk kazandılar. 1988’de ise efsanevi Mclaren-Honda takımı pistlerde Senna ve Prost ile fırtına gibi esmeye başladı. 1988’de 16 yarışta 15 pole pozisyon ve 15 galibiyet kazandı takım. Kaçan o tek galibiyette de Senna tur bindirdiği bir rakibinin hatasıyla yarış dışı kaldı. 1988-1992 arasında 5 sezonda 4 şampiyonluk ve bir 2.lik kazandı takım. Kısacası müthiş bir performans gösterdi. Bugün Mclaren-Honda isimlerini yanyana gördüğümüzde heyecanlanıyorsak bunun sebebi bu altın yıllardı.

Şimdiyse Honda başarısız Bar-Honda ve Honda Racing günlerinden sonra ara verdiği F1’e Mclaren’le tekrar dönüyor. 6 soruda bu haberi irdeleyelim.
Honda neden spora geri döndü?

Motor üreticileri Formula 1’e sadece spor olsun diye girmiyorlar elbette. Asıl faaliyet alanlarına F1’den, F1’e de asıl faaliyet alanlarından know-how taşımaya çalışıyorlar. Eğer iki faaliyet kolu arasında bir bağ yoksa bu, marka için reklam çalışmasından öteye geçemiyor. Honda 2008 sezonu sonunda F1’den çıkarken kendi adına takım olarak sadece 1 galibiyet almıştı, o da olaylı ve yağmurlu bir Macaristan GP’sinde. Formula  1 otomobilinin tek parça anlamında en pahalı parçası olan motor da o dönemde halen de olduğu gibi 8 silindirli motordu ve bu Honda’nın yol araçlarında kullandığı bir teknolojı değildi.
Halbuki, 2014’de kullanılmaya başlanacak turbo şarjli V6 motoru Honda’nın zaten yıllardır ürettiği ve yol otomobillerinde kullandığı bir motor türü. Bu anlamda teknolojiye sahipken zaten yüksek bir tanıtım gücü olan F1’e girmemek pek de makul bir hareket olmazdı. Hele de spora tarihin en başarılı 2. takımıyla giriyorsanız buna sadece cherry on the cake denebilir.

2014’de Mclaren/Mercedes ilişkileri nasıl etkilenir?
Beklendiği kadar kötü değil, beklenmediği kadar da iyi değil. Nasıl yani? Şöyle ki, motor üreticileri sözleşmelerinde takımlara sadece motor vermekle yükümlü değil. Motor/aero/lastik değişkenleri birbirini etkilediğinden bu 3 yapı birbiriyle sıkı ilişkide bulunmak durumunda. Mercedes de Mclaren’e temel yükümlülüklerini bu çerçevede yerine getirecektir. Beklendiği kadar kötü değil ile kastettiğim bu.

Peki beklenmediği kadar iyi değil ne demek? Uzun süreli motor sağlama anlaşmalarında (ki Mclaren-Mercedes bunun en iyi örneğidir günümüzde) taraflar normalde olduğundan çok daha yakın çalışırlar. Ertesi yılın aracının temel yapısı konusunda görüş alışverişinde bulunurlar. Mclaren işte bu fazladan özel statüyü kaybedecektir. Ancak bu gözle görülür bir etkide bulunmaz.
Mclaren için bu bir risk mi?

Elbette spordan 5 yıl uzak kalmış bir takımın yeni bir motor üretmesi ve ortaya çıkan bu motoru kullanmak Mclaren için bir risk. Hele de diğer takımlar 2014’de motorları deneyip gerekli dersleri çıkardıktan ve 2015’de hataları düzeltilmiş motorlarla yarışırken. Mclaren büyük bir takım ve Williams’ın Cosworth ile yaşadığı benzer başarısız denemenin bir benzerini yaşamaya tahammülü olamaz. Burada muhtemelen Mclaren’İ rahatlatan konu Honda’nın turbo şarjli V6 teknolojisinde tecrübeli olması. Kısacası bu bir risk ancak alınmayacak bir risk değil.
Mclaren’in avantajı nelerdir?

Mclaren’in iki büyük avantajı var:
1.Motora yıllık 20 Milyon Euro ödemek yerine bunu cepte tutmak. Tabii ki Mclaren bu riski karşılıksız almadı. Honda’nın sporun en başarılı takımlarından biriyle dönüş yapmasının bir karşılığı vardı ve bunun da bedava motor sağlanması olduğu düşünülüyor.
2.Sadece kendisine çalışan bir motor sağlayıcısı bulmuş olmak. Hatırlarsak eğer, Honda özellikle 2008 konusunda bütçe konusunda çok bonkördü, o sezonun en yüksek harcamasını yapmıştı takıma. Benzer bir durum yaşanacaktır ve Mclaren de Honda’nın tüm kaynaklarını 2015’de kullanma lüksüne sahip olacaktır.

Eski günler geri gelir mi?
Buna imkansız demek doğru olmaz. Haber çıktıktan sonra pek çok kişi Mclaren-Honda’nın efsanevi kırmızı beyaz renklerini, Senna yıllarını hatırlayıp duygusallaştı. Bu çok normal. Ancak hem Mclaren, hem Honda, hem de Formula 1 çok değişti. Williams-Renault sporda yeniden buluştu ama beklenen sonuç gelmedi. Senna soyadı F1’e tekrar döndü ama ortaya çıkan sonuç sadece eski Senna severleri üzmeye yaradı. Yani F1 çok değişti ve nostalji araçları hızlandırmıyor.

O yılların ezici üstünlüğünü F1’de tekrar görmek imkansız değilse bile çok zor. FIA önce Ferrari’ye sonra Red Bull’a bu üstünlüklerini bozacak müdahalelerde bulundu son 10 yılda.
Bu ikili pekala şampiyon olabilir. Bugün Renault motorunun Ferrari ve Mercedes’ten daha güçlü olmadığını herkes biliyor ancak Red Bull şasisinde Renault motoru 3 yıldır şampiyon oluyor. 2009’da Mercedes motorlu Brawn şampiyon olurken Mclaren uzun süre süründü. Yani kısacası motor/şasi dengesinde şasi ezici bir farkla önde. Eğer müthiş günler geri gelecekse bunu Honda’dan çok Mclaren’den beklemek lazım.

Bir diğer konu da o yıllarda Mclaren-Honda’nın Senna ve Prost gibi iki efsane pilotu vardı. Şu andaki Button-Perez ikilisinin ellerinde Mclaren’in çok gelişeceğini ve ezici üstünlük kuracağını beklemek makul değil. Mclaren’in Hamilton gibi bir pilotu tekrar bünyesine katması gerekiyor. Kim bilir, belki bu isim Sebastian Vettel olur.

Honda’nın dönüşü spor için ne ifade ediyor?
Öncelikle daha önce de ifade ettiğim gibi Honda bu sporun sevdalılarından ve geri dönüşleri spor için muhteşem bir haber. Hele turbo motoru cazip bulmayan Cosworth’un gidişinden sonra F1’in 3 motor üreticisiyle kalması kötü bir senaryo olacaktı. Honda’nın tekrardan gelmesi hem 20 Milyon Euro’nun üzerine çıkan maliyetler nedeniyle maddi sıkıntı çekecek takımlara ilaç gibi gelecek(çünkü Honda muhtemelen en ucuz motor tedarikçisi olacak), hem de F1 eski bir müdavimini kazanacak.

Bir diğer Japon motor üreticisi Toyota’nın da spora tekrar dönüşünün  bu haberle tetikleneceğini düşünüyorum. Toyota turbo şarjli V6 motor üretiyor ve bu teknolojiye sahip. Zamanında F1’de başarı için ne kadar inat ettiklerini de biliyoruz. Onlar da Honda’yı dikkatle takip edip spora dönüş için fırsat kollayacaklardır. Umarım tahminim ileride doğru çıkar.

6 Aralık 2012 Perşembe

Türkiye GP’si geri dönüyor… mu acaba?


Türkiye GP’sinin dönmesi için biz fanların beklediği sadece bir kıvılcımdı, o kıvılcımı Sn. Vural Ak çıkardı, biz de üstümüze düşeni yaptık, kamuoyunu uyandırmak için kimsenin olacağına inanmadığı şeyi gerçekleştirdik ve bir kere Türkiye’de, bir kere de dünyada bu konuyu Trending Topic arasına soktuk. Nitekim, Bernie Ecclestone ve Vural Ak dün açıklama yaparak –ücret hariç- her konuda anlaştıklarını bildirdiler. Hepimiz sevindik haklı olarak…
Bu yazıyla şu “ücret hariç” meselesini açmak ve ortaya çıkan sevimsiz bir konuyu açıklamak istedim. Zira, biliyorum ki herkes bana bu konuyu bugün soracak. 140 karakterle de anlatmak kolay olmadığından yazı yazmaya karar verdim.

Şimdi öncelikle Türkiye’nin takvime geri dönmesinin New Jersey sayesinde olacağını bildirmek isterim. Bernie Ecclestone New Jersey’den gelecek milyonlar havaya uçmasın diye Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 3 opsiyonu değerlendirmek istedi. Şu haliyle GP’miz tek yıllık olacak gibi görünüyor. Bir sonraki sene Rusya ve ABD GP’leri takvime girecek ve bizim aralarında yer almamız en az 2 GP’nin uçmasıyla olacak. Birisi Valencia diğeri de Kore olabilir. Ama bilemiyoruz tam olarak. Bunu iyice özümsemeliyiz.

Bu sabah gelen bir haberse oldukça sevimsiz. Hatırlarsanız Vural Ak hesabı anlatırken 13,5 M $ devlet verecek, ben 5 milyon $ vereceğim ve ortada buluşacağız demişti. Ben devletin vereceği söylenen 13,5 rakamını duyunca önce şaşırmış, sonra da sanırım Bakanlık’la konuşmadan böyle bir açıklama yapmaz demiştim. Bakanlık şu aşağıdaki açıklamayı yapınca ben tek kelimeyle çöktüm. “Biz 13.5 M $’i pist İTO ve TOBB’ye aitken veriyorduk. Pisti özelleştirdiğimiz için ek bir ödeme yapmayacağız. Bakanlığımıza herhangi bir başvuru da olmadı”
Bunun normalde anlamı GP’mizin kıyamete kadar geri gelmemesi çünkü hiçbir işletme o kadar parayı mevcut şartlar altında vermez, zira mevcut seyirci sayısıyla zarar anlamına geliyor bu. Yalnız benim şahsi fikrim bu açıklamanın yetkili kişiler tarafından yapılmadığı ve üzerine uzun düşünülmediği. Çünkü, kiralamayı yapan kuruluş yıllık 5 M $ ödüyor piste. Buradaki rakam da 13.5 $. Yani kendi başlarına zaten karşılayamazlar bu bedeli.

Yarınki FIA ödül törenine Sn.Başbakan da katılacak ve büyük ihtimalle Vettel’in ödülünü kendisi verecektir. Ödül törenine gelmişken de Bernie ile bu konuyu görüşecekler. Devlet bu bedeli diğer sporlara verdiği destek gibi düşünerek karşılamalı, günün sonunda bu bir ülke tanıtımı. Ben Vural Ak ve Bernie’nin Başbakan’i ikna edebileceklerine inanıyorum. Yalnız bu konuda Sn.Spor Bakanı’nın da etkisi büyük olacak. O yüzden bugün biz seyircilerin bu işi ne kadar istediklerini göstermeleri önemli.
Bu arada pistin anlaşmasının uzun süreli yapılması ileriki yıllar için ücret artışıyla mümkün olacaktır. Şahsi fikrim tek yıllık anlaşma yapılıp ileriki yıllar için sonradan görüşmek üzere opsiyon konulacağı şeklinde…

Mesele kısaca böyle. Türkiye GP’si için kritik bir 48 saatlik süreç içine girdik. Umarım sonundan mutlu şekilde çıkarız.

23 Kasım 2012 Cuma

Eyvah! Paralı pilotlar...


2013 sürücü koltuklarının artık büyük çoğunluğunun açıklandığı şu günlerde Formula 1’de koltuk bulmanın tamamen takımın maddi durumuna odaklandığını üzüntüyle görüyoruz. Takımlar üç gruba bölünmüş durumda:
1.Maddi durumu iyi ve pilotlarını sportif başarı için seçenler.
2.Maddi durumu ortada ve pilotlarını önce hayatta kalmak için, sonra da yeteneği için seçenler.
3.Maddi durumu kritik ve pilotlarını hayatını sürdürmek için seçenler.

Birinci grubu Red Bull, Ferrarı, Mclaren, Mercedes, Lotus ve Red Bull’un uydusu Toro Rosso takımları oluşturuyor.  Bu takımlar maddi problemleri olmadığından pilotlarını araçlarını geliştirebilecek, kötü bir araç da olsa potansiyelini ortaya çıkarabilecek, geleceği olan ve sponsor çekebilecek nitelikte pilotlardan oluşturuyor. Bu grubun en zayıf halkası Lotus, ancak onlar da iki pilotuna maaş ödeyebiliyor ve Grosjean’a dahi sabredebiliyor.
İkinci grubu Sauber, Williams ve Force India oluşturuyor. Bu takımlar maddi anlamda fazla parlak olmasalar da araç geliştirme konusunda kendi kendine yetebilen, geliştirme bütçeleri fena olmayan, rüzgar tüneline sahip takımlar, yani temelleri güçlü olduğu için pilot seçerken sponsor getirebilecek isimler seçerken bir yandan da yetenek arama lüksüne sahipler. Zira, bu takımlar puan alabiliyor ve bir sonraki sene ödeneğinin daha fazla olması için puan toplama konusunda da hassas olmaları gerekiyor.  Daha iyi pilotlarla karşılarına fırsat çıktığında podyum ya da ilk 5 mücadelesi yapmaları önemli. Bu yıl Williams’ın yarış kazandığını, Sauber’in 4 defa podyuma çıktığını düşünürsek durum daha net anlaşılabilir. Bu grupta Maldonado getirdiği multi milyonlarla Williams’i, Perez de kazandırdığı Telmex ile Sauber’i ihya ettiler. Sportif başarılarıyla da takımlarının yüzünü güldürdüler.

Üçüncü grup tahmin edilebileceği gibi Caterham, Marussia ve HRT’den oluşuyor. Bu takımlar çok sınırlı bütçeleriyle pilotların ödeyeceği ücretlerle ve getireceği sponsorlarla ayakta durabiliyor. En kötü durumda olan HRT tamamen sponsorlara muhtaçken Marussia ve Caterham bu yıla kadar en azından bir tecrübeli pilotla gelişim yarışı içindeydi. Caterham Kovalainen’le, Marussia da Glock’la tecrübe açığını kapatırken diğer pilotları Petrov ve Pic ile maddi açıdan güç toplamaya çalışıyordu. Marussia aynı şekilde seneye devam edebilecek, zira kuruluşundan beri ilk defa 10.sırayı elde ederek en az 13 milyon $’lik ödeneğe kavuştu ve Glock’un ödemesi için eli rahatladı. Fakat, Caterham iki yıldır aldığı 10.’lük ödeneğini kaybetme problemiyle karşı karşıya kalınca Kovalainen’le yollarını ayıracak gibi görünüyor.
Formula 1’de pilotun yarışması için sponsor bulmak yeni bir durum değil, belki sporun ilk günlerinden beri varolan bir olgu. Bunu büyük pilotların anlattığı anılardan öğreniyoruz. Örneğin sporun istatistiksel olarak en başarılı ismi Michael Schumacher para ödeyerek ve yerine geçtiği pilotun şans eseri yarışamamasıyla spora katıldı ve tek şansını iyi kullanıp spora tutundu. Yalnız, günümüzün zorlu ekonomik koşulları takımların yetenek ve tecrübeden ziyade sponsor getirisine odaklanmalarına neden oldu ve bu sporun geleceği açısından olumsuz bir durum. Kovalainen, Kobayashi, Bruno Senna, Vitaly Petrov gibi görece tecrübeli isimler seneye yerlerini sırasıyla Van der Garde, Gutierrez, Bottas ve Pic’e bırakacak gibi görünüyorlar.

Tabii buradan durumlarına üzüldüğüm sonucu çıkarılmasın zira üzüldüğüm sadece Kovalainen. Kovalainen’in Renault ve Mclaren kariyerlerinin üzerine koyduğu zorlu Caterham yıllarının sürüsünü geliştirdiğini ve daha iyi yerleri hakettiğini düşünüyorum. Kobayashi’ye üzülmüyorum, zira Sauber C31’in bu seneki potansiyelinin %50’sini bile kullanmadığını düşünüyorum. Petrov’u hız konusunda fena olmasa da istikrarsız buluyorum, Bruno Senna’yı ise –takipçilerim iyi bilir- hiç ama hiç başarılı bulmuyorum. Bruno Senna’ya asla sadece Senna demediğimi yine takıpçilerim biliyor sanırım, sadece o soyadla adlandırılmayı hak etmiyor bana göre. Diğer yandan Valtteri Bottas ve Gutierrez’İ merakla bekliyorum ve ikisine de güveniyorum, ikisinin de en geç 4-5 seneye şampiyonluk yarışı içinde olacaklarını düşünüyorum.

Özet olarak yetenek sporu olan Formula 1’in ekonomik kaygılarla maddileşmesi üzücü, umarım ya takımlar biraz daha zenginleşirler, ya da bu durumdaki takımlar yerini daha zengin sahiplere bırakır. Aksi takdirde gridde şu anda 6 şampiyon varken gelecekte 1-2 şampiyon ve orta yetenekte pilotlarla spor hayatını devam ettirecek. Alonso, Button, Kimi ve Hamilton emekli olduğunda Vettel’den başka kim kalıyor elimizde?

5 Kasım 2012 Pazartesi

Vettel balon mu? Ve Alonso'nun şampiyonluk şansı..


Sebastian Vettel balon mu?
Sebastian Vettel Cumartesi günü yaşadığı büyük problemle gridin en arkasına atıldıktan sonra Pazar günü ya kendini bedavacı ve ballı diye eleştirenleri haksız çıkaracaktı, ya da gridde beklenen yükselişi sağlayamayıp eleştirileri haklı çıkaracaktı. Yarışın ilk bölümünde bir dizi geçişle ve bazı kazalardan yararlanarak 11.sıraya kadar çıktı ve sonra Bruno Senna ile teması sonrası Güvenlik Aracının da zamanında girişiyle birlikte pite girip tekrar son sıraya geriledi. Daha sonra da istikrarlı turlarla ve biraz da ikinci Güvenlik aracı periyodu yardımıyla ilerledi. Bu esnada risk aldığı geçişler de yaptı. 24.sıradan başlayıp 2 pit stopla 3.bitirmek bedavacı birinin yapabileceği bir şey değil. Aynı başarıyı Alonso ya da Lewis Hamilton yapsaydı bugün tüm internet siteleri, Twitter, forumlar onları yerlere göklere sığdıramazdı, hak ederlerdi de. Yani demem o ki, Vettel’e biraz ön yargılı bakılıyor. Dünkü başarıdan sonra bile onu istisnai pilotların arasına sokmamayı da sanırım sadece Türk F1 fanları ve yorumcuları başarıyor. Sezar’ın hakkı Sezar’a…

Tabii şu noktayı da eklemeliyim. Vettel dünkü başarısını son 4 yarışı kazanmış mükemmel aracının yeni vites kutusu ve vites oranlarıyla yaptı. Ona yardım eden iki Güvenlik Aracı periyodu vardı. Başardığı şey hata yapmamak ve bazen riske girmek. Yani aslında bir Kimi Raikkonen/Suzuka 2005 yapmadı bu doğru, ancak hata yapmamak da bir başarıdır. Takım arkadaşı Webber’e bakmanız yeterli.
Vettel sadece Button’a yaptığı atak için bile büyük övgüyü hak ediyor. Button yarıştan sonra Vettel’in bu atağı yapacağını beklemediğini söyledi. Yani büyük tecrübe Button Vettel’in o riski alacağına inanmamış ki zaten lastik lastige virajı döndüler.

Alonso’nun şampiyonluk şansı…
Şampiyonluk yarışında geriye 2 yarış kaldı ve Alonso’nun şampiyonluk umudu giderek azalmaya başladı. Evet, dünkü sonuçla 13 puanlık farkı 10 puana düşürdü, hala savaşacağım diyor ama reel dünyaya geldiğimizde bunun o kadar da kolay olmayacağını görüyoruz. Alonso’nun şampiyonluk için mutlaka bir galibiyet alması gerekiyor. Bu yazımda da neden bunun gerektiğini matematiksel hesapla anlatacağım.

Şu anda Vettel ve Alonso arasında 10 puan fark var. Alonso’nun şampiyon olması için bir yarışı kazanması gerekiyor ve diğer yarışta da kazanması ya da eğer kazanamadıysa Vettel’e en az 2 sıra fark koyması gerekiyor. Yani eğer 2.olursa Vettel’in de 4.olması lazım. Aksi takdirde Vettel galibiyet fazlasıyla şampiyon oluyor.

Herhangi bir yarış kazanmadığı durumda da iki yarışta Vettel’in hiç yarış kazanmaması ve Alonso’nun da toplamda 5 sıra fark atması lazım. Ki bunlardan birinin en az 4.’lük olması şart. Örneğin her iki yarışta Vettel  8.olsa ve Alonso 5.olsa bile Vettel yine şampiyon oluyor.
Göründüğü gibi matematik hesaplarıyla Alonso’nun işinin zor olduğu ortada. Ferrari’nin iki şansı var, birincisi Vettel’in mekanik arıza veya kazayla yarış dışı kalması ya da herhangi bir hata ile çok gerilerde bitirmesi. Sonuncu başladığı yarışta bile podyuma çıkacak hiza sahip RB8’in yarış dışı kalmak haricinde pek sıkıntısı olmaz gibi…  Ferrari’nin de 15 günde 0.6-0.7 saniye hızlanması mantıklı değil. O yüzden Alonso’nun beklemek ve zorlamaktan başka çaresi yok.

Tabii şunu eklemeliyim, eğer Ferrari 5-8 puan arası bir farkla şampiyonluk yarışını Brezilya’ya taşımayı başarırsa Alonso’nun şansının şu ankinin iki katına çıkacağını düşünüyorum. Neden mi?

1.Brezilya yağmur konusunda her zaman sürprizler yapmış bir pisttir. Yağmur da Ferrari’nin çok hızlanması demek. Aynı zamanda strateji açısından büyük sürprizler demek. Bir anda Vettel’in avantajı uçup gidebilir.
2.Brezilya’da Ferrari ve Massa ekstra motive olacak, eğer Alonso’ya hızlı bir araç verilirse Massa’nın 2.sırayı alıp takım arkadaşına yılın yardımını etmesi pek uzak ihtimal değil.

3.Brezilya’da Fernando Alonso çok ama çok hızlı. Yarış dışı kaldığı 2009 ve Minardi’de yarıştığı 2001 hariç Alonso burada çıktığı 9 yarıştan 6’sında podyuma çıktı ve diğer üçünde de 4.oldu.
Özetlemek gerekirse, Ferrari ve Alonso’nun şampiyonluk iddiasının güçlü şekilde devamı için Austin’de ya kazanması, ya da Vettel’den en az 2 sıra üstte finish görmesi gerekiyor. Aksi takdirde Brezilya matematiksel olarak şans devam etse de gerçekçi olmayan bir amaç için turistik bir geziye dönüşebilir.

28 Eylül 2012 Cuma

Hamilton ve Perez kararının düşündürdükleri


Hamilton’ın Mercedes’e transferinin Hamilton için kumar ve risk olduğu görüşüne katılıyor musun? (Ertuğrul Başar)
Bu kararın kumar ve risk olduğu muhakkak ancak burada şuna bakmak lazım: Risk seviyesi kabul edilebilir seviyede mi? Bence evet. Öncelikle Mercedes bir üretici takım, 2014 motor kuralları değişikliği ile birlikte musluğun başında olacaklar. Yani şu anda bile Ferrari, Mercedes ve Renault V6 turbo şarjlı motorların nasıl olacağını, hangi şasiyle de daha uygun sonuç vereceğini herkesten iyi biliyorlar. Araç tasarımına başlarlarsa (ki eminim başladılar) gelecek yıl bu zamanda diğer tüm takımlara karşı 1-0 önde olacaklar. Dahası Mercedes bütçesiyle de F1’e bağlılığı yönünde soru işaretlerini kaldırdı. Takımın başındaki adam Ferrari ile defalarca kazandığı başarıları bir başka takımla tekrarladı. Bunu tekrar yapmaması için bir sebep de yok. Dahası, takımdan alacağı para daha yüksek ve pazarlama konusunda da daha serbest. Bu kadar sebep varken gitmemesi için sebepler sınırlıydı ve gitti. Risk aldı ama aldığı risk büyük  değil. En kötü Alonso’nun Renault’da yaptığı gibi 2-3 seneyi boş ama mutlu geçirir, sonra büyük bir takımda başarılarına devam eder.

Hamilton 6 yarış kala ayrıldığı takımla şampiyonluk için mi yarışacak? Nasıl olacak bu? (Zuhal Ören)
Zor bir durum… Yalnız tıpkısının aynısını Alonso’nun da 2006 yılında yaşadığını hatırlamalıyız. Alonso’nun o zaman aptal şekilde kendi takımı için “benim şampiyonluğumu istemiyorlar” şeklinde suçlamaları olmuştu. Tabii o Alonso o zaman 25 yaşındaydı, yani daha çok çok gençti. Duygusaldı ve bu tarz komik çıkışları oluyordu. O dönemde Alonso için bir şey değişmemişti, motivasyonu yüksek bir pilot olduğundan yılı şampiyon kapatmayı başarmıştı. Hamilton için durum biraz daha farklı. Birincisi 2006’da Alonso’da olduğu gibi şampiyona lideri değil, aksine tam 52 puan geride. İkincisi tek rakibi yok, tam 3 rakibi var. Takım arkadaşı kendisi kadar güçlü vs… Yani işi kolay değil. Takım Lewis’in şampiyonluğu için her şeyi yapacağını duyurdu ama şunu anlamak çok zor değil, gelecek yıl da aynı takımda kalacağını bilerek bir pilotu desteklemek nasıl ki takım için çok daha ayrı, pilot için de aynı motivasyonu korumak o kadar zor. Kısacası, bu kararın hem takıma hem de pilota az da olsa olumsuz etki olacağını düşünüyorum.

Schumi’nin dönme kararı hatalı mıydı?  (Narmin)
Hatalı diyemeyiz, neticede Schumi özgüveni çok yüksek bir pilot. Bu yeni dönemde de tekrar şampiyon olabileceğini düşündü ve geldi. Çok farklı bir F1 buldu, bıraktığı yerde değildi hiçbir şey. Ne testler vardı, ne yarıştığı takımın dominasyonu, ne kendisi için çalışan bir lastik üreticisi, ne 1-2 tane daha güçsüz rakibi. Herşey zor ve çetrefilliydi. Değişkenlerin kombinasyonundan iyi bir sonuç çıkmadı, bu kadar basit.

2014’de Vettel  Ferrari’ye geçerse Kimi de Red Bull’a geçer mi? (Zuhal Ören)
Vettel Ferrari’ye geçerse Red Bull bir anda ortada kalacak. Webber’in de emekli olacağını düşündüğümüzde takımın elinde bırakın şampiyon pilotu, tecrübeli pilot bile kalmayacak. İşte bu ortamda Kimi benim Red Bull için ilk adayımdır. Ancak, Kimi’nin 2014’de 35 yaşında olacağını ve belki de artık yarışmak istemeyeceğini göz önünde bulundurmalıyız. Yani güzel bir fikir ancak gerçekleşmesi hep “eğer’lere” bağlı.

Mclaren’de Perez ve Button farklı sürüş stiline sahip değil mi? Kim baz alınarak araç geliştirilir? Kim tökezler? (Ahmet Emre Akcan)
Aslında tam tersi, sanırım gridde tarzları bu kadar birbirine benzeyen başka bir pilot ikilisi yok. Her ikisi de zarif süren, lastiklerine iyi davranan pilotlar. Mclaren aracı tasarlarken epey rahat olacaktır. Kimi baz alırlar? Tabii ki Jenson, çünkü tecrübeli ve şampiyon pilot, ayrıca takımın şu anda pilotu. Kış testlerine kadar vereceği geri bildirimle Perez’in verecekleri karşılaştırılmaz bile. Ama Perez de zorlanmayacaktır o araçla.

Rosberg Hamilton’ı Perez de Button’ı geçerse Hamilton’ın hali ne olur? (Turan Adanur)
Bir şey olmaz, Lewis geçen yıl da geçildi ve burnu sürtülünce bu yıl daha iyi hale geldi. Rosberg de iyi bir pilot ama belki bir kaç yarışlık bir üstünlükten sonra ibre Hamilton’dan yana dönebilir. Aksi olsa bile ilk yıl olduğundan fazla etkilenmez. 2014’de hala gerideyse kendisi de rahatsız olur takım da…

Ferrari nasıl bir yol izleyecek şimdi? (Uğur)
Ferrari ile ilgili yorumumu 2 hafta önce yazmıştım, işler aynen yazdığım gibi yürüyor. Massa iyi performansını sürdürdüğünden muhtemelen Ferrari bir yıl daha Massa ile yarışacak ve sonra Vettel gelecek. Ondan sonrası da toz duman…

Massa Sauber’e Schumi Ferrari’ye gider mi? Schumi 1 sene sonra emekli olup yerine Vettel gelir mi? (Umur İbrahim Üstün)
Schumi’yi Ferrari artık almaz. Birincisi Mercedes’e gitmesi takımı yeterince hayal kırıklığına uğrattı. İkincisi, Schumi Mercedes’le 3 yılında Ferrari’nin ilgisini çekecek bir şey yapmadı. Ferrari neden alsın ki Schumacher’i? Vettel meselesi de yukarıdaki soruda da bahsettiğim gibi bana göre kesine yakın.

Schumi’den vazgeçmek neden bu kadar kolay oldu Mercedes için? (İsmail Önder Kara)
Neden bu kadar kolay oldu? Schumi’nin ilk senesi Rosberg’e karşı ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. İkinci yılda da Rosberg önde göründü. 3.senesinde Schumi daha hızlı gibiydi ama bu sefer de genelde takımın sorunlarıyla, bazen de Schumi’nin hatalarıyla Schumi puan olarak Rosberg’in yarısı durumunda. Yukarıda bir soruda bahsettiğim gibi Schumi’yi eski dönemiyle kabul ederseniz ilk tercih olur her zaman. Ancak, şu andaki Schumi mi yoksa Hamilton mi sorusuna Mercedes göründüğü kadarıyla tartışmasız Hamilton dedi ve Schumi’den vazgeçti. Neden? Çok özetle, yaşı ilerledi, numerik başarıları beklenenin çok altında ve yeni F1’e adapte olamamış görünümünde.

Şu bir gerçek: Schumi’nin Mercedes dönemindeki kariyerini bir başka pilot geçirmiş olsa ilk sezonunda gönderilirdi, o olmasa ikinci sezon sonunda kesin gönderilirdi. Schumacher bir marka ve çok büyük bir tecrübe, bu yüzden kaldı. Ancak, Mercedes tekrar zirveye dönmek için bir hamle daha yapmak zorundaydı ve bunun için de Hamilton en iyi uygun adaydı.

Hamilton bu sene sonunda şampiyon olursa pişman olur mu gittiği için? (Elovset Haydarovh)
Olmaz, o da Mclaren’in şu haliyle Mercedes’ten iyi olduğunun farkında. Gitmesinin farklı sebepleri var, o bir risk alıyor ve bu riski başarıya çevirmek istiyor. Sene sonunda şampiyon olursa o bunu sadece “Allah bereket versin” diye değerlendirir, fazlası yok. O Mclaren’in sportif olarak ne kadar güçlü olduğunu zaten çok iyi biliyor.

Üstad Ferrari 2014’de ne yapacak, Vettel-Alonso olur mu? (Hikmet Meryumoğlu)
İki farklı soruda ve daha önce yazımda belirttiğim gibi bu çok yüksek bir ihtimal bana göre. Ferrari çoktan anlaşmayı yaptı ve bu artık sadece çok beklenmedik bir sebeple değişebilir, Vettel bence 2014’de Ferrari’de.

Schumi Sauber’e gider mi? (İlker İnanç)
Daha önce de bu soru geldiğinde söylemiştim, Sauber Schumi’ye en fazla 5 milyon $ verebilir, o da zorlayarak. Takımın böyle bir bütçesi yok. Eğer Schumacher düşük bir ücretle gelir de yanında bir de sponsorlarını getirirse Sauber buna dünden razıdır. 7 defa dünya şampiyonu pilot takımınıza beraberinde markasıyla geliyor, daha fazla kameraların odağı olacaksınız. Yani Sauber para konusunu hallederse dünden razı olur Schumi’ye.

Peki Schumi gider mi? Schumi çok net ortada ki hayal kırıklığı yaşıyor. Mercedes’in Hamilton’ı tercih edeceğine inanmazken gerçeklerle bir anda yüz yüze geldi, hem de şık olmayan biçimde. Schumi bu, savaşmak kanında var. Reddedilmeyi hazmedememiş olabilir, Mercedes’te zaten başıma gelen geldi bundan kötü olamaz diyebilir, Sauber C31’in potansiyelini de düşünerek bir anda bir maceraya atılabilir.
Bunun için Peter Sauber’le paradan önce 2013 hazırlıklarını konuşacaktır, buna eminim. Eğer Sauber de ona olumlu tablo sunarsa ihtimaller dahilinde.

Nedense içimdeki ses emekli olmayıp devam edecek diyor. Bakalım…

Schumi Williams’a gider mi? (Yusuf Ahmet Oktay)
Williams da ihtimaller dahilinde, ama Sauber’in daha gerçekçi ihtimal olduğuna inanıyorum.Sauber Williams’a göre daha istikrarlı bir takım. Ancak Williams’ın son yıllarda imaj kaybettiğini de düşünerek ismini çok lekelemek istemeyeceğini düşünüyorum.

Ileride Perez tekrar Ferrari’ye geçebilir mi? (Berker Yıldırım)
Güzel bir soru. Herşey bu minik Meksikalı’nın Mclaren’deki performansına bağlı. Perez’i sadece başarılı bir pilot olarak görmeyin, o aynı zamanda yürüyen bir dolar kaynağı. Hep söylüyorum, sponsor Telmex’in sahibi Carlos Slim kişisel servette dünyanın zirvesinde. Sergio’yu da oldukça seviyor. O yüzden Perez gibi bir pilotu rakip takıma gitti gibi duygusal sebeplerle gözardı edemezsiniz. Eğer Perez Mclaren’de çok güçlü bir performans gösterip Jenson’ı yenerse, şampiyon olursa, ya da düzenli galibiyet alırsa Ferrari “henüz yeterli tecrübesi olmayan eski FDA üyesi bu pilotu” yalvar yakar parasını bastırıp ileride tekrar alabilir. Ancak bunun için Alonso’nun emekliliğini beklemek zorunda gibi şimdilik.

15 Eylül 2012 Cumartesi

Formula 1 sorularınıza cevaplar


1. Alonso ve Ferrari’nin performansı sezonu pilotlar şampiyonluğu için yeterli mi? Alonso şampiyon olabilir mi ? (Cemre Altay )

Alonso aslında bu konuyu kendisi de İspanyol basınına açıkladı. Sadece podyumda kalarak yarış kazanmadan son 3 yarışı kazanan Mclaren’e karşı koyamazsınız. Diyelim ki Lewis 3 yarış daha kazandı ve Alonso da bu 3 yarışı 2.bitirdi. Puan farkı bir anda 16’ya düşüyor. Eğer 3. bitirirse puan farkı 7’ye düşüyor. Bu şu anlama geliyor, Alonso’nun en azından 2 yarış kazanması gerekiyor ki kalan yarışta podyumlarla şampiyonluğa yürüsün. Alonso şampiyon olabilir mi? Evet, olabilir ve bence şansı %51.

2. Sizce Mercedes’te neler ters gidiyor ve Schumi sizce seneye yarışır mı yoksa yerine kim gelir?  (Furkan Çiçek )

Mercedes’te ters giden şeyler öncelikle diğer takımlar kadar güçlü olmayan mühendis kadrosu. Çift DRS yeniliğine çok fazla ümit bağlandı ve bir çok gelişim de bu sistemi engellememesi için yapılmadı. Ancak neticede bu yenilik sadece bir galibiyet getirdi ve elde hala bir şey yok. Ferrari’den aforoz edilen Aldo Costa’nın kahraman gibi takıma transferi doğru bir hamle değildi. Ross Brawn’ın Ferrari’deki başarıları mühendislik zamanlarındaydı, Brawn GP’nin Honda aracının tasarlanmasında da çok fazla bulunmuştu. Ross Brawn takım patronluğuna fazla mesai harcamak zorunda kaldıkça mühendislik bölümü beklenen performansı göstermedi.
Schumi seneye yarışır mı? Bugüne kadarki göstergeler hayır diyordu ama Schumi’nin 1+1 yıl daha anlaşma yapmak istediğine dair çok güçlü iddialar var. Takımın da 1 yıl istediğine dair iddialar var. Bunlar doğru görünüyor bana göre, Schumi bir yıl daha kalacak gibi.

3. Hamilton Mercedes GP'ye,Kimi Raikkonen McLaren'e..Gerçek olma payı var mı? Yoksa sadece hayalden mi ibaret? (Burak Çağrı Karakaya)

Hamilton’ın Mercedes GP’ye transferi pek hayal değil gibi. Bu konu çok uzun bir yazı konusu ama Lewis bir çocuk gibi davranıyor yaşı 27’ye gelse de.  Kazandığı kupaların aslını istemek gibi komik şeylere takılması psikolojisinin iyi olmadığını gösteriyor. Mclaren’in de onun ücretini düşürmek istemesi kararından sonra takımdan bilişsel olarak koptuğunu gösteriyor. Mercedes’in onun için avantajı Mclaren’de olduğundan daha kral olacak. Muhtemelen daha fazla kazanacak. Bir diğer konu da kişisel sponsorlara izin vermeyen Mclaren’den sonra bu konuda esnek Mercedes’te kazanacağı parayı katlayacak olması.
Kısacası bana göre bu haberin gerçeklik payı yüksek. Ancak Mercedes’in Schumi aşkı bu transferi engelleyebilir.

Eğer Hamilton Mercedes’e gelirse Kimi Raikkonen’in Mclaren’e gitmesi bana gerçekçi gelmiyor. Evet, çok mantıklı bir hareket ama birincisi Kimi Lotus’ta mutlu ve Lotus beklenenden çok daha hızlı. İkincisi, Mclaren’den Kimi’nin mutsuz ayrıldığını biliyoruz. Takımın yoğun sponsor gündeminden hiç hoşlanmıyordu ve aşırı kuralci olan takımdaki bu düzenden hoşnut değildi. Yani Mclaren’e gitmek isteyeceğini pek düşünmüyorum.
4. Bir kaç ay önce Jenson’un sorunu aracın içinde kendini rahat hissetmiyor demiştiniz fikriniz hala aynı mı ? Aradan sonraki 2 yarışta 2 pole ve 2 zafer McLaren’den istikrar gelir mi ? (Sergen Topçu)

Bu konuda fikrim değişti çünkü takım Jenson için çok çalıştı, araca uyumu için ayarlar yaptı ve sonuçta hızlanan araçla birlikte Jenson da hızlandı. Bir yarış kazandı, eğer Monza’da arıza olmasa yarışı podyumda bitirecekti. Mclaren artık güçlü bir pakete ve bu pakete uyum sağlamış iki güçlü pilota sahip. En azından Takımlar Şampiyonası’nı kazanacaklarını düşünüyorum.  Sürücüler Şampiyonası ise daha çok Ferrari ve Alonso’ya bağlı.
5. Grosjean'ın yapıp 1 yarış atılmasına sebep olan hareketi Hamilton yapsa aynı cezayı alır mıydı?( Bener Pocan )

Aynı cezayı almazdı, muhtemelen bir sonraki yarışta 5 ya da 10 sıra grid cezası alırdı. Ancak, burada Hamilton farklı ceza alırdı diye adaletsiz FIA diyemeyiz. Örneğin bu pilot Alonso olsa belki de hiç ceza almazdı. Burada pilotların agresiflik seviyesi, geçmiş kazaları ve sürüş stili göze alınıyor. Grosjean 12 yarışın 7’sinde ilk turda kaza yapmış. Yani startlarda diğer pilotların ne yaptığını düşünmeden dalıyor virajlara. FIA da onu uyarmak için böyle bir ceza verdi ki son derece yerinde bir cezaydı.
6. Sebastian Vettel’in şu anda şampiyona lideri olamamasının tek nedeni dayanıklılık sorunu demek ne kadar doğru? Ve bundan sonraki yarışlar Renault motorunun diyebilir miyiz?  (Büşra Nur Altıntaş)

Tek problem dayanıklılık sorunu diyemeyiz, neticede aracın finish görebildiği 10’dan fazla yarış var. Aracın hızı da sene başında problemdi, sonra hızlandı ve sonra tekrar yerinde saymaya başladı. Ancak sorunun Vettel’in hızlı olmaması olduğunu düşünmüyorum, Vettel yaşına ve tecrübesine göre çok çok iyi bir sürüş gösteriyor. Bundan sonraki yarışlar Renault motorunun diyemiyorum maalesef, çünkü hem alternatör probleminin çözülüp çözülmeyeceği muamma, hem de Renault motorunun zayıf olduğu azami hızın gerektiği pistler olacak, örneğin Japonya, Hindistan, ABD gibi...
7.  Perez'in yarışın son 10-15 turunda adeta uçarcasına herkesten tur başına 1-2 sn kazanmasını nasıl ifade edebilirsiniz? Bu müthiş hızın kaynağı nedir? sıralamalarda kötü olan bir takımın yarışta böylesi bir hiza ulaşmasını nasıl yorumlarsınız?  ( Fahri Türedi )

Bu hızın öncelikli kaynağı Sauber’in müthiş tasarlanmış C31’i. Sauber’in tarihindeki en iyi araç olduğunda herkes hemfikir. C31 düşük ve orta downforce pistlerinde bu sezon hep güçlü performans gösterdi (Malezya, Kanada, Almanya..) Monza’da da hızlı olacağı aşikardı. Bu sezon hep söyleyip durduğumuz lastiklerin çalışma aralığı meselesi sezon sonuna yaklaşmamıza rağmen halen tam olarak çözülmedi. Sauber yarış sırasında hem sert lastikte, hem de orta sertlikteki lastikte uygun çalışma aralığını buldu ve araç uçmaya başladı. Aracın hızına doğru lastik kullanımı eklendiğinde de rakiplerinden zaman zaman 2 sn hızlı bir C31 izledik.
Yeri gelmişken, Sauber C31 sıralamalarda yavaş çünkü araç dolu depo ile hızlı olabilen bir tasarıma sahip. Sıralamalarda tek turluk benzin yüküyle kendini gösteremeyen araç yarışta dolu depoyla inanılmaz performans gösteriyor. Örneğin Perez’in ortalama sıralama pozisyonu 12,5 ama finish pozisyonu 7,7. 5 sıra fark inanılmaz bir rakam.

Netice olarak Sauber’i Ferrari’den 2, Mclaren’den 1 sn hızlı olarak nitelendiremeyiz ama uygun çalışma aralığında Monza’da izleyenlerin ağzı açıkta kaldı. Benzer, hatta aynı durum 2009’da Force India için Spa ve Monza’da yaşanmıştı. Aynı hız diğer pistlerde gösterilememişti.

8. Kalan 7 yarışı ve pistleri ve ayrıca bu pistlerin hangilerinin Ferrari'ye uygun olup olmayacağı konusunu göz önünde bulundurduğumuzda Fernando Alonso'nun kaç yarışta podyuma çıkabiliceğini ve şampiyonluk şansının % kaç olduğunu öngörebilirsiniz? (Gökhan Ergun)
Fernando Alonso’nun kalan 7 yarışın en az 4’unde podyuma çıkacağını düşünüyorum.  Şampiyonluk şansını da %51 olarak nitelendiriyorum. Kalan 49’u da diğer pilotlar paylaşmak üzere...

9. Massa ne kadar Ferrari takımında kalacak ve Massa giderse onun yerine Fernando Alonso'nun takım arkadaşı kim olur? (Esra Güneş)
Bununla ilgili çok yeni bir blog yazım var, onu okumanızı rica edeceğim. Özetle Massa’nın son yarışlarda düzenli ilk 5 finishler görmesi durumunda kalacağını düşünüyorum. Yapamazsa en güçlü aday bana göre Heikki Kovalainen, sonra da Nico Hulkenberg.

10. Günümüz pilotları ile eski zaman pilotlarını karşılaştıracak olursak hangi pilot kime benziyor? (Murat Mert)
Çok eski pilotlar hakkında fazla yorum yapamayacağım ama 1970-2012 arası dönemi göz önüne alırsak, Kimi Raikkonen’i özgür yapısı, sadece yarışmayı seven karakteri, asi davranışları, hızı, içkiye düşkünlüğü gibi bir çok sebeple James Hunt’a benzetiyorum. Zaten o da Hunt’in hayranı ve onun adını lakap olarak kullanıyor.James Hunt fiziksel olarak ise eski Red Bull, yeni Mercedes test pilotu Brendon Hartley’e çok benziyor.

Mark Webber’i rekabetçi olması, çok konuşması, etrafını eleştirmesi ve güvenlik konularında hassas olması gibi yönleriyle Niki Lauda’ya benzetiyorum.
Schumacher’in ilk dönemini yeteneği, hırsı, başarıları yönüyle Alonso’ya benzetiyorum.

Alonso hesapçı yönüyle Alain Prost’a da benziyor ama Alain Prost Alonso’ya göre fazla içten pazarlıklıydı ve Alonso eğer gerçekçi bir şansı varsa bunun peşinden gidiyor. Prost pek risk almıyordu.

Başka benzetmeler eminim gelir, şimdilik bunlar geldi aklıma...
11.  Bildiğimiz üzere pilotlar DRS'yi DRS bölgesindeyken önündeki pilotla arasında 1 saniyeden daha az bir süre varsa kullanabiliyorlar. Ancak pilotlar önündeki pilotla arasında bir saniye fark olduğunu nasıl anlıyor? Telemetrik bir sistemle pilota mı bildiriliyor, eğer öyleyse bu veriyi FİA mı pilota veriyor yoksa takım mı? ( Tuncay Demir )

Pilotlar DRS ölçüm noktasından geçtiği anda öndeki pilotla arasında eğer 1 sn’den az bir zaman varsa bu bilgi ECU (Elektronik Kontrol Ünitesi) tarafından algılanıyor ve pilot direksiyonunda yanan bir ışıkla DRS kullanım alanında DRS kullanabileceği yönünde bilgilendiriliyor. ECU FİA’nın yönettiği merkezi bir bilgi sistemi ve takımın dışında çalışıyor, takım sadece pilotu DRS alanında olduğu konusunda bilgilendiriyor, pilotun unutma ihtimaline karşı.
DRS’yi de pilot manuel olarak açıp kapatıyor. Ferrari’nin bu kontrolü direksiyondan ayak pedalı bölümüne aldığı yönünde bir söylenti var.

12. Bazıları Ferrari’nin hızının sadece bu haftalık olduğunu söyledi katılmasamda sizce de öyle mi ? (Beyza Dönmez)
Ferrari’nin hızı düşük downforce kullanılan bu pistte çok iyiydi. Ancak, 5 hafta önce yüksek downforce pisti Macaristan’da takım 4. en hızlı takımdı. Eğer Macaristan normlarına bakarsak evet hızı tek yarışlık gibi görünebilir. Ancak Ferrari hem yaz arasında gelişim gösterdi, hem de Magny Cours’da denediği bazı yenilikleri geliştirirerek Singapur’a getirecek. Takımdaki birçok kişi Singapur güncellemeleri hakkında çok iddialı konuşuyor. Bu yüzden Ferrari’nin hızlanacağı ve Monza’in tek yarışlık performans olmadığı sonucunu çıkarabiliriz.

13. Lotus'un, dolayısıyla Raikkonen'in geri kalan pistlerde şansı nedir?  (M.Veysi Eriman)
Lotus paketi çok hızlı bir paket, özellikle lastik kullanımının yarış ve sıralamalardaki ortalaması yönüyle belki de en hızlı araç. Ancak, araç sıcaklığa çok duyarlı ve kalan pistlerde de yağmurlu geçilecek yarışlar fazla. Japonya, Kore, Hindistan, Brezilya, Singapur yağmur riski taşıyor. O yüzden Lotus ve Raikkonen için çok çok umut verici konuşamayacağım. Raikkonen’in en azından bir yarış kazanmasını sadece fanları değil sanırım herkes istiyordur. O çok özel bir pilot ve Lotus gününde olmasa bile Raikkonen bu paketten fazlasını çıkarabilir.