Mclaren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mclaren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2015 Perşembe

F1 2015 sezonuna dair soru-cevap



Ferrari’de Alonso ve Vettel’in gelişim sürecine katkıları sizce nasıl?
Bu soruda saniyorum iki pilotun Ferrari gunleri soruluyor. Arac gelisimine katki meselesi aslinda bir pilot secimi icin listenin en tepesinde yer alan iki sebep. Pilotun yetenegi, parasi, arac gelisimi icin geri bildirimi, pazarlama yetenegi, uyumlulugu, insan iliskileri gibi onlarca etken icinden en onemli iki sebep yetenek ve geri bildirim. Bu konuda da pilotlarin yetenegini sadece araclarin basarisindan ve muhendislerin geri bildiriminden anlayabiliyoruz. Acikcasi takimlar pilotlarin bu yonuyle ilgili genellikle durust davranmiyorlar. Hemen hemen her pilot icin iyi diye bahsedilir. Alonso icin de Ferrari’de yarisirken pozitif konusulurken ayrildiktan sonra 1-2 kisi olumsuz konustu. Alonso’nun yapici bir geri bildirim vermedigi ya da veremedigi soylendi. Ne kadar dogru bilemeyiz.. Ote yandan Vettel’in bu konuda iyi oldugu kesin. Red Bull’un Newey donemindeki efsane basarilari Newey-Vettel uyumu sayesinde saglandi. Vettel ayni zamanda Ferrari’deki ilk gunlerinden itibaren bu konuda oldukca buyuk caba gosterdi, hala da gosteriyor. Netice olarak, sonuclara bakarsaniz Vettel daha fazla katki gosteriyor gorunuyor ama bunu sadece takimin icinde kalip net olarak soyleyebiliriz. Unutmayalim ki, Alonso en yetenekli pilot olarak yanlis ya da hatali feedback veriyor olamaz.

Mclaren 2015 sezonunun ilk grand prix’lerinde (yarışamayanlar hariç) açık ara en kötü takımdı. Sizce kendilerini toparlamaları ne kadar sürer?

Daha once Twitter’da yorumlarimda belirttigim gibi Honda’yi rakiplerinin ilk yilina gore basarisiz buluyorum. Bu cok net gorunuyor. Mclaren’in en buyuk sorunu da Honda. Arac da oldukca agresif, bu yuzden de bir cok dayaniklilik sorunu yasiyorlar. Toparlanmadan kastiniz puan barajina girmekse, sanirim Avrupa sezonu ortalari gibi bu konuda iyilesirler. Podyum icin normal sartlar altinda sezon sonuna dogru hazir olmaya baslayabilirler, bunun da garantisi yok. 3 sn fark kolay kapanmiyor. Mclaren icin 2015 pek parlak yil olmadi maalesef, 2013 ve 2014 gibi...

Fernando Alonso, tam da Ferrari’nin yeniden toparlandığı bir dönem takımdan ayrılarak McLaren’e gitti. Sezon başında geçirdiği kazayı da düşünürsek, İspanyol pilotun kariyerini nasıl görüyorsunuz? Tekrar şampiyonluk kazanabilecek bir konuma gelir mi?

    Acikcasi Alonso’nun kazasinin Massa etkisi yapmasindan korktum. Biliyorsunuz, Massa 2008’de sampiyonlugu son virajda kacirmasinin ardindan 2009’a da iyi baslamisti ve Macaristan kazasina kadar Raikkonen’i maglup etmisti. 2010’da geri donusunden itibaren eski formundan cok uzaklasmisti. Alonso’da da benzer bir durumdan korktum ama Alonso geldi ve kaldigi yerden devam ederek Button’i maglup etti Malezya’da. Alonso icin sorulacak sorulara cevap aslinda cok basit: Alonso’ya duzenli podyum mucadelesi veren bir arac verirseniz Alonso her zaman icin %110 performans verip sampiyonluk adayi olacaktir. Sabirli olursa 3.sampiyonlugunu alacaktir.
4  

    Red Bull, 2013’ün ardından istediğini alacak konumdan hızla uzaklaştı. Bunun sebebi olarak neyi görüyorsunuz ve takımın Formula 1’den ayrılma söylentileri ne kadar gerçekçi?

Aldiklari beddualar? :) Saka bir yana, Bunda bir cok sebep var. Adrian Newey dahi bir tasarimci, ancak her seyin bir siniri var, her basarinin bir sonu var. FIA Red Bull’un sebebi tam olarak belirlenemeyen teknik sirlarindan o kadar sikildi ve korktu ki, careyi ard arda teknik sinirlamalar yapmakta buldu. Newey de ozgurlugu ne kadar kisitlanirsa o kadar icine kapandigi icin, sonunda dayanamadi. Bu konuda problem yasayacaklarini da daha 2014 sezonunun basinda soyluyordu. Hala da bir cozum bulamadi, dahasi duzeltmelerinin zaman alacagi birden fazla problemleri var. Bir diger konu tabii ki Renault motoru. Hem dayaniklilik konusunda cok kotu, hem de guc olarak diger iki motor ureticisinin cok gerisinde. Haliyle bu iki problem Red Bull’un dususune sebep oldu. F1’den ayrilma soylentilerinin gercekci oldugunu dusunuyorum sahsen. Red Bull bir pazarlama takimi ve nasil ki sampiyonluk imajlarini guclendirdigi icin yatirimi artirdilarsa, basarisizlik da imajlarina olumsuz etki ettigi icin istikrarli bir sekilde kotu sonuclar alirlarsa birakip gideceklerini dusunuyorum.

Mercedes’te Nico Rosberg’in geçen yılki performansı, geçtiğimiz yıllarda Red Bull’da Webber-Vettel mücadelesi gibi bir noktadan sonra yok olur mu? Yoksa Rosberg her zaman Hamilton için en büyük tehdit olmaya devam mı eder?

Acikcasi bu konuda Hamilton 2014 sezonunun ikinci yarisinda ve 2015 sezonunda cevap verdi benim yerime. Hamilton motivasyon sorunu yasamadigi surece Nico Rosberg onun icin ciddi bir tehdit olmayacaktir.

      Kimi Raikkonen’in sizce 2015 son sezonu olur mu? Bu kararda takım içi savaşta Vettel’e yenilip yenilmemesi ne kadar etkili olur?

Bunun etkisi cok olur. 2015’den sonra Kimi’nin devam edip etmemesi iki degiskene bagli:

1.Performansi, Vettel’e karsi durumu
2.Takimin onun alternatifini bulup bulmamasi.

Eger Vettel’e karsi iyi bir mucadele ortaya koyarsa devam edebilir. Ben eminim ki Ferrari coktan alternatifiyle on anlasma yapmistir. Gerisi de Kimi’nin pist ustundeki sonuclarina kalmis. 2015’den sonra kalir mi? 50%-50% su an icin bence ihtimal.

2015 sezonunda sizi en çok heyecanlandıran takım ve pilot hangisi?

Buyuk bir geri donusun basrol oyunculari olduklari icin Ferrari ve Vettel.

Malezya GP’sinin kazanılmasının ardından Vettel-Ferrari ikilisinde haddinden fazla Schumacher dönemi göndermesi vardı. Bunun motivasyon olarak takıma etkisi ne olur?

Gorunen o ki buyuk etkisi olmus ve olmaya devam ediyor. Ferrari’de herkes basariya ac ve en ufak bir umut isigi tum Tifosileri ve takimi costurmaya yetti. Sebastian Vettel karakteri ve yetenegiyle bu liderligi ustlenebilir, su ana kadar da basariyla yapti. Devami gelecektir.

F1’in Türkiye yayınları 2015 yılında tam bir yılan hikayesine döndü. İlk iki yarış Tivubu’da yıllık anlaşma olmadan yayınlandı ve sezonun üçüncü grand prix’sine yaklaşırken de durumda pek bir değişiklik yok. Bu durum yeni nesil Formula 1 taraftarlarını nasıl etkiler? F1’in şifreli kanallarda yayınlanması yeni izleyiciler bulmayı zorlaştırır mı?

Kesinlikle zorlastirir. Eskiden F1’le ilgisi olmayan insanlar en azindan kanal degistirirken goz ucuyla bakar ve uc bes kelam ederlerdi. Sifreli kanallardan sonra o da kalmadi. Ustelik TV’de olsa izleyen ama olmazsa kendini kasmayan kitleyi de kaybettik. Su anda F1 fani olmak Turkiye’de saglam caba gerektiren bir sey. Sozun ozu, sifreli yayinlar sayesinde sadece en hasta kesim kaldi elimizde, potansiyel fanlarimizi ise kaybettik ve kaybedecegiz daha da...

Her zaman için çok erken ama bir o kadar da olmazsa olmaz bir soru; sizce 2015 yılında kim şampiyon olur?

Ben yine fikrimi Mercedes ve Hamilton’dan yana koyuyorum. Bu soruyu Haziran gibi tekrar sorun ve biraz daha gercekci bir cevap vereyim.

 Ferrari bu kadar gelisirken Williams yerinde mi saydi? Nasil geride kaldilar anlamiyoruz.

Williams konusu oldukca garip. Sezonun daha basinda bu kadar geri kalmalari asil problem. Ilerleyen yarislarda geride kalsalar gelisim yarisinda butce vs nedeniyle problem yasadilar diyebilirdik. Bu soruya iki sekilde cevap verebilirim. Gecen sezona gore herkes gelisim yapti, Williams 2 birim gelistiyse, Mercedes 4 birim gelisti, Ferrari 6 birim gelisti. Bu yuzden Mercedes Williams ile farki acti, Ferrari de Williams’i gecip Mercedes’e yaklasti. F1 bir gelisim yarisidir.  Suracikta iki dk kestireyim de dinleneyim deyip 2 dk goz kirpip actiginizda rakibiniz toz olup ucmus olabilir. Tek gozu acik uyumak gerekiyor!


Pilotlar tur bindirirken DRS kullanabilir mi?
Evet, pilotlarin tur bindirmede zaman kayiplarini minimuma indirmeleri icin bu serbest.

                

7 Aralık 2014 Pazar

Mclaren neyi bekliyor?

2014 sezonunun son bolumunde Sebastian Vettel’in Red Bull’dan ayrilacagini aciklamasiyla baslayan şok haberler bir süre sonra resmi Ferrari açıklamasıyla devam etti. Bu Alonso’nun Ferrari’den ayrılması demekti. Herkes şu anda Alonso’nun Mclaren’e gideceğini biliyor, asıl haberse Alonso’nun Mclaren’deki takım arkadaşı. Jenson Button mı, Kevin Magnussen mi, Stoffel Vandoorne mu? Mclaren neden hala Alonso’yu bile açıklamadı? Bu yazımda bu konuda gelen sorulara cevap vereceğim.

Mclaren 2012 yılında cok iyi bir araçla bitirdiği sezonda ufak güncellemelerle 2013’e girmek yerine radikal yenilikler yapmış ve neticede sürünerek sezonu tamamlamıştı. Bu da görevi boyunca herhangi bir varlık gösteremeyen Martin Whitmars’ın kovulmasına, efsane başkan Ron Dennis’in tekrar geri gelmesine yol açtı. Lotus’tan Eric Boullier transfer edildi, zaten hatalı yapılan Sam Michael transferi ise batışın ardından gönderilmesiyle son buldu.

Ron Dennis ve 2015 motor partneri Honda yeniden doğuşun riskli olduğunu bildiklerinden takıma bir süperstar getirmeleri gerektiğinin gayet bilincindelerdi. Bu yüzden de varlarını yoklarını ortaya koyup gridin bu konudaki en iyi opsiyonu olan Alonso’yu ikna ettiler. Takım arkadaşını ve Alonso’nun adını uzun süredir beklerken geçen hafta ilginç bir açıklama yapıldı, bu konudaki açıklama yönetim kurulu toplantısında görüşülüp açıklanacak dendi. Normalde böyle kararları takım başkanı verir ve yönetim kurulu önemli bir durum olmadıkça karışmaz. Yönetim kurulu işin içine giriyor, bunun temel olarak tek sebebi var. Takımdaki önemli hissedar ve yönetici başkan Ron Dennis’in diğer üyelerden farklı düşünmesi.
.
Bu konudaki durumu tam olarak anlamak için ortaklık yapısını bilmek gerekiyor. Ortaklık yapısı ve yüzdeleri şu şekilde:
·         Ron Dennis 25%
·         Mansour Ojjeh 25% (TAG Group)
·         Hamad bin Isa bin Salman Al Khalifa 50% (Mumtalakat Investment Company)

Duyumlara gore Ron Dennis Kevin Magnussen’i istiyor, diğer yönetim kurulu üyeleri hissedarlar Jenson Button’dan yana. Ron Dennis bu konuda elini güçlendirmek için geçen hafta Danimarka’da sponsor aradı ve Lego bu teklife hayır dedi. Normalde çoğunluk oyuyla şimdiye kadar Jenson Button kabul edilirdi ama Ron Dennis başka bir yatırımcı desteğiyle hisselerini %51’e çıkarıp söz sahibi olmak istediğini açıkladığı için diğer hissedarlar bu konuda teamüle uygun davranmıyor. Yani onun fikrini direkt olarak reddetmiyor.

Button’ı tercih etmek için 14 yıllık deneyimiyle Honda’nın gelişimine fayda sağlayacak olması, 2014’de hem sıralamalarda hem de yarışta Magnussen’i geçmiş olması, Alonso’nun tercihini ondan yana kullanmış olması, eskiden beri sponsorları cezbetmesi ve anlaşmanın 1 yıllık yapılacak olması sebebiyle gelecek sezon tekrar başka bir pilotu tercih edebilme avantajı söyleniyor.

Magnussen de çaylak sezonunda olmasına rağmen hızlı olduğunu kanıtlaması, çok genç olması sebebiyle uzun vadeli bir sözleşme yapılabilmesi, 2007 Hamilton örneğindeki gibi Alonso’ya baskı yapabilmesi ve Alonso’nun yanında tecrübe kazanacak olması gibi sebepler gösteriliyor. Tabii ki Button’a karşı maliyet avantajı yüksek, Magnussen’in 1.2 Milyon $ kazandığı tahmin ediliyor, Button onun 17 katı maaş alıyor, yani 20 Milyon $!



Takımın üçüncü pilotu Stoffel Vandoorne’un ise söylentilere rağmen bu kadar sebebin yanında GP2’deki başarısı hariç bir avantajı yok. O yüzden şansı da yok gibi. Son anda çok önemli paralı bir sponsor bulamazsa gelmesi zor görünüyor.

Şahsen Jenson Button’a hiç sempati duymasam da takımda kalması gerektiğini düşünüyorum. Kevin Magnussen çaylak senesinde başarılı oldu kabul ediyorum ama bu kesin tutulması lazım denecek kadar olmadı. Büyük pilotlar çaylak senelerinde veya rekabetçi araca sahip oldukları ilk senelerde güçlerini net şekilde belli ederler ve üstünlük kurarlar. Bunun için onlarca örnek var, Senna’ya, Schumacher’e, Raikkonen’e, Alonso’ya, Hamilton’a ve Vettel’e bakmak yeterli. Magnussen daha iyisini yapmalıydı. Başarısız oldu demiyorum, sadece Honda’nın geldiği ilk sene bu kadar risk varken Button’a tercih edilecek derecede başarı göstermedi diyorum.


18 Mayıs 2013 Cumartesi

6 soruda Mclaren-Honda birlikteliği


2011’den beri bir söylenti halinde dolaşan efsanevi Mclaren-Honda birlikteliğinin geri döneceği haberi hafta içinde yapılan açıklama ile kesinleşti. Mclaren 2015’den itibaren 18 yıllık Mercedes birlikteliğini sona erdirerek Honda ile motor tedarik anlaşması yaptı.
Honda aslında Ferrari ya da Mercedes gibi anılmasa da sporun en sadık üreticilerinden. Spora ilk girdikleri sene olan 1964’den bu yana geçen 49 senede birkaç sefer hariç sürekli oyunun içindelerdi. Dahası yol otomobilleri üretmeye başlamalarından sadece 4 yıl sonra soluğu Formula 1’de almaları da F1 algılarının şirketin DNA’larına işlediğinin göstergesi. Kısacası biz F1 fanları Honda’ya spora destekleri nedeniyle müteşekkir olmalıyız.

Honda 49 yıllık tarihinde bir çok başarı kazandı ancak bunlardan en çok akılda kalanı Mclaren ile oluşturulan ve bugünkü Red Bull egemenliğini solda sıfır bırakan Mclaren-Honda döneminde kazanılan başarılardı. Honda 1983’de Williams ile tekrar döndüğü sporda her yıl başarılarını artırdı ve nihayet 1987’de Piquet ile şampiyonluk kazandılar. 1988’de ise efsanevi Mclaren-Honda takımı pistlerde Senna ve Prost ile fırtına gibi esmeye başladı. 1988’de 16 yarışta 15 pole pozisyon ve 15 galibiyet kazandı takım. Kaçan o tek galibiyette de Senna tur bindirdiği bir rakibinin hatasıyla yarış dışı kaldı. 1988-1992 arasında 5 sezonda 4 şampiyonluk ve bir 2.lik kazandı takım. Kısacası müthiş bir performans gösterdi. Bugün Mclaren-Honda isimlerini yanyana gördüğümüzde heyecanlanıyorsak bunun sebebi bu altın yıllardı.

Şimdiyse Honda başarısız Bar-Honda ve Honda Racing günlerinden sonra ara verdiği F1’e Mclaren’le tekrar dönüyor. 6 soruda bu haberi irdeleyelim.
Honda neden spora geri döndü?

Motor üreticileri Formula 1’e sadece spor olsun diye girmiyorlar elbette. Asıl faaliyet alanlarına F1’den, F1’e de asıl faaliyet alanlarından know-how taşımaya çalışıyorlar. Eğer iki faaliyet kolu arasında bir bağ yoksa bu, marka için reklam çalışmasından öteye geçemiyor. Honda 2008 sezonu sonunda F1’den çıkarken kendi adına takım olarak sadece 1 galibiyet almıştı, o da olaylı ve yağmurlu bir Macaristan GP’sinde. Formula  1 otomobilinin tek parça anlamında en pahalı parçası olan motor da o dönemde halen de olduğu gibi 8 silindirli motordu ve bu Honda’nın yol araçlarında kullandığı bir teknolojı değildi.
Halbuki, 2014’de kullanılmaya başlanacak turbo şarjli V6 motoru Honda’nın zaten yıllardır ürettiği ve yol otomobillerinde kullandığı bir motor türü. Bu anlamda teknolojiye sahipken zaten yüksek bir tanıtım gücü olan F1’e girmemek pek de makul bir hareket olmazdı. Hele de spora tarihin en başarılı 2. takımıyla giriyorsanız buna sadece cherry on the cake denebilir.

2014’de Mclaren/Mercedes ilişkileri nasıl etkilenir?
Beklendiği kadar kötü değil, beklenmediği kadar da iyi değil. Nasıl yani? Şöyle ki, motor üreticileri sözleşmelerinde takımlara sadece motor vermekle yükümlü değil. Motor/aero/lastik değişkenleri birbirini etkilediğinden bu 3 yapı birbiriyle sıkı ilişkide bulunmak durumunda. Mercedes de Mclaren’e temel yükümlülüklerini bu çerçevede yerine getirecektir. Beklendiği kadar kötü değil ile kastettiğim bu.

Peki beklenmediği kadar iyi değil ne demek? Uzun süreli motor sağlama anlaşmalarında (ki Mclaren-Mercedes bunun en iyi örneğidir günümüzde) taraflar normalde olduğundan çok daha yakın çalışırlar. Ertesi yılın aracının temel yapısı konusunda görüş alışverişinde bulunurlar. Mclaren işte bu fazladan özel statüyü kaybedecektir. Ancak bu gözle görülür bir etkide bulunmaz.
Mclaren için bu bir risk mi?

Elbette spordan 5 yıl uzak kalmış bir takımın yeni bir motor üretmesi ve ortaya çıkan bu motoru kullanmak Mclaren için bir risk. Hele de diğer takımlar 2014’de motorları deneyip gerekli dersleri çıkardıktan ve 2015’de hataları düzeltilmiş motorlarla yarışırken. Mclaren büyük bir takım ve Williams’ın Cosworth ile yaşadığı benzer başarısız denemenin bir benzerini yaşamaya tahammülü olamaz. Burada muhtemelen Mclaren’İ rahatlatan konu Honda’nın turbo şarjli V6 teknolojisinde tecrübeli olması. Kısacası bu bir risk ancak alınmayacak bir risk değil.
Mclaren’in avantajı nelerdir?

Mclaren’in iki büyük avantajı var:
1.Motora yıllık 20 Milyon Euro ödemek yerine bunu cepte tutmak. Tabii ki Mclaren bu riski karşılıksız almadı. Honda’nın sporun en başarılı takımlarından biriyle dönüş yapmasının bir karşılığı vardı ve bunun da bedava motor sağlanması olduğu düşünülüyor.
2.Sadece kendisine çalışan bir motor sağlayıcısı bulmuş olmak. Hatırlarsak eğer, Honda özellikle 2008 konusunda bütçe konusunda çok bonkördü, o sezonun en yüksek harcamasını yapmıştı takıma. Benzer bir durum yaşanacaktır ve Mclaren de Honda’nın tüm kaynaklarını 2015’de kullanma lüksüne sahip olacaktır.

Eski günler geri gelir mi?
Buna imkansız demek doğru olmaz. Haber çıktıktan sonra pek çok kişi Mclaren-Honda’nın efsanevi kırmızı beyaz renklerini, Senna yıllarını hatırlayıp duygusallaştı. Bu çok normal. Ancak hem Mclaren, hem Honda, hem de Formula 1 çok değişti. Williams-Renault sporda yeniden buluştu ama beklenen sonuç gelmedi. Senna soyadı F1’e tekrar döndü ama ortaya çıkan sonuç sadece eski Senna severleri üzmeye yaradı. Yani F1 çok değişti ve nostalji araçları hızlandırmıyor.

O yılların ezici üstünlüğünü F1’de tekrar görmek imkansız değilse bile çok zor. FIA önce Ferrari’ye sonra Red Bull’a bu üstünlüklerini bozacak müdahalelerde bulundu son 10 yılda.
Bu ikili pekala şampiyon olabilir. Bugün Renault motorunun Ferrari ve Mercedes’ten daha güçlü olmadığını herkes biliyor ancak Red Bull şasisinde Renault motoru 3 yıldır şampiyon oluyor. 2009’da Mercedes motorlu Brawn şampiyon olurken Mclaren uzun süre süründü. Yani kısacası motor/şasi dengesinde şasi ezici bir farkla önde. Eğer müthiş günler geri gelecekse bunu Honda’dan çok Mclaren’den beklemek lazım.

Bir diğer konu da o yıllarda Mclaren-Honda’nın Senna ve Prost gibi iki efsane pilotu vardı. Şu andaki Button-Perez ikilisinin ellerinde Mclaren’in çok gelişeceğini ve ezici üstünlük kuracağını beklemek makul değil. Mclaren’in Hamilton gibi bir pilotu tekrar bünyesine katması gerekiyor. Kim bilir, belki bu isim Sebastian Vettel olur.

Honda’nın dönüşü spor için ne ifade ediyor?
Öncelikle daha önce de ifade ettiğim gibi Honda bu sporun sevdalılarından ve geri dönüşleri spor için muhteşem bir haber. Hele turbo motoru cazip bulmayan Cosworth’un gidişinden sonra F1’in 3 motor üreticisiyle kalması kötü bir senaryo olacaktı. Honda’nın tekrardan gelmesi hem 20 Milyon Euro’nun üzerine çıkan maliyetler nedeniyle maddi sıkıntı çekecek takımlara ilaç gibi gelecek(çünkü Honda muhtemelen en ucuz motor tedarikçisi olacak), hem de F1 eski bir müdavimini kazanacak.

Bir diğer Japon motor üreticisi Toyota’nın da spora tekrar dönüşünün  bu haberle tetikleneceğini düşünüyorum. Toyota turbo şarjli V6 motor üretiyor ve bu teknolojiye sahip. Zamanında F1’de başarı için ne kadar inat ettiklerini de biliyoruz. Onlar da Honda’yı dikkatle takip edip spora dönüş için fırsat kollayacaklardır. Umarım tahminim ileride doğru çıkar.

28 Haziran 2012 Perşembe

Sezonun gidişatı üzerine soru-cevaplar

1.Bu sene Redbull’un geçen yılki performansından uzak olmasını neye bağlıyorsunuz? Ya da geçen yıl puan alamayan pilotların bu sene podyum zorlamasını? (Mahmut Albayrak)

Sorunuzun iki bölümü var, ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Red Bull’un geçen yıl kullandığı en önemli silah egzoz beslemeli difuzor bu yıl yasaklandı, bu da takımın aşırı dominant yapısını yok etti. Dahası bu yılki lastik bileşenleri de takımın her ortamda hızlı olmasına engel oldu. Red Bull da yılın ilk bölümünde eski temposundan uzaktı. Ancak sihirbaz Adrian Newey takımda ve uyumuyor, önce aracın tabanında bir delikle aerodinamik kazanç fikrini buldu, o yasaklanınca şimdi de çift taban ile önemli ölçüde hızlanmış görünüyor.
Sorunun ikinci bölümüne gelince… Geçen yıl puan alamayan pilotların bu sene podyum zorlaması meselesi için biraz inceleme yapalım. Buradan kastınız sanırım Maldonado ve Perez. Bu iki pilotun da takımları Williams ve Sauber bu sezona çok iyi hazırlandılar ve hem takım yönetiminde, hem de araç tasarımında önemli değişiklikler yaptılar. Yani zaten doğal bir hızlanma var. Hatta bildiğiniz gibi Red Bull difuzor tasarımında Sauber’den etkilendi. İkinci olarak da lastik kullanımı artık küçük büyük takım ayrımından ziyade lastiğini iyi kullanan ve kullanmayan takım/pilot ayrımına gidilmesine neden oldu. Lastiğin yeniyse güçlüsün, aşınmışsa güçsüzsün. Bu da olmadık sonuçları görmemizi sağladı.

2.Schumacher'in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yaşadığı şansızlıklar olmasaydı şampiyonuk potasında olur muydu sizce? (Martin Eden)

Schumacher meselesini Talk Show’umuz #Formula1Meydanı’nda uzun uzun tartışmıştık. Schumacher’i çok uzun yıllardır takip ediyorum ve destekliyorum, onu da çok da iyi tanıyorum, sezonun bu dönemlerinde hala geleceğini çizmemiş bir Schumi’nin kalacağını sanmıyorum. Bana göre gelecek sezon yarışması çok düşük ihtimal. Eğer şanssızlıklar olmasaydı şu anda tahminen aşağı yukarı Rosberg puanında olurdu, bunu da şampiyonluk potası olarak nitelendiremeyiz. Bana göre efsane pilot 1 galibiyet ve belki birkaç podyumla ikinci baharını sonlandıracaktır.

3.Sezona en iyi başlayan pilotlardan biriydi Jenson Button, hem sıralama turunda hem yarışlarda bu kadar düşüş yaşamasını neye bağlıyosunuz ? Ayrıca lastiklere en iyi bakan pilot oldunu biliyoruz geçen yarış lastiklerim diğer pilotlardan 3-4 tur önce bitti diyordu bu Mclaren'in sorunu mu Jenson da mı problem var? (Sergen Topçu)

Jenson Button meselesini de yine Talk Show’da konuşmuştuk. Jenson’ın en büyük problemi aracın sıklıkla oversteer (arkadan kayma) problemi yaşaması. Tüm eski/yeni pilotlardan zaman zaman duyarız, bir pilotun hızlı olması için önce araçta kendini rahat ve güvende hissetmesi gerekiyor. Neredeyse tüm F1 pilotlarına bu tarz bir araç verdiğinizde galibiyet kazanabilirler. Ancak içlerinde bazıları istisnaidir ve kötü bir araçla da iyi sonuçlar alabilirler, örneğin takım arkadaşı Lewis Hamilton ya da Fernando Alonso, Michael Schumacher, Kimi Raikkönen gibi.. Jenson Button araçta kendini güvende ve hızlı hissettiğinde sonuç alabiliyor sadece, 2009 sezonu ve geçen yılki performansı buna örnek. Bu yüzden de iyi sonuçlar alamıyor bu yıl. Lastik kullanımına gelince... Eğer bir pilot aracında mutlu değilse ve problemlerle boğuşuyorsa, o esnada zaten lastiklerine mecburen bakamıyor ve olması gerekenden daha önce aşınmasına neden oluyor. Bu lastiklerine iyi bakmak meselesi normal şartlar için geçerli. Takım artık Button için daha köklü çözümler bulmalı, zira Lewis’e odaklanamamaya başladılar bu yüzden.

4.Fernando Alonso ve Felipe Massa ile Lewıs Hamilton ve Jenson Button arasındaki uçurum sadece araçlardan mı kaynaklanmaktadır. Mclaren in aracı sürüş tarzı olarak Hamilton a daha uygun?  Ferrari’de de mi durum böyle? (Fatma Yıldız)
Bu da güzel bir soru. İki takıma ayrı ayrı bakalım. Fernando Alonso Felipe Massa’dan yetenek olarak bir gömlek üstün olduğundan aynı araçla çok daha iyi sonuçlar alabilir. Ancak kendinizi takım yerine koyun, iki pilottan birine oynamak zorundasınız şampiyonluk için, bu tabii ki daha iyi olan Alonso üzerine olacaktır. O yüzden takım temel tasarım mantığını onun sürüş biçimine odaklıyor. Peki bu ne kadar bir fark yaratır? Beklediğinizden çok daha az! 2010’da araç Alonso için değil Massa’nın tarzı için üretilmişti, zira Alonso yeni gelmişti. O sezonda Alonso büyük fark attı takım arkadaşına. Massa’nın şu anki sorunları ağırlıklı olarak set-up ve lastikler üzerine. Brezilyalı pilotun geç fren yapan bir sürüş tarzı olduğundan şu anki lastiklerle boğuşuyor ancak önemli gelişme sağladığını söylemeliyim.

Button ile ilgili soruyu yukarıda cevapladım aslında. Her ikisinin de tarzına çok yakın diyemeyiz araç için, Lewis’e biraz daha uygun olabilir ama bu Ferrari’deki farktan bile çok daha az. Lewis asıl farkı yeteneği ile yapıyor.

5. Kubica’nın son durumu hakkında bilgi verir misiniz. Pistlere ne zaman dönebilir ya da dönebilir mi? (Adem Kara)

Kubica’dan aldığımız son bilgiler gizlenmek istese de zaman zaman ameliyatlar geçirdiği yönünde. Bazı mahalli go-kart ya da rally yarışlarına katılıyor. Şahsi fikrim F1’e tekrar dönmesinin çok çok zor olduğu şeklinde. Eğer bunu başarırsa da adaptasyonu kolay olmayacak.

6. Sam Michael'a ne kadar daha tahammül edebilir McLaren? Kendisinden sıyrılma ihtimalimiz nedir? Whitmarsh'i kısaca değerlendirir misiniz? (Elçin Meseli)

Sam Michael için daha ilk transfer haberi çıktığında Twitter’da ağır şeyler yazmıştım, aslında suçlu kendisi değil onu alan takımdı ve ben takıma giydirdim. Sam Michael Williams’ın neredeyse yeni takımlar seviyesine inmesine neden olan kişiydi ve transferinin hiçbir anlamı yoktu. Ne kadar tahammül edilebilir, elbette bu sezon beklenecektir. Sam Michael’ın görevi Sportif Direktörlük yani pist üstü aktivitelerinden sorumlu. Tasarımdan Tim Goss ve Paddy Lowe sorumlu. Mevcut duruma bakıldığından görüyoruz ki araç hızlı (tasarım iyi yani) ancak puanlar strateji ve pit yolunda kaybediliyor. Bu da başarısızlığın Michael’da olduğunu gösteriyor. Takım elbette bunu değerlendirecektir, ancak sözleşmesinin sonunu Mclaren’de göreceğini düşünüyorum Michael’ın. Bir başka deyişle Mclaren fanları üzülmeye devam edecekler.
Martin Whitmarsh çok saygı duyduğum spor adamlarından birisi. Gerçek bir centilmen ve bir lider. Ancak Ron Dennis’in bıraktığı yerin çok gerisinde devam ediyor. Bir lider olabilirsiniz ancak yöneticilik yönünüz eksikse sonuçlar alamazsınız. Sam Michael’ın bu denli kritik bir pozisyona gelmesi bir yönetim hatasıydı onun için. Bu hatasını nasıl telafi eder bilemeyiz, ancak şu bir gerçek ki Mclaren için son 13-14 sene potansiyel olmasına rağmen genelde başarısızlıkla geçti ve bunun ortadan kalkması için ciddi hamleler lazım. Whitmarsh da bunu acilen yapmalı, aksi takdirde ömrü uzun olmaz.

7.Bu sene kış testlerinden sonra en iyi gelişimi kim gösterdi? (Barış Şener)
Bu soruyu Cuma günü sorsanız Ferrarı derdim ama şu anda Red Bull’un bu soruya cevap olabileceğini düşünüyorum. Elbette Ferrarı çok geriden gelerek kendini buldu ancak Red Bull da Valencia’da bulduğu farkla geçen yılı hatırlatan performanslar sergiledi. İki takımı eşit görüyorum gelişim hızı konusunda. Red Bull elbette şu anda daha hızlı, onu belirtmek lazım.

8. Metin Bey herşey bu kadar birbirine yakınken sezon sonunda kim şampiyon olur, sizin fikriniz nedir ? (Pınar Karabiber)
Sezon hakikaten ilginç şekilde ilerliyor. Herşey gerçekten çok yakın, lastikler hala çok büyük bir faktör. Bu konuda uzun bir yazı ile kim neden ne olur yazmak istiyorum, şimdilik sadece tahminimi açıklayayayım, genel pilot performansı ve takımların gücü dikkate alındığında Alonso’nun en güçlü aday olduğunu düşünüyorum. Daha sonra Vettel ve sonra da Lewis geliyor. Eğer Ferrarı Avrupa sezonunda önümüzdeki 3 yarışta en az 1 galibiyet ve 1 podyum alamazsa Vettel daha güçlü hale gelebilir. Şayet şu anki puan durumuyla Avrupa sezonu biterse Alonso artık zirveyi bırakmaz.

9.Red Bull egemenliği yine mi başlıyor? Tempolara korkutucu derece de hızlıydı Valensiya da.(Talha Yıldız)
Valencia’da gerçekten korkutucu derecede hızlıydı Red Bull, özellikle de Vettel’in elinde. Ben Red Bull egemenliği diyemesek de şu anki farkın az çok korunacağını düşünüyorum, en azından 2-3 yarış daha. Özellikle Almanya ve Macaristan’da çok iyi olacaklar. Macaristan’da Ferrari ve Mclaren Red Bull’a daha yakın olacaklardır. Getirdikleri çift taban yeniliği hızlarını önemli ölçüde artırdı ancak bu görünen şey olabilir, belki de egzost güncellemesi onların hızının asil kaynağı olabilir. Sorunun cevabı 2011 egemenliği gibi olmasa da Red Bull liderliği şu an için net olarak aldı gibi. Ama Formula 1 bu, karşıda da Ferrarı ve Mclaren var ve onların da eli armut toplamıyor, savaş devam edecek!

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Türkiye GP'den yansıyanlar

Yazımda Turkiye GP’yi tur tur değerlendirmek yerine önemli bulduğum konulara ilişkin fikirlerimi yazacağım. Yarışa ilişkin ekstra sorularınız olursa Twitter ya da Formspring hesaplarıma iletebilirsiniz.


Red Bull nereye gidiyor?

Red Bull Racing şu ana kadar orta downforce seviyesine sahip pistlerde üstünlüğünü kanıtladı. Önce Çin’de, şimdi de Türkiye’de kısmen düşük downforce gerektiren virajlarda da performansını gösterdi. Düşük downforce pistlerinde geçen seneki gibi problem yaşayacağını gösteren bulgulara rastladık dün. Özellikle düzlük hızında Mercedes ve Ferrari motorlarına göre geride kalmış göründüler. Ciddi fark yapmalarını beklediğim 8.virajda özellikle Ferrari’ye yakın ve hatta bazen daha yavaş göründüler. Belki de sene başından beri en güçlü performanslarını Barcelona’da gösterecekler, tabii ki diğer takımlar ekstra şeyler yapmazlarsa.

Red Bull ve pit stopları

Dün yayında sık sık dikkat çekmeye çalıştım, Red Bull pit stoplarını maksimum 3,6 saniyede tamamlıyor, 3,1 saniye süren pit stopları bile oldu. Ferrari ve Mclaren pit stoplarında 4 saniyenin altına düşemiyorlar. Zaten çok hızlı olan RB7 bu anlamda da daha hızlı olunca 4 pole pozisyon ve 3 galibiyet kaçınılmaz hale geliyor. Pit stopların daha da önem kazandığı bu günlerde diğer takımların Red Bull’un pit stoplarını yakından incelediği kesin. Son cümle olarak şunu söyleyeyim: RB7’nin hızının tek kaynağı Adrian Newey değil, komple bir takım başarısı var ortada. Christian Horner’a tebriklerimizi gönderiyoruz buradan.

Mark Webber neler yapıyor?

Mark Webber ayrı bir tartışma konusu. Bana göre kötü performansta bu senenin en büyük sürprizi. Bu sene takım arkadaşını ne sıralamada, ne de yarışta hiç geçemedi. Toplam 228 turun 228’inde de Vettel’den geride kaldı. İtalya’dan beri sıralamada Vettel’i hiç geçemedi. Geçen yılın şampiyon adayı bir pilotun bu halde olması kabul edilir değil. 18’den başlayıp 3’e çıkmak, geri düşüp tekrar pozisyonunu kazanmak bir RB7 sürücüsü için açıkçası beni etkilemiyor, Seb’i geçmeye başladığında beni etkiler.

Ferrari ve Alonso

Ferrari hızını tekrar kazanmaya başlamış görünüyor. Alonso dünkü yarışta ortalama bir start sonrası Webber’in arkasına yapıştı ve DRS sayesinde geçmesi zor olmadı. Ortalama diyorum çünkü hala Ferrari’nin startlarında bir problem olduğunu düşünüyorum. Rosberg’in çıkışıyla Alonso’yu karşılaştırın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Alonso’nun yarış içinde attığı turlar kesinlikle beklenenin çok üzerindeydi. Aerodinamik gücü sınayan S2 ve 8.virajda çok iyi görünüyorlardı. Genel tur performansında da Red Bull’dan da 0,5 saniye yavaş olduğunu düşünüyorum. Bu farkın da esnek kanada işaret ettiğini düşündüğümüzde Ferrari’nin oyuna geri dönmesi İspanya’dan itibaren başlayacak gibi.

Takım %50 ölçekli rüzgar tünelinden %60 ölçeğe geçince simülasyonların gerçeğe uymadığı sonucuna vardı. Toyota’nın Köln’deki çok gelişmiş %50 ölçekli rüzgar tüneliyle kendi rüzgar tünellerini karşılaştırınca sonucu aşağı yukarı buldular. Takıma gereken morali de Alonso dün bulunca sezona daha da iştahlı saldıracakları kesin. Podyumu beklemediklerini yarış sonrası ellerine geçen ilk çikolatayla podyumu kutlamalarından anlıyoruz. Durum kırmızı garajda daha iyi görünüyor.

Mclaren’de kara gün

Geçen yılın İstanbul galibi Mclaren’de İstanbul tam bir kabus şeklinde geçti. Antrenmanlarda Mercedes’ten geri kalmalarının haricinde yarışta tempo sorunları da yaşadılar, pit stop problemleri de meseleye tuz biber ekti. Pit stop problemi sadece asıl farkı gölgeledi, Ferrari’den 40 saniye geri kalmalarının 15 saniyesi pit stop problemi olsa diğer 25 saniyesi de tur başına 0,4 saniye yavaşlığı ifade eder, ancak bunu Çin’de kazanmış takım için açıklayamazsınız. Mclaren elbette Ferrari’den bu kadar yavaş değil, görünen o ki hafta sonunda set-up çalışmaları doğru biçimde yapılamamış. Mclaren bu yarışı unutup İspanya’da tekrar geri dönecektir.

Button için yapılan 3 pit stop planı da aslında yapılabilecek en mantıklı şeydi. 4 pit stop için agresif bir tarz gerekiyordu, Button’da bu yoktu, ancak lastikleri yiyip bitiren İstanbulpark asfaltında da 3 pit stopun az olduğu ortadaydı. Böyle günlerde bitirebileceğiniz maksimum noktada bitirip günü unutmaya çalışırsınız.

Mercedes neden yavaş kaldı?

Yarış sonrası birkaç kişi Mercedes’in antrenmanlardaki hızının neden yarışa yansımadığını sordu. Ross Brawn aslında sorunun cevabını bir nebze verdi, yayından sonra da biraz bahsetmiştim bu konuya. Cumartesi günü gördük ki Mercedes lastiklerini Ferrari ve Mclaren’den daha çabuk ısıtabiliyor. Ayarlar da bu yönde yapılmıştı. Halbuki yarışta bu hızını koruyamadı, tek turda korumuştu, aynen sıralamada olduğu gibi, ancak turlar ilerleyince yavaş tempo düştü ve RBR-Ferrari ikilisinden 1 saniye daha yavaş bir tempo yakaladı. Türkiye antrenman ve sıralamaları takımın pozitif bir ivme yakaladığını gösteriyor, ancak daha alınacak çok mesafe var. Takımın sıralama ayarları yapması Mercedes GP hayranlarını yanıltmasın.

Schumacher’in yavaşlığı Alman pilotu yavaş yavaş ümitsizliğe itmeye başladı. Yarış sonrası demeçlerinden bunu anladık. Her ne kadar kontratımın sonunu göreceğim dese de, Avrupa sezonu sonuna kadar podyuma çıkamazsa efsane pilotun 2011’de bırakacağını düşünüyorum.

DRS meselesi
İstanbulpark geçişler konusunda son yılların belki de en bereketli yarışı oldu. Yayında bunun gereğinden fazla suni göründüğünden bahsetmiştik. Yarış sonrası da gazetecilerden ve takım patronlarından aynen bu yönde onlarca demeç okuduk. Gerçek böyle mi?

Öncelikle pistte yanlış saymadıysam 5 farklı noktada geçiş oldu, bu anlamda konunun sadece DRS’ye bağlı olmadığını söyleyelim. Özellikle lastik aşınma dereceleri de bunda etkili, Webber’in Alonso’yu dıştan geçişinde sebebin DRS’den çok lastik aşınması olduğu ortadaydı. Pistimiz de bu yeni dönemde yıldızlaşan pistlerden birisi olacak.

DRS’nin 12.viraj öncesinde yol açtığı geçişlerse biraz suniydi. Normalde iki pilot arasında performans farkı 0,5 sn’den fazlaysa pozisyonunu kaybeden pilotun ertesi turda pozisyonunu geri alamaması gerekir. Oysa ki İstanbulpark’ta DRS bunun tersini yaptı. Bu da geçişlerin suni görünmesine neden oldu. Dün de dediğim gibi ileriki yarışlarda DRS alanının kısaltılması sonucunu görebiliriz, belki bu tam kararında bir geçiş lezzeti bırakır damaklarımızda.

İspanya’nın uzun start finish düzlüğünde yine bol geçiş göreceğimizi düşünüyorum. Yeni bir karar çıkmadan tadını çıkaralım biz de…

8 Eylül 2010 Çarşamba

Hamilton ve Webber birinci pilot ilan edilmeli mi?

Soru: Belçika yarışının ardından McLaren ve Red Bull'un bir yol ayrımına geldiği fikri oldukça yaygın. McLaren bunu açık açık zaten yapmayacaktır ama acaba Red Bull ne yapacak? H. Marko'nun söyledikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Soran: NarcissaLoren, 8 Eylül 2010

Bu konuda alınacak aksiyonlar şampiyonu belirleyecek, bu çok net. İki takımı ayrı ayrı değerlendirmek istiyorum, uygulayacakları politika ve sonuçları ile ilgili. Mclaren ile başlayalım.

Mclaren takımı tarihi boyunca iki güçlü pilotu olduğu dönemlerde tek pilot desteklemeyi pek yapan bir takım değil. Ancak pilotlarından birisi diğerine göre güçlüyse örtülü de olsa tek pilot desteklemeyi tercih ediyor. Son 15 yıla baktığımızda önce Hakkinen sonra Raikkonen'in yanında Coulthard ikinci pilot olmuştu. Montoya'nın durumu karışıktı. Hamilton ile Alonso arasında net bir güç farkı olmadığından iki pilot son yarışa kadar yarıştı, hatta sezonu aynı puanda bitirdiler. Ertesi iki sezon da bariz hızlı Hamilton Kovalainen'e karşı desteklendi. Bu sezon ise iki dünya şampiyonu pilotu olan takım ikisi arasında destekleme tercihi yapmadı. Ancak Spa sonrası Button geride kaldı ve şampiyonluk için takım Hamilton'ı desteklemek ya da yarışmalarına izin vermek arasında bir tercih yapmak durumunda. Ne yapacaklar?


Lewis Hamilton - İkinci şampiyonluk peşinde

Bana göre Mclaren Monza'da temkinli biçimde Hamilton'dan yana kullanacak avantaj tercihlerini. Pit stop tercihleri, lastik tercihleri ve antrenman simülasyonlarında Hamilton'ın avantajı ciddiyetle takip edilecek. Temkinli kelimesini özellikle kullandım, Button'ın ciddi bir zarar görmemesine özellikle dikkat edecekler. Asıl destek kararını Monza sonrası alacaklardır. Eğer Monza sonucunda Hamilton farkı açarsa basına açıklamasalar da Button'a bu durumu açıklayacaklardır. Basına bu durumun açıklanması da matematiksel olarak Button'ın şampiyonluk şansı mucizelere kaldığında yapılacaktır. Bu konuda büyük bir sıkıntı yaşamayacaklar çünkü Jenson Button takım emirlerine karşı olan bir pilot değil, bunu açıklamalarından anlayabiliyoruz. Ayrıca geçen yıl Brawn takımında açık biçimde Rubens'e karşı desteklenmişti. Aynı şeyin Lewis'in de başına gelebileceğini ve bu durumda kendinin destekleneceğini bilecek kadar olgun bir pilot.

Gelelim Red Bull'a... F1 Kulübünde birkaç defa Red Bull hakkında yorum yapmıştım. Formula 1'de efsane ve büyük takım olmak yıllar alıyor, birçok iyi kötü tecrübe yaşıyorsunuz ve neticede doğru kararları almayı öğreniyorsunuz. Formula 1'de 6.sezonunu geçiren Red Bull takımı bu anlamda hala junior görünümünde. Özellikle bu yıl pilot yönetiminde yaptıkları toy hareketler RB6 canavarına sahip oldukları halde pilotlar şampiyonasında lider olmamalarının en büyük sebeplerinden biri. İstanbulpark'ta Vettel'in çocukça ve komik kamikaze dalışından sonra anında Vettel yerine Webber'i suçlamaları, daha sonra hatalarını anlayıp tükürdüklerini yalamaları, Vettel'e Webber'in ön kanadını vermeleri ve nihayet Helmut Marko'nun son açıklaması... Evet, takım hala junior kararlar alıyor, junior açıklamalar yapıyor.


Mark Webber - Takım arkadaşını açıkça mağlup etse de o üvey evlat...

Red Bull'un şu anda yapması gereken şey aynen yukarıda Hamilton'a yapılacağını düşündüğüm şey olmalı. Örtülü şekilde Webber'in avantajı gözetilmeli. Fark açıldıkça da Webber desteklenmeli. Peki Red Bull ne yapacak? Bana göre Red Bull takımı 2012 sonuna kadar kontratına sahip oldukları F1'in yeni yıldızı Vettel'i küstürmemek ve kaçırmamak için Webber'i açıkça desteklemeyecek. İki pilot yarışmak için özgür bırakılacak ve hırslı Vettel Webber'den puan çalacak. Vettel puan çaldıkça da Webber'in resmen desteklenmesi zorlaşacak ve takımın şampiyonluk şansı Mclaren'in hata yapmasına bağlı olacak. Mclaren de bu amatörlüğü yapmayacağı için şampiyonluk muhtemelen Mclaren'e gidecek.

Red Bull gibi üretici olmayan ve bu tarz şansları devlerin arasından sıyrılıp kolaylıkla bulamayacak takımların böyle fırsatları kaçırmamaları gerekiyor. Bu konuda da birebir örneği neredeyse aynı durumda olan Brawn GP'nin 2009 politikasına bakabilirler. Bir yönetim dehası olan Ross Brawn bu şansı kaçırmadı ve Button ile şampiyon oldu. Her ne kadar doğru bulmasam da eğer 2009 İspanya'da Rubens'in elinden galibiyeti alıp Jenson'a hediye etmeselerdi ve sezonun ilk bölümünde takdir haklarını Jenson'dan yana kullanmasalardı Brawn takımı sadece hatıralarda kalırdı ve ilk sezonundaki galibiyet başarılarıyla anılırdı. Oysa ki onlar şampiyonluk için yollarını farklı çizip tarih yazmayı tercih ettiler. Red Bull'un da elinde bu şans var şu anda. Kullanmayacaklarını düşünsem de var...