Ferrari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ferrari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2015 Perşembe

F1 2015 sezonuna dair soru-cevap



Ferrari’de Alonso ve Vettel’in gelişim sürecine katkıları sizce nasıl?
Bu soruda saniyorum iki pilotun Ferrari gunleri soruluyor. Arac gelisimine katki meselesi aslinda bir pilot secimi icin listenin en tepesinde yer alan iki sebep. Pilotun yetenegi, parasi, arac gelisimi icin geri bildirimi, pazarlama yetenegi, uyumlulugu, insan iliskileri gibi onlarca etken icinden en onemli iki sebep yetenek ve geri bildirim. Bu konuda da pilotlarin yetenegini sadece araclarin basarisindan ve muhendislerin geri bildiriminden anlayabiliyoruz. Acikcasi takimlar pilotlarin bu yonuyle ilgili genellikle durust davranmiyorlar. Hemen hemen her pilot icin iyi diye bahsedilir. Alonso icin de Ferrari’de yarisirken pozitif konusulurken ayrildiktan sonra 1-2 kisi olumsuz konustu. Alonso’nun yapici bir geri bildirim vermedigi ya da veremedigi soylendi. Ne kadar dogru bilemeyiz.. Ote yandan Vettel’in bu konuda iyi oldugu kesin. Red Bull’un Newey donemindeki efsane basarilari Newey-Vettel uyumu sayesinde saglandi. Vettel ayni zamanda Ferrari’deki ilk gunlerinden itibaren bu konuda oldukca buyuk caba gosterdi, hala da gosteriyor. Netice olarak, sonuclara bakarsaniz Vettel daha fazla katki gosteriyor gorunuyor ama bunu sadece takimin icinde kalip net olarak soyleyebiliriz. Unutmayalim ki, Alonso en yetenekli pilot olarak yanlis ya da hatali feedback veriyor olamaz.

Mclaren 2015 sezonunun ilk grand prix’lerinde (yarışamayanlar hariç) açık ara en kötü takımdı. Sizce kendilerini toparlamaları ne kadar sürer?

Daha once Twitter’da yorumlarimda belirttigim gibi Honda’yi rakiplerinin ilk yilina gore basarisiz buluyorum. Bu cok net gorunuyor. Mclaren’in en buyuk sorunu da Honda. Arac da oldukca agresif, bu yuzden de bir cok dayaniklilik sorunu yasiyorlar. Toparlanmadan kastiniz puan barajina girmekse, sanirim Avrupa sezonu ortalari gibi bu konuda iyilesirler. Podyum icin normal sartlar altinda sezon sonuna dogru hazir olmaya baslayabilirler, bunun da garantisi yok. 3 sn fark kolay kapanmiyor. Mclaren icin 2015 pek parlak yil olmadi maalesef, 2013 ve 2014 gibi...

Fernando Alonso, tam da Ferrari’nin yeniden toparlandığı bir dönem takımdan ayrılarak McLaren’e gitti. Sezon başında geçirdiği kazayı da düşünürsek, İspanyol pilotun kariyerini nasıl görüyorsunuz? Tekrar şampiyonluk kazanabilecek bir konuma gelir mi?

    Acikcasi Alonso’nun kazasinin Massa etkisi yapmasindan korktum. Biliyorsunuz, Massa 2008’de sampiyonlugu son virajda kacirmasinin ardindan 2009’a da iyi baslamisti ve Macaristan kazasina kadar Raikkonen’i maglup etmisti. 2010’da geri donusunden itibaren eski formundan cok uzaklasmisti. Alonso’da da benzer bir durumdan korktum ama Alonso geldi ve kaldigi yerden devam ederek Button’i maglup etti Malezya’da. Alonso icin sorulacak sorulara cevap aslinda cok basit: Alonso’ya duzenli podyum mucadelesi veren bir arac verirseniz Alonso her zaman icin %110 performans verip sampiyonluk adayi olacaktir. Sabirli olursa 3.sampiyonlugunu alacaktir.
4  

    Red Bull, 2013’ün ardından istediğini alacak konumdan hızla uzaklaştı. Bunun sebebi olarak neyi görüyorsunuz ve takımın Formula 1’den ayrılma söylentileri ne kadar gerçekçi?

Aldiklari beddualar? :) Saka bir yana, Bunda bir cok sebep var. Adrian Newey dahi bir tasarimci, ancak her seyin bir siniri var, her basarinin bir sonu var. FIA Red Bull’un sebebi tam olarak belirlenemeyen teknik sirlarindan o kadar sikildi ve korktu ki, careyi ard arda teknik sinirlamalar yapmakta buldu. Newey de ozgurlugu ne kadar kisitlanirsa o kadar icine kapandigi icin, sonunda dayanamadi. Bu konuda problem yasayacaklarini da daha 2014 sezonunun basinda soyluyordu. Hala da bir cozum bulamadi, dahasi duzeltmelerinin zaman alacagi birden fazla problemleri var. Bir diger konu tabii ki Renault motoru. Hem dayaniklilik konusunda cok kotu, hem de guc olarak diger iki motor ureticisinin cok gerisinde. Haliyle bu iki problem Red Bull’un dususune sebep oldu. F1’den ayrilma soylentilerinin gercekci oldugunu dusunuyorum sahsen. Red Bull bir pazarlama takimi ve nasil ki sampiyonluk imajlarini guclendirdigi icin yatirimi artirdilarsa, basarisizlik da imajlarina olumsuz etki ettigi icin istikrarli bir sekilde kotu sonuclar alirlarsa birakip gideceklerini dusunuyorum.

Mercedes’te Nico Rosberg’in geçen yılki performansı, geçtiğimiz yıllarda Red Bull’da Webber-Vettel mücadelesi gibi bir noktadan sonra yok olur mu? Yoksa Rosberg her zaman Hamilton için en büyük tehdit olmaya devam mı eder?

Acikcasi bu konuda Hamilton 2014 sezonunun ikinci yarisinda ve 2015 sezonunda cevap verdi benim yerime. Hamilton motivasyon sorunu yasamadigi surece Nico Rosberg onun icin ciddi bir tehdit olmayacaktir.

      Kimi Raikkonen’in sizce 2015 son sezonu olur mu? Bu kararda takım içi savaşta Vettel’e yenilip yenilmemesi ne kadar etkili olur?

Bunun etkisi cok olur. 2015’den sonra Kimi’nin devam edip etmemesi iki degiskene bagli:

1.Performansi, Vettel’e karsi durumu
2.Takimin onun alternatifini bulup bulmamasi.

Eger Vettel’e karsi iyi bir mucadele ortaya koyarsa devam edebilir. Ben eminim ki Ferrari coktan alternatifiyle on anlasma yapmistir. Gerisi de Kimi’nin pist ustundeki sonuclarina kalmis. 2015’den sonra kalir mi? 50%-50% su an icin bence ihtimal.

2015 sezonunda sizi en çok heyecanlandıran takım ve pilot hangisi?

Buyuk bir geri donusun basrol oyunculari olduklari icin Ferrari ve Vettel.

Malezya GP’sinin kazanılmasının ardından Vettel-Ferrari ikilisinde haddinden fazla Schumacher dönemi göndermesi vardı. Bunun motivasyon olarak takıma etkisi ne olur?

Gorunen o ki buyuk etkisi olmus ve olmaya devam ediyor. Ferrari’de herkes basariya ac ve en ufak bir umut isigi tum Tifosileri ve takimi costurmaya yetti. Sebastian Vettel karakteri ve yetenegiyle bu liderligi ustlenebilir, su ana kadar da basariyla yapti. Devami gelecektir.

F1’in Türkiye yayınları 2015 yılında tam bir yılan hikayesine döndü. İlk iki yarış Tivubu’da yıllık anlaşma olmadan yayınlandı ve sezonun üçüncü grand prix’sine yaklaşırken de durumda pek bir değişiklik yok. Bu durum yeni nesil Formula 1 taraftarlarını nasıl etkiler? F1’in şifreli kanallarda yayınlanması yeni izleyiciler bulmayı zorlaştırır mı?

Kesinlikle zorlastirir. Eskiden F1’le ilgisi olmayan insanlar en azindan kanal degistirirken goz ucuyla bakar ve uc bes kelam ederlerdi. Sifreli kanallardan sonra o da kalmadi. Ustelik TV’de olsa izleyen ama olmazsa kendini kasmayan kitleyi de kaybettik. Su anda F1 fani olmak Turkiye’de saglam caba gerektiren bir sey. Sozun ozu, sifreli yayinlar sayesinde sadece en hasta kesim kaldi elimizde, potansiyel fanlarimizi ise kaybettik ve kaybedecegiz daha da...

Her zaman için çok erken ama bir o kadar da olmazsa olmaz bir soru; sizce 2015 yılında kim şampiyon olur?

Ben yine fikrimi Mercedes ve Hamilton’dan yana koyuyorum. Bu soruyu Haziran gibi tekrar sorun ve biraz daha gercekci bir cevap vereyim.

 Ferrari bu kadar gelisirken Williams yerinde mi saydi? Nasil geride kaldilar anlamiyoruz.

Williams konusu oldukca garip. Sezonun daha basinda bu kadar geri kalmalari asil problem. Ilerleyen yarislarda geride kalsalar gelisim yarisinda butce vs nedeniyle problem yasadilar diyebilirdik. Bu soruya iki sekilde cevap verebilirim. Gecen sezona gore herkes gelisim yapti, Williams 2 birim gelistiyse, Mercedes 4 birim gelisti, Ferrari 6 birim gelisti. Bu yuzden Mercedes Williams ile farki acti, Ferrari de Williams’i gecip Mercedes’e yaklasti. F1 bir gelisim yarisidir.  Suracikta iki dk kestireyim de dinleneyim deyip 2 dk goz kirpip actiginizda rakibiniz toz olup ucmus olabilir. Tek gozu acik uyumak gerekiyor!


Pilotlar tur bindirirken DRS kullanabilir mi?
Evet, pilotlarin tur bindirmede zaman kayiplarini minimuma indirmeleri icin bu serbest.

                

15 Eylül 2013 Pazar

Raikkonen-Alonso ve Ferrari: Şimdi ne olacak?

Haziran ayında Kimi Raikkonen Red Bull’a mı gitsem Lotus’a mı gitsem kararsızlığını yaşarken gazeteler ve internet siteleri de bu söylentilerle çalkalanıyordu.  O günlerde Ferrari’nin adı bile yoktu ortada. Kimi Raikkonen “vereceğim karar insanlara garip ya da komik gelebilir ama ben bildiğimi yapacağım” dediğinde Twitter’dan “Raikkonen böyle dediğine göre yoksa Ferrari’ye mi gidiyor” diyerek hiç olmayacak bir ihtimali dillendirmiştim. Bunu söylerken de söylediğime kendim de inanmamıştım. Çok değil iki hafta sonra konu ilk defa internet sitelerine düştü, konuşuldu konuşuldu ve 2 ay boyunca gündemin ilk maddesi oldu. Nihayet geçtiğimiz hafta Raikkonen Ferrari’ye 2 yıllık imzayı attı ve 2009’da kovulduğu takıma tekrar geri döndü.
Bu konuyla ilgili merak edilen o kadar çok şey var ki, ben de okurlardan gelen sorulara kendimce cevap vererek bakış açısı sunmak istedim.

Ferrari’de 1.pilot uygulaması devam edecek mi? Yarışmalarına izin mi verilir? (Hikmet Meryumoğlu-Hasan Harun Karaduman)

Aslında Schumacher dönemi bittiğinden beri Ferrari’de 1.pilot uygulaması yoktu. Schumacher’in ayrıldığı son sezonda Massa’nın gözle görülür derecede başarılı performansı takımın Raikkonen’in gelişiyle birlikte 1.pilot uygulamasının sona erdiğine ve iki pilotun eşit sayılacağını belirtmesine neden olmuştu. Nitekim, Massa 2007 sezonunun ilk yarısında Raikkonen’den daha hızlı olmuştu. Fransa GP’sinden itibaren Kimi Raikkonen öne geçmiş ve Massa’nın şampiyonluk şansı matematiksel olarak bitene kadar da eşit değerlendirme devam etmişti. 2008’de bunun tam tersi oldu ama yine Kimi’nin şansı bitene kadar birinci pilot belirlenmedi. 2010 sezonuna Massa ve Alonso eşit başladı ancak gerek Alonso’nun bencilliği ve hırsı (Çin GP’de Massa’yı ittirerek pite ilk girişini hatırlayın) gerek hızı, gerekse takıma liderlik etmesi beklenenden çok daha önce, iki pilot arasındaki puan farkı henüz 40’lardayken birinci pilot sayılmasına neden oldu. Sonrasında Massa Alonso’yu hiç zorlayamadı ve Alonso doğal birinci pilot muamelesi gördü. Ancak yine de takım hiç açıkça birinci pilot Alonso’dur demedi.

Durum böyleyken Raikkonen gibi şampiyon ve çok hızlı bir pilotun gelişi sonrası Ferrari takımının birinci pilot belirlemesi pek akla sığmaz. Pilotlardan biri diğerini net şekilde sürekli geri bırakmadıkça birinci pilot belirlenmeyecektir.

İstanbulpark’taki Vettel-Webber kazası gibi bir durum olursa takım kimi destekler? (Talha Ömer Gol)

Öncelikle bu tarz bir kazayı Raikkonen ve Alonso’dan beklemiyorum, zira her ikisi de savunma ve atak meselesini çok usta şekilde yapıyor. Bu iki pilottan birinin karıştığı bu tarz bir kazayı en azından 5-6 yıldır izlemedik. Diyelim ki oldu. Ne olacak? Tabii ki hangi pilotun haksız olduğuna bakılıp sonradan bir açıklama yapılacaktır. Eğer ben takım başkanı olsaydım pilotlardan birisi haksız olsa bile bunu basın önünde açıklamazdım ve kapalı kapılar ardında çözerdim. Aksi pilotların küsmesine yol açabilir. Ferrari’den Red Bull tarzı bir suçluyu koruma davranışı beklemiyorum açıkçası. Kısacası, pilotlardan birisi kayırılmaz bana göre.

Raikkonen 2.pilot olmayı kaldırabilecek mi? Alonso’ya destek olmayı kabul mu edecek? (Onur Baran Ökten)

Raikkonen ikinci pilot olmayacağı için bu soru aslında olmayacak bir konuya işaret ediyor. Transfer yapılırken yüklenen anlam bir süper takım oluşturmaktı. Ancak, eğer Alonso açık şekilde hızlı olursa ve Kimi ikinci pilot durumuna düşerse motivasyonunun çok azalacağı kesin. Bunu 2008 sezonu ve 2009’un ilk yarısındaki davranış tarzından çıkarabiliriz.

Raikkonen ralli tecrübesiyle Alonso’dan daha iyi bir pilot oldu bana göre. Alonso 2.pilot olmayı kaldırır mı? (Dinçer Yılmaz)

Bir önceki sorunun tam tersi bir soru. Raikkonen’in ilk F1 dönemine göre daha iyi bir pilot olduğunda herkes hemfikir. Ralli mutlaka ona bir şeyler katmıştır. Ancak, Alonso’yu geri planda bırakacak bir performans seviyesi beklemiyorum açıkçası. Performansları çok yakın olacaktır.Diyelim ki Kimi Alonso’nun önünde olmaya başladı, Alonso’dan Kimi’de olduğu gibi motivasyon düşüklüğü beklemiyorum, sonuna kadar savaşacaktır. Eğer takım kaynaklarını Kimi’ye yoğunlaştırırsa da bu Alonso’nun takımdan ayrılmasına giden yolu açar.

Ferrari bu iki pilotu yönetebilecek mi? Nasıl bir yönetim şekli belirlemeli? (Gökhan Eroğlu-Berker Yıldırım-Efkan Sefa Bekar)

Bu konuya Ferrari olarak bakmadan önce şunu belirtelim: Formula 1, Senna-Prost ikilisinden beri en zor pilot ikilisini görecek gelecek yıl. Hamilton ve Button da şampiyondu ama Raikkonen-Alonso gibi zıt bir bileşim değildi. Onlar uzun süre ılımlı şekilde devam da ettiler, Türkiye 2010’u hatırlayın, dişe diş bir mücadeleden sonra podyumda şakalaştılar da. Bu açıdan, Ferrari’nin çok zor bir işe talip olduğunu belirtmeliyiz.
Ferrari bu iki pilotu yönetebilecek mi? Son yıllarda gördüğümüz Ferrari pek yönetebilecek gibi durmuyor açıkçası. Bir pilotu yüceltip diğerini de ona destek olmaya mecbur ederek küstürmeye alışmış bir yönetimden böyle zor bir görevi beklemek pek makul değil.

Nasıl bir yönetim şekli belirlemeli? Öncelikle Domenicali ile birlikte Luca di Montezemolo’nun eskiye göre çok daha fazla takımla içli dışlı olması gerekecek. Onun liderliği özellikle Alonso’dan gelebilecek rahatsızlıkları önleyecektir.  

İkincisi, pist üstündeki uygulamaların kuralları net şekilde belirlenmeli. Sıralamalarda piste ilk kim çıkacak, yarışta pite hangi sırayla gelinecek, pist üstünde atak yapmak durum ne olursa olsun serbest olacak mı, simülatör ve test seanslarına hangi oranlarda katılım yapılacak gibi tüm konular konuşulmalı ve pilotların onayı alınmalı. Red Bull’un meşhur “Multi 21” konusunun Ferrari’de de tekrarlanmaması için pilotlar net şekilde uyarılmalı ve bilgilendirilmeli.

Üçüncüsü, pilotlar karakter özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilmeli. Fabrikada yatan bir Alonso’yu bu tarz şeylerden pek hazzetmeyen Raikkonen ile bir tutmamak gerekiyor. Asgari şartlara uyan bir Raikkonen’den aşırı isteklerde bulunulmamalı.

Dördüncüsü de pilotlara kendi bacaklarından asılacakları bildirilmeli. Yani, doğru ayarları bulmak için garajda uyuyan Alonso’nun ayarlarını seanstan 15 dk önce piste gelen Raikkonen’e vermek Alonso’yu sadece mutsuz etmeye yarar. Bu da göz önünde bulundurulmalı.

Ferrari zor bir göreve talip oldu, ne demişler, kendi düşen ağlamaz, ya da gülü seven dikenine katlanır!

Malezya’daki olayın benzeri Ferrari’de olur mu? (Tahsin Armutçu)

Açıkçası ne Kimi’den ne de Alonso’dan yerine razı olup atak yapmamasını istemek kolay kolay istenemez. İki pilot da diğerinden hızlı olduğunu herkese göstermek isteyecektir. Bu tarz bir talep olsa bile bu sezonun ilk bölümlerinde belki istenebilir, ancak sezon ilerledikçe ikisi de bu karara uymaz. Yani teorik olarak Malezya’daki olay tekrarlanabilir, ancak Ferrari takım dengesi bozulmasın diye onlardan bunu istemez bile muhtemelen.

Ferrari bu transferi yaparken Takımlar Şampiyonluğunu mu amaçladı yoksa Pilotlar Şampiyonluğu mu ? (Erol Pazarbaşı)

Transfer yapılırken her iki şampiyonluk da amaçlandı. Takımlar Şampiyonasını Ferrari en son 2008’de kazandı ve o tarihten sonra da puan anlamında kazanmaya yaklaşamadı. Bilindiği gibi F1 gelirleri Takımlar Şampiyonası sıralamasına göre dağıtılıyor ve bu şampiyonada birinci olursanız aldığınız fazladan gelir Raikkonen’in bir yıllık ücretinden çok daha fazla. Üzerine sponsorluk ve reklam gelirlerini de eklerseniz sadece bu amaçla bile Raikkonen’i almaya değer.

Sürücüler Şampiyonası için de güçlü bir ikinci pilot şampiyon adayının rakiplerinden daha fazla puan çalması anlamına geliyor. Kabul edelim ki Felipe Massa Alonso’ya bu anlamda neredeyse hiç destek veremedi. Seneye Alonso ya da Raikkonen, hangisi şampiyonaya daha yakın olursa, bunda takım arkadaşının rakiplerden çalacağı puanlar çok etkili olacaktır. Ferrari mutlaka bunu hesaba katmıştır.

Raikkonen için kovulduğu takıma gitmek ne kadar doğru? (Ahmet Coşkun)

Raikkonen kovulmasına rağmen Ferrari’den ayrıldıktan sonra hiç bir kötü söz söylemedi. Yalnız aksine, Mclaren’den kovulmamasına rağmen oradayken mutsuz olduğunu ve dönmek istemediğini birkaç sefer açıkladı. Yani aslında, Ferrari’deki ortamı seviyordu ve orayla duygusal bir bağı sürekli vardı. Dönmesi de çok abes karşılanmamalı.

İşin bir de başarı ve para yönü var. Ferrari gerek tarihi ve taraftar desteği, gerekse sponsor desteğiyle pilotlarına çok uzun yıllardır her zaman en yüksek ücreti veren takım oldu. Schumacher döneminden beri Ferrari pilotları F1’in her zaman en fazla kazanan pilotları oldular. Ayrıca, Ferrari pilotu olduğunuzda birkaç istisna sezon hariç şampiyonluğa aday bir aracınızın olduğuna emin olabiliyorsunuz. Bu kadar sebebi bir arada gören Raikkonen de tercihini bu yönde yaptı.

Ferrari’nin Raikkonen kararı Alonso’nun sözlerinden mi etkilendi, yoksa başka neden mi var? Alonso’nun ayrılma ihtimali mi buna sebep oldu? (Onur Ömer Öztürk-Harun Bodur)

Aslında tam olarak bu sonuca Alonso neden oldu diyebiliriz. Tabii ki bizler takım içerisinde değiliz, ne gelişmeler oldu bilemeyiz. Sadece ipuçlarını yorumlayıp bir şeyler söyleyebiliriz. Olayları ve sözleri bir araya getirdiğimde şahsen takımın Raikkonen’i ciddi şekilde düşünmezken birden o noktaya kaydığı yorumunu yapabilirim. Neden mi?

1.Ferrari Alonso’yu rahatsız edecek ihtimalleri hiç değerlendirmiyordu. Bu yüzden de henüz bizler Raikkonen adını duymazken Hulkenberg ve Di Resta isimlerini duymuştuk. Bu pilotlar genç ve hızlı pilotlar, şu aşamada Alonso’nun arkasında ikinci pilot olmaya da evet diyebilecek isimlerdi.

2.Hulkenberg ile imzalar dahi atılıp ön sözleşme imzalanmış. Macaristan GP hafta sonunda anlaşma tamamlanmış ve Hulkenberg kesin olmasa da takıma katıldığını düşünmüş.

Ancak, Avrupa sezonu ortalarından itibaren Alonso’nun artan mutsuzluğu ve takımı açık ve kapalı eleştirmesi ve son olarak Macaristan GP’de bu mutsuzluğun herkes tarafından duyulması Ferrari’yı derin bir endişeye sevk etmiş göründüğü kadarıyla. Üstüne menajerinin Red Bull ile görüşmesi herkesi mutlaka strese sokmuştur. Ferrari gibi bir takım tamamen kapalı kutu olan 2014 sezonunda bir şampiyon pilot olmadan yarışırsa çok kötü sonuçlara maruz kalabilir. Bu yüzden de hemen B planı devreye sokuldu, her ihtimale karşı Raikkonen transfer edildi. Yani aslında Alonso eski Alonso olsa muhtemelen Hulkenberg Ferrari pilotu olacaktı.

Ferrari’nin Hulkenberg ile değil de Kimi ile anlaşması gençlere verilen önem açısından nasıl değerlendirilmeli? Kimi’yi alarak eldekileri kaçırır mı? (Onur Ömer Öztürk)

Gridin tüm tüm büyük takımları genç ve tecrübesiz pilotlara şans vermişken Ferrari bu riski hiç almıyor. Bakıldığında Mclaren Hamilton’u 22  yasındayken ve F1 tecrübesi sıfırken kokpite oturttu. Mercedes Rosberg’e, Red Bull Vettel’e 2009’da ve Ricciardo’ya 2014’de, Lotus Grosjean’a çok gençken iki defa şans verdi. Ferrari bunu hiç yapmıyor. Tabii ki bunun en önemli sebebi camianın büyüklüğü. Takımın İtalyan mantığıyla yönetilmesi, taraftarların sabırsızlığı ve aşırı baskının genç pilotlar üzerinde olumsuz etki yapma ihtimali genç pilotların erkenden alınmamasına neden oluyor.

Hulkenberg aslında yeterli seviyede tecrübe biriktirdi ve bu baskıyı kaldırabilecek bir yapıda. Zaten bu yüzden de onunla sözleşme imzalandı. Ama Alonso’nun ayrılma ihtimali tüm bu planları bozdu ve takım mecburen garantili bir isme yöneldi.

Hulkenberg ve Bianchi sıraları gelince kokpite oturacaklardır. Hiçbir pilot Ferrari’den yaklaşık bir cevap duymadan başka plan yapmaz. Yani Ferrari pilot adaylarını elinden kaçırmaz. İstisnalar hariç istediği pilotu istediği zaman koltuğuna oturtabilir. Kırmızının cazibesi…

Alonso Raikkonen alınırken “bazı maddeler” imzalatmıştır diye düşünüyorum. Ne dersiniz? (Turul Kalafat)

Sanmıyorum. Raikkonen alınırken Alonso’ya sorulmamıştır bile. Diğer sorularda da vurguladığım gibi, Alonso takımı kamuoyu önünde eleştirmesinin ardından birinci pilotluk tahtının bazı avantajlarını yitirdi. Ona en fazla “eşit muamele” sözü verilmiştir ve açıklamalardaki “Alonso harika bir pilot, süper bir lider” vs vs gibi övgülerle yetinilmiştir.

Raikkonen transferinde James Allison’ın rolü ne kadar? (Zuhal Ören)

Ferrari Raikkonen’i 2009 yılında takımdan gönderdiğinde üç temel sebep bulmuştu. Birincisi, Raikkonen’in teknik konulardaki desteğinin yetersiz olması. İkincisi, sponsor aktivitelerine katılmayı istememesi. Üçüncüsü de takıma liderlik yapmaması.

James Allison Kimi ile iki yıldır çalıştığından takıma teknik konulardaki katkısının son durumunu öğrenmek için Allison’a bu sorular sorulmuştur. Anladığımız kadarıyla o da Kimi’nin geliştiğini ve çok başarılı geri bildirimler verdiğini söylemiş. Bu da takımın olumlu karar vermesinde etkili olmuş.

Bir noktayı hatırlatmalıyım, Lotus’ta Grosjean’ın geri bildirimi yetersiz olduğundan Kimi mecburen bu rolü üstlenmiştir. Kimi’nin Alonso ve De la Rosa varken Lotus’taki kadar teknik destek konusuna gireceğini düşünmüyorum.

James Allison’ın takıma katılması Kimi’ye avantaj kazandırır mı? (Ahmet Coşkun-Zuhal Ören)

Kazandırır ama ekstra avantaj değil. Aynı avantaja Alonso da sahip olacağı için sonuç eşit olacaktır. Kimi James Allison ile son 2 senedir çalışıyor, Alonso Renault kariyeri boyunca (2005-2006-2008-2009) Allison ile çalıştı ve onunla iki şampiyonluk kazandı.  Yani durumları eşit, Allison ikisi için de avantaj.

Raikkonen 2008’de Massa’ya yardım etmişti. Yine aynı durum olursa Raikkonen Alonso’ya yardım eder mi? (Ahmet Coşkun) Sezonun son yarısı olsa ve Raikkonen şampiyonluğa gitse, amaçsız olan Alonso ona yol verir mi? (Mustafa Erkan)

İki soru birbirinin tersi. İkisine de cevabım evet. Ferrari eşit muamele konusunu hakkıyla uygularsa ve pilotlardan biri diğerini açık şekilde mağlup edip şampiyonluğa koşarsa diğeri şampiyonluk şansı kalmayınca takım arkadaşına yardım eder. Alonso da Raikkonen de bu olgunluğa sahip pilotlar.

Raikkonen Massa’ya pek üstünlük kuramamıştı, Alonso ise Massa’yı net olarak sildi. Teorik olarak Alonso
Raikkonen’den hızlı olmalı değil mi? Raikkonen’de ne değişti? (İsmet Hacıbeyli)

Teorik olarak evet, yani kağıt üstünde bu doğru olmalı ancak Formula 1 gibi hızlı değişen bir sporda böyle bir teorem kuramayız. Araçlar değişti, lastikler değişti, pilotlar değişti, kurallar değişti, bunun gibi daha onlarca değişken var. Ben şunu iddia ediyorum, Alonso 2008’de Ferrari’de Massa’yla yarışsa şu son 3 yılda yaptığı dominasyonu yapamazdı. Birbirlerine çok yakın bir yerde bitirirlerdi, hatta Massa önde bile bitirebilirdi. O sene Massa araca ve lastiklere çok iyi uyum sağlamıştı, lastiklerini çok hızlı bir şekilde ısıtabiliyor ve yarışta da Vettel’in yaptığı gibi üstünlüğünü koruyabiliyordu. Ama istikrar konusunda yine aynıydı hemen hemen. Yağmurda yine problem yaşıyordu (Silverstone’da o sene 5 spin atmıştı hatırlayın), yarışta geriye düşünce fazla pozisyon kazanamıyordu.

Kimi o sene üst üste gelen problemler nedeniyle (Fransa’da arızalanan egzoz, Kanada’da Lewis’in pit yolunda çarpması, Spa’daki Lewis çekişmesi ve galibiyeti kaçırması…) motivasyon kaybetmişti. O yıllardan bu yıla birçok farklı seride araç kullandı, onlar da Kimi’ye bir şeyler ekledi. Yaşı ilerledi, olgunlaştı. 2 yıldır F1’in puan toplama anlamında en istikrarlı pilotu oldu. Yarışçı ruhundan hiçbir şey kaybetmediğini gösterdi. Kısacası Raikkonen Alonso’nun kolayca yiyebileceği bir lokma değil. Sorudaki karşılaştırma geçerli değil.

Ferrari Kimi’nin son durağı mı olur? (Fulya Güray)

Büyük ihtimalle evet. Eğer herhangi bir nedenle Raikkonen takımı basın önünde küçük düşürücü şeyler söylemezse ve bu yüzden takım göndermezse (ki bunu zaten beklemiyorum) Raikkonen 2 yıl sonunda Ferrari’den emekli olacaktır.

Raikkonen ve Alonso ikilisi ne kadar süre takım arkadaşı olarak kalır? (Abdullah Top)

Çok zor bir soru. Bu sorunun cevabı tamamen Alonso’ya bağlı. Eğer Alonso Raikkonen’in gerisinde kalmaz ve onu Massa’yı geçtiği kadar olmasa da en azından gözle görülür derecede geçmeyi başarırsa iki pilot Raikkonen emekli oluncaya kadar birlikte yarışırlar. Eğer Raikkonen Alonso’yu geçmeye başlarsa, iki pilot eşit sonuçlar alırlarsa ve rakip takımlardan başka bir pilot bu yüzden farkı açmaya başlarsa Alonso gelecek sezon sonunda ayrılıp gidebilir.Alonso için bu durumda Mclaren ihtimali göz ardı edilmemeli.

Alonso-Hamilton çekişmesinin benzeri Raikkonen-Alonso arasında olur mu? (Fulya Güray)

Çekişme mutlaka olacaktır, kimse huzurlu bir Ferrari beklemesin. Ama 2007’de yaşanan Alonso-Hamilton rekabetinin olacağını hiç düşünmüyorum. Burada denge unsuru Raikkonen olacaktır. Kimi Raikkonen hiçbir takım arkadaşından şikayet etmemişti, kimseyle de kariyerinde didişmedi. Bu yüzden işine odaklanacaktır. Raikkonen Alonso’yu kışkırtmayacağı için de 2007’deki gibi bir kavga ortamı olmaz. Hatırlarsanız 2007’de sadece Alonso ve Hamilton değil, garajın iki tarafındaki mühendisler de bölünmüştü.
2007’de Mclaren de süreci çok kötü yönettiğinden mesele çok kötüleşmişti. Ferrari’de bu seviyeye gelinmeyecektir.

Raikkonen’in gelmesi Alonso’yu nasıl etkiler? (Efkan Sefa Bekar) Hangi pilotun üstünlük kuracağını düşünüyorsunuz ve neden? (Elchin Zodorov-Hikmet Meryumoğlu)

Bu iki soruyu birlikte cevaplamayı tercih ettim, çünkü aynı konuları işleyeceğim. Gelen sorularda da en çok merak edilen cevap bu soruya ait. Birlikte tüm değişkenleri değerlendirip bir sonuca varalım.

Raikkonen’in gelişi Alonso’yu nasıl etkiler? Psikolojik olarak pek de iyi etkilemeyeceği kesin. Alonso’nun rekabetçi takımlardaki kariyerine bakalım. Renault kariyerinde 2003 ve 2004’de Trulli, 2005 ve 2006’da Fişichella,  Mclaren’de Hamilton, tekrar Renault’da 2008’de Nelson Piquet Jr, 2009’da Piquet Jr ve Grosjean ile yarıştı. Ferrari’de de 3 sene boyunca Massa ile yarıştı. Bu takım arkadaşlarından onu en çok zorlayanı Hamilton oldu, onunla da tarihi bir kavga yaşadı. Fisichella 2006’da onu zorladı biraz, o zaman kamuoyu önünde ağlayıp sızladı takım beni desteklemiyor diye. Massa 2010’da biraz zorladı, orada da meşhur pit yolu kavgası ve Almanya’daki “bu çok saçma, Felipe benden daha yavaş” olayı yaşandı. Yani kısacası Alonso’ya hızlı takım arkadaşı yaramıyor. Kavga ve mutsuzluk neredeyse kesin oluyor bu durumda. Alonso karakter olarak aynı zamanda çok inatçı. Hızlı bir takım arkadaşı onu motive de ediyor, çünkü hiç pes etmiyor. Raikkonen’in gelişiyle birlikte Massa’dan hızlı bir takım arkadaşı ona daha hızlı bir referans noktası verecek  ve o da biraz daha fazla zorlayacaktır.

Hangi pilotun üstünlük kuracağı meselesine gelince… Öncelikle iki pilottan birinin diğerini devamlı mağlup edeceği gibi bir dünyayı aklınıza bile getirmeyin. Hele de iki pilot da sıralama/yarış dengesinde bu kadar benzerken... Alonso da Raikkonen de sıralamada Vettel ya da Hamilton gibi ekstra yetenekli değil. Yalnız ikisi de yarışta istisnai derecede hızlı. İki pilot da böyle benzerken farkı pistlere gösterdikleri uyum belirleyecek. Alonso’nun Barcelona, Monako, Singapur gibi pistlerde, Raikkonen’in Malezya, Spa, Macaristan gibi pistlerde doğal olarak çok hızlı olduğunu biliyoruz. Bazı pistlerde Alonso öne çıkacak, bazılarında da Raikkonen öne çıkacak. Takım arkadaşı öndeyken ona en çok yaklaşan pilot da puan sıralamasında daha üstte olacak.

Alonso’nun farkını çıkaracak konular da toplam sezon sonucunu etkileyecek. Raikkonen’in simülatör çalışmalarını sevmediği herkesin malumu. Hatta Red Bull’un Raikkonen’i transfer etmeme kararında simülatör saatlerindeki anlaşmazlıklarının önemli bir etken olduğu konuşuluyor. Üstüne yarış hafta sonlarında seans bitince pist kapanana kadar mühendislerle toplantılar yapılması önemli bir konu. Raikkonen seans biter bitmez pistten ayrılmaya meyilli bir pilot. Alonso araçta olan biten herşeyi merak edip öğrenmeye çalışırken Raikkonen bunlarla ilgilenmiyor. Tüm bu meseleler Alonso’nun Raikkonen’i sene içinde bir adım geride bırakmasını sağlayabilir. Tabii bir de takımla bütünleşen bir Alonso’yu takımın lider görme ihtimali meselesi var.

Sene içinde iki pilottan herhangi biri diğerini domine etmeye başladığında geçmiş tecrübelere bakarak Alonso’nun savaşa devam edeceğini, Raikkonen’in ise fazla zorlamayacağını tahmin edebiliriz. Bu da Fin pilot adına iyi bir gösterge değil.

Bütün bu göstergelerden yola çıkarak Alonso’nun Raikkonen’in önünde olmasının aksi ihtimalden daha fazla olduğunu düşünüyorum. İspanyol pilot yeteneğini çalışkanlığıyla birleştirecek, hırsı ve motivasyonuyla da düşüş anlarından geri dönmeyi bilecektir. Dahası, süper hızlı takım arkadaşı rakiplerden puan çalarak onun işini bile kolaylaştırabilir.

Raikkonen ise doğuştan sahip olduğu yeteneğini pist üstü hiza çevirmeye ve tüm olumsuz ihtimalleri ortadan kaldırmaya çalışacak. Asla kolay lokma olmayacak, belki de beklentilerin tersine Alonso’yu mağlup edecek.


Sonuç olarak eğer pilotlardan birisi teknik olarak problem yaşamazsa (mesela lastiklere uyumsuzluk gibi..) birbirine çok yakın performanslar bekliyorum, ancak toplamda Alonso’nun bir adım önde olacağını tahmin ediyorum.

19 Mart 2013 Salı

Ferrari'de aynı tas aynı hamam mı?


Son yılların en iyi sezon başlangıçlarından birisini yapan Ferrari’de yüzler gülüyor. 2011’de ortalarda neredeyse görünmeyen, geçen seneye de 1.5 sn geride başlayan takım 3 yıldır ilk defa ilk yarıştan itibaren ön bölümde yer alıyor. Bu da takımdaki herkese bir güven sağlıyor. Aslında yazımı yazma sebebim Avustralya GP’de olanları değerlendirerek biraz Ferrari analizi yapmak.
Felipe Massa kabus gibi geçen 2011’den sonra 2012’nin ilk yarısında daha da kötü bir performans sergiledi. Herkesin gitmesi gerektiğini söylediği böyle bir dönemde takım ona sahip çıktı ve bu kararın haklı olduğunu Massa performansıyla ispatladı. Yeri gelmişken, Massa’yı 2008’deki performansı nedeniyle Hamilton ile “eş şampiyon” olarak gördüğümü bir kere daha ifade etmek isterim. Geçen yıl gridde 6.5 şampiyon vardı, bu yıl da 5.5 şampiyon var. Massa 2012’nin ikinci yarısında geri döndü ve bu yıla da güçlü başladı.

Melbourne sıralamalarında Alonso’yu az bir farkla da olsa geçti ve ilk pit stoplara kadar da Alonso’nun önünde kalmayı başardı. İlk pit stopa önce alınan pilot aslında o an desteklenen pilottu zira Vettel pite girmişti ve yeni lastiklerle atacağı turlarla Ferrari pilotlarının önünde yer alabilirdi. Ferrari’de pite ilk giren önde çıkacaktı. Massa pite alındı ve gerçekten de Alonso’nun önünde çıktı. Bu ana kadar Massa’nın aleyhine bir durum yoktu. İkinci pit stopların 24-25.turlarda olmasını beklerken Alonso aniden 20.turda pite girdi. Kimsenin beklemediği bu hamlenin Sutil’in on grubu tutmasıyla da ilgisi vardır mutlaka. Ancak asıl amacının Alonso’yu 2.pit stoplar sonrası rakiplerinin önüne geçirmek olduğunu sonradan anladık. Akıllı Red Bull ve Force India garajları da bunu görerek pilotlarını pite çağırdılar ve Alonso yine de bu ikilinin önüne geçmeyi başardı. Bu arada Alonso’nun pitten çıkış turu 1.51.100 oldu, Sutil 1.51.500 ve Vettel de 1.51.700 ile bitirdi pitten çıkış turlarını.
Peki Massa? Bu soruyu Massa kendisi de pit duvarına sordu. Neler oluyor, ben ne olacağım? Soruyu sorduktan bir tur sonra pite çağrıldı ve bu üçlünün gerisinde çıktı pitten. Peki ne oldu da Alonso o kadar erken pite çağrıldı? Kendi kararı mı takım kararı mı?

Açıkçası bu konuda soru sorulması bile çok abes bence. Alonso önünde geçmesi gereken 2 pilot daha varken ve yarış telaşı içindeyken bu tarz bir hesabı yapamaz. Mühendisi bu hesabı yapabilir ama o da takım yönetiminden izinsiz ve Massa’nın mühendisinden bağımsız bir karar alamaz. YANİ BANA GÖRE BU BİR TAKIM KARARIYDI.  Belli bir süreye kadar takım iki pilotu eşit görür diye düşünüyorduk ama eşitliğin de bir sınırı varmış, bunu gördük. Evet, geçen seneki gibi tüm kartlar Alonso’ya oynanmayacak henüz, Massa kobay gibi kullanılmayacak, iki pilot farklı araçlarla yarışmayacak, ama bu tarz stratejik durumlarda Alonso ayrıcalıklı tutulacak. Doğru mu yanlış mı, bu konuda yorum yapmamayı tercih ediyorum, herkesin kendi doğrusu var. Ferrari ve Red Bull böyle davranıyor, Ferrari göstere göstere yapıyor, Red Bull gizliyor ama günün sonunda iki takım birinci pilotlarını kayırıyor.
Massa yaptığı açıklamada üstü kapalı şekilde bu durumdan memnun olmadığını açıkladı. Bana göre önemli olan Massa’nın eski formuna dönmesiydi, iki pilotun eşit şartlarda yarışmasını istiyorum. Böylece kimin daha hızlı olduğu konusunda cevabı daha net şekilde görebiliriz.

Alonso zaten bildiğimiz gibi: Kendini adamış, hızlı ve çok hırslı! Massa ise normalde iyi olmadığı bir pistte iyi bir performans gösterdi, gelecek yarışlarda izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Iyi olan kazansın!

5 Kasım 2012 Pazartesi

Vettel balon mu? Ve Alonso'nun şampiyonluk şansı..


Sebastian Vettel balon mu?
Sebastian Vettel Cumartesi günü yaşadığı büyük problemle gridin en arkasına atıldıktan sonra Pazar günü ya kendini bedavacı ve ballı diye eleştirenleri haksız çıkaracaktı, ya da gridde beklenen yükselişi sağlayamayıp eleştirileri haklı çıkaracaktı. Yarışın ilk bölümünde bir dizi geçişle ve bazı kazalardan yararlanarak 11.sıraya kadar çıktı ve sonra Bruno Senna ile teması sonrası Güvenlik Aracının da zamanında girişiyle birlikte pite girip tekrar son sıraya geriledi. Daha sonra da istikrarlı turlarla ve biraz da ikinci Güvenlik aracı periyodu yardımıyla ilerledi. Bu esnada risk aldığı geçişler de yaptı. 24.sıradan başlayıp 2 pit stopla 3.bitirmek bedavacı birinin yapabileceği bir şey değil. Aynı başarıyı Alonso ya da Lewis Hamilton yapsaydı bugün tüm internet siteleri, Twitter, forumlar onları yerlere göklere sığdıramazdı, hak ederlerdi de. Yani demem o ki, Vettel’e biraz ön yargılı bakılıyor. Dünkü başarıdan sonra bile onu istisnai pilotların arasına sokmamayı da sanırım sadece Türk F1 fanları ve yorumcuları başarıyor. Sezar’ın hakkı Sezar’a…

Tabii şu noktayı da eklemeliyim. Vettel dünkü başarısını son 4 yarışı kazanmış mükemmel aracının yeni vites kutusu ve vites oranlarıyla yaptı. Ona yardım eden iki Güvenlik Aracı periyodu vardı. Başardığı şey hata yapmamak ve bazen riske girmek. Yani aslında bir Kimi Raikkonen/Suzuka 2005 yapmadı bu doğru, ancak hata yapmamak da bir başarıdır. Takım arkadaşı Webber’e bakmanız yeterli.
Vettel sadece Button’a yaptığı atak için bile büyük övgüyü hak ediyor. Button yarıştan sonra Vettel’in bu atağı yapacağını beklemediğini söyledi. Yani büyük tecrübe Button Vettel’in o riski alacağına inanmamış ki zaten lastik lastige virajı döndüler.

Alonso’nun şampiyonluk şansı…
Şampiyonluk yarışında geriye 2 yarış kaldı ve Alonso’nun şampiyonluk umudu giderek azalmaya başladı. Evet, dünkü sonuçla 13 puanlık farkı 10 puana düşürdü, hala savaşacağım diyor ama reel dünyaya geldiğimizde bunun o kadar da kolay olmayacağını görüyoruz. Alonso’nun şampiyonluk için mutlaka bir galibiyet alması gerekiyor. Bu yazımda da neden bunun gerektiğini matematiksel hesapla anlatacağım.

Şu anda Vettel ve Alonso arasında 10 puan fark var. Alonso’nun şampiyon olması için bir yarışı kazanması gerekiyor ve diğer yarışta da kazanması ya da eğer kazanamadıysa Vettel’e en az 2 sıra fark koyması gerekiyor. Yani eğer 2.olursa Vettel’in de 4.olması lazım. Aksi takdirde Vettel galibiyet fazlasıyla şampiyon oluyor.

Herhangi bir yarış kazanmadığı durumda da iki yarışta Vettel’in hiç yarış kazanmaması ve Alonso’nun da toplamda 5 sıra fark atması lazım. Ki bunlardan birinin en az 4.’lük olması şart. Örneğin her iki yarışta Vettel  8.olsa ve Alonso 5.olsa bile Vettel yine şampiyon oluyor.
Göründüğü gibi matematik hesaplarıyla Alonso’nun işinin zor olduğu ortada. Ferrari’nin iki şansı var, birincisi Vettel’in mekanik arıza veya kazayla yarış dışı kalması ya da herhangi bir hata ile çok gerilerde bitirmesi. Sonuncu başladığı yarışta bile podyuma çıkacak hiza sahip RB8’in yarış dışı kalmak haricinde pek sıkıntısı olmaz gibi…  Ferrari’nin de 15 günde 0.6-0.7 saniye hızlanması mantıklı değil. O yüzden Alonso’nun beklemek ve zorlamaktan başka çaresi yok.

Tabii şunu eklemeliyim, eğer Ferrari 5-8 puan arası bir farkla şampiyonluk yarışını Brezilya’ya taşımayı başarırsa Alonso’nun şansının şu ankinin iki katına çıkacağını düşünüyorum. Neden mi?

1.Brezilya yağmur konusunda her zaman sürprizler yapmış bir pisttir. Yağmur da Ferrari’nin çok hızlanması demek. Aynı zamanda strateji açısından büyük sürprizler demek. Bir anda Vettel’in avantajı uçup gidebilir.
2.Brezilya’da Ferrari ve Massa ekstra motive olacak, eğer Alonso’ya hızlı bir araç verilirse Massa’nın 2.sırayı alıp takım arkadaşına yılın yardımını etmesi pek uzak ihtimal değil.

3.Brezilya’da Fernando Alonso çok ama çok hızlı. Yarış dışı kaldığı 2009 ve Minardi’de yarıştığı 2001 hariç Alonso burada çıktığı 9 yarıştan 6’sında podyuma çıktı ve diğer üçünde de 4.oldu.
Özetlemek gerekirse, Ferrari ve Alonso’nun şampiyonluk iddiasının güçlü şekilde devamı için Austin’de ya kazanması, ya da Vettel’den en az 2 sıra üstte finish görmesi gerekiyor. Aksi takdirde Brezilya matematiksel olarak şans devam etse de gerçekçi olmayan bir amaç için turistik bir geziye dönüşebilir.

16 Ekim 2012 Salı

2014'de Vettel Ferrari'ye gelir mi?

Felipe Massa’nın bugün Ferrari ile 2013 sonuna kadar devam edeceğinin açıklanması ile 2012 sezonunun en büyük haber kaynağı ortadan kalkmış oldu. Sanırım herkes yeterince bıkmıştı bu meseleyi konuşmaktan ve merak etmekten.  1 ay önce buradan yazdığım senaryonun ilk bölümü gerçekleşmiş oldu, Ferrari 2014 için bir koltuğu boş bıraktı. O boş koltuğun en büyük adayı yine yazımda da bahsettiğim gibi Sebastian Vettel. Bu konuda bir ön anlaşmanın imzalandığını da artık sağır sultan bile duydu. Bu yazının amacı kendi açımdan bu anlaşmanın getirecekleri ve gerçeğe dönüşme ihtimalinin oranını anlatmak.

Bugün Twitter hesabımda da söylediğim gibi, Ferrari planlarını Vettel  “gelecek” diye değil, “gelebilir” diye yapıyor. Düşünebiliyor musunuz, Ferrari gibi köklü bir takım, 25 yaşında bir pilotun sadece gelme ihtimali için kendi içinde çok önemli kararları bekletebiliyor. Peki neden? Çünkü Sebastian Vettel 2013-2023 yılı döneminin en değerli pilotu, 24 yaşında çifte dünya şampiyonu oldu ve 25 yaşında da 3.dünya şampiyonluğuna koşuyor. Haliyle Red Bull, Ferrari ve Mclaren’in ağzını sulandırıyor. Onu alan bir anlamda en azından zirveye oynamayı garantilemiş oluyor. O yüzden de kimse bu pilotu diğerlerine bırakmak istemiyor. Ferrari de bu yüzden Vettel ile bir ön anlaşma yaptı ve onu almaya karar verirse önceliği olsun istedi.
Fakat, yanlış anlaşılan ve yanlış değerlendirilen bir husus var. O da, bu anlaşmanın bitmiş olduğu ve Vettel’in Ferrari’ye 2014’de kesin geleceği sanrısı. Yine bugün Twitter’da bahsettiğim gibi bu anlaşmanın gerçekleşmemesini gerektiren sebepler gerçekleştirmesini gerektirenlerden daha fazla. Şimdi izninizle onlara tek tek değineyim.

Vettel açısından sebeplerle başlayayım… Şimdi öncelikle Vettel 2014 sezonu için Red Bull ile opsiyonlu bir anlaşmaya zaten sahip. Yani 2011-2013 sezonunda olan bazı şeylerin sonucuna bağlı olarak 2014 için de takımda kalması gerekecek. Sizce bu şartlar ne olabilir? Bu tarz opsiyonlar genellikle performansa dayalı oluyor, pilotun ve takımın performansına. Tabii ki en kötü ihtimalle takımın kazanan bir araç sağlaması yönünde olacaktır. Takım bırakın kazanmayı, Vettel’e 3.şampiyonluğunu veriyor, seneye belki de 4. olacak. Bana göre opsiyonun gerçekleşmeme ihtimali yok. Üstüne konuşulmasına bile gerek olmayacak bir “fazla başarı” klozu olabilir, yani “en az 2 şampiyonluk kazandıysa gidebilir” gibi, bu da dediğim gibi üstüne konuşulması bile saçma bir ihtimal. Kısacası Vettel kanunen zaten Red Bull ile kalmak zorunda kalabilir.
İkincisi, Vettel Red Bull’da istediği her şeye sahip. Ona çok güvenen bir takım, başarı, pazarlama imkanı, para ve tabii ki en önemlisi başarı makinası Newey. Vettel neden böyle bir takımı bırakıp gitsin? Mevcut şartlarla bu anlamsız. En azından 27-28 yaşına kadar anlamsız. Sonradan Ferrari markası için yarışma hayalini gerçekleştirmek için gidebilir, bu da en az 2-3 sene sonrasında olur.

Üçüncüsü, Red Bull Webber’i emekli edecek seneye, bir de elinden Vettel’i kaçırır mı? Elinde hiç bir süper sürücü yokken son 3 yılın şampiyon takımı bir sezona başlar mı? Tabii ki bu çok saçma olur ve bunun için Red Bull anlaşmadaki hakkını sonuna kadar savunur, istiyorsa Vettel’in yıllık ücretini istediği kadar artırır. Kısacası, RED BULL VETTEL’İ BIRAKMAZ! Bu yüzden Horner Vettel’in kalmaması için en ufak bir ihtimal bile yok dedi. Red Bull ikinci bir Vettel’i olmadan Vettel’i bırakmaz, bunu unutmayın.
Dördüncüsü, Sebastian Vettel  fanlarıyla, mühendisleriyle, başkanıyla, mekanikerleriyla Alonso’ya tapan bir Ferrari dünyasına neden gitmek istesin? Birkaç sene sonra gidip tapılan adam olmak varken neden bunu yapsın? Evet, meydan okumak için diyenler olabilir ama tonlarca pozitif şeyin olduğu Red Bull’dan ayrılmak için bu fazla duygusal ve riskli bir sebep olur.

Gelelim Ferrari için sebeplere… Birincisi ve en önemlisi, Montezemelo’nun da ifade ettiği gibi Vettel ve Alonso aynı takımda olursa bu aynı kümeste iki horoz olması demek. Yine Twitter’da bahsetmiştim, Fernando Alonso lider karaktere sahip bir pilot. Aslan burcu özelliklerini tamamıyla taşıyor. Takıma geldiği andan itibaren bu özelliğini konuşturdu ve sadece kendi garajı değil, diğer garajı da kendine hayran bıraktı. Fabrikada günler ve aylar geçirdi, takımı iyi ve kötü günde sırtladı. Öyle seviyeye geldi ki, Ferrari alacağı pilot için Alonso’ya da danıştığını resmen duyurdu. Ancak bütün bunlar Alonso Massa’yı net şekilde mağlup ettiği için oldu. Bu 3 senede kimse Çin 2010 (Massa’yı ittirerek pite girdiği) ve Almanya 2010 (meşhur geçiş izni meselesi) hariç Alonso’nun dişini görmedi. Kimse hayal görmesin, hepimiz biliyoruz ki Alonso kendinden hızlı takım arkadaşı istemez, bir Aslan burcu gibi yenilmekten nefret eder ve garajın diğer tarafında kendinden hızlı birinin olduğunu bildiği her dakika mutsuzluğunu hareketlerine de yansıtır. Siz Ferrari takımı olarak, Alonso gibi bir süperstarı neden rahatsız etmek isteyesiniz? Günün sonunda tek bir şampiyonunuz olacak, iki değil. Evet, Takımlar Şampiyonluğu o zaman neredeyse garanti olur ama kim Takımlar Şampiyonunu hatırlıyor yıllar sonra? 1995’de kim Takımlar Şampiyonu oldu desem kaç kişi bilir? Ancak son 20 yılın Pilotlar Şampiyonlarını her ortalama F1 fani sayar.
İkincisi, Mclaren’in başına 2007’de geldiği gibi her iki pilotun da şampiyon olamadan ortada kalması ihtimali hiç de az değil. Alonso’nun Vettel’i çok rahat geçeceği gibi bir düşünceyi unutun, Vettel’i çok fazla hafife alıyor bazı arkadaşlar. Bu ikilinin birlikte yarıştığı durumda eminim ki puan farkı hiçbir zaman 15-20 puandan fazla olmayacaktır. Dahası bunun 10 civarlarında dolaşma ihtimali yüksek. Her iki pilotun çok iyi olduğu pistler var, birisi sıralamada iyiyken diğeri yarışta çok ezici bir performansa sahip. Evet, Alonso Vettel’den yetenek ve tecrübe olarak bir adım önde ama fark düşündüğünüz kadar değil. Soruyorum size, eğer 2007’de Mclaren Alonso’ya odaklansaydı ne olurdu? Ben söyleyeyim, şampiyonluğu Brezilya’ya gelmeden önce ilan ederdi.  Hamilton’a odaklansaydı yine aynı şey olurdu, Lewis son yarışa bırakmazdı şampiyonluğu ve kaybetmezdi. Durum böyleyken tek pilot destekleme politikasını yıllardır sürdüren Ferrari’nin bundan vazgeçmesi pek akla mantığa sığmıyor.

Üçüncüsü, Kimi ve Button dışında tek adamlık istemeyen bir şampiyon yok şu anda gridde. Schumacher, Alonso, Lewis ve Vettel pohpohlanmadıklarında mutsuzluklarını belli ediyorlar ve geçmişte ettiler. Geçmişte bu konuda sabıkası kabarık Alonso’nun yanına 14 pole pozisyonu varken pole pozisyonunu Webber’e kaptırınca suratı asılan Vettel’i koyduğunuzda herşeyin iyi gideceğini mi düşünüyorsunuz? İngilizlerin dediği gibi “come on man” demek istiyorum…

Ferrari Montezemelo’nun sözlerini gayri resmi açıklama organı “The Horse Whisperer” ile açıklama ihtiyacı hissetti. Özetle, “Vettel gelmez demiyoruz, takım için yarışacak herkese kapı açık” dedi. Bu Vettel için açık kapıydı elbette, elde bir ön anlaşma olduğu için.
Tabii ki imkansız değil Vettel’in gelmesi ama bunu çok ama çok düşük ihtimal olarak görüyorum ve şahsi görüşüm ne Vettel’in geleceği, ne de Ferrari’nin bunu isteyeceği. Peki ne olacak? Ferrari Massa’nın performansına odaklanacak yine, eğer Massa bir 2008 performansı daha yaşatırsa Alonso ile devam edebilir. Eğer, bu sezona benzer bir durum yaşanırsa bana göre Ferrari Hulkenberg’i alacak ve Alonso’nun emekliliğine kadar da Vettel konusu tekrar açılmayacak.

28 Eylül 2012 Cuma

Hamilton ve Perez kararının düşündürdükleri


Hamilton’ın Mercedes’e transferinin Hamilton için kumar ve risk olduğu görüşüne katılıyor musun? (Ertuğrul Başar)
Bu kararın kumar ve risk olduğu muhakkak ancak burada şuna bakmak lazım: Risk seviyesi kabul edilebilir seviyede mi? Bence evet. Öncelikle Mercedes bir üretici takım, 2014 motor kuralları değişikliği ile birlikte musluğun başında olacaklar. Yani şu anda bile Ferrari, Mercedes ve Renault V6 turbo şarjlı motorların nasıl olacağını, hangi şasiyle de daha uygun sonuç vereceğini herkesten iyi biliyorlar. Araç tasarımına başlarlarsa (ki eminim başladılar) gelecek yıl bu zamanda diğer tüm takımlara karşı 1-0 önde olacaklar. Dahası Mercedes bütçesiyle de F1’e bağlılığı yönünde soru işaretlerini kaldırdı. Takımın başındaki adam Ferrari ile defalarca kazandığı başarıları bir başka takımla tekrarladı. Bunu tekrar yapmaması için bir sebep de yok. Dahası, takımdan alacağı para daha yüksek ve pazarlama konusunda da daha serbest. Bu kadar sebep varken gitmemesi için sebepler sınırlıydı ve gitti. Risk aldı ama aldığı risk büyük  değil. En kötü Alonso’nun Renault’da yaptığı gibi 2-3 seneyi boş ama mutlu geçirir, sonra büyük bir takımda başarılarına devam eder.

Hamilton 6 yarış kala ayrıldığı takımla şampiyonluk için mi yarışacak? Nasıl olacak bu? (Zuhal Ören)
Zor bir durum… Yalnız tıpkısının aynısını Alonso’nun da 2006 yılında yaşadığını hatırlamalıyız. Alonso’nun o zaman aptal şekilde kendi takımı için “benim şampiyonluğumu istemiyorlar” şeklinde suçlamaları olmuştu. Tabii o Alonso o zaman 25 yaşındaydı, yani daha çok çok gençti. Duygusaldı ve bu tarz komik çıkışları oluyordu. O dönemde Alonso için bir şey değişmemişti, motivasyonu yüksek bir pilot olduğundan yılı şampiyon kapatmayı başarmıştı. Hamilton için durum biraz daha farklı. Birincisi 2006’da Alonso’da olduğu gibi şampiyona lideri değil, aksine tam 52 puan geride. İkincisi tek rakibi yok, tam 3 rakibi var. Takım arkadaşı kendisi kadar güçlü vs… Yani işi kolay değil. Takım Lewis’in şampiyonluğu için her şeyi yapacağını duyurdu ama şunu anlamak çok zor değil, gelecek yıl da aynı takımda kalacağını bilerek bir pilotu desteklemek nasıl ki takım için çok daha ayrı, pilot için de aynı motivasyonu korumak o kadar zor. Kısacası, bu kararın hem takıma hem de pilota az da olsa olumsuz etki olacağını düşünüyorum.

Schumi’nin dönme kararı hatalı mıydı?  (Narmin)
Hatalı diyemeyiz, neticede Schumi özgüveni çok yüksek bir pilot. Bu yeni dönemde de tekrar şampiyon olabileceğini düşündü ve geldi. Çok farklı bir F1 buldu, bıraktığı yerde değildi hiçbir şey. Ne testler vardı, ne yarıştığı takımın dominasyonu, ne kendisi için çalışan bir lastik üreticisi, ne 1-2 tane daha güçsüz rakibi. Herşey zor ve çetrefilliydi. Değişkenlerin kombinasyonundan iyi bir sonuç çıkmadı, bu kadar basit.

2014’de Vettel  Ferrari’ye geçerse Kimi de Red Bull’a geçer mi? (Zuhal Ören)
Vettel Ferrari’ye geçerse Red Bull bir anda ortada kalacak. Webber’in de emekli olacağını düşündüğümüzde takımın elinde bırakın şampiyon pilotu, tecrübeli pilot bile kalmayacak. İşte bu ortamda Kimi benim Red Bull için ilk adayımdır. Ancak, Kimi’nin 2014’de 35 yaşında olacağını ve belki de artık yarışmak istemeyeceğini göz önünde bulundurmalıyız. Yani güzel bir fikir ancak gerçekleşmesi hep “eğer’lere” bağlı.

Mclaren’de Perez ve Button farklı sürüş stiline sahip değil mi? Kim baz alınarak araç geliştirilir? Kim tökezler? (Ahmet Emre Akcan)
Aslında tam tersi, sanırım gridde tarzları bu kadar birbirine benzeyen başka bir pilot ikilisi yok. Her ikisi de zarif süren, lastiklerine iyi davranan pilotlar. Mclaren aracı tasarlarken epey rahat olacaktır. Kimi baz alırlar? Tabii ki Jenson, çünkü tecrübeli ve şampiyon pilot, ayrıca takımın şu anda pilotu. Kış testlerine kadar vereceği geri bildirimle Perez’in verecekleri karşılaştırılmaz bile. Ama Perez de zorlanmayacaktır o araçla.

Rosberg Hamilton’ı Perez de Button’ı geçerse Hamilton’ın hali ne olur? (Turan Adanur)
Bir şey olmaz, Lewis geçen yıl da geçildi ve burnu sürtülünce bu yıl daha iyi hale geldi. Rosberg de iyi bir pilot ama belki bir kaç yarışlık bir üstünlükten sonra ibre Hamilton’dan yana dönebilir. Aksi olsa bile ilk yıl olduğundan fazla etkilenmez. 2014’de hala gerideyse kendisi de rahatsız olur takım da…

Ferrari nasıl bir yol izleyecek şimdi? (Uğur)
Ferrari ile ilgili yorumumu 2 hafta önce yazmıştım, işler aynen yazdığım gibi yürüyor. Massa iyi performansını sürdürdüğünden muhtemelen Ferrari bir yıl daha Massa ile yarışacak ve sonra Vettel gelecek. Ondan sonrası da toz duman…

Massa Sauber’e Schumi Ferrari’ye gider mi? Schumi 1 sene sonra emekli olup yerine Vettel gelir mi? (Umur İbrahim Üstün)
Schumi’yi Ferrari artık almaz. Birincisi Mercedes’e gitmesi takımı yeterince hayal kırıklığına uğrattı. İkincisi, Schumi Mercedes’le 3 yılında Ferrari’nin ilgisini çekecek bir şey yapmadı. Ferrari neden alsın ki Schumacher’i? Vettel meselesi de yukarıdaki soruda da bahsettiğim gibi bana göre kesine yakın.

Schumi’den vazgeçmek neden bu kadar kolay oldu Mercedes için? (İsmail Önder Kara)
Neden bu kadar kolay oldu? Schumi’nin ilk senesi Rosberg’e karşı ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. İkinci yılda da Rosberg önde göründü. 3.senesinde Schumi daha hızlı gibiydi ama bu sefer de genelde takımın sorunlarıyla, bazen de Schumi’nin hatalarıyla Schumi puan olarak Rosberg’in yarısı durumunda. Yukarıda bir soruda bahsettiğim gibi Schumi’yi eski dönemiyle kabul ederseniz ilk tercih olur her zaman. Ancak, şu andaki Schumi mi yoksa Hamilton mi sorusuna Mercedes göründüğü kadarıyla tartışmasız Hamilton dedi ve Schumi’den vazgeçti. Neden? Çok özetle, yaşı ilerledi, numerik başarıları beklenenin çok altında ve yeni F1’e adapte olamamış görünümünde.

Şu bir gerçek: Schumi’nin Mercedes dönemindeki kariyerini bir başka pilot geçirmiş olsa ilk sezonunda gönderilirdi, o olmasa ikinci sezon sonunda kesin gönderilirdi. Schumacher bir marka ve çok büyük bir tecrübe, bu yüzden kaldı. Ancak, Mercedes tekrar zirveye dönmek için bir hamle daha yapmak zorundaydı ve bunun için de Hamilton en iyi uygun adaydı.

Hamilton bu sene sonunda şampiyon olursa pişman olur mu gittiği için? (Elovset Haydarovh)
Olmaz, o da Mclaren’in şu haliyle Mercedes’ten iyi olduğunun farkında. Gitmesinin farklı sebepleri var, o bir risk alıyor ve bu riski başarıya çevirmek istiyor. Sene sonunda şampiyon olursa o bunu sadece “Allah bereket versin” diye değerlendirir, fazlası yok. O Mclaren’in sportif olarak ne kadar güçlü olduğunu zaten çok iyi biliyor.

Üstad Ferrari 2014’de ne yapacak, Vettel-Alonso olur mu? (Hikmet Meryumoğlu)
İki farklı soruda ve daha önce yazımda belirttiğim gibi bu çok yüksek bir ihtimal bana göre. Ferrari çoktan anlaşmayı yaptı ve bu artık sadece çok beklenmedik bir sebeple değişebilir, Vettel bence 2014’de Ferrari’de.

Schumi Sauber’e gider mi? (İlker İnanç)
Daha önce de bu soru geldiğinde söylemiştim, Sauber Schumi’ye en fazla 5 milyon $ verebilir, o da zorlayarak. Takımın böyle bir bütçesi yok. Eğer Schumacher düşük bir ücretle gelir de yanında bir de sponsorlarını getirirse Sauber buna dünden razıdır. 7 defa dünya şampiyonu pilot takımınıza beraberinde markasıyla geliyor, daha fazla kameraların odağı olacaksınız. Yani Sauber para konusunu hallederse dünden razı olur Schumi’ye.

Peki Schumi gider mi? Schumi çok net ortada ki hayal kırıklığı yaşıyor. Mercedes’in Hamilton’ı tercih edeceğine inanmazken gerçeklerle bir anda yüz yüze geldi, hem de şık olmayan biçimde. Schumi bu, savaşmak kanında var. Reddedilmeyi hazmedememiş olabilir, Mercedes’te zaten başıma gelen geldi bundan kötü olamaz diyebilir, Sauber C31’in potansiyelini de düşünerek bir anda bir maceraya atılabilir.
Bunun için Peter Sauber’le paradan önce 2013 hazırlıklarını konuşacaktır, buna eminim. Eğer Sauber de ona olumlu tablo sunarsa ihtimaller dahilinde.

Nedense içimdeki ses emekli olmayıp devam edecek diyor. Bakalım…

Schumi Williams’a gider mi? (Yusuf Ahmet Oktay)
Williams da ihtimaller dahilinde, ama Sauber’in daha gerçekçi ihtimal olduğuna inanıyorum.Sauber Williams’a göre daha istikrarlı bir takım. Ancak Williams’ın son yıllarda imaj kaybettiğini de düşünerek ismini çok lekelemek istemeyeceğini düşünüyorum.

Ileride Perez tekrar Ferrari’ye geçebilir mi? (Berker Yıldırım)
Güzel bir soru. Herşey bu minik Meksikalı’nın Mclaren’deki performansına bağlı. Perez’i sadece başarılı bir pilot olarak görmeyin, o aynı zamanda yürüyen bir dolar kaynağı. Hep söylüyorum, sponsor Telmex’in sahibi Carlos Slim kişisel servette dünyanın zirvesinde. Sergio’yu da oldukça seviyor. O yüzden Perez gibi bir pilotu rakip takıma gitti gibi duygusal sebeplerle gözardı edemezsiniz. Eğer Perez Mclaren’de çok güçlü bir performans gösterip Jenson’ı yenerse, şampiyon olursa, ya da düzenli galibiyet alırsa Ferrari “henüz yeterli tecrübesi olmayan eski FDA üyesi bu pilotu” yalvar yakar parasını bastırıp ileride tekrar alabilir. Ancak bunun için Alonso’nun emekliliğini beklemek zorunda gibi şimdilik.

14 Eylül 2012 Cuma

Perez Ferrari'ye gidecek mi?

Ne olacak bu Ferrari’nin hali? Massa hala gitmedi mi? Yerine kim gelecek? Perez uygun değil mi, neden hala düşünüyorlar? Vs vs vs... Aylardır bu sorularla F1 dünyası çenesini ve parmaklarını yoruyor. Peki hakikaten ne olacak, Massa gidecek mi? Perez gelecek mi?

Bu yazı bir Ferrari analizi aslında, yazının önemli bölümünde Perez’den bahsedecek olsam da... Önce Sergio Perez’i, ülkesindeki adıyla Checo’yu tanıyalım. Perez 26 Ocak 1990’da Meksika’da doğdu. 15 yasında yarışmak için Avrupa’ya geldi ve 8 yıldır da tek koltuklu yarış serilerinde yarışıyor. Formula BMW Adac, A1 GP, British F3, GP2 ve GP2 Asia ve sonra da F1. Bu 8 yıllık kariyerinde tek şampiyonluğu var, o da British F3’un ilk senesinde. Yani aslında örneğin Nico Hulkenberg kadar parlak bir geçmişi yok, Hulkenberg 7 seneye 5 şampiyonluk sığdırmış. Bunların 3’u Perez’in de yarıştığı serilerde hem de...

Formula 1’de çıktığı ilk yarışında Perez tüm izleyenleri etkilemiş, zira ilk yarışını tek pit stopla bitirmiş, tecrübesine nazaran harika bir lastik kullanımı göstermişti. Hatta ben de F1 Kulübü’nde Perez’i daha önce de takip ettiğimden bir sonraki Raikkonen olarak lanse etmiştim, bu sözümün de arkasındayım. Hız olarak değil, kader olarak. Perez’in sürüş stili, karakteri, gelişimi Kimi ile pek benzeşmiyor. Sadece her ikisi de Sauber’de yarışmaya başladılar, ilk senelerinde etkilediler ve doğuştan yetenekliler.

Perez basit bir pilot değil. Öncelikle yaşına göre olgun bir pilot, sabırlı ve zeki. Sürüş yetenekleri sıradan değil, istisnai. Üstelik Carlos Slim gibi şahsi servette dünyanın zirvesinde yer alan bir sponsor desteğine sahip. Ülkesi Meksika 113 milyonluk nüfusuyla ve 10.000 $’i aşan kişi başına düşen milli gelir ortalamasıyla güçlü bir ülke ve bu ülkenin desteğini arkasında bulunduruyor. Yani özetle tüm artıları bünyesinde barındıran bir pilot.

Ferrari-Perez ilişkisi

Perez’in Sauber’e transferinin duyurulduğu günlerde Ferrari de Meksikalı pilotu Genç Sürücü Akademisine dahil ettiğini duyurdu. Yukarıdaki sebepler nedeniyle Ferrari gibi bir takım bile Perez’i elinden kaçırmak istemedi ve onu kanatları altına aldı. Perez bu dönemde Ferrari ile FDA bünyesinde zaman zaman bir araya geldi. Simülatörde çalıştı ve takımla ilişkilerini canlı tuttu. Ferrari Perez’i kesinlikle uzun vadeli bir proje olarak görüyor. Zira, hem yetenekli, hem genç, hem de büyük bir sponsor desteği var. Perez’le ilgili meseleyi bu kadar ağırdan alma sebepleri de bu.

Vettel muamması

Ferrari pilot seçimiyle ilgili ilk hipotezim Vettel ile ilgili. Öncelikle Ferrari’nin Massa’da bu kadar ısrar etmesi, Perez konusunda ağır davranması ve Sergio’nun pişmesi lazım diye ısrarla Tifosileri kızdırmasının altında tamamen Vettel meselesinin netleşmemesi yatıyor. Bildiğiniz gibi Vettel’in Ferrari’ye transferi birkaç yıldır sürekli gündemde. Bu yıl iyice ayyuka çıktı ve 2014’de gelebileceği konuşuldu. İlginç olan şuydu, Ferrari asla iki şampiyon sürücüyle yarışmaz ve Alonso-Vettel birlikte olmaz denirdi. Başta kimse bu meseleye inanmadı. Ama bana inanın sevgili okurlar, bu dedikodu sandığımızdan daha ciddi ve benim gözlemlerim her yolu Ferrari-Vettel 2014 evliliğine çıkarıyor. O kadar çetrefilli bir mesele ki, içine Vettel’in 2014’de Ferrari’ye gelmesi meselesini koyarsanız tüm bilmece çözülüyor.
Birincisi zaman değişti, tüm büyük takımlar artık o kadar hızlı gelişim sağlıyorlar ki, bir tane süper pilot ve yanında bir destekçiyle Takımlar Şampiyonası kazanılmıyor. Ferrari bu yıl bu meseleden ağzı yandığından iki süper pilotla hem Sürücüler hem de Takımlar Şampiyonası kazanmak istiyor.

İkincisi, Vettel yaşı, başarıları, yükselen form grafiği ve sponsor desteğiyle tüm takımların gözbebeği. Ferrari Alonso sonrasını da düşünmek zorunda, bu yüzden Vettel’i elinden kaçırmak istemiyor. Eğer Vettel’i 2014’de elinden kaçırırsa o Mclaren ya da Mercedes ile uzun süreli bir anlaşma yapabilir ve Ferrari Alonso sonrası dönemde ortada kalabilir. İşte bu ihtimal İtalyan ekibi çok düşündürüyor gibi görünüyor. Alonso’nun 2017’ye kadar yarışacağını düşünürsek Vettel’in 2-3 yıllık anlaşmalarla o süreyi beklemeyeceğini de tahmin edebiliriz.

İşte, Perez için bu kadar tereddüt edilmesinin sebebi bu. Ferrari eğer Vettel’i düşünmüyor olsaydı hiç düşünmeden Perez’i 2013 kadrosuna dahil eder ve uzun süreli kariyerini başlatırdı. Ancak, eğer Vettel gelecekse Perez’in sadece 1 yıllığına Ferrari’ye gelmesi gerekir ki bu da saçma olur, zira Sauber’de hem öğreniyor, hem de güzel bir düzeni var. Peki Vettel gelecekse Perez ne olacak? Evet, cevap zor değil, Alonso’nun emekli olmasını bekleyecek.

Bu arada Perez yarıştığı dönemdeki başarıları ve olgunluk seviyesiyle Vettel seviyesinde değil bana göre. Vettel’in kesinlikle 2009 yılında çift katmanlı difuzor meselesi olmasa şampiyon olacağına inanıyorum ki zaten büyük bir puan farkıyla kaçırmadı şampiyonluğu.
Vettel gelirse Alonso bunu istemez, Vettel 2.pilot mu olacak yani, birbirini yer o iki manyak vs gibi konular bu yazıda bitmeyecek kadar uzun, o yüzden bunu sonraki bir yazıya bırakalım.

2013’de Ferrari’de kim olacak?
Ben 2013’de Perez Ferrari’de yarışmayacaksa Vettel’in Ferrari’ye gelmesine %95 gözüyle bakıyorum. Perez gelmezse bu 1 senelik ara kimle doldurulacak? İşte adaylar ve yorumlarım:

Massa: Massa’nın durumuna daha önceki bir yazıda uzun uzun değinmiştim. Son yarışlarda biraz hızlandı ancak hala Ferrari koltuğunu hak eder bir performans yok. Takımın da son 1-2 yarıştır yaptığı açıklamalarda işi yokuşa sürmesi Massa’nın suyunun işindiğin göstergesi. Bence Ferrari Massa kararını son yarışa kadar bekletecek. Bu esnada da diğer adaylarla görüşecek.
Kovalainen: Heikki Kovalainen Renault ve Mclaren gibi iki büyük takımda pilotluk yaptı ve önemli tecrübeler kazandı. Daha sonra da bu tecrübesini Caterham’da olgunlaştırdı. Takım arkadaşlarını önemli bir oranla mağlup etti ve daha iyi koltuklar hakettiğini gösterdi. Ferrari’nin ağırlığını kaldırabilecek kapasitede, ancak Massa’dan çok mu üstün? Massa’yı gönderecek kadar değil bana göre. Ama ihtimaller arasında 1 yıllık anlaşmayı kabul edecek en hızlı ve en hazır pilot bence.

Di Resta: Diğer serilerdeki başarılarını F1’de iki sezondur sürdürüyor ve alıştıkça da hızlanıyor. Di Resta’ya Mclaren ve Mercedes’in ilgisi daha fazla. Bence Di Resta’da şampiyon kumaşı yok ama yarış kazanabilecek ve hızlı bir araçla podyumlar çıkarabilecek kapasitede. Ferrari onu alır mı? Pek muhtemel değil.
Hulkenberg: Benim farklı bir gözle değerlendirdiğim bir pilot. İkinci bir Liüzzi vakası olmamasını umut ediyorum. Liüzzi sendromu: Diğer serilerin tozunu atan pilotun F1’de bir türlü varlık gösterememesi. Hulkenberg’in form grafiği hızla yükseliyor, Ferrari koltuğuna doğal bir aday bana göre. Hislerim beni yanıltmiyorsa hızlı bir araçla şampiyon da olabilir ve ileride olacaktır. Hulkenberg bu yıl Ferrari’ye gelmezse ileriki yıllarda adı tekrar Ferrari için anılacak pilotlardan olacak bana göre.

Özetle, Perez’in Ferrari’ye bu yıl gelmemesi takımdaki büyüklerinin söylediği gibi tecrübe meselesi değil, bana göre Vettel transferinin netleşmemesinin bir sonucu. Takım çok iyi biliyor ki diğer adayların çoğu genelde bakıldığında Perez’den üstün değil.  Bu karar ona kötülük değil iyilik, çünkü takım bir yıllığına onu takıma alıp sonra da göndererek harcanmasını istemiyor. Bahsettiğim gibi Perez Ferrari’nin uzun vadeli bir projesi ve takım zamanlama hatası yapmak istemiyor...

28 Haziran 2012 Perşembe

Sezonun gidişatı üzerine soru-cevaplar

1.Bu sene Redbull’un geçen yılki performansından uzak olmasını neye bağlıyorsunuz? Ya da geçen yıl puan alamayan pilotların bu sene podyum zorlamasını? (Mahmut Albayrak)

Sorunuzun iki bölümü var, ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Red Bull’un geçen yıl kullandığı en önemli silah egzoz beslemeli difuzor bu yıl yasaklandı, bu da takımın aşırı dominant yapısını yok etti. Dahası bu yılki lastik bileşenleri de takımın her ortamda hızlı olmasına engel oldu. Red Bull da yılın ilk bölümünde eski temposundan uzaktı. Ancak sihirbaz Adrian Newey takımda ve uyumuyor, önce aracın tabanında bir delikle aerodinamik kazanç fikrini buldu, o yasaklanınca şimdi de çift taban ile önemli ölçüde hızlanmış görünüyor.
Sorunun ikinci bölümüne gelince… Geçen yıl puan alamayan pilotların bu sene podyum zorlaması meselesi için biraz inceleme yapalım. Buradan kastınız sanırım Maldonado ve Perez. Bu iki pilotun da takımları Williams ve Sauber bu sezona çok iyi hazırlandılar ve hem takım yönetiminde, hem de araç tasarımında önemli değişiklikler yaptılar. Yani zaten doğal bir hızlanma var. Hatta bildiğiniz gibi Red Bull difuzor tasarımında Sauber’den etkilendi. İkinci olarak da lastik kullanımı artık küçük büyük takım ayrımından ziyade lastiğini iyi kullanan ve kullanmayan takım/pilot ayrımına gidilmesine neden oldu. Lastiğin yeniyse güçlüsün, aşınmışsa güçsüzsün. Bu da olmadık sonuçları görmemizi sağladı.

2.Schumacher'in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yaşadığı şansızlıklar olmasaydı şampiyonuk potasında olur muydu sizce? (Martin Eden)

Schumacher meselesini Talk Show’umuz #Formula1Meydanı’nda uzun uzun tartışmıştık. Schumacher’i çok uzun yıllardır takip ediyorum ve destekliyorum, onu da çok da iyi tanıyorum, sezonun bu dönemlerinde hala geleceğini çizmemiş bir Schumi’nin kalacağını sanmıyorum. Bana göre gelecek sezon yarışması çok düşük ihtimal. Eğer şanssızlıklar olmasaydı şu anda tahminen aşağı yukarı Rosberg puanında olurdu, bunu da şampiyonluk potası olarak nitelendiremeyiz. Bana göre efsane pilot 1 galibiyet ve belki birkaç podyumla ikinci baharını sonlandıracaktır.

3.Sezona en iyi başlayan pilotlardan biriydi Jenson Button, hem sıralama turunda hem yarışlarda bu kadar düşüş yaşamasını neye bağlıyosunuz ? Ayrıca lastiklere en iyi bakan pilot oldunu biliyoruz geçen yarış lastiklerim diğer pilotlardan 3-4 tur önce bitti diyordu bu Mclaren'in sorunu mu Jenson da mı problem var? (Sergen Topçu)

Jenson Button meselesini de yine Talk Show’da konuşmuştuk. Jenson’ın en büyük problemi aracın sıklıkla oversteer (arkadan kayma) problemi yaşaması. Tüm eski/yeni pilotlardan zaman zaman duyarız, bir pilotun hızlı olması için önce araçta kendini rahat ve güvende hissetmesi gerekiyor. Neredeyse tüm F1 pilotlarına bu tarz bir araç verdiğinizde galibiyet kazanabilirler. Ancak içlerinde bazıları istisnaidir ve kötü bir araçla da iyi sonuçlar alabilirler, örneğin takım arkadaşı Lewis Hamilton ya da Fernando Alonso, Michael Schumacher, Kimi Raikkönen gibi.. Jenson Button araçta kendini güvende ve hızlı hissettiğinde sonuç alabiliyor sadece, 2009 sezonu ve geçen yılki performansı buna örnek. Bu yüzden de iyi sonuçlar alamıyor bu yıl. Lastik kullanımına gelince... Eğer bir pilot aracında mutlu değilse ve problemlerle boğuşuyorsa, o esnada zaten lastiklerine mecburen bakamıyor ve olması gerekenden daha önce aşınmasına neden oluyor. Bu lastiklerine iyi bakmak meselesi normal şartlar için geçerli. Takım artık Button için daha köklü çözümler bulmalı, zira Lewis’e odaklanamamaya başladılar bu yüzden.

4.Fernando Alonso ve Felipe Massa ile Lewıs Hamilton ve Jenson Button arasındaki uçurum sadece araçlardan mı kaynaklanmaktadır. Mclaren in aracı sürüş tarzı olarak Hamilton a daha uygun?  Ferrari’de de mi durum böyle? (Fatma Yıldız)
Bu da güzel bir soru. İki takıma ayrı ayrı bakalım. Fernando Alonso Felipe Massa’dan yetenek olarak bir gömlek üstün olduğundan aynı araçla çok daha iyi sonuçlar alabilir. Ancak kendinizi takım yerine koyun, iki pilottan birine oynamak zorundasınız şampiyonluk için, bu tabii ki daha iyi olan Alonso üzerine olacaktır. O yüzden takım temel tasarım mantığını onun sürüş biçimine odaklıyor. Peki bu ne kadar bir fark yaratır? Beklediğinizden çok daha az! 2010’da araç Alonso için değil Massa’nın tarzı için üretilmişti, zira Alonso yeni gelmişti. O sezonda Alonso büyük fark attı takım arkadaşına. Massa’nın şu anki sorunları ağırlıklı olarak set-up ve lastikler üzerine. Brezilyalı pilotun geç fren yapan bir sürüş tarzı olduğundan şu anki lastiklerle boğuşuyor ancak önemli gelişme sağladığını söylemeliyim.

Button ile ilgili soruyu yukarıda cevapladım aslında. Her ikisinin de tarzına çok yakın diyemeyiz araç için, Lewis’e biraz daha uygun olabilir ama bu Ferrari’deki farktan bile çok daha az. Lewis asıl farkı yeteneği ile yapıyor.

5. Kubica’nın son durumu hakkında bilgi verir misiniz. Pistlere ne zaman dönebilir ya da dönebilir mi? (Adem Kara)

Kubica’dan aldığımız son bilgiler gizlenmek istese de zaman zaman ameliyatlar geçirdiği yönünde. Bazı mahalli go-kart ya da rally yarışlarına katılıyor. Şahsi fikrim F1’e tekrar dönmesinin çok çok zor olduğu şeklinde. Eğer bunu başarırsa da adaptasyonu kolay olmayacak.

6. Sam Michael'a ne kadar daha tahammül edebilir McLaren? Kendisinden sıyrılma ihtimalimiz nedir? Whitmarsh'i kısaca değerlendirir misiniz? (Elçin Meseli)

Sam Michael için daha ilk transfer haberi çıktığında Twitter’da ağır şeyler yazmıştım, aslında suçlu kendisi değil onu alan takımdı ve ben takıma giydirdim. Sam Michael Williams’ın neredeyse yeni takımlar seviyesine inmesine neden olan kişiydi ve transferinin hiçbir anlamı yoktu. Ne kadar tahammül edilebilir, elbette bu sezon beklenecektir. Sam Michael’ın görevi Sportif Direktörlük yani pist üstü aktivitelerinden sorumlu. Tasarımdan Tim Goss ve Paddy Lowe sorumlu. Mevcut duruma bakıldığından görüyoruz ki araç hızlı (tasarım iyi yani) ancak puanlar strateji ve pit yolunda kaybediliyor. Bu da başarısızlığın Michael’da olduğunu gösteriyor. Takım elbette bunu değerlendirecektir, ancak sözleşmesinin sonunu Mclaren’de göreceğini düşünüyorum Michael’ın. Bir başka deyişle Mclaren fanları üzülmeye devam edecekler.
Martin Whitmarsh çok saygı duyduğum spor adamlarından birisi. Gerçek bir centilmen ve bir lider. Ancak Ron Dennis’in bıraktığı yerin çok gerisinde devam ediyor. Bir lider olabilirsiniz ancak yöneticilik yönünüz eksikse sonuçlar alamazsınız. Sam Michael’ın bu denli kritik bir pozisyona gelmesi bir yönetim hatasıydı onun için. Bu hatasını nasıl telafi eder bilemeyiz, ancak şu bir gerçek ki Mclaren için son 13-14 sene potansiyel olmasına rağmen genelde başarısızlıkla geçti ve bunun ortadan kalkması için ciddi hamleler lazım. Whitmarsh da bunu acilen yapmalı, aksi takdirde ömrü uzun olmaz.

7.Bu sene kış testlerinden sonra en iyi gelişimi kim gösterdi? (Barış Şener)
Bu soruyu Cuma günü sorsanız Ferrarı derdim ama şu anda Red Bull’un bu soruya cevap olabileceğini düşünüyorum. Elbette Ferrarı çok geriden gelerek kendini buldu ancak Red Bull da Valencia’da bulduğu farkla geçen yılı hatırlatan performanslar sergiledi. İki takımı eşit görüyorum gelişim hızı konusunda. Red Bull elbette şu anda daha hızlı, onu belirtmek lazım.

8. Metin Bey herşey bu kadar birbirine yakınken sezon sonunda kim şampiyon olur, sizin fikriniz nedir ? (Pınar Karabiber)
Sezon hakikaten ilginç şekilde ilerliyor. Herşey gerçekten çok yakın, lastikler hala çok büyük bir faktör. Bu konuda uzun bir yazı ile kim neden ne olur yazmak istiyorum, şimdilik sadece tahminimi açıklayayayım, genel pilot performansı ve takımların gücü dikkate alındığında Alonso’nun en güçlü aday olduğunu düşünüyorum. Daha sonra Vettel ve sonra da Lewis geliyor. Eğer Ferrarı Avrupa sezonunda önümüzdeki 3 yarışta en az 1 galibiyet ve 1 podyum alamazsa Vettel daha güçlü hale gelebilir. Şayet şu anki puan durumuyla Avrupa sezonu biterse Alonso artık zirveyi bırakmaz.

9.Red Bull egemenliği yine mi başlıyor? Tempolara korkutucu derece de hızlıydı Valensiya da.(Talha Yıldız)
Valencia’da gerçekten korkutucu derecede hızlıydı Red Bull, özellikle de Vettel’in elinde. Ben Red Bull egemenliği diyemesek de şu anki farkın az çok korunacağını düşünüyorum, en azından 2-3 yarış daha. Özellikle Almanya ve Macaristan’da çok iyi olacaklar. Macaristan’da Ferrari ve Mclaren Red Bull’a daha yakın olacaklardır. Getirdikleri çift taban yeniliği hızlarını önemli ölçüde artırdı ancak bu görünen şey olabilir, belki de egzost güncellemesi onların hızının asil kaynağı olabilir. Sorunun cevabı 2011 egemenliği gibi olmasa da Red Bull liderliği şu an için net olarak aldı gibi. Ama Formula 1 bu, karşıda da Ferrarı ve Mclaren var ve onların da eli armut toplamıyor, savaş devam edecek!

25 Mayıs 2012 Cuma

Ne olacak bu Massa'nın hali?

Bugünlerde F1 gündemi şüphesiz iki konuyla sürekli sarsılıyor: Pirelli lastikleri ve Felipe Massa’nın durumu.  Ben Massa meselesinde Twitter’da oldukça fazla yorum yaptım ama bana gelen sorular bitmedi. Değişik zamanlarda bana gelen Massa sorularına uzunca cevaplar vererek konuyla ilgili fikirlerimi açıklamak istedim.

Soru: Ferrari gibi bir takım nasıl oluyor da 2 sezondur Massa’ya sabrediyor? Bizim gördüğümüzü onlar da görmüyor mu?

Bu soruya cevap vermek için Massa’nın spordaki ve Ferrari’deki geçmişine bakmak gerekiyor. Felipe Massa tam 9 yıldır Ferrari ailesinde yer alıyor. 2003 yılında Ferrari test pilotu olarak görev yaptıktan sonra takım ile ilişkisi 2004 ve 2005 yılında da devam etti. 2006’da ise İtalyan takımda yarış koltuğuna sahip oldu. Yani son 6 yılda Ferrari’de değişmeyen tek pilot Massa oldu. Takımdaki herkes tarafından tanınıyor ve seviliyor.  Ferrari gibi köklü bir takım tarihte sezon ortasında pilot gönderme alışkanlığına sahip olamaz. Evet, yeri geldiğinde Prost gibi 3 defa Dünya şampiyonu olmuş bir pilotu gönderebiliyor, ancak bunun için pilotun kullandığı aracı “kamyondan bile kötü” diye nitelemesi gerekiyor! Massa’da böyle bir durum yok, aksine takım ne derse yaptı, gerektiğinde Kimi’ye şampiyonluk yolunu açtı, Schumacher’İ destekledi ve 7 puan fazla alsın diye galibiyeti elinin tersiyle itip Alonso’ya yol verdi. Dahası 2008’de son virajda şampiyonluğu kaçırdı ve 2009’da da takım koltuğunda iken ölümden döndü. Bu derece takımla iç içe olan ve kariyerinde 11 galibiyet, 15 pole pozisyonu, 14 en hızlı türü ve 584 puanı olan bir pilot sezon ortasında kolayca gönderilebilir mi?
Massa 2003 yilinda Ferrari test pilotuydu

Sizin gördüğünüzü onlar da görüyor  evet, ancak bir diğer konu da potansiyel bir adayın olmaması. Eğer her yönüyle hazır bir aday olsaydı, takımın işi daha da kolaylaşabilirdi. Aday eksikliği takımın elini kolunu bağlayan diğer bir konu.

Soru: Felipe Massa 2008’de şampiyonluğu son virajda kaçırmışken nasıl oluyor da bu kadar geri düşebiliyor?

Formula 1 pilotlarında her durumda ve şartta hızlı olabilmek herkeste bulunan bir özellik değil. Buna sahip olan pilotlar istisnai pilotlar oluyor ve zaten tarihe geçiyorlar. Senna’nın 1993 yılında aldığı 4 galibiyet, Kimi Raikkönen’in 2004 yılında aldığı Spa galibiyeti, Sebastian Vettel’in İtalya 2008 galibiyeti, Alonso’nun tüm F1 kariyeri boyunca aldığı sonuçlar, Schumacher’in özellikle 2000 öncesinde zor durumdaki Ferrari ile performansları buna örnekler. Felipe Massa 2008’de çok hızlıydı, ancak ben bunu istediği tüm şartların bir araya gelmesine bağlıyorum, yani istediği aero paket, sevdiği lastik hamuru, iyi bir araç ile en iyi sonuçları almayı başardı. Ancak her zaman vurgularım, Massa pist üstünde istikrarlı bir pilot değil, iki tür üst üste seçtiği çizgiler bile farklı oluyor. Bu özelliklere sahip bir pilotun araç iyi de olsa kötü de olsa en iyisini vermesini bekleyemezsiniz. Massa’nın şampiyonluğu kaçırdığı 2008 sezonundaki Silverstone yarışını hatırlayan var mı? Eminim çoğu kişi hatırlıyordur, bir yarışta 5 defa spin atan bir pilot şampiyonluğu hak ediyor muydu? O yarışta parlayan Hamilton da şampiyon oldu zaten. Eğer Massa Alonso gibi her durumda en iyisini çıkarabilen bir pilot olsaydı birinci pilot olarak kalırdı ve Alonso yerine bir ikinci pilot alınırdı.
Massa 2008 Brezilya'da kaçırdığı şampiyonluğa ağlıyor

Massa bu sene ekstra kötü, 2011’de Alonso’ya daha yakın gibiydi, problem lastikler mi, başka bir şey mi var?

Ben bunu iki sebebe bağlıyorum: Birincisi üzerindeki baskıyı artık kaldıramadığı için performansı iyice düştü. Diğeri de Alonso’nun formunun zirvesinde olması.
Stresin performans üzerindeki etkisi tartışılmaz. Bazı pilotlar bu tip durumlardan çok daha az etkilenirken (Alonso, Kimi, Button) bazıları kendini toparlayamıyor (Massa, Heidfeld). Stresin fiziksel etkisine burada değinmek istiyorum. Hayatımızı idame ettirmemizi sağlayan beynimizi kullanmamızı sağlayan şey beyin hücrelerindeki sinapslar. Sinapslar beynimizi kullanmamızı ve istediklerimizi yapmamızı sağlıyor. Stres durumlarında sinapsların işleyişi bozuluyor. Bu durumlarda böbreküstü bezlerinden salgılanan adrenalin ve noradrenalin hücreler arasındaki geçişi sağlayan maddeleri devre dışı bırakıyor. Bu da hücreler arasında dolaşan impulsların bir diğerine geçememesine neden oluyor. Daha da özetle reflekslerimizi mahvediyor. Felipe Massa’nın durumu da bu.O kadar ağır baskı altında ki, normalde yapabileceklerini de yapamıyor. 61 puana karşı 2 puanı bu şekilde açıklayabiliriz.

Alonso’nun durumuna bizzat Massa da değindi ve “evet ben iyi değilim ama Alonso da olayı abarttı” babında bir şeyler söyledi. Çok haklı, kendi performans düşüşü takım arkadaşının formunun zirvesine denk gelince ortaya bu kötü tablo çıktı.

Ferrari Massa’yı bu yıl içinde gönderir mi, yoksa sene sonunu bekler mi?

Ortada iki değişken var, takımı çok iyi tanıyan ve geçmişte önemli başarılar kazanmış Massa’nın başarılı olmasını beklemek mi, yoksa göz göre göre takımlar şampiyonasında 5.lige razı olmak mı? Felipe Massa şu ana kadar kaybettiği kredilerin toplamı kadar krediyi İspanya’da kaybetti. Artık Ferrari bu konuda eskisi kadar hoşgörülü olmayacak. Ancak yeni bir pilotun oldukça zor bir araç olan F2012’ye alışamama ihtimaline karşı Massa’nın tutulması daha mantıklı görünüyor onlara. Takım bir yandan elbette her ihtimale karşı hazırlıklı olup pilot opsiyonlarını araştırıyor, ancak Massa’ya sanılandan daha fazla sabırlı olacaklarını düşünüyorum. Eğer İngiltere’ye kadar Massa hala tek haneli sayılarda dolaşırsa değiştirileceğine eminim. Ancak gelişen araçla birlikte o da yüz güldüren sonuçlar alırsa (birden fazla ilk 5 finişh gibi) sezon sonunu görecektir. ?  Bu konuda eminim ki Ferrari en ufak bir umut ışığını Massa lehine kullanacaktır.
Ben Massa yerine gelen pilotların da kolay kolay takımın istediği hale geleceğini düşünmüyorum. Yani gelen pilot kendi kariyerini de mahvediyor olabilir, ortada bu risk de var.

Massa’nın yerine kimlerin gelebileceğini ya da gelmesi gerektiği konusunu da gelecek yazıya bırakıyorum. Başka sorularınız olursa Twitter hesabımdan ya da metinolmetin@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.