Türkiye GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2012 Perşembe

Türkiye GP’si geri dönüyor… mu acaba?


Türkiye GP’sinin dönmesi için biz fanların beklediği sadece bir kıvılcımdı, o kıvılcımı Sn. Vural Ak çıkardı, biz de üstümüze düşeni yaptık, kamuoyunu uyandırmak için kimsenin olacağına inanmadığı şeyi gerçekleştirdik ve bir kere Türkiye’de, bir kere de dünyada bu konuyu Trending Topic arasına soktuk. Nitekim, Bernie Ecclestone ve Vural Ak dün açıklama yaparak –ücret hariç- her konuda anlaştıklarını bildirdiler. Hepimiz sevindik haklı olarak…
Bu yazıyla şu “ücret hariç” meselesini açmak ve ortaya çıkan sevimsiz bir konuyu açıklamak istedim. Zira, biliyorum ki herkes bana bu konuyu bugün soracak. 140 karakterle de anlatmak kolay olmadığından yazı yazmaya karar verdim.

Şimdi öncelikle Türkiye’nin takvime geri dönmesinin New Jersey sayesinde olacağını bildirmek isterim. Bernie Ecclestone New Jersey’den gelecek milyonlar havaya uçmasın diye Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 3 opsiyonu değerlendirmek istedi. Şu haliyle GP’miz tek yıllık olacak gibi görünüyor. Bir sonraki sene Rusya ve ABD GP’leri takvime girecek ve bizim aralarında yer almamız en az 2 GP’nin uçmasıyla olacak. Birisi Valencia diğeri de Kore olabilir. Ama bilemiyoruz tam olarak. Bunu iyice özümsemeliyiz.

Bu sabah gelen bir haberse oldukça sevimsiz. Hatırlarsanız Vural Ak hesabı anlatırken 13,5 M $ devlet verecek, ben 5 milyon $ vereceğim ve ortada buluşacağız demişti. Ben devletin vereceği söylenen 13,5 rakamını duyunca önce şaşırmış, sonra da sanırım Bakanlık’la konuşmadan böyle bir açıklama yapmaz demiştim. Bakanlık şu aşağıdaki açıklamayı yapınca ben tek kelimeyle çöktüm. “Biz 13.5 M $’i pist İTO ve TOBB’ye aitken veriyorduk. Pisti özelleştirdiğimiz için ek bir ödeme yapmayacağız. Bakanlığımıza herhangi bir başvuru da olmadı”
Bunun normalde anlamı GP’mizin kıyamete kadar geri gelmemesi çünkü hiçbir işletme o kadar parayı mevcut şartlar altında vermez, zira mevcut seyirci sayısıyla zarar anlamına geliyor bu. Yalnız benim şahsi fikrim bu açıklamanın yetkili kişiler tarafından yapılmadığı ve üzerine uzun düşünülmediği. Çünkü, kiralamayı yapan kuruluş yıllık 5 M $ ödüyor piste. Buradaki rakam da 13.5 $. Yani kendi başlarına zaten karşılayamazlar bu bedeli.

Yarınki FIA ödül törenine Sn.Başbakan da katılacak ve büyük ihtimalle Vettel’in ödülünü kendisi verecektir. Ödül törenine gelmişken de Bernie ile bu konuyu görüşecekler. Devlet bu bedeli diğer sporlara verdiği destek gibi düşünerek karşılamalı, günün sonunda bu bir ülke tanıtımı. Ben Vural Ak ve Bernie’nin Başbakan’i ikna edebileceklerine inanıyorum. Yalnız bu konuda Sn.Spor Bakanı’nın da etkisi büyük olacak. O yüzden bugün biz seyircilerin bu işi ne kadar istediklerini göstermeleri önemli.
Bu arada pistin anlaşmasının uzun süreli yapılması ileriki yıllar için ücret artışıyla mümkün olacaktır. Şahsi fikrim tek yıllık anlaşma yapılıp ileriki yıllar için sonradan görüşmek üzere opsiyon konulacağı şeklinde…

Mesele kısaca böyle. Türkiye GP’si için kritik bir 48 saatlik süreç içine girdik. Umarım sonundan mutlu şekilde çıkarız.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Türkiye GP'den yansıyanlar

Yazımda Turkiye GP’yi tur tur değerlendirmek yerine önemli bulduğum konulara ilişkin fikirlerimi yazacağım. Yarışa ilişkin ekstra sorularınız olursa Twitter ya da Formspring hesaplarıma iletebilirsiniz.


Red Bull nereye gidiyor?

Red Bull Racing şu ana kadar orta downforce seviyesine sahip pistlerde üstünlüğünü kanıtladı. Önce Çin’de, şimdi de Türkiye’de kısmen düşük downforce gerektiren virajlarda da performansını gösterdi. Düşük downforce pistlerinde geçen seneki gibi problem yaşayacağını gösteren bulgulara rastladık dün. Özellikle düzlük hızında Mercedes ve Ferrari motorlarına göre geride kalmış göründüler. Ciddi fark yapmalarını beklediğim 8.virajda özellikle Ferrari’ye yakın ve hatta bazen daha yavaş göründüler. Belki de sene başından beri en güçlü performanslarını Barcelona’da gösterecekler, tabii ki diğer takımlar ekstra şeyler yapmazlarsa.

Red Bull ve pit stopları

Dün yayında sık sık dikkat çekmeye çalıştım, Red Bull pit stoplarını maksimum 3,6 saniyede tamamlıyor, 3,1 saniye süren pit stopları bile oldu. Ferrari ve Mclaren pit stoplarında 4 saniyenin altına düşemiyorlar. Zaten çok hızlı olan RB7 bu anlamda da daha hızlı olunca 4 pole pozisyon ve 3 galibiyet kaçınılmaz hale geliyor. Pit stopların daha da önem kazandığı bu günlerde diğer takımların Red Bull’un pit stoplarını yakından incelediği kesin. Son cümle olarak şunu söyleyeyim: RB7’nin hızının tek kaynağı Adrian Newey değil, komple bir takım başarısı var ortada. Christian Horner’a tebriklerimizi gönderiyoruz buradan.

Mark Webber neler yapıyor?

Mark Webber ayrı bir tartışma konusu. Bana göre kötü performansta bu senenin en büyük sürprizi. Bu sene takım arkadaşını ne sıralamada, ne de yarışta hiç geçemedi. Toplam 228 turun 228’inde de Vettel’den geride kaldı. İtalya’dan beri sıralamada Vettel’i hiç geçemedi. Geçen yılın şampiyon adayı bir pilotun bu halde olması kabul edilir değil. 18’den başlayıp 3’e çıkmak, geri düşüp tekrar pozisyonunu kazanmak bir RB7 sürücüsü için açıkçası beni etkilemiyor, Seb’i geçmeye başladığında beni etkiler.

Ferrari ve Alonso

Ferrari hızını tekrar kazanmaya başlamış görünüyor. Alonso dünkü yarışta ortalama bir start sonrası Webber’in arkasına yapıştı ve DRS sayesinde geçmesi zor olmadı. Ortalama diyorum çünkü hala Ferrari’nin startlarında bir problem olduğunu düşünüyorum. Rosberg’in çıkışıyla Alonso’yu karşılaştırın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Alonso’nun yarış içinde attığı turlar kesinlikle beklenenin çok üzerindeydi. Aerodinamik gücü sınayan S2 ve 8.virajda çok iyi görünüyorlardı. Genel tur performansında da Red Bull’dan da 0,5 saniye yavaş olduğunu düşünüyorum. Bu farkın da esnek kanada işaret ettiğini düşündüğümüzde Ferrari’nin oyuna geri dönmesi İspanya’dan itibaren başlayacak gibi.

Takım %50 ölçekli rüzgar tünelinden %60 ölçeğe geçince simülasyonların gerçeğe uymadığı sonucuna vardı. Toyota’nın Köln’deki çok gelişmiş %50 ölçekli rüzgar tüneliyle kendi rüzgar tünellerini karşılaştırınca sonucu aşağı yukarı buldular. Takıma gereken morali de Alonso dün bulunca sezona daha da iştahlı saldıracakları kesin. Podyumu beklemediklerini yarış sonrası ellerine geçen ilk çikolatayla podyumu kutlamalarından anlıyoruz. Durum kırmızı garajda daha iyi görünüyor.

Mclaren’de kara gün

Geçen yılın İstanbul galibi Mclaren’de İstanbul tam bir kabus şeklinde geçti. Antrenmanlarda Mercedes’ten geri kalmalarının haricinde yarışta tempo sorunları da yaşadılar, pit stop problemleri de meseleye tuz biber ekti. Pit stop problemi sadece asıl farkı gölgeledi, Ferrari’den 40 saniye geri kalmalarının 15 saniyesi pit stop problemi olsa diğer 25 saniyesi de tur başına 0,4 saniye yavaşlığı ifade eder, ancak bunu Çin’de kazanmış takım için açıklayamazsınız. Mclaren elbette Ferrari’den bu kadar yavaş değil, görünen o ki hafta sonunda set-up çalışmaları doğru biçimde yapılamamış. Mclaren bu yarışı unutup İspanya’da tekrar geri dönecektir.

Button için yapılan 3 pit stop planı da aslında yapılabilecek en mantıklı şeydi. 4 pit stop için agresif bir tarz gerekiyordu, Button’da bu yoktu, ancak lastikleri yiyip bitiren İstanbulpark asfaltında da 3 pit stopun az olduğu ortadaydı. Böyle günlerde bitirebileceğiniz maksimum noktada bitirip günü unutmaya çalışırsınız.

Mercedes neden yavaş kaldı?

Yarış sonrası birkaç kişi Mercedes’in antrenmanlardaki hızının neden yarışa yansımadığını sordu. Ross Brawn aslında sorunun cevabını bir nebze verdi, yayından sonra da biraz bahsetmiştim bu konuya. Cumartesi günü gördük ki Mercedes lastiklerini Ferrari ve Mclaren’den daha çabuk ısıtabiliyor. Ayarlar da bu yönde yapılmıştı. Halbuki yarışta bu hızını koruyamadı, tek turda korumuştu, aynen sıralamada olduğu gibi, ancak turlar ilerleyince yavaş tempo düştü ve RBR-Ferrari ikilisinden 1 saniye daha yavaş bir tempo yakaladı. Türkiye antrenman ve sıralamaları takımın pozitif bir ivme yakaladığını gösteriyor, ancak daha alınacak çok mesafe var. Takımın sıralama ayarları yapması Mercedes GP hayranlarını yanıltmasın.

Schumacher’in yavaşlığı Alman pilotu yavaş yavaş ümitsizliğe itmeye başladı. Yarış sonrası demeçlerinden bunu anladık. Her ne kadar kontratımın sonunu göreceğim dese de, Avrupa sezonu sonuna kadar podyuma çıkamazsa efsane pilotun 2011’de bırakacağını düşünüyorum.

DRS meselesi
İstanbulpark geçişler konusunda son yılların belki de en bereketli yarışı oldu. Yayında bunun gereğinden fazla suni göründüğünden bahsetmiştik. Yarış sonrası da gazetecilerden ve takım patronlarından aynen bu yönde onlarca demeç okuduk. Gerçek böyle mi?

Öncelikle pistte yanlış saymadıysam 5 farklı noktada geçiş oldu, bu anlamda konunun sadece DRS’ye bağlı olmadığını söyleyelim. Özellikle lastik aşınma dereceleri de bunda etkili, Webber’in Alonso’yu dıştan geçişinde sebebin DRS’den çok lastik aşınması olduğu ortadaydı. Pistimiz de bu yeni dönemde yıldızlaşan pistlerden birisi olacak.

DRS’nin 12.viraj öncesinde yol açtığı geçişlerse biraz suniydi. Normalde iki pilot arasında performans farkı 0,5 sn’den fazlaysa pozisyonunu kaybeden pilotun ertesi turda pozisyonunu geri alamaması gerekir. Oysa ki İstanbulpark’ta DRS bunun tersini yaptı. Bu da geçişlerin suni görünmesine neden oldu. Dün de dediğim gibi ileriki yarışlarda DRS alanının kısaltılması sonucunu görebiliriz, belki bu tam kararında bir geçiş lezzeti bırakır damaklarımızda.

İspanya’nın uzun start finish düzlüğünde yine bol geçiş göreceğimizi düşünüyorum. Yeni bir karar çıkmadan tadını çıkaralım biz de…

Türkiye GP takvimden çıkıyor mu?

Son günlerde gündemin ilk sırasına Türkiye GP’sinin durumu oturdu. Daha doğrusu bizim gündemimizin ilk sırasına çıktı. Herşey İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın Twitter hesabına GP’mizin gelecek yıl olmayacağı ile ilgili yazdığı durumla başladı.


Yabancı ve yerli yazılı basın bir anda bunu manşetlerine ve ana haberlerine taşıdı. Murat Yalçıntaş’a bu yüzden teşekkür ediyorum, o haber de olmasa GP’mize birkaç gün kala bu konu açılacak ve GP telaşından gümbürtüye gidecekti.

Haber sonrası beni şaşırtan yabancı basının konuya “in doubt” yani şüpheli/muallakta şeklinde yaklaşmasıydı. Bize göre kesinleşen durum onların hala geçici bir kriz olarak gündeminde. Yani Türkiye’nin takvimden çıkmasını çok da doğal karşılamıyorlar.

Her neyse, haber Autosport’ta çıktığından tüm dünyanın öğrenmesi Twitter’ın da yardımıyla sadece birkaç saat sürdü. Gelen twit’leri retweet ederek farkındalık yaratmaya çalıştım. Biz zaten yastayız ama yabancı Formula 1 tutkunları da İstanbul’un takvimden çıkacak olmasından son derece rahatsız ve üzgün. Pistimiz artık Eau Rouge ile kapışan ve çoğuna göre daha heyecanlı olan 8.virajıyla herkesin “great track (harika pist)”diye adlandırdığı bir pist. Hatta Hermann Tilke’nin yaptığı en iyi pist olduğu da herkesin kabul ettiği bir durum. Gelen Twit’lerin birkaçını yayınlamak istiyorum burada:

@Smith_ben : Disappointed that Turkish GP will leave F1. True it had no attendance, but it was a rare great track designed by Tilke
(Turkiye GP’sinin F1’den gitmesi hayal kırıklığına uğrattı beni. Seyirci sayısının az olduğu doğru ama pist Tilke tarafından tasarlanan nadir harika bir pist)

@lettev : Such a shame about about the Turkish GP. It’s a great track and I really hope it stays. (Turkiye GP’sinin durumu çok yazık. Harika bir pist ve umarım kalır)

@chkltcow : Last year for Turkish GP?! NO! Say it isn’t so! What will we do without “Turn 8” ? (Turkiye GP’sinin son senesi mi? Hayır! Öyle olmadığını söyleyin! 8.viraj olmadan ne yapacağız biz?)

@toomuchracing It would be a shame if the next Turkish GP was the last, surely it’s like China, change the pricing and magically thousands will appear.
(Eğer Turkiye GP’sinin son senesiyse çok yazık, burası Çin gibi, fiyatları düşürün, bir anda binlerce kişi gelecek göreceksiniz)

@Adennehey87 : Saying that I’d rather watch a Turkish GP than the races at Singapore and Valencia!
(Singapur ve Valensiya’yı izlemektense Türkiye’yi izlemeyi tercih ederim!)

@Squeaky_the_pin: Turkey is still cheaper than going to Silverstone, I’m off to my 4th Turkish GP this year, will be sad to lose it.
(Turkiye’de yarış izlemek hala Silverstone’da izlemekten ucuz. Bu sene Türkiye’de 4.defa yarış izleyeceğim ama takvimden çıkarsa üzüleceğim..)

@Squeaky_the_pin: I love Istanbul. Looking forward to sunshine, F1 and lot’s of Turkish Ice Cream
(Istanbul’u seviyorum. Güneşli hava, F1 ve bir sürü Türk dondurması yemek için sabırsızlanıyorum)

@angstcookiee: No Turkish GP this year? :(
(Türkiye GP seneye yok mu? :( )

@lachance : Say goodbye to the Turkish GP and the second greatest corner in Formula 1
(Türkiye GP’ye veda edin, aynı zamanda F1’deki en harika ikinci viraja da…)

Bunlar gelen tepkilerin sadece bir kısmı. Yabancı F1 severler de pistin durumundan son derece üzgün. Evet, onlar için yarış izlemek hala ucuz. Istanbul Avrupa’da Paris’le beraber turistik açıdan görülmesi gereken yegane iki yerden birisi. Yarış her iki amaca da hizmet ettiğinden insanlar 3-4 defa gelebiliyor ülkemize.

Seyirci neden az?

2005’den sonra seyirci çekemememizin en önemli nedeni olarak fiyatlar görüldü. Doğrudur, Türk insanının gelir seviyesi için fiyatlar yüksekti. Ancak, F1 takviminde fiyatlar bizimkinden çok çok fazla, şu anda en ucuz durumda olan biziz. Buyurun ispatı, şu anda ana tribün ve açık alan fiyatları:

Türkiye
Ana Tribün Gold : 450 TL (210 €)
Açık alan: 70 TL (32 €)

Silverstone / Ingiltere
Ana Tribün : 1050 TL (480 €)
Açık alan: 380 TL (170 €)

Spa / Belçika
Ana Tribün Gold : 1150 TL (520 €)
Açık alan: 330 TL (150 €)

Hungaroring/Macaristan
Ana Tribün Gold : 1000 TL (450 €)
Açık alan: 220 TL (99 €)

Rakamlar herşeyi anlatıyor zaten, yorum yapmaya gerek görmüyorum. Benim en büyük sitemim F1’i seviyorum diyenlerin pistimize gelmemesi oldu. Açık alan biletleri kaç yıldır ilk satışa çıktığında 40 TL’den satılıyor. Keza Bronze ve Silver biletler %30-40 indirimle satıldı. Derbi maçlarda tribün fiyatları F1 bilet fiyatlarının da üstüne çıkıyor. Formula 1’de yarış yılda bir defa ülkemize geliyor ve bu heyecanı yerinde yaşamak derbi maç kadar değerli değil mi?

Eğer gereken ilgi gösterilseydi, pistin işletmesini alan Bernie Ecclestone yatırımları artırırdı. Yaptırım gücüyle emin olun yarışlar başlamadan son kez yapılan test seansı İstanbulpark’a alınırdı.

Seyirci sayısının azlığının takımları ve pilotları etkilemesini son derece anlaşılır buluyorum. Bir bakın Silverstone’a, Spa’ya, Interlagos’a… Pilotlar piste çıkınca çıldıran rengarenk taraftarları görürsünüz. Bu pilotları motive ediyor. Boş ve gizlenmiş tribünler önünde yarışmayı kimse istemez. Pistin takvimde kalması için finansman bulunsa bile az seyirciyle ömrümüz yine uzun olmaz, takımların daha heyecanlı pistleri tercih edecekleri açık. Bu yüzden bu yıl İstanbulpark’ı doldurmamız gerekiyor. Bilet satışlarının gayet iyi olduğu yönündeki duyumum umarım doğrudur. Takımlar bir sürprizle karşılaşacak demektir bu.

Şimdi ne olacak?

Bernie’nin pistin devamı için istediği 26 Milyon $’da ısrar ettiğini düşünmüyorum. Şu günlerde garip ve komik bulduğum bir restleşme yaşanıyor. Yok efendim Türkiye’nin F1’e ihtiyacı yokmuş, biz petrol ülkesi değilmişiz, Bernie’nin oyununa gelmeyecekmişiz, F1 olmadan da pisti çalışır durumda tutarmışız vs vs vs… Bunlar tamamen bilgisizlikten söylenmiş sözler, şu anda Rusya’da, ABD’de pist yapılıyor, Bulgaristan pist yapımına başladı, Portekiz ve Meksika takvime dönmek istiyor, Katar nabız yokluyor, Güney Afrika nabız yokluyor… Bunların bir tanesinin bile takvime girmesi için bazı yarışların çıkması gerekiyor, yani bizim elimizde çok güçlü bir değer var. Bernie bize takvimde kalın diye yalvaracak değil elbette. Bütün bu ülkeler bizim takvim dışı kalmamız için dua edip sırada bekliyorlar.

TOSFED Başkanı Sayın Mümtaz Tahincioğlu pistin takvimde kalması için aylardır insanüstü bir çalışma yapıyor. Bernie ile İngiltere’de görüştü, zorlansa da Başbakanımız’la görüştü, ona durumun önemini anlattı. Bernie’nin pistin durumunu ve stratejik önemini bildiğinden 26 Milyon’da ısrar etmediğine eminim. Yani pistin bedelinin iki katına çıktığı doğru değil.

Bu konuda son görüşme yarış hafta sonunda yapılacaktır. Sn.Başbakanın’ın programına uyması halinde İstanbul’a yarışa gelmesi açıkçası tek dileğim. Görüşmeleri aracı olmadan yürütür ve eğer Türkiye’nin takvimde kalmasının önemi bir kere daha birinci ağızdan anlatılırsa, Bernie ile pazarlığı bizzat kendisi yaparsa pistimiz takvimde kalabilir.

O güne kadar ben hem tribünlerin dolması için, hem yetkililerin farkındalık seviyesinin artması için elimden gelen gayreti göstereceğim. Sizlerin de desteklemesi çok ama çok önemli.

Ne diyoruz? #F1istanbuldangitmesin ve #herkesistanbulparka !!!

30 Mayıs 2010 Pazar

Türkiye GP değerlendirmesi : Boğalar çarpıştı...

Sezonun 7.yarışı Türkiye GP'si beklenenden de heyecanlı bir yarışa sahne olarak tamamlandı. Red Bull'un farkı açıp gideceği düşünülürken kazaların en kötüsü olarak da nitelenebilecek "takım arkadaşlarının kazası" belasına maruz kalmalarıyla Mclaren dublesine dönüştü ve iki takım takımlar şampiyonasında 1 puan farkla kafa kafaya gelmiş oldular. Pilotlar şampiyonası da Red Bull'ların showuna dönüşmek yerine 5 pilotlu bir hale büründü. Her halukarda sezonun keyifli geçmesi için iyi bir sonuç oldu bugün.

Yarışta görevli olduğumdan zaman ekranlarına bakamadım, yarışın yaklaşık 15 turunu pit duvarından izledim, geri kalanını da ekrandan takip ettim, bu yüzden çok çok detaylı bir analiz yapamayacağım. Yalnız önemli gördüğüm konuları analiz edeceğim.

Yarışın ilk bölümü

Dün yaptığım tahminlerin önemli bir kısmının gerçekleştiğini görmek benim açımdan güzel oldu. Webber ilk turda önde kalmayı başardığından, kaza yaptığı ana kadar gayet diri gözüktü, onu zorlayacak ilk isim Hamilton da ilk virajda kirli tarafın dezavantajıyla geriye düşse de henüz 5.virajda pozisyonunu almış oldu ve o dakikadan sonra Webber'i sıkıştırdı. Webber'in pozisyonunu savunması ise oldukça başarılıydı. Red Bull sürücülerinin değerlendirmesinde buna detaylı olarak değineceğim. Hamiton ilk pit stoplarda yerini Vettel'e kaybedince aslında normal şartlar altında zorlanmış görünse de bence Vettel'den pozisyonunu yarış içinde alacaktı ve Webber'i sıkıştıracaktı. Bu anlamda Hamilton'ın bence bugün yarışı kazanması aslında hızına bakıldığında gayet net bir gerçekti. Mclaren aracı çok başarılı bir şekilde geliştirmiş ve Red Bull'a hızlı bir pistte yetişmiş. Bundan sonraki yarışlarda daha da fazla asılacaklardır sezona. Bana göre şampiyonluk şansı en yüksek takım da Mclaren, ancak takımlar şampiyonluğu bu. Pilotlarda tek pilotun desteklenmesi söz konusu olursa Red Bull'u geçmek imkansıza yakın. Jenson Button'ın da Hamilton'a bugünkü atağı mükemmel anlar yaşattı izleyenlere. Button'ın geçiş konusunda yeteneğinin pek de olmadığını söyleyenlere güzel bir cevap verdi. Takipçiliği seçtiği çizgi ve inatçılığı harikaydı. Ancak Hamilton galibiyeti o kadar istiyordu ki ilk virajda resmen Button'ın önüne daldı ve pozisyonunu korudu. Ben Button'ı artık Hamilton'dan şampiyonluk şansı anlamında ayırmıyorum, tamamen ucu açık bir mücadele geçecek aralarında.



Red Bull'un boğaları çarpıştı...

Red Bull'daki durum gerçekten garip bir hal alıyor. RB6 çok güçlü bir paket ve mevcut durumda ortalamanın üzerindeki her pilot bu araçla yarış kazanabilir. Takım da bu paketten yararlanarak iki şampiyonayı da kazanmak istiyor. Şampiyon olurken de pilotlarda uzun süre kullanabileceği ve imaj olarak da önem verdiği bir ismi şampiyon yapmak istiyor. Webber bu oyunu 3 yarıştır bozuyor. Evet oyun diyorum çünkü bana göre Red Bull takımı net şekilde Vettel'in şampiyon olmasını istiyor. Webber'in de 3 yarıştır sergilediği dominant performansı kimse beklemiyordu. Son 2 yarışta Webber Vettel'e hiç açık kapı bırakmayınca takım Vettel'e yeni bir şasi verdi. Yeni şasiler kaza, büyük değişiklik gibi durumlar dışında pek karşılaşılan durumlar değil. Vettel İstanbul'da pole alabilecekken mekanik sorunla geride kalınca Webber yine galibiyet alacak gibi görünüyordu. Fark oluşmaya başlayınca Vettel'in morali daha da bozuldu ve galibiyet için herşeyi yaptı.

Bugünkü kazadan sonra ilginç bir durum ortaya çıktı. Takım Webber'e son 2 tur benzin tasarrufu yapması için motor gücünü azaltmasını emretmiş. Söylenene göre Vettel Hamilton'ın arkasında kaldığından 1 tur fazla benzin tasarrufu yapmış. Webber de bu açığı kapatması için motor gücü tasarrufu yapması yolunda uyarılmış. Arkadan Vettel gelirken böyle bir emri masum bulmak aptallık olur. Neticede Vettel hızla yaklaştı ve Webber'i geçecekken bana göre yanlış şekilde viraj sonuna gelmeden sağa gitmeyi seçti ve ona izin vermeyen Webber'in galibiyet şansını yok etti, kendisi de yarış dışı kaldı. Takımın bahanesi aptallık diyorum çünkü eğer benzin tasarrufu gerekecekse bunu yarışın son turlarında söyleyebilirlerdi, Vettel arkasından saldırırken değil.



Bana göre bir diğer neden Vettel'in Hamilton gibi agresif bir geçiş ustasına savunma yapma konusunda Webber'den daha başarısız olması. Hamilton pit stoplardan önce Webber'i defalarca sıkıştırdı ama geçemedi. Oysa ki Vettel'e yaptığı hamlelerde başarılı olmaya çok yakındı. Takım da biliyordu ki Vettel orada kaldığı sürece Hamilton Vettel'i geçecek ve Webber'i sıkıştıracak. Vettel'i Hamilton'ın önüne geçirerek Webber'in savunma yapmasını sağlayacak ve Vettel önde rahatlayacaktı. Hem "kendi çocukları" Vettel yarış kazanacak ve psikolojik olarak rahatlayacak, hem de takım duble yapacaktı. Webber'e haksızlık yapmak pahasına... Ama kendi tuzaklarına düşerek dubleyi Mclaren'e altın tabakta sundular... Kötü bir senaryoydu...

Bunlar yetmemiş gibi hem Horner hem de Marko yarıştan sonra kaza için Webber'i sorumlu gösterdiler. Vettel kendi hızının Webber'e göre daha iyi olduğunu ve Webber'in psikolojik olarak kötü durumda kalıp hata yaptığını söyledi yarıştan sonra. Webber ise diplomatik bir dil kullanıp yuvarlak ifadelerle konuyu geçiştirdi. Webber bunun hırsıyla daha da motive olacaktır. Vettel yaşının ve tecrübesizliğinin kurbanı olup çok hata yapabilir. Takımın bu süreci yönetmesi gerçekten zor ve bu durum Mclaren ve Ferrari'nin lehine olacak.

Mercedes gelişiyor

Yarış öncesi değerlendirmemde bahsettiğim gibi Mercedes iyi yönde ilerliyor. Yapılan güncellemelerle şu anda Ferrari'den hızlı oldukları ortada. İki pilot da iyi bir yarış çıkardılar bugün. Yalnız geçen zamanın Schumi'nin aleyhinde olduğunu söylemem gerekiyor. Yeni şasi ve uzun dingile rağmen Rosberg'le neredeyse aynı turları attı, yarışı da arka arkaya çok yakın bitirdiler. Alman pilot bunun stresini taşıyor, padoktaki hali ve hareketleri de stresini yansıtıyor.

Ferrari ise yerinde sayıyor...

Ferrari gelişim yarışında şimdilik Red Bull, Mclaren ve Mercedes'in gerisinde kalmış gibi görünüyor. 2009 yılını gözden çıkarıp tamamen 2010'a odaklanan takımı Mclaren ile karşılaştırıyorum. Mclaren geçen sezonun ikinci yarısının en başarılı takımıydı. 2 yarış kazandılar, 1 yarışı da problem nedeniyle ellerinden kaçırdılar (Abu Dabi) ve gelişim sezonun sonlarına kadar sürdü. Buna rağmen bu yıl da gelişimdeki yeteneklerini ispatladılar. Ferrari'de bu yıl alınacak kötü neticeler yönetimin başını ağrıtabilir. Takım en azından pit duvarı stratejilerinde gelişmiş görünüyor, ancak mekanik ve aerodinamik gelişimde rakiplerini yakalamalı. Herşeye rağmen Fernando Alonso hala yarışta ve gelişim ortalamanın üzerinde bir hızda olursa şampiyon olmayı çok iyi bilen İspanyol bana göre pilotlar şampiyonluğunu bu sezon 3'e çıkarabilir. Fırsatları değerlendirmesi en iyi özelliklerinden biri. Ferrari'nin takımlar şampiyonluğu ise imkansıza yakın bana göre...

Sauber, Renault, Toro Rosso ve yeniler...

Sauber ve Renault'nun gelişimleri de takdir edilmesi gereken diğer konular. Sauber ve Kobayashi sonunda puan almayı başardı. Devamı gelecektir bana göre. Renault da hem Kubica hem Petrov'la sonuç almaya başladığında öndekilere rahatsızlık verecektir. Renault takımı 2005 yılındaki sürprizi 2011'de yaparsa kimse şaşırmasın...

Yeni takımlarda beklenen olmadı, dayanıklılık liginin lideri Lotus neredeyse aynı turlarda, 32. ve 33. turlarda iki aracını da hidrolik sorunu nedeniyle yarış dışına almak zorunda kaldı. HRT de iki aracını yakıt pompası ve yakıt basıncı nedeniyle kaybetti. Virgin takımı iki aracıyla da finish gördü. Timo Glock'un en hızlı turu hem HRT'lerden hem de Lotus'lardan tam 2 saniye daha hızlı. Bu tur Liuzzi'nin Force India'sından sadece 0.8 ve Barrichello'nun Williams'ından 1.3 saniye yavaştı. Virgin'i tebrik etmek lazım.

Dün en hızlı ilk 5 zamana 2 pilotunu sokan Scuderia Toro Rosso da gelişimini ispatlayan takımlardan. Hem Alguersuari hem de Buemi 1.29'lu zamanlar atmayı başardılar. Buemi'yi son 3 yarıştır geçen Alguersuari bu yarışta da öndeydi. Alguersuari'yi yaşından büyük işler yapmaya devam ediyor. Son pit stopundan sonra tam 8 tur 1.29'lu zamanlar yaptı. Buemi sadece bir kere 1.29'lu tur attı. İspanyol pilotun ileride çok iyi işler yapacağını sanıyorum ve daha derinden incelemeye karar veriyorum.

Yarış genel olarak keyifliydi, bol bol geçişler izledik. Seyirci sayısı da bana göre ümit vericiydi. İstanbulpark'ta umarım gelecek seneden itibaren uzun vadeli bir anlaşmayla yarışlar izlemeye devam ederiz. Gelecek yarış hem lastiklere hem frenlere çok zorlu gelen Kanada yarışı. Mclaren ve Ferrari'nin önde olacağı, Red Bull'un frenleri nedeniyle sorunlar yaşamasının muhtemel olduğu bir yarış izleyeceğiz.

Benden şimdilik bu kadar...

Yarışın yıldızı: Lewis Hamilton
Yarışın hayal kırıklığı: Red Bull pit duvarı
Yarışın en heyecanlı anı: Vettel-Webber kapışması
Yarışın geçişi : Button'ın Hamilton'ı geçişi
İyiler: Webber, Button, Massa, Kubica, Kobayashi, Schumacher, Rosberg
Kötüler: HRT, Lotus, Williams, Liuzzi

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Istanbulpark'ta sıralama değerlendirmesi ve yarış tahmini

Red Bull'un sıralamalarda 7'de 7 ile kendi dalında rekora gittiği diğer takımların moralini bozmaya devam ettiği İstanbul'da sezonun en ilginç yarışlarından birini yaşamaya hazırlanıyoruz. Neden ilginç olacağını analizde yeri geldikçe anlatacağım. Yarın için tahminlerimi pilot pilot yazarken bugünün de analizini vereceğim.

Mark Webber ile başlamak lazım. Son 2 yarışın hem galibi hem de pole pozisyon sahibi olan "geç keşfedilmiş" Avustralyalı pilot şu an için sezonu kasıp kavuruyor. Hafta sonu boyunca genel olarak Vettel'in gerisinde görünüyordu, hatta sıralamaların ilk 2 seansında da aynı şekilde geride kaldı. Son seansta da böyle olması bekleniyordu. Eğer Vettel hata yapmasaydı tabii ki... Webber sondan birinci zamanıyla pole pozisyonu alması beklenirken 1 tur daha attı ve zamanını geliştirdi. Limitlerini zorladığı açıkça belliydi. Hak ederek pole pozisyonu aldı. Yarın ne yapar? Açıkçası Webber'i Massa'nın İstanbul galibiyeti zamanlarında olduğu kadar rahat bir galip olarak görmüyorum. İlk turu (bakın ilk virajı demiyorum) önde kapatırsa yarışı kazanacaktır. Ancak öncelikle ilk virajı, sonra 8.virajı, sonra da arka düzlüğü önde kapatması gerekecek. Herhangi bir hatasında Hamilton affetmeyecektir...

Vettel'in İstanbul'da alacağı bir galibiyete şiddetle ihtiyacı var. Yeni şasisi Randy Mandy ile antrenman ve ilk 2 sıralama seansında formda gözüktü. Perşembe-Cuma ve Cumartesi günü padokta da oldukça neşeliydi. Yalnız son zaman turunda 3 virajda birden hata yapınca pole pozisyonu ve büyük bir avantajı kaybetti. Yarın için tek pozitif taraf temiz taraftan kalkacak olması. Büyük bir sürpriz olmazsa yarın 2.liği zorlamalı, ve puan toplamaya devam etmeli, zira onun yarışları da gelecek...

Mclaren İstanbul'da Red Bull ile arayı oldukça kapatmış ve Ferrari'yi geride bırakmış görünüyor. Düzlük hızını halletmiş bir şekilde sezona başlayan ve sadece aerodinamik gelişim ve daha fazla downforce için gelişim yapan takım diğer öndeki takımlara göre daha şanslıydı. Çünkü Red Bull karşısında diğer takımlara (Ferrari, Mercedes, Renault...) karşı 1-0 öndeydi. Burada da bunu ispatladılar. S1 ve S3'de düzlükler nedeniyle çok hızlıyken S2'de 8.virajda yavaş kaldılar. S1 ve S3'de Red Bull'a karşı 0.1 saniye hızlı sadece, ancak Red Bull S2'de 0.4 saniye hızlı. Hem de hata yapmanın kolay olduğu 8.virajda. Yani avantajı olan taraf Red Bull. Ancak geçiş için en uygun olan yer de uzun düzlüğün olduğu S3. Kısacası aslında yarın Mclaren'in tek şansı Lewis Hamilton'a güvenmek. Bu yıl henüz yarış kazanmayan İngiliz şampiyon pilot başarıya aç ve yarın sonuna kadar zorlayacaktır. İlk görevi ilk virajda Vettel'e geçilmemek ve Webber'in muhtemel bir gafletini kollamak. Startta tamamen direksiyonu sağa kıvırarak işini şansa bırakmamak isteyecek. İlk virajda geçemezse 8.virajda 0.3 saniyeden az fark yememeye çalışmalı ki uzun düzlükte daha fazla bir fark yapıp geçiş yapabilsin. Eğer burada da geçemezse çabuk ufalanan lastikler nedeniyle bir daha da geçiş yapma şansı bulamayacaktır. Hatta Vettel'e geçilme ihtimali doğabilir. Bu yüzden ölüm kalım savaşı verecek pozisyonunda. Lewis'in güçlü bir galibiyet şansı var bana göre. Sıralama sonrasında oldukça mutlu ve neşeli görünüyordu. Cuma günü padokta pek de keyifli değildi, bu yüzden yarışa moralli girecek diyebiliriz.

Hafta sonu genellikle Hamilton'ın gölgesinde kalan Button da gridin kirli tarafından kalkacağı için şanssız, ancak yumuşak stili nedeniyle de şanslı. İstanbulpark gerek pist sıcaklığı, gerek çok zorlayıcı 8.virajı gerekse de hızlı bir pist olduğundan lastiklerin zorlandığı pistlerden. Geçmişte lastik sorunu yaşayan birçok sürücü oldu. Button bu anlamda lastiklerini daha verimli kullanabilirse podyum şansı doğacak. Aksi takdirde Schumacher'in saldırısına ve geçişine maruz kalabilir.

Büyük patlama bekleyenleri her yarış ümitsizliğe iten Schumi burada da hatalarıyla dikkat çekti. Yarışıp da kazanamadığı tek pist İstanbulpark'ta geçmiş yıllarda pek de başarılı olamamıştı. Bugün sıralamanın son turunda yine geçmiş yıllarda hata yaptığı 8.virajda hatası nedeniyle pist dışına çıktı ve aracı pistte kaldı. Alman pilotun yarın müthiş işler yapacağını düşünmüyorum. İlk görevi Button'ı geçip istikrarlı turlar atarak öne yakın kalmak, en iyi yaptığı işlerden biri bu zaten. Bir diğer görevi de takım arkadaşına geçilmemek, en azından takım tarafından kabul sağlamak için...

Schumacher'in takım arkadaşı Rosberg uzun dingilli araçla geride kalacağı sanılırken bugünkü performansı ümit vericiydi. İlk iki seansta Schumi'nin önündeydi. Yarın kirli taraf dezavantajını sıra kaybetmeden nötr hale getirirse yarışta önlerde olacağını düşünüyorum. En azından Schumi'yi geçecek temposu var bana göre. Mercedes GP'nin güncellemelerinin çok işe yaradığını söylemeliyim. Takım Ferrari'yi yakalamış görünüyor, Mclaren'le de düşük bir fark var aralarında. Monaco'da yüksek downforce ihtiyacı nedeniyle fark çok net görünmüyordu, İstanbul'da hızları daha belirgindi.

Yıldız pilotları Kubica'yı düzenli olarak son seansa sokan Renault bugün iki pilotuyla da son seansa kaldı. Renault otomobili dengeli bir görünüm sergiledi bugün, sektör zamanları Red Bull ya da Mclaren gibi sektörler arası yüksek farklar göstermedi. Kubica'nın da az hata yapan soğukkanlı yapısıyla da yarın ön sıralara çıkacağını düşünüyorum. Petrov'un da hedefi puan almak olmalı yarın.

Türkiye'de hayal kırıklığı yaşayan Ferrari'nin işi çok zor görünüyor. Massa'yı geçeceği sanılan Alonso bir türlü zamanını geliştiremedi. Son denemesinde de hata yapınca son seansa kalamadı. Hataları sürekli konu edilen İspanyol pilotun üzerindeki baskı artacaktır. Daha önce bu yarışı 3 defa kazanan İstanbul uzmanı Massa önlerde kalamadığından yarın istikrarlı turlar atarak takıma maksimum puanı kazandırmak zorunda. Sert lastiği kullanmakta zorlanan Massa'nın yarın çok iyi gözükecğini düşünmüyorum, asıl hedefi bana göre Alonso'ya geçilmemek olmalı.

Gelelim Fernando Alonso'nun yarınki şansına ve stratejisine... İspanyol pilot takımın liderliğini tam olarak eline geçirecekken bugünkü gibi garip hatalarla bu şansını uzatıyor. Takımın desteğini almak için İstanbul uzmanı Massa'yı İstanbul'da bir Ferrari ile yenmesi önemli olacaktı onun için. İlk raundu kaybetti. Yarın bunu başarmak zorunda. Peki nasıl? Alonso'nun bana göre tek önemli kartı var elinde oynaması gereken. İlk 10'un dışında kaldığı için lastiğini seçebilme şansı... İlk 10 pilot ağır depoyla yumuşak lastiği kullanacak ve bu lastikler de gereğinden kısa sürede aşınacak. Daha sonra yarışın büyük kısmını sert lastiklerle geçirecekler. Oysa ki Alonso yarışa sert lastikle başlarsa ve ağır deponun dezavantajını sert lastiklerle geçirirse, bu nedenle pit stopunu yarışın sonlarına uzatırsa ve yarışın son bölümünde yumuşak lastiğe geçip hafif depoyla bu lastikleri kullanırsa önlere gidebilir ve en azından ilk 5'i ya da 6'yı hedefleyebilir. Tabii bu strateji için startta pozisyon kazanması ve istikrarlı tur zamanları çıkarması çok önemli. Bakalım yarın neler olacak? Hamilton'ın ve diğer sürücülerin Red Bull'dan alacakları her puan İspanyol pilot için çok önemli, şampiyonluktaki iddiasının devamı için...

Bugünün bir başka sürprizi ve benim için mutluluğu Kobayashi'nin son seansa kalması oldu. Sauber'in gelişmeye başladığını burada da görmüş olduk. Kobayashi yarın puan almak için elinden gelen herşeyi yapmak zorunda, tecrübeli takım arkadaşı De la Rosa'yı sıralamalarda geçmeyi başardı, yarın da bunu devam ettirmeli. Tabii takımının dayanıklılık sorunlarının izin vermesi kaydıyla. Sauber ölüm kalım savaşı verirken iyi sonuçlara şiddetle ihtiyaç duyuyor. Bugün twitter'da da yazdığım gibi, takım neredeyse bembeyaz sponsorsuz bir araçla yarışıyor. Takım elemanlarının t-shirtlerinde sadece Sauber ve Bridgestone logoları var, sponsor çekmek zorundalar, bunun için de televizyonda daha fazla yer almaları gerekiyor. Kimse yarış bitiremeyen bir araca logosunu koymaz..

Bugünün bir diğer önemli olayı Sutil ile Liuzzi arasındaki müthiş farktı. Hafta sonunun bahtsız adamı Sutil'i bile geçemeyen ve ilk seansta elenen Liuzzi için geri sayım başladı bana göre. İtalyan pilotun takımda kalma şansı çok azaldı. İyi görünen Paul di Resta bir iki Cuma antrenmanı sonrası takımda koltuk bulabilir. Force India düzlüklerde iyi olan bir takım. SRW adını verdikleri kendi F-kanal sistemleriyle yarın güçlü olacaklarını düşünüyorum. Sutil temiz taraftan kalkma şansını iyi değerlendirip startta pozisyon kazanırsa puan şansı var.

Toro Rosso'da Buemi uzun bir aradan sonra Alguersuari'yi geçmeyi başardı. Yalnız farkkı sadece S2'de yaptı, S1 ve S3'de aralarında fark yoktu. Eğer bu Alguersuari'nin hatasıyla olduysa yarın Buemi bunun aksini ispat etmek zorunda. Bir yarışta daha geçilirse takımın desteğini kaybedebilir. Red Bull'un genç sürücü kontenjanında bekleyen diğer sürücüler var zira...

Williams'lar sürünmeye devam ediyor. Takım bu yıldan vazgeçip gelecek seneye odaklansa mantıklı bir iş yapar. Bunun için de insan kaynağını geliştirmek zorunda. Mühendisler açısından kısır bir devir yaşıyor efsane takım.

Yeni takımların bu yarışı test yarışı olarak değerlendireceğini düşünüyorum. En iyi konumundaki Lotus artık ön gruba bayağı yaklaştı. Sezon bitmeden alacakları bir Q2 derecesi morallerini çok yükseltecektir. İstikrarlı bir sürüşle Kovalainen burada öndeki takımlardan birini geçebilir. Bu mükemmel bir sonuç olacaktır onlar için.

Lastik kullanımının hayati olduğu, 8.viraj gibi katil bir viraj barındıran ve geçiş imkanlarının geniş olduğu İstanbulpark'ta keyifli bir yarış bizi bekliyor. Az hata yapan ve lastiklerine iyi davrananlar kazanacak. Şimdilik benden bu kadar...

http://twitter.com/metinmete

27 Mayıs 2010 Perşembe

Istanbulpark günlüğü, Perşembe'nin ardından...

Birkaç yıldır iş yoğunluğundan yapamadığım Formula 1 pist üstü görevini bu yıl yapabileceğim için bir süredir oldukça heyecanlı ve mutluydum. (Serhan'a teşekkürlerin en büyüğü gidiyor elbette) Sabah 10.30 gibi piste vardım. Perşembe günleri artık pist ve padok aktivitelerinin hız kazandığı gün ve genellikle basın toplantıları için kullanılıyor. Öğleye kadar ciddi bir iş olmadığı için pit yolu ve padokta gezinmek için bir fırsat oldu.

10.30-12.00
Pilotlardan ilk olarak Mark Webber'e denk geldim. Piste varınca öncelikle padokta Red Bull motorhome'una uğradı ve pisti dolaştı. Daha sonra pit yolunda vakit geçireyim dedim ve garajları inceledim. Bu sırada Gp2 teknik incelemesi yapılıyordu. Pit yolunda pilotlardan Vitaly Petrov'u gördüm önce. Sandığımdan daha da uzunmuş, 1.85 civarı boyu var ve 74 kiloymuş sanırım, en azından kilosu ideal. Aksi takdirde onun için sorun olabilirdi. Yine Buemi'ye denk geldim, en çok şaşırdığım oydu, tam çocuk gibi, gerçi 22 yaşında ve çocuk görünmesi doğal. Boyu 1.76 ve kilosu sadece 63, oldukça avantajlı yani.

12.00-14.00

Sıcakla birlikte Race Control'e geçtim, neler olup bitiyor görmek için. Ekranlarla dolu ve tüm yarışın yönetildiği oda gerçekten ilgi çekici bir yer. 2 saat süresince etrafı ve kameraları gözlemledim. Kumanyayla karnımı az buçuk doyurup saat 14.00'de başlayan Safety Car ve Medical Car testlerini bekledim.

14.00-15.00

Hafta sonunun ilk ciddi pist üstü sınavı 14.00'de başladı. FIA'nın güvenlik ve sağlık aracı pistte 1 saat boyunca turluyor ve kulelerdeki hakemler denetleniyor. Yarış kontrolde Herbie Blash ve FIA görevlileri ve bizim Federasyondan görevliler vardı, Serhan'ın yönettiği.. Benim için önemli bir tecrübe oldu bunları gözlemlemek.

15.00-18.00

Daha sonra da Padok ve Pit yolunda gezintiye çıktım, kimleri görürüm diye. İlk denk geldiğim Schumi ve Webber'in basınla röportajlarıydı. Aşağıda fotoğrafları var. Daha sonra biraz ilerleyince Vettel'in röportajına denk geldim, Alman pilot son derece sıcakkanlı ve alçakgönüllü, sırf bu özelliğiyle bile takımı etrafında toplayabilir.







Daha sonra Ferrari motorhome'unun önünden geçerken bir kalabalık görüp meraklandım, kesin birşeyler var diye daldım ve ne göreyim? Alonso'nun basın toplantısı!! :) Tabii ki kaçırmadım, ancak İspanyolca ve İtalyanca bölümüne denk gelebildim. İtalyanca biliyor olması Fernando'ya oldukça not kazandırıyor. Kimi'ye 3 yıl boyunca sadece "Buongiorno" dedirtebilmişti İtalyanlar... Massa da İtalyanca konuşabildiğinden takım bu konuda rahat. Alonso da son derece rahat ve alçak gönüllü şekilde röportajları yaptı. Takımda son 2 günde hem başkan Montezemelo hem de Domenicali Alonso'dan "pist içinde ve dışında" memnun olduklarını söylediler, burada kastettikleri de pist dışındaki bu iletişimi. Alonso 800. Gp'sine çıkan bu takımın bir üyesi olmaktan gurur duyduğunu ve 900. yarışta da takımda olmayı umduğunu söyledi. Son derece popülist ve takımı kalbinden vuran bir söylem :) Daha sonra da Massa, Alonso ve Stefano Domenicali takım garajında 800.GP nedeniyle birlikte poz verdiler. Hem Alonso'nun basın toplantısını, hem de bahsettiğim pozları aşağıda bulabilirsiniz.







Bundan sonrasında da Yarış Kontrol'de son işlerimi halledip günü kapattım. Çok keyifli bir ilk gündü. Yarın Porsche Cup'la gün başlıyor, twitter'dan devam edeceğim update'lere, takip edenler için.


http://twitter.com/metinmete

Bu arada Trt'nin Formula 1'e desteği her geçen gün artıyor ve buna çok seviniyorum. Trt gün boyu çekimler yaptı, hafta sonu da bu çekimleri yayınlayacaklardır. Sitesindeki F1 sayfasında da detaylar artmış.