10 Şubat 2011 Perşembe

2011'de 1.pilotlar

Formula 1'de 1.pilot / 2.pilot tartışmaları neredeyse sporun başından beri var, zaman zaman alevlendi, inanılmaz para cezalarına neden oldu, 2002 Avusturya ve 2010 Almanya GP gibi gündemi çok uzun süre işgal etti. Takımlar eskiden bunu açık şekilde belli eder ve ona göre davranırlardı. Takım emirlerinin yasaklanmasıyla konu maskelemelerle de olsa devam etti. Ta ki, 2010 Almanya GP'sinde Ferrari Alonso'nun kazanması için Massa'ya "Felipe, Fernando is faster than you, can you confirm that you understand?" diyene kadar. Ferrari Dünya Motorsporları Konseyi'ne şikayet edildi, cezası onandı ve artırılmadı, yıl sonunda da FIA takım emirlerini serbest bıraktı.


Şu anda gridde hiçbir takım "bizim birinci pilotumuz şudur" diyerek bir belirlemede bulunmadı. Ferrari ve Red Bull'un da içinde bulunduğu birkaç takım ise pilotlarının 2011'e eşit başlayacağını söylediler. Peki gerçek bu mu?

Bu yazıyı bugün başlayan Jerez testlerinin pilot sırasını görünce yazmaya karar verdim. Önce önemli gördüğüm takımlardaki sırayı vereyim, sonra yorumlayacağım.

Red Bull

Perşembe: Mark Webber
Cuma: Mark Webber
Cumartesi: Sebastian Vettel
Pazar: Sebastian Vettel

McLaren

Perşembe: Lewis Hamilton
Cuma: Jenson Button
Cumartesi: Lewis Hamilton
Pazar: Jenson Button

Ferrari

Perşembe: Felipe Massa
Cuma: Felipe Massa
Cumartesi: Fernando Alonso
Pazar: Fernando Alonso

Mercedes GP

Perşembe: Nico Rosberg
Cuma: Michael Schumacher
Cumartesi: Michael Schumacher
Pazar: Nico Rosberg

Williams-Cosworth

Perşembe: Pastor Maldonado
Cuma: Pastor Maldonado
Cumartesi: Rubens Barrichello
Pazar: Rubens Barrichello

Sauber

Perşembe Sergio Perez
Cuma: Sergio Perez
Cumartesi: Kamui Kobayashi
Pazar: Kamui Kobayashi

2010'da eşitliği gerçekten koruyan iki takım Mclaren ve Mercedes GP sırayı pilotlarına birer gün değişmeli olarak belirlemiş. Geçen yıl Fernando'yu destekleyen Ferrari, Vettel'i destekleyen Red Bull, çaylak pilotları olan Williams ve Sauber 2.pilotlarına ilk iki günü, 1.pilotlarına da son 2 günü vermiş. Bu bir tesadüf mü?

Bence değil.

Eğer takım başkanı ya da pist üstü aktivite sorumlusu olsam, bir test seansında pilotların dağılımını aynen Mclaren ve Mercedes gibi her gün değişecek şekilde yapardım. Böylelikle ayarları daha sorunsuz test eder ve her iki pilotun her ayara tepkisini ölçerdim. Ferrari, Red Bull, Williams ve Sauber ilk iki günü genelde uygun ayarları bulmak için, aero güncellemelerini test etmek için yoğun değişikliklerle geçirecek, son iki günü de bu ayarları büyük ölçüde bitirmiş olarak 1.pilotlarıyla yarış ve sıralama performanslarını test etmeye ve genelde lastik testlerine ayıracak. Yani daha da açığı, 2.pilotlarını biraz angaryada kullanacaklar. Yalnız, Red Bull ve Ferrari bu durumu bu kadar sert ve açık şekilde yapamayacak, Williams ve Sauber aynen böyle yapabilecektir.

Söylediğim gibi bu seçimler bana göre tesadüf değil, gayet bilinçli. Haklı mı haksız mı, onu da Bahreyn'de göreceğiz....

10 Aralık 2010 Cuma

Ferrari'nin 2011 performansı ve 2011 güç dengeleri

Soru: Seneye Ferrari takımının en güçlü ve en zayıf yönleri neler olabilir? 2011 takımları ve güç dengeleri hakkında görüşleriniz nelerdir, Mercedes Gp şampiyonluğa ortak olabilir mi?


Ferrari'nin seneye nasıl bir paket üreteceğine dair bilgilerimiz çok sınırlı, bu konuda sanırım bilgi sahibi olsaydım büyük takımların takibinde olurdum, bilgileri ele geçirmeleri için. :) Ancak Montezemelo'nun büyük bir değişiklik yok demesinden yola çıkabiliyoruz. Takım muhtemelen artık sene sonunda RBR'ye göre yavaşlığının nedenierini buldu ve buna uygun bir araç üretecek.

2011'de en önemli değişiklik çift katmanlı difüzör ve F-kanalın yasaklanması. Bunlardan çift katmanlı difüzör bütün takımları etkileyecek, çünkü difüzör downforce'un en önemli yapıtaşlarından biri. Geçen yıl çoğu takımın hazırlıksız yakalanması sonrası bu sene araçlar çift katmanlı difüzöre göre tasarlanmıştı. Bu yıl yasak sonrası herkes aracını bu doğrultuda revize edecek, Ferrari de aynı şekilde.

F-kanal ise Mclaren'in buluşuydu ve diğer takımların çoğu bunu kopyaladılar. Ferrari de kopyaladı. F10 lansmanı yapıldığında F-kanal yoktu, dolayısıyla Ferrari'nin F-kanaldan geri dönüş yapması çok zor olmayacak. Bu anlamda Mclaren'in işi daha zor.

Ferrari'den neler bekliyorum? Eğer Mclaren'den gelen Pat Fry birşeyleri değiştirmezse Ferrari'nin 2011 aracı:

-Blown difüzörlü
-Uzun dingile sahip
-Hızlı virajlara göre tasarlanmış (RBR asıl hedef olacaktır)
-Yarış performansı sıralama performansından daha iyi
-KERS'e sahip

bir araç olacaktır.

Takım olarak güçsüz olacağı bir yön olduğunu düşünmüyorum. Bu yılın en zayıf halkası Felipe Massa için Pirelli daha olumlu olacak bana göre, bu yüzden takıma daha fazla puan kazandıracaktır. Kazandıkça da özgüveni geri gelecek. Fernando Alonso'nun da bıraktığı yerden devam etmekle kalmayıp daha da güçlü olacağını sanıyorum.

Teknik ekip sessiz sedasız oldukça güçlü bir hal alıyor Ferrari'de. Takım İtalyan saplantısından kurtulup diğer takımlardan güçlü kişileri transfer ediyor, bu yüzden sezon öncesi ve sezon içi gelişim daha etkili olacak seneye.

Domenicali yönetiminin önceki yıla göre daha da iyi bir yönetim gösterdiğini de eklemek lazım. Her ne kadar eski yönetimleri mumla aratsa da gelişim takım adına bir avantaj.

Zayıf yönler olarak aklıma gelen tek şeyi Montezemelo da ifade etti, kuralların (özellikle arka kanat) takımlar tarafından farklı yorumlanması ve kurallardaki açık tarafları kullanan takım ya da takımların aerodinamik olarak öne çıkma ihtimali. Bu durumda geri dönüş pek kolay olmayacak, çünkü sezon içinde bu konuda değişiklik yapma ihtimali yok denecek kadar az.

2011'de Güç Dengeleri

2011 yılında F-kanal ve Çift Katmanlı Difüzör'ün yasaklanması, Pirelli'nin gelişi ve KERS'in dönüşü önemli ve büyük değişiklikler. Bunlardan F-kanal ve Çift Katmanlı Difüzör değişikliği Mclaren'in aleyhine. Çift Katmanlı Difüzörü herkes değiştirmek zorunda, o yüzden öyle ya da böyle seneye tasarım konseptleri değişecek.

Pirelli'nin gelişi de hem pilotları hem takımları etkileyecek. Yapılan ilk testte Ferrari ve Red Bull fena görünmedi. Mercedes de önlerdeydi. Ancak bunlar hiç dikkate alınacak rakamlar değildi. Hem Pirelli hamurlarını revize edecek, hem de kullanılan araçlar eski araçlar. Şu takıma uyar bu takıma uymaz diyemem, sadece şunu bilirim, lastik konusu gelecek senenin şampiyon pilotunu ve takımını belirleyecektir, bu kadar kritik.

KERS de yine kritik bir konu. En son kullanıldığı 2009'da sistem takımların bazılarında mevcuttu, çoğunda da mevcut değildi. Bu yüzden net bir fikir yürütemeyiz. 2009'da sistemi taşımak ağırlık nedeniyle bir dezavantajdı, ama 2011'de bu olmayacak ve sistemi araçta taşımanın dezavantajları ortadan kalkacak. Kim ne derse desin Ferrari ve Mclaren KERS konusunda 1-0 öndedir.

Tüm bunlara bakarak Ferrari, Mclaren ve Red Bull'un aynı şekilde hızlı olacağını düşünüyorum. RBR'nin yine en hızlı araç olma olasılığı çok yüksek. Mclaren ve Ferrari dersine çok iyi çalışmak zorunda. Ferrari'de yılın ikinci yarısındaki hız, KERS ve çok çalışkan olan Fernando Alonso artılar. Mclaren'de iki şampiyon, sene sonundaki hız ve Whitmarsh'ın başarısızlık paniği artılar. RBR için Newey'i söylememe gerek yok sanırım.

Peki Mercedes GP? En büyük artıları Mercedes'den gelen yüksek bütçe ve 2011 aracına çok önceden başlanması. Süper hızlı Rosberg ve önüne bir takı koymanın bile gereksiz olduğu Schumacher sayesinde aracı geliştirmek zor olmayacak. Tüm bunları bir araya getirme yeteneği herkesce bilinen Ross Brawn ise kilit adam olacaktır. Mercedes GP bana göre seneye en azından podyumda olacak güce sahip, kazanabilen bir takım olacak. Şampiyonluk mücadelesi verip veremeyeceği de Avrupa sezonundan önce belli olacaktır.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Massa'nın 2011 performansı ve KERS'in dönüşü

Soru: Seneye Ferrari'de pilot değişikliği gözükmüyor gibi. Fernando bu performansıyla devam edebilir ama sizce Felipe Massa neler yapar?
Soran: Kthnulsy, 15.11.2010

Felipe Massa için 2011 yılı Ferrari'de kalma/gitme kararının verileceği sene olacak. 2010'da Alonso'nun net bir şekilde arkasında kalan Brezilyalı Schumacher zamanında bile takım arkadaşına bu derece mağlup olmamıştı.

2010'da temel problemi lastik ısıtmaydı, özellikle sert lastikleri hem sıralamada hem de yarışta kullanamayınca bir varlık gösteremedi. 2011'de lastikler açısından tek değişiklik Pirelli'nin gelişiyle beraber hamurların farklılaşması olacak. Eğer lastik hamuru karışımı Felipe'nin lehine olursa kazanan günlerine dönecektir. Ancak Alonso'yu geçebileceğini yine düşünmüyorum.
Şahsi fikrimi soruyorsan Massa için 2011'in birazcık iyi ama yine de bu seneki gibi sönük geçeceğini düşünüyorum. Herşey lastiklere adaptasyonuna bağlı.

Eğer bu seneki gibi başarısız olursa ve Ferrari'ye Takımlar Şampiyonasında değerli puanlar kazandıramazsa menajeri Nicolas Todt'a teşekkür edilecektir ve diğer pilotu Jules Bianchi'yi geliştirmesi istenecektir.

Robert Kubica, Sebastian Vettel ve Nico Hulkenberg Ferrari'nin 2012 gündemini oluşturacaktır bu durumda.

Soru: KERS sisteminin geri dönüşü hakkında ne düşünüyorsunuz? Bunun F1'e bir yararı olacak mı? Şahsi görüşüm olmayacagı yonunde cunku mucadeleyi kısıtlıyor bana gore.
Soran: belirsiz, 25.11.2010


KERS sisteminde FIA ve takımların ısrarcı olmasının sebepleri var. Formula 1 dünyası uzun süredir spordaki teknik öğrenimlerin yol araçlarına da aktarılması gerektiğini savunuyor ve bunun için özel programlar ve departmanlar oluşturuyor. Özellikle Ferrari, Renault ve BMW'nin bu konuda fazlaca örneği var. Bu üçü içinde de Ferrari'yi ayırmak lazım. Zaten spor araçlar ürettiğinden performans için Formula 1 kazanımlarını oldukça fazla kullanıyorlar.

KERS de ilk gündeme geldiğinde takımlardan karşı çıkan olmadı. Özellikle de motor üreticileri buna sıcak baktılar. Ancak Ferrari ve Mercedes bunun 2009'da değil de 2010'da başlatılmasını istemişlerdi. Sistemi hazırladığını ve bu yüzden öne geçeceğini düşünen, diğer takımların isteksizliğini görünce ısrar ederse onların zaafından faydalanacağını düşünen BMW'nin "şark kurnazlığı" nedeniyle sistem 2009'da başlatıldı. Ancak evdeki hesap çarşıya duymadı ve BMW tek kelimeyle "çöktü". Mclaren ve Ferrari ise sistemi tüm sene kullandılar. Hatta Ferrari performansının çok kötü olduğu 2009 senesinde KERS sayesinde önden fazla kopmadı ve yine KERS sayesinde Spa'da sezonun tek galibiyetini kazandı.

2010'da takımlar hazır olmadığından yönetmelikte olsa dahi FOTA sistemi 2010'da kullanmama kararı aldı. Şimdi de 2011 için tekrar gündeme geldi ve seneye kullanılacak.

Ben iki sebeple KERS'e sıcak bakıyorum:

1.Enerji geri dönüşümü F1'de kullanıldıktan sonra ileride yol araçlarına aktarılabilir, bu da F1'in "halka inmesi" anlamına geldiğinden popülaritesini ve faydasını artırabilir.

2.Zaten açığa çıkan kinetik enerjinin tekrar kullanılması söz konusu olduğundan gayet düz bir mantıkla bunun "israfı" önlediğini düşünebiliriz. Elbette bu su ya da elektrik israfı gibi değil, kastettiğim de bu değil. Açığa çıkan enerjinin tekrar kullanılması fikri ileride Formula 1 teknolojisinde farklı bir çok gelişime ilham verebilir.

2009'da sistem takımların bazılarında mevcut bazılarında mevcut olmadığından sistem yarışları sıkıcı hale getirmişti ancak 2011'de durum böyle olmayacak ve sistemlerin iyi çalışması ve yarış içinde doğru zamanda kullanım gibi konular sorgulanacak, burada yaşanan başarısızlıklar ve eşitsizlikler de yarışlara keyif getirecektir. Ayrıca 2009'da getirdiği ekstra ağırlık problemi 2011'de olmayacak ve sistemi araçta taşımanın dezavantajları ortadan kalkacak.

Umarım düşündüğüm gibi KERS F1 teknolojisinde yeni ilhamlara ve yeni gelişmelere yol açar.

18 Kasım 2010 Perşembe

Abu Dabi'de "kırmızı" hüsran

Formula 1'in en efsane sezonu yine efsane bir sonla bitti. Son yarışa girilirken puan cetvelinde üçüncü sırada yer alan Sebastian Vettel harika bir sezon sonu performansıyla şampiyon oldu. Bu yazıda biraz Abu Dabi GP'sinde olanlara değineceğim, özellikle Ferrari açısından.


Fernando Alonso Abu Dabi GP'sine gelinirken şampiyonluk favorisi olarak görülüyordu. Cumartesi günü sıralamalarda üçüncü sırayı aldığında bu ihtimal daha da güçlendi. Yapması gereken tek şey iyi bir startla pozisyonunu korumak ve bu pozisyonda damalı bayrağı görmekti. Webber'e geçilmemesi gerekiyordu. Tüm stratejiler de buna göre belirlendi. Yarış başladı, Fernando Alonso kesinlikle garipsediğim şekilde Jenson Button'a geçildi. Ancak bu sıra bile ona yetiyordu. Aslında olanları tekrar yazmama gerek yok, takım Webber'e odaklandı, onun tur zamanlarına dikkat etti ve onun pitini takip etti. Bu esnada gözden kaçırdıkları üç şey vardı:

1.Yumuşak lastikler sandıkları kadar hızlı aşınmıyordu.
2.Pit kararını verirken pitini tamamlamış Rosberg ve Petrov'un zamanlarına ve pist üstündeki pozisyonlarına dikkat etmek gerekiyordu.
3.Webber arkadayken öndeki Vettel'in de şansı büyüktü, onu unutmamak gerekiyordu.

Webber'in piti sonrası hemen Fernando da pite alındı ve Webber'in önünde çıktı ama Petrov ve Rosberg'in arkasında kaldı. Sonrası malum, Petrov'u yarış sonuna kadar geçemedi ve şampiyonluğu göz göre göre Vettel'e teslim etti. Bana göre şu ya da bu değil, Ferrari pit duvarının en önemli hatası 2009 datalarından ve gerçekleşmelerinden burada pist üstünde geçişin zor ve hatta imkansıza yakın olduğunu bilmeleri gerektiği halde bunu hesaplamamaları, Fernando'nun pit stop sonrası Rosberg ve Petrov'un arkasında kalacağını tahmin etmeleri gerektiği halde bunu ciddiye almamaları ve son olarak Renault'nun F-kanal sisteminin çok iyi çalıştığını ve bunun aleyhlerine olacağını hesaplamamaları. Webber'e odaklanmak elbette hata ama Webber'e odaklanarak da pite girmeme kararı verilebilirdi, asıl hata bu değildi.
Her neyse, yarış sırasında stratejistler ve mühendisler bu yazdıklarımızı elbette biliyorlardı, bizden de iyi biliyorlardı, bizim aklımıza gelmeyen farklı birçok değişkeni de hesaplamışlardır, ancak ne olursa olsun insan o şartlarda, şampiyonluk baskısı altında hata yapabiliyor. F1'de bir karar alırsınız, tutarsa dahi derler, yıllarca bahsederler, tutmazsa acımazsızca eleştirirler ve aptal damgası yersiniz. İşte Ferrari pit duvarının yaşadığı buydu. Böyle zamanlarda acıyı yaşayıp hemen unutmayı bilmek gerekiyor. Ancak yarış sonrasında fısıltı gazetesinden duyduklarımız beni çok üzdü ve şaşırttı. Habere göre Ferrari'de kaçan bu şampiyonluk sonrası bazı "kelleler uçurulacaktı". Montezemelo, Alonso ve Domenicali'nin yeri sağlammış, ancak erken pit kararını veren Chris Dyer gidecekmiş.

Chris Dyer kimdir? Yıllarca Schumacher'in yarış mühendisi olarak çalışan ve şampiyonluklarda çok emeği olan bir mühendis. Kimi Raikkonen'in de 2007 yılı yarış mühendisiydi ve şampiyonlukta emeği vardı. Schumacher'in 2004 yılında Magny Cours'da aldığı galibiyeti hatırlayan var mı? Alonso'nun kazanacağına kesin gözüyle bakılan Fransa GP'de sıradışı biçimde 4 pit stop yapılmış ve sürekli hafif benzin yüküyle yarışan Schumacher Alonso'yu geride bırakıp yarışı kazanmıştı. Bu stratejide en büyük paylardan biri Chris'e aitti. 2007'de Kimi Fransa ve İngiltere GP'yi stratejiyle kazanmıştı, birçok yarışta doğru benzin yükü ve pit zamanlamasıyla yarışmıştı, bunun sonucunda istikrarlı derecelerle şampiyon olmuştu. Bunlarda da Chris'in payı büyüktü. Sonra bu başarıları nedeniyle pist üstü operasyonlar şefi oldu, yani yarış mühendislerinin amiri. Bu kadar artısı olan Dyer'ın böyle bir hatadan dolayı gönderilmesi büyük ayıp olur, bu Domenicali'nin çapını gösterir.

Bir söz de yarış sonrası Ferrari'yi bu taktikleri ve hatası nedeniyle eleştiren herkese. Türkçemizde bir atasözü vardır, "Bekara karı boşamak kolaydır" diye. Takımın arkasından atıp tutanların halini buna benzetiyorum. Herşey olup bittikten sonra, pitler tamamlandıktan sonra, lastik aşınmaları görüldükten sonra ve yarış bittikten sonra şu yanlıştı bu doğruydu demek kolaydır. İş bunu yarış sırasında doğru yapmaktır. Bu sene onlarca doğru karar alan ve Alonso'ya yarışlar kazandıran Ferrari pit duvarının bir hatayla yerden yere vurulması en basit tabiriyle amatörlüktür.

Son olarak Fernando Alonso taraftarlarının büyük hayal kırıklığı yaşamasını anlayabiliyorum ancak unutulan bir gerçek var: Alonso, bu seviyeye kadar bir oranda kendi başarısıyla geldi. RB6'ya karşı F10'un şampiyonluk mücadelesi vermesi, hele hele son yarışa 8 puan farkla girmesi normalde beklenecek bir durum değildir. O hırsıyla takımı ateşledi, az hata yaptı, fırsatlar karşısına çıktığında doğru yerde olmayı bildi, onları doğru değerlendirdi ve soğukkanlılığıyla önemli başarılara imza attı. Kısacası olağanüstü bir iş başardı. Zaten beklenenin çok üzerindeki performansı ve şansı son yarışta elinden gidince ne takım, ne kendisi ne de taraftarları hayal kırıklığına uğramamalı. RB6'nın Alonso'nun elinden şampiyonluğu zorla alması onun adına da bir şereftir.

Gelecek sezon bu sonucu aksine çevirmek ve 3.şampiyonluk peşinde koşmak için kış boyu inanılmaz çalışacağına eminim. Alonso ile kendisi gibi safkan bir yarışçı olan Hamilton, bu şampiyonlukla daha da güçlenen Vettel ve başarıya aç Schumacher'i 2011'de izlemek çok keyifli olacak.

Belki de 6 pilotlu şampiyonluk yarışına hazır mısınız?

9 Kasım 2010 Salı

Abu Dabi'de şampiyonluk hesapları ve savaşı: Bir taktik teorisi

Abu Dabi'ye üç pilot önemli şampiyonluk şansıyla girecekler. Hamilton'ın da yok denecek kadar az da olsa şansı var. Ancak asıl gözler Alonso, Vettel ve Webber'de olacak. Burada uzun uzadıya kim hangi durumda şampiyon olur hesabına girmeyeceğim. Sadece gerçekleşmesi çok muhtemel bir sıralamanın oluşması durumunda olacaklar ile ilgili bir tahmin yürüteceğim.

Bana göre Abu Dabi'nin favorisi Vettel, gerek momentumu, gerekse geçen yıl buradaki performansıyla. Alonso'ya ikincilik yetecek ama eğer Brezilya'daki tablo tekrarlanırsa Alonso yine şampiyon oluyor. Yani Vettel-Webber-Alonso sıralaması olursa, bu durumda deniyor ki Vettel Webber'e yol verir, ve Red Bull şampiyonluğun göz göre göre Alonso'ya gitmesine göz yummaz. Benim bildiğim Vettel buna izin vermez ama isteyen eğer Helmut Marko ya da Dietrich Mateschitz olursa başka seçeneği kalmıyor. Mecburen bunu yapacak.

Peki benim taktik teorim ne? Alonso'nun motor konusunda problemleri olabilir. Brezilya değerlendirmesinde yazdığım gibi Alonso en az iki motorunu burada Cuma günü deneyecektir, performansını görmek için. Ancak yine de sıcak Abu Dabi'de motor zorlanacak. Dolayısıyla hem Alonso hem takım istim üstünde olacak.

Ben diyorum ki Ferrari ve Alonso hafta sonu boyunca motordan çok çekindiklerini söyleyip duracak. Özellikle vurgulayacak. Neden? İşte yukarıdaki tablo yarışta tekrarlanırsa Ferrari Alonso'ya fake telsiz konuşmasıyla "motoru koru, problem olabilir, bazı sıkıntılar var" diyecek. Düşünün, Vettel Webber'e şampiyon olsun diye yol verdi, Alonso öyle ya da böyle yarış dışı kaldı ve Vettel Webber'e yol verdiğinden şampiyonluk elinden uçup gitti. İşte bu korkuyu Vettel ve mühendislerine vermek için Ferrari o ihtimali yarış sırasında ısıtıp ısıtıp verebilir ve Vettel'in yol vermemesini sağlamaya çalışabilir diyorum.

Hafta sonu her anlamda taktik, zihin ve performans savaşlarıyla geçecek, bu kesin...

7 Kasım 2010 Pazar

Brezilya GP değerlendirmesi: Heyecan son yarışa taşındı!

Martin Whitmarsh'ın deyimiyle "en efsanevi sezon" 2010 sezonunda şampiyonluk yarışı son yarışa taşındı. Tarihin en çetin mücadelesine sahne olan, dört pilotun şansının devam ettiği bu sezona da son yarışta şampiyonun belli olması yakışırdı, iyi de oldu.

Hafta sonunun genelinde Red Bull ve özellikle Vettel üstünlüğü hiç bırakmadı elinden. Gerek serbest antrenmanlar, gerek sıralama ve gerekse yarışta net şekilde Vettel'in ve RB6'nın üstünlüğü ortadaydı. Brezilya'da farkın Ferrari lehine azalmasını bekliyordum ama görünen o ki Adrian Newey ve ekibi yatmamış, uyumamış ve gözünü karartmış.

Sıralamalarda aslında F1 Kulübü yayınında da söylediğim gibi bir sürpriz geleceğini hissediyordum. Yağmur eğer pist kurumaya başlamışsa geridekilere önemli ve büyük şanslar sunar. Risk alabilen, yetenekli olan ve milimetrelere bile hükmedebilenler kazançlı çıkar. Hulkenberg tam olarak bunu yaptı. Pole pozisyonu değerliydi çünkü kendisi haricindeki 9 pilotun 8'i kuru lastik taktı. Onların arasından kim kazanırsa kazansın neden kazandı denmezdi, ama o çıktı, tüm favorileri geçti, en yakın rakibine 1 saniye fark atarak kariyerinin ilk senesinde kariyenin ilk pole pozisyonunu kazandı, bravo!

Start

Startta da Hulkenberg'in pozisyonunu koruması çok zordu. Öyle de oldu. Önce Vettel'e sonra Webber'e geçildi. Önce Alonso'ya karşı savunması, sonra da Hamilton'a karşı savunması kendisi için bugün göz alıcı performansının içindeki güzel detaylardı.

Yarışın şekli oluşmak üzere, Vettel Hulk'a startta saldırmış durumda...


Startta Fernando Lewis'i geçemese de daha sonra geçen yarışta olduğu gibi Lewis üzerindeki baskısıyla onu hataya zorladı ve geçti. Daha sonra da birkaç tur zorladığı Hulk'u çok çok güzel bir geçişle geride bıraktı ve yarışın sonucunu kendi açısından ilan etti.

Red Bull ikilisi de kendileri açısından bu çok kritik yarışta hata yapmadılar. Zira hata yapan şampiyonluk yarışının dışında kalacaktı. İkiliden Vettel çok iyi bir yarış çıkardı, detaylarını aşağıda vereceğim...

Red Bull: Takımın ateşle imtihanı

Red Bull takımı bir türlü zamanında birinci pilot seçememenin faturasını ödemeye devam ediyor. Japonya GP değerlendirmesinde bunun Red Bull'un başına bir dert açacağını söylemiştim, aynen bu şekilde de gelişti mesele. Vettel yakaladığı momentum sayesinde Kore'deki DNF'e rağmen takım arkadaşıyla arasındaki puan farkını 7'ye indirdi. Ayrıca galibiyet sayısını eşitledi.

Bana göre Abu Dabi'yi de kazanacak. Tabii ki karşısına artık iyice ömrünün sonuna gelmiş motorlarıyla ilgili bir problem çıkmazsa, ya da bu sene defalarca çıkan aksiliklerden biri. Red Bull da prensinin her ne durumda olursa olsun arkadaşına yol vermesini istemeyecektir. İstese de bana göre Vettel bunu yapmayacak.

İşte aklı olan bir takım patronu bunları tahmin edip önlemini birkaç yarış önce almalıydı. Karşısına iki dalda şampiyonluk şansı çıkan bir takımın daha prestijli pilotlar şampiyonluğunda şampiyonu çıkarmasıdır önemli olan, şampiyonun adı değil. Bu bağlamda Abu Dabi'yi izleyeceğiz, eğer Alonso orada şampiyon olursa Christian Horner ve Helmut Marko da tarih sayfalarında kendilerine yazılmış pek de olumlu satırlar bulamayacaklar. En azından benden ağır eleştiri alacaklar.


Çok hızlıydı, galibiyeti çok istiyordu, istediğini aldı!

Webber? Bugün galibiyeti Vettel kadar istemiyordu, ya da Vettel daha çok istiyordu, bu çok belliydi. Sezonun genelinde de saf hızda Vettel kadar iyi değildi. Pit stoptan önceki ilk 25 tura baktığımızda Vettel 16 turda Webber'den daha hızlıydı. Webber'in piti daha hızlı yapıldı, çıkışta da güvenlik aracı bölümüne kadar sert lastikleri az farkla da olsa Vettel'den daha iyi çalıştırdı, ama Vettel yine son bölümde Webber'den hızlı olmayı bildi. Webber'in artık tek şansı var: Ne olursa olsun Abu Dabi'de kazanmak. Geçen yıl burada Vettel'den hızlı olamadı, o yüzden hem Vettel'in hem de Alonso'nun hata yapmalarını beklemek durumunda.

Alonso : Bir podyum daha...

İngiltere'den beri yapılan 8 yarışta 7 podyum alan, bunların 4'ünü kazanan, son 5 yarışta 3 galibiyet ve 5 podyum elde eden Fernando Alonso son yarışa lider pozisyonda gidiyor. Şampiyon olması için diğerlerine bakmaksızın ikinci olması yetecek.

Bugün performansıyla yine şampiyonluğu hakeden bir görüntü çizdi. Hamilton ve Hulkenberg geçişleri sonrası arada 10 sn fark açıldığından Red Bull grubuyla bağı koptu. Ancak yarışın son 30 turundaki muhteşem tur zamanları Alonso'nun eğer 3.başlasaydı yarışa ortak olabileceğini gösterdi. O yine de istediğini aldı podyuma çıkarak.

Ferrari Abu Dabi'de burada olduğundan daha hızlı olacak, Brezilya daha tümsekli bir pistti, Abu Dabi bu anlamda daha iyi. İki uzun sayılacak düzlük ve kerbler Ferrari'ye uyacak detaylar. Bu hafta son bir güncelleme ile Abu Dabi'de Ferrari'yi çok rekabetçi görebiliriz. Sıralama çok kritik olacak, Fernando burada pole için elinden geleni yapacaktır. Geride başlasa bile pistte geçiş yapılabilecek alanlar var, ama hedefi kesinlikle ilk çizgi olacaktır. Onu durdurabilecek tek şey motor görünüyor.

Öncelikle Bahreyn'de pnömatik sorunu nedeniyle kullanmadıkları yepyeni motoru burada Cuma günü deneyeceklerdir. Eğer yeterli data gelirse muhtemelen Brezilya'daki motoru antrenmanda kullanıp ilk motoru sıralama ve yarışa saklayacaklardır. Ferrari'nin Brezilya'da Cuma günü patlayan motoru ömrünün sonuna gelmiş ve sadece 3 turluk hatayla ömrü doğru hesaplanmış. Bu şu anlama geliyor : Takımın elindeki motorlarda hesapları doğru ve eğer rahatız ya da kendimize güveniyoruz diyorlarsa gerçekten güveniyorlardır.

Felipe Massa takım için hayal kırıklığı olmaya devam ediyor. Kendi seyircisi önünde de utandırıcı bir performans gösterdi. Takımın ne kadar gergin olduğunu tahmin edebiliyorum. Sezon sonrasında uzun bir tatile ihtiyacı var. Seneye de Alonso'yu geçebileceğine pek ihtimal veremiyorum...

Mclaren: Tükenişin son perdesi

Mclaren yılın ilk yarısındaki süper performansının ardından öyle bir gerileme sürecine girdi ki, bunu mantıkla izah etmek zor. Bir büyük takım ya kaynaklarını kullanır ve önlere yarışır, ya da seneyi feda edip en azından ertesi seneyi kurtarır. Mclaren'de bunu göremedik. Takımın bu gelişim yarışında Ferrari ve Red Bull'dan bu derece yavaş kalması çok garipti.

Lewis Hamilton'ın Abu Dabi'de şampiyon olması imkansıza yakın bir hal aldı. Şampiyonluğu için Alonso'nun puan alamaması, Webber'in en iyi ihtimalle altıncı olması, Vettel'in de en iyi ihtimalle üçüncü olması gerekecek. Ve tüm bu sonuçların aynı anda oluşması gerekiyor. F1'de kesin bilgilere yer yoktur elbette ama Lewis'in de motivasyonu için bunu biraz mümkün görmesi gerek.

Görelim bakalım neler olacak...

Yarışın geneli için söylenecek fazla birşey de yok aslında, sıkıcı denebilecek bir yarıştı. Brezilya'nın en iyi tarafı son yarış Abu Dabi'ye müthiş bir heyecan taşıması ve ilk 3 pilot arasında puan sistemine göre anlamlı farklar bırakması. Yani örneğin 9 ya da 11 puan değil, 8 ve 15 puan bırakması.

Abu Dabi'de herkesi TRT3'de ekran başına bekliyoruz...

10 Ekim 2010 Pazar

Japonya GP Değerlendirmesi: F1'de taşlar yerine oturuyor...

Şampiyonluk yarışında önemli yere sahip olan Japonya GP’sini bugün tamamladık. Ancak bu “önemli” kelimesi rastgele seçilmiş bir kelime değil. İngilizce karşılığı “important” değil “critical” olan kelime. Peki neden?

Çünkü, Suzuka pisti kalan son 4 pist içinde şampiyonluk yarışındaki üç takım için de “en” takısıyla söylenebilecek:

-Red Bull aracının özelliğine en çok uyan pist
-Mclaren’in en güçlü olacağı pist
-Ferrari’nin en zayıf olacağı pist.

Yani Red Bull’un mutlak surette 1-2 yapması gereken, Mclaren’in mutlak surette 1-2 ya da en iyi sonucunu çıkarması gereken pist, Ferrari’nin de çıkarabileceği maksimum sonucu çıkarması gereken pistti. Yarışın sonunda baktığımızda Red Bull ve Ferrari’nin istediğini aldığını, Mclaren’in de amacına pek de ulaşamadığını görüyoruz.

Yarışa gelinirken pistin orta hızlı ve hızlı virajlarıyla ve uzun düzlük sayısının nicelik ve mesafe olarak az olmasıyla Red Bull’a çok uygun bir pist olduğu biliniyordu. Özellikle en kritik sektör 1.sektörde Red Bull rakipsiz olmalıydı. İlk viraj hızlı geçiliyordu, sonraki S virajlar da aerodinamik yol tutuşu son derece sorguluyordu. Red Bull’un zaten çok başarılı yol tutuşa sahip aracına bir de yine “esnemeye devam eden” ön kanatlarını da eklerseniz burada çok çok güçlü olacaktı.

Cuma antrenmanlarında bu tablo doğrulandı. Merak edilen de Mclaren ve Ferrari’nin performansıydı. Mclaren ilk bölümde güçlü görünse de Ferrari ayarlarını değiştirdiği 2.antrenmanda güçlü sonuç çıkardı. Mclaren yenilediği arka kanadından pek de memnun kalmamıştı. Cumartesi antrenmanları da yine tarihe geçecek derecedeydi. Aşırı yağmur nedeniyle pistte sadece iki araç zaman turu attı. Diğerleri dinlenmeyi ve hatta eğlenmeyi seçti. Sıralamalar da bildiğimiz gibi aşırı yağmur nedeniyle ertelendi.

Bu sabahki sıralamalardan önce Mclaren Lewis Hamilton’ın vites kutusunu son dört yarış için “önlem” olarak değiştirdiğini açıkladı. Yani zaten bir problem çıkma ihtimali vardı, problem büyümesin diye önlem alındı ve vites kutusu değiştirildi. Bu da 5 sıra cezası demekti.

Sıralamalarda öyle büyük sürprizler olmadı. En büyük sürpriz Massa’nın “trafik” nedeniyle son seansa kalamaması oldu. Red Bull’dan geçen yılın galibi ve orta ve yüksek hızlı virajlarda daha iyi olan pilotu Vettel pole pozisyonu az bir farkla da olsa elde etti. Evet, Vettel Spa ve Suzuka gibi yüksek hızlı virajlara sahip pistlerde Webber’den daha hızlı görünüyor. Ancak fark çok çok az tabii ki. Hamilton yine kendini aşarak 3.en hızlı zamanı elde etti, Kubica da yine çok güçlü bir sonuçla Alonso’yu geride bıraktı. Lewis vites kutusu değişikliği cezasını 5 sıra geri düşerek çekti, Alonso 4.sıraya, Kubica da 3.sıraya yükseldi.

Start...

Startta ön sıranın kirli tarafta kalan tüm pilotları sıra kaybetti. Webber Kubica’ya, Alonso Button’a sıra kaybetti. Ancak Alonso daha ilk virajda pozisyonunu kazanmayı başardı. Vettel sorunsuz start aldı. Daha ilk virajda gerçekleşen kazalar nedeniyle güvenlik aracı piste girdiğinden momentumu iyi araçların sıra kazanma ihtimali ortadan kalktı. 3-4 tur süren SC periyodu sonrası Kubica sağ arka lastiğini kaybedince Webber ve Alonso birer sıra yükseldi. Eğer bu değişiklik olmasaydı Webber ve Alonso’nun Kubica’yı geçmesi zor görünüyordu, muhtemelen başları epey ağrıyacaktı.

Suzuka'da kirli tarafta kalanlar şanssızdı...
Yarışın ilk bölümünde öndeki araçların performans farkları çok belirgindi. Red Bull Ferrari’ye her tur 0.3-0.4 saniye fark atıyordu. Mclaren de Red Bull’dan 0.6 sn, Ferrari’den 0.2-0.3 saniye yavaş görünüyordu. Bu sene birçok defa şahit olduğumuz gibi Ferrari’nin sert ve yumuşak hamurlarda hızını kazanması birkaç tur sürüyor. Alonso’da da bugün iki hamurda da ilk turlarda bu görüntüyü doğruladık. Alonso’nun öndeki rakiplerinin temposunu yakalaması biraz zaman aldı. Sonra da klasik şekilde onlardan da hızlı turlar atmaya başladı zaman zaman.

Mclaren tarafında Button’ın sert hamur kumarı gözleniyordu. Lewis Hamilton bariz şekilde takım arkadaşından hızlı olduğu halde 1 sn’lik zaman farkını kapatmayı başaramıyordu. Takımın birşeyler yapması gerekiyordu.

Kobayashi show!

Diğer taraftan yerel kahraman Kamui Kobayashi yarışa renk katıyordu. Gerilerden başladığı yarışı akıl almaz geçişlerle renklendirirken ön sıralara tırmanmaya başlamıştı. Kobayashi’nin savaşçı ve kolay teslim olmaz yapısını geçen yıl daha ilk yarışlarında gözlemlemiştik. Hele ilk yarışında neredeyse şampiyon olmuş Button’la girdiği efsane mücadeleler herkesin aklındadır. İşte o mücadelenin burada da tekrar etme riski öndeki takımların pit stop zamanlaması kararını etkiledi. Önce Hamilton, sonra Vettel ve Alonso ve sonra da Webber pit stoplarını tamamladılar, Kamui’nin arkasında kalma ihtimallerini yok etmek için. Lewis’in bir diğer amacı da Button’dan kurtulmaktı elbette.

Mclaren’de problemler...

Yarışın yarı mesafesini geçtiğimizde Button hız kaybetmeye başlamıştı. Sert lastik kumarı tutmamıştı. Tutmayacağı da barizdi zaten, bu yıl sert lastikle başlayıp da uzun süre iyi tur zamanları çıkaran pilot sayısı iki üçü geçmiyor. Bunu başaranlar biraz da pistteki asfalt yapısının sayesinde bunu başarmışlardı.

Yarışın ikinci yarısının önemli olaylarından birisi yeni vites kutusu nedeniyle zaten 5 sıra kaybetmiş Lewis’in güya yeni ve taze vites kutusunun 3.vitesini kaybetmesi oldu. Pit çıkışındaki turlarında düzenli muhteşem tur zamanları çıkaran Lewis’i bu sorun durdurmasa Alonso’yu mutlaka zorlayacaktı. Ancak bu problem nedeniyle takım arkadaşına da geçildi ve kötü talihi burada da değişmedi... Mclaren garajı ve Woking’de dayanıklılık sorununun etkisi muhtemelen kötü olmuştur/olacaktır.

Ve yarışın son kısmı...

Yarışın devamında büyük sürprizler olmadı ön tarafta. Fernando hızlanıp önlere yetişse de farkı kapatamadı. Webber de Vettel’e en fazla 1 sn yaklaşabildi. Yarış da böylece tamamlandı. Button yapabileceğinin en iyisini yaptı, Lewis’i geçmesi de bir ödül oldu. Yazımın başında da belirttiğim gibi Red Bull ikilisi ve Alonso istediğini elde etti. Mclaren tarafı için de işler çok zorlaştı. Liderle puan farkı Lewis için 28 puan, Button için 32 puana çıktı, yani bir galibiyet puanından fazla.

Kalan 3 yarışta Red Bull’un şansı

Bana göre akıllı bir Red Bull takımı bu yarışla beraber liderini ve adayını belirlemeliydi. Bu isim de Webber olmalıydı. İsmin kim olduğu önemli değil, sadece son iki yarışı kazanmış bir Ferrari, hele de pilotu çifte dünya şampiyonu tecrübeli bir pilotsa, önemli bir tehditttir. Onunla da “yarışmakta özgür” iki pilotla yarışmak handikaptır. Red Bull Webber’i desteklemedi ve Vettel kazanarak ön tarafa biraz daha yaklaştı. Eğer Webber kazansaydı puanı 227’ye çıkacaktı. Alonso 206 puanda ve 21 puan farkıyla biraz daha uzaklaşacaktı liderden. Vettel’in de hırslı ve savaşçı yapısını göze aldığımızda 1986 ve 2007 tekrarını yaşama ihtimalimiz olduğunu düşünüyorum. Aynı takımda didişen iki pilot ve dışarıdan gelip şampiyon olan bir rakip pilot. Göreceğiz...

Vettel şampiyonluğa daha da sıkı sarıldı...


Kore ve Abu Dabi’de Ferrari ile çok yakın bir Red Bull göreceğiz muhtemelen, Brezilya’da da muhtemelen Ferrari’den daha yavaş bir Red Bull. Herşey ortada yani...

Ferrari’de durum

Ferrari için bu yarış söylediğim gibi maksimum sonucun çıkması gereken bir yarıştı. Macaristan’da olduğu gibi araya girmiş bir Alonso görebilirdik ama yine de 3.’lük Fernando için en iyi sonuçtu. Basın toplantısında çok rahat ve kendine güvenen bir havası vardı. Brezilya’da kazanmış ve de duble yapmış bir Ferrari görme ihtimalimiz yüksek. Bu da Webber’le en kötü ihtimalle 10 puan kapatmak demek. Geriye 4 puan kalıyor. Yeni puan sisteminde de bu pek de zor değil. İhtiyacı olan şey zorlamak, Massa’dan yardım almak ve kendisinin de dediği gibi podyumda olmak.


İstediğini elde etmenin mutluluğu yüzünden okunuyor...

Gerçek olan şu ki Massa’nın yardımı olmaksızın şampiyon olma ihtimali yok, takımın Massa’ya özel terapi uygulaması gerekir.Bunda da gelecek planlarının pazarlığını kullanacaklardır. Raikkonen’in 2005’de şampiyon olamamasının en büyük sebebi herşeye rağmen Montoya’dan yardım alamamasıydı. Eğer Montoya üzerine düşeni yapsaydı Raikkonen şampiyon olabilirdi. Ferrari’de buradan örnek alarak bunu inceleyecektir.

Brezilya, Kore ve Abu Dabi’de Singapur-Hockenheim esintileri var, bu yüzden Ferrari’nin bu üç yarışı da kazanma ihtimali var. Eğer 2007 sezonundaki gelişim rekorunu bu sezon da gerçekleştirebilirlerse istediklerini elde etmeleri zor olmaz. Hatırlarsak 2007’de Brezilya’da Ferrari şampiyonluğu Lewis’in elinden aldığında hız farkı akıl almaz boyutlara ulaşmıştı.

Mclaren’de moraller bozuk

Mclaren için de bugünün çok ama çok kötü geçtiği aşikar. Lewis sıralama pozisyonunda yarışa başlamış olsaydı ikinci olacağı neredeyse garantiydi, eğer bildiğimiz Lewis’i gösterecek olsaydı da yarışı kazanabilirdi de. Ama bu olmadı, üstelik rakibi dört pilotun da arkasında bitirdi yarışı. Tabii ki gelişimi durdurmayacaklardır, savaşacaklardır ama şanslarının azaldığı bir gerçek. Özellikle de hızlı olamayacakları bilinen 3 piste gitmeden önce... Ama her zaman söylediğimiz gibi F1’de kesin bilgilere ve yargılara yer yoktur, her an herşey olabilir...

Diğer...

Kamui Kobayashi’yi ilk yarışından beri hararetle destekliyorum, merak edenler Brezilya 2009 değerlendirmemi okuyabilirler. Bugün beni yine yanıltmadı. Daha çok genç, öğreneceği çok şey var, ancak ilerisi için çok iyi şeyler olacaktır onun hakkında. Tekniğinden birşey kaybetmeyip sabırlı olmayı öğrenebilirse F1’in uzun yıllar keyiflerinden birini oluşturacaktır. Sık sık söylediğim gibi: Yürü be Koba!! :)

Harikaydın Koba!


Lotus takımı hem kendilerinin hem de sezonun en iyi sonucunu aldı bugün. 12.ve 13.bitirdikleri bu yarışla ilk defa 12.’lik Takımlar Şampiyonasındaki 10.’luklarını pekiştirdiği gibi rakiplerinin 12.’lik sırasını alma ihtimallerine karşın 13.’lük sayılarını da artırdılar. Seneye Red Bull’dan alacakları vites kutusu ve hidrolik desteği ve de Renault motoruyla durumları çok daha iyi olacaktır.

Kore’de yarış olacak gibi görünüyor, yeni bir pistte ilk yarışlar her zaman heyecanlı ve çekişmeli olmuştur. Kore yarış hafta sonunda görüşmek üzere...

Yarışın yıldızı: Kobayashi
Yarışın geçişi: Kobayashi’nin ilk bölümdeki tüm geçişleri
Yarışın hayal kırıklığı: Starttaki kazalar
İyiler: Vettel, Webber, Alonso, Hamilton, Barrichello, Schumacher
Kötüler: Massa, Liuzzi, Petrov