9 Mayıs 2011 Pazartesi

Türkiye GP'den yansıyanlar

Yazımda Turkiye GP’yi tur tur değerlendirmek yerine önemli bulduğum konulara ilişkin fikirlerimi yazacağım. Yarışa ilişkin ekstra sorularınız olursa Twitter ya da Formspring hesaplarıma iletebilirsiniz.


Red Bull nereye gidiyor?

Red Bull Racing şu ana kadar orta downforce seviyesine sahip pistlerde üstünlüğünü kanıtladı. Önce Çin’de, şimdi de Türkiye’de kısmen düşük downforce gerektiren virajlarda da performansını gösterdi. Düşük downforce pistlerinde geçen seneki gibi problem yaşayacağını gösteren bulgulara rastladık dün. Özellikle düzlük hızında Mercedes ve Ferrari motorlarına göre geride kalmış göründüler. Ciddi fark yapmalarını beklediğim 8.virajda özellikle Ferrari’ye yakın ve hatta bazen daha yavaş göründüler. Belki de sene başından beri en güçlü performanslarını Barcelona’da gösterecekler, tabii ki diğer takımlar ekstra şeyler yapmazlarsa.

Red Bull ve pit stopları

Dün yayında sık sık dikkat çekmeye çalıştım, Red Bull pit stoplarını maksimum 3,6 saniyede tamamlıyor, 3,1 saniye süren pit stopları bile oldu. Ferrari ve Mclaren pit stoplarında 4 saniyenin altına düşemiyorlar. Zaten çok hızlı olan RB7 bu anlamda da daha hızlı olunca 4 pole pozisyon ve 3 galibiyet kaçınılmaz hale geliyor. Pit stopların daha da önem kazandığı bu günlerde diğer takımların Red Bull’un pit stoplarını yakından incelediği kesin. Son cümle olarak şunu söyleyeyim: RB7’nin hızının tek kaynağı Adrian Newey değil, komple bir takım başarısı var ortada. Christian Horner’a tebriklerimizi gönderiyoruz buradan.

Mark Webber neler yapıyor?

Mark Webber ayrı bir tartışma konusu. Bana göre kötü performansta bu senenin en büyük sürprizi. Bu sene takım arkadaşını ne sıralamada, ne de yarışta hiç geçemedi. Toplam 228 turun 228’inde de Vettel’den geride kaldı. İtalya’dan beri sıralamada Vettel’i hiç geçemedi. Geçen yılın şampiyon adayı bir pilotun bu halde olması kabul edilir değil. 18’den başlayıp 3’e çıkmak, geri düşüp tekrar pozisyonunu kazanmak bir RB7 sürücüsü için açıkçası beni etkilemiyor, Seb’i geçmeye başladığında beni etkiler.

Ferrari ve Alonso

Ferrari hızını tekrar kazanmaya başlamış görünüyor. Alonso dünkü yarışta ortalama bir start sonrası Webber’in arkasına yapıştı ve DRS sayesinde geçmesi zor olmadı. Ortalama diyorum çünkü hala Ferrari’nin startlarında bir problem olduğunu düşünüyorum. Rosberg’in çıkışıyla Alonso’yu karşılaştırın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Alonso’nun yarış içinde attığı turlar kesinlikle beklenenin çok üzerindeydi. Aerodinamik gücü sınayan S2 ve 8.virajda çok iyi görünüyorlardı. Genel tur performansında da Red Bull’dan da 0,5 saniye yavaş olduğunu düşünüyorum. Bu farkın da esnek kanada işaret ettiğini düşündüğümüzde Ferrari’nin oyuna geri dönmesi İspanya’dan itibaren başlayacak gibi.

Takım %50 ölçekli rüzgar tünelinden %60 ölçeğe geçince simülasyonların gerçeğe uymadığı sonucuna vardı. Toyota’nın Köln’deki çok gelişmiş %50 ölçekli rüzgar tüneliyle kendi rüzgar tünellerini karşılaştırınca sonucu aşağı yukarı buldular. Takıma gereken morali de Alonso dün bulunca sezona daha da iştahlı saldıracakları kesin. Podyumu beklemediklerini yarış sonrası ellerine geçen ilk çikolatayla podyumu kutlamalarından anlıyoruz. Durum kırmızı garajda daha iyi görünüyor.

Mclaren’de kara gün

Geçen yılın İstanbul galibi Mclaren’de İstanbul tam bir kabus şeklinde geçti. Antrenmanlarda Mercedes’ten geri kalmalarının haricinde yarışta tempo sorunları da yaşadılar, pit stop problemleri de meseleye tuz biber ekti. Pit stop problemi sadece asıl farkı gölgeledi, Ferrari’den 40 saniye geri kalmalarının 15 saniyesi pit stop problemi olsa diğer 25 saniyesi de tur başına 0,4 saniye yavaşlığı ifade eder, ancak bunu Çin’de kazanmış takım için açıklayamazsınız. Mclaren elbette Ferrari’den bu kadar yavaş değil, görünen o ki hafta sonunda set-up çalışmaları doğru biçimde yapılamamış. Mclaren bu yarışı unutup İspanya’da tekrar geri dönecektir.

Button için yapılan 3 pit stop planı da aslında yapılabilecek en mantıklı şeydi. 4 pit stop için agresif bir tarz gerekiyordu, Button’da bu yoktu, ancak lastikleri yiyip bitiren İstanbulpark asfaltında da 3 pit stopun az olduğu ortadaydı. Böyle günlerde bitirebileceğiniz maksimum noktada bitirip günü unutmaya çalışırsınız.

Mercedes neden yavaş kaldı?

Yarış sonrası birkaç kişi Mercedes’in antrenmanlardaki hızının neden yarışa yansımadığını sordu. Ross Brawn aslında sorunun cevabını bir nebze verdi, yayından sonra da biraz bahsetmiştim bu konuya. Cumartesi günü gördük ki Mercedes lastiklerini Ferrari ve Mclaren’den daha çabuk ısıtabiliyor. Ayarlar da bu yönde yapılmıştı. Halbuki yarışta bu hızını koruyamadı, tek turda korumuştu, aynen sıralamada olduğu gibi, ancak turlar ilerleyince yavaş tempo düştü ve RBR-Ferrari ikilisinden 1 saniye daha yavaş bir tempo yakaladı. Türkiye antrenman ve sıralamaları takımın pozitif bir ivme yakaladığını gösteriyor, ancak daha alınacak çok mesafe var. Takımın sıralama ayarları yapması Mercedes GP hayranlarını yanıltmasın.

Schumacher’in yavaşlığı Alman pilotu yavaş yavaş ümitsizliğe itmeye başladı. Yarış sonrası demeçlerinden bunu anladık. Her ne kadar kontratımın sonunu göreceğim dese de, Avrupa sezonu sonuna kadar podyuma çıkamazsa efsane pilotun 2011’de bırakacağını düşünüyorum.

DRS meselesi
İstanbulpark geçişler konusunda son yılların belki de en bereketli yarışı oldu. Yayında bunun gereğinden fazla suni göründüğünden bahsetmiştik. Yarış sonrası da gazetecilerden ve takım patronlarından aynen bu yönde onlarca demeç okuduk. Gerçek böyle mi?

Öncelikle pistte yanlış saymadıysam 5 farklı noktada geçiş oldu, bu anlamda konunun sadece DRS’ye bağlı olmadığını söyleyelim. Özellikle lastik aşınma dereceleri de bunda etkili, Webber’in Alonso’yu dıştan geçişinde sebebin DRS’den çok lastik aşınması olduğu ortadaydı. Pistimiz de bu yeni dönemde yıldızlaşan pistlerden birisi olacak.

DRS’nin 12.viraj öncesinde yol açtığı geçişlerse biraz suniydi. Normalde iki pilot arasında performans farkı 0,5 sn’den fazlaysa pozisyonunu kaybeden pilotun ertesi turda pozisyonunu geri alamaması gerekir. Oysa ki İstanbulpark’ta DRS bunun tersini yaptı. Bu da geçişlerin suni görünmesine neden oldu. Dün de dediğim gibi ileriki yarışlarda DRS alanının kısaltılması sonucunu görebiliriz, belki bu tam kararında bir geçiş lezzeti bırakır damaklarımızda.

İspanya’nın uzun start finish düzlüğünde yine bol geçiş göreceğimizi düşünüyorum. Yeni bir karar çıkmadan tadını çıkaralım biz de…

Türkiye GP takvimden çıkıyor mu?

Son günlerde gündemin ilk sırasına Türkiye GP’sinin durumu oturdu. Daha doğrusu bizim gündemimizin ilk sırasına çıktı. Herşey İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın Twitter hesabına GP’mizin gelecek yıl olmayacağı ile ilgili yazdığı durumla başladı.


Yabancı ve yerli yazılı basın bir anda bunu manşetlerine ve ana haberlerine taşıdı. Murat Yalçıntaş’a bu yüzden teşekkür ediyorum, o haber de olmasa GP’mize birkaç gün kala bu konu açılacak ve GP telaşından gümbürtüye gidecekti.

Haber sonrası beni şaşırtan yabancı basının konuya “in doubt” yani şüpheli/muallakta şeklinde yaklaşmasıydı. Bize göre kesinleşen durum onların hala geçici bir kriz olarak gündeminde. Yani Türkiye’nin takvimden çıkmasını çok da doğal karşılamıyorlar.

Her neyse, haber Autosport’ta çıktığından tüm dünyanın öğrenmesi Twitter’ın da yardımıyla sadece birkaç saat sürdü. Gelen twit’leri retweet ederek farkındalık yaratmaya çalıştım. Biz zaten yastayız ama yabancı Formula 1 tutkunları da İstanbul’un takvimden çıkacak olmasından son derece rahatsız ve üzgün. Pistimiz artık Eau Rouge ile kapışan ve çoğuna göre daha heyecanlı olan 8.virajıyla herkesin “great track (harika pist)”diye adlandırdığı bir pist. Hatta Hermann Tilke’nin yaptığı en iyi pist olduğu da herkesin kabul ettiği bir durum. Gelen Twit’lerin birkaçını yayınlamak istiyorum burada:

@Smith_ben : Disappointed that Turkish GP will leave F1. True it had no attendance, but it was a rare great track designed by Tilke
(Turkiye GP’sinin F1’den gitmesi hayal kırıklığına uğrattı beni. Seyirci sayısının az olduğu doğru ama pist Tilke tarafından tasarlanan nadir harika bir pist)

@lettev : Such a shame about about the Turkish GP. It’s a great track and I really hope it stays. (Turkiye GP’sinin durumu çok yazık. Harika bir pist ve umarım kalır)

@chkltcow : Last year for Turkish GP?! NO! Say it isn’t so! What will we do without “Turn 8” ? (Turkiye GP’sinin son senesi mi? Hayır! Öyle olmadığını söyleyin! 8.viraj olmadan ne yapacağız biz?)

@toomuchracing It would be a shame if the next Turkish GP was the last, surely it’s like China, change the pricing and magically thousands will appear.
(Eğer Turkiye GP’sinin son senesiyse çok yazık, burası Çin gibi, fiyatları düşürün, bir anda binlerce kişi gelecek göreceksiniz)

@Adennehey87 : Saying that I’d rather watch a Turkish GP than the races at Singapore and Valencia!
(Singapur ve Valensiya’yı izlemektense Türkiye’yi izlemeyi tercih ederim!)

@Squeaky_the_pin: Turkey is still cheaper than going to Silverstone, I’m off to my 4th Turkish GP this year, will be sad to lose it.
(Turkiye’de yarış izlemek hala Silverstone’da izlemekten ucuz. Bu sene Türkiye’de 4.defa yarış izleyeceğim ama takvimden çıkarsa üzüleceğim..)

@Squeaky_the_pin: I love Istanbul. Looking forward to sunshine, F1 and lot’s of Turkish Ice Cream
(Istanbul’u seviyorum. Güneşli hava, F1 ve bir sürü Türk dondurması yemek için sabırsızlanıyorum)

@angstcookiee: No Turkish GP this year? :(
(Türkiye GP seneye yok mu? :( )

@lachance : Say goodbye to the Turkish GP and the second greatest corner in Formula 1
(Türkiye GP’ye veda edin, aynı zamanda F1’deki en harika ikinci viraja da…)

Bunlar gelen tepkilerin sadece bir kısmı. Yabancı F1 severler de pistin durumundan son derece üzgün. Evet, onlar için yarış izlemek hala ucuz. Istanbul Avrupa’da Paris’le beraber turistik açıdan görülmesi gereken yegane iki yerden birisi. Yarış her iki amaca da hizmet ettiğinden insanlar 3-4 defa gelebiliyor ülkemize.

Seyirci neden az?

2005’den sonra seyirci çekemememizin en önemli nedeni olarak fiyatlar görüldü. Doğrudur, Türk insanının gelir seviyesi için fiyatlar yüksekti. Ancak, F1 takviminde fiyatlar bizimkinden çok çok fazla, şu anda en ucuz durumda olan biziz. Buyurun ispatı, şu anda ana tribün ve açık alan fiyatları:

Türkiye
Ana Tribün Gold : 450 TL (210 €)
Açık alan: 70 TL (32 €)

Silverstone / Ingiltere
Ana Tribün : 1050 TL (480 €)
Açık alan: 380 TL (170 €)

Spa / Belçika
Ana Tribün Gold : 1150 TL (520 €)
Açık alan: 330 TL (150 €)

Hungaroring/Macaristan
Ana Tribün Gold : 1000 TL (450 €)
Açık alan: 220 TL (99 €)

Rakamlar herşeyi anlatıyor zaten, yorum yapmaya gerek görmüyorum. Benim en büyük sitemim F1’i seviyorum diyenlerin pistimize gelmemesi oldu. Açık alan biletleri kaç yıldır ilk satışa çıktığında 40 TL’den satılıyor. Keza Bronze ve Silver biletler %30-40 indirimle satıldı. Derbi maçlarda tribün fiyatları F1 bilet fiyatlarının da üstüne çıkıyor. Formula 1’de yarış yılda bir defa ülkemize geliyor ve bu heyecanı yerinde yaşamak derbi maç kadar değerli değil mi?

Eğer gereken ilgi gösterilseydi, pistin işletmesini alan Bernie Ecclestone yatırımları artırırdı. Yaptırım gücüyle emin olun yarışlar başlamadan son kez yapılan test seansı İstanbulpark’a alınırdı.

Seyirci sayısının azlığının takımları ve pilotları etkilemesini son derece anlaşılır buluyorum. Bir bakın Silverstone’a, Spa’ya, Interlagos’a… Pilotlar piste çıkınca çıldıran rengarenk taraftarları görürsünüz. Bu pilotları motive ediyor. Boş ve gizlenmiş tribünler önünde yarışmayı kimse istemez. Pistin takvimde kalması için finansman bulunsa bile az seyirciyle ömrümüz yine uzun olmaz, takımların daha heyecanlı pistleri tercih edecekleri açık. Bu yüzden bu yıl İstanbulpark’ı doldurmamız gerekiyor. Bilet satışlarının gayet iyi olduğu yönündeki duyumum umarım doğrudur. Takımlar bir sürprizle karşılaşacak demektir bu.

Şimdi ne olacak?

Bernie’nin pistin devamı için istediği 26 Milyon $’da ısrar ettiğini düşünmüyorum. Şu günlerde garip ve komik bulduğum bir restleşme yaşanıyor. Yok efendim Türkiye’nin F1’e ihtiyacı yokmuş, biz petrol ülkesi değilmişiz, Bernie’nin oyununa gelmeyecekmişiz, F1 olmadan da pisti çalışır durumda tutarmışız vs vs vs… Bunlar tamamen bilgisizlikten söylenmiş sözler, şu anda Rusya’da, ABD’de pist yapılıyor, Bulgaristan pist yapımına başladı, Portekiz ve Meksika takvime dönmek istiyor, Katar nabız yokluyor, Güney Afrika nabız yokluyor… Bunların bir tanesinin bile takvime girmesi için bazı yarışların çıkması gerekiyor, yani bizim elimizde çok güçlü bir değer var. Bernie bize takvimde kalın diye yalvaracak değil elbette. Bütün bu ülkeler bizim takvim dışı kalmamız için dua edip sırada bekliyorlar.

TOSFED Başkanı Sayın Mümtaz Tahincioğlu pistin takvimde kalması için aylardır insanüstü bir çalışma yapıyor. Bernie ile İngiltere’de görüştü, zorlansa da Başbakanımız’la görüştü, ona durumun önemini anlattı. Bernie’nin pistin durumunu ve stratejik önemini bildiğinden 26 Milyon’da ısrar etmediğine eminim. Yani pistin bedelinin iki katına çıktığı doğru değil.

Bu konuda son görüşme yarış hafta sonunda yapılacaktır. Sn.Başbakanın’ın programına uyması halinde İstanbul’a yarışa gelmesi açıkçası tek dileğim. Görüşmeleri aracı olmadan yürütür ve eğer Türkiye’nin takvimde kalmasının önemi bir kere daha birinci ağızdan anlatılırsa, Bernie ile pazarlığı bizzat kendisi yaparsa pistimiz takvimde kalabilir.

O güne kadar ben hem tribünlerin dolması için, hem yetkililerin farkındalık seviyesinin artması için elimden gelen gayreti göstereceğim. Sizlerin de desteklemesi çok ama çok önemli.

Ne diyoruz? #F1istanbuldangitmesin ve #herkesistanbulparka !!!

10 Şubat 2011 Perşembe

2011'de 1.pilotlar

Formula 1'de 1.pilot / 2.pilot tartışmaları neredeyse sporun başından beri var, zaman zaman alevlendi, inanılmaz para cezalarına neden oldu, 2002 Avusturya ve 2010 Almanya GP gibi gündemi çok uzun süre işgal etti. Takımlar eskiden bunu açık şekilde belli eder ve ona göre davranırlardı. Takım emirlerinin yasaklanmasıyla konu maskelemelerle de olsa devam etti. Ta ki, 2010 Almanya GP'sinde Ferrari Alonso'nun kazanması için Massa'ya "Felipe, Fernando is faster than you, can you confirm that you understand?" diyene kadar. Ferrari Dünya Motorsporları Konseyi'ne şikayet edildi, cezası onandı ve artırılmadı, yıl sonunda da FIA takım emirlerini serbest bıraktı.


Şu anda gridde hiçbir takım "bizim birinci pilotumuz şudur" diyerek bir belirlemede bulunmadı. Ferrari ve Red Bull'un da içinde bulunduğu birkaç takım ise pilotlarının 2011'e eşit başlayacağını söylediler. Peki gerçek bu mu?

Bu yazıyı bugün başlayan Jerez testlerinin pilot sırasını görünce yazmaya karar verdim. Önce önemli gördüğüm takımlardaki sırayı vereyim, sonra yorumlayacağım.

Red Bull

Perşembe: Mark Webber
Cuma: Mark Webber
Cumartesi: Sebastian Vettel
Pazar: Sebastian Vettel

McLaren

Perşembe: Lewis Hamilton
Cuma: Jenson Button
Cumartesi: Lewis Hamilton
Pazar: Jenson Button

Ferrari

Perşembe: Felipe Massa
Cuma: Felipe Massa
Cumartesi: Fernando Alonso
Pazar: Fernando Alonso

Mercedes GP

Perşembe: Nico Rosberg
Cuma: Michael Schumacher
Cumartesi: Michael Schumacher
Pazar: Nico Rosberg

Williams-Cosworth

Perşembe: Pastor Maldonado
Cuma: Pastor Maldonado
Cumartesi: Rubens Barrichello
Pazar: Rubens Barrichello

Sauber

Perşembe Sergio Perez
Cuma: Sergio Perez
Cumartesi: Kamui Kobayashi
Pazar: Kamui Kobayashi

2010'da eşitliği gerçekten koruyan iki takım Mclaren ve Mercedes GP sırayı pilotlarına birer gün değişmeli olarak belirlemiş. Geçen yıl Fernando'yu destekleyen Ferrari, Vettel'i destekleyen Red Bull, çaylak pilotları olan Williams ve Sauber 2.pilotlarına ilk iki günü, 1.pilotlarına da son 2 günü vermiş. Bu bir tesadüf mü?

Bence değil.

Eğer takım başkanı ya da pist üstü aktivite sorumlusu olsam, bir test seansında pilotların dağılımını aynen Mclaren ve Mercedes gibi her gün değişecek şekilde yapardım. Böylelikle ayarları daha sorunsuz test eder ve her iki pilotun her ayara tepkisini ölçerdim. Ferrari, Red Bull, Williams ve Sauber ilk iki günü genelde uygun ayarları bulmak için, aero güncellemelerini test etmek için yoğun değişikliklerle geçirecek, son iki günü de bu ayarları büyük ölçüde bitirmiş olarak 1.pilotlarıyla yarış ve sıralama performanslarını test etmeye ve genelde lastik testlerine ayıracak. Yani daha da açığı, 2.pilotlarını biraz angaryada kullanacaklar. Yalnız, Red Bull ve Ferrari bu durumu bu kadar sert ve açık şekilde yapamayacak, Williams ve Sauber aynen böyle yapabilecektir.

Söylediğim gibi bu seçimler bana göre tesadüf değil, gayet bilinçli. Haklı mı haksız mı, onu da Bahreyn'de göreceğiz....

10 Aralık 2010 Cuma

Ferrari'nin 2011 performansı ve 2011 güç dengeleri

Soru: Seneye Ferrari takımının en güçlü ve en zayıf yönleri neler olabilir? 2011 takımları ve güç dengeleri hakkında görüşleriniz nelerdir, Mercedes Gp şampiyonluğa ortak olabilir mi?


Ferrari'nin seneye nasıl bir paket üreteceğine dair bilgilerimiz çok sınırlı, bu konuda sanırım bilgi sahibi olsaydım büyük takımların takibinde olurdum, bilgileri ele geçirmeleri için. :) Ancak Montezemelo'nun büyük bir değişiklik yok demesinden yola çıkabiliyoruz. Takım muhtemelen artık sene sonunda RBR'ye göre yavaşlığının nedenierini buldu ve buna uygun bir araç üretecek.

2011'de en önemli değişiklik çift katmanlı difüzör ve F-kanalın yasaklanması. Bunlardan çift katmanlı difüzör bütün takımları etkileyecek, çünkü difüzör downforce'un en önemli yapıtaşlarından biri. Geçen yıl çoğu takımın hazırlıksız yakalanması sonrası bu sene araçlar çift katmanlı difüzöre göre tasarlanmıştı. Bu yıl yasak sonrası herkes aracını bu doğrultuda revize edecek, Ferrari de aynı şekilde.

F-kanal ise Mclaren'in buluşuydu ve diğer takımların çoğu bunu kopyaladılar. Ferrari de kopyaladı. F10 lansmanı yapıldığında F-kanal yoktu, dolayısıyla Ferrari'nin F-kanaldan geri dönüş yapması çok zor olmayacak. Bu anlamda Mclaren'in işi daha zor.

Ferrari'den neler bekliyorum? Eğer Mclaren'den gelen Pat Fry birşeyleri değiştirmezse Ferrari'nin 2011 aracı:

-Blown difüzörlü
-Uzun dingile sahip
-Hızlı virajlara göre tasarlanmış (RBR asıl hedef olacaktır)
-Yarış performansı sıralama performansından daha iyi
-KERS'e sahip

bir araç olacaktır.

Takım olarak güçsüz olacağı bir yön olduğunu düşünmüyorum. Bu yılın en zayıf halkası Felipe Massa için Pirelli daha olumlu olacak bana göre, bu yüzden takıma daha fazla puan kazandıracaktır. Kazandıkça da özgüveni geri gelecek. Fernando Alonso'nun da bıraktığı yerden devam etmekle kalmayıp daha da güçlü olacağını sanıyorum.

Teknik ekip sessiz sedasız oldukça güçlü bir hal alıyor Ferrari'de. Takım İtalyan saplantısından kurtulup diğer takımlardan güçlü kişileri transfer ediyor, bu yüzden sezon öncesi ve sezon içi gelişim daha etkili olacak seneye.

Domenicali yönetiminin önceki yıla göre daha da iyi bir yönetim gösterdiğini de eklemek lazım. Her ne kadar eski yönetimleri mumla aratsa da gelişim takım adına bir avantaj.

Zayıf yönler olarak aklıma gelen tek şeyi Montezemelo da ifade etti, kuralların (özellikle arka kanat) takımlar tarafından farklı yorumlanması ve kurallardaki açık tarafları kullanan takım ya da takımların aerodinamik olarak öne çıkma ihtimali. Bu durumda geri dönüş pek kolay olmayacak, çünkü sezon içinde bu konuda değişiklik yapma ihtimali yok denecek kadar az.

2011'de Güç Dengeleri

2011 yılında F-kanal ve Çift Katmanlı Difüzör'ün yasaklanması, Pirelli'nin gelişi ve KERS'in dönüşü önemli ve büyük değişiklikler. Bunlardan F-kanal ve Çift Katmanlı Difüzör değişikliği Mclaren'in aleyhine. Çift Katmanlı Difüzörü herkes değiştirmek zorunda, o yüzden öyle ya da böyle seneye tasarım konseptleri değişecek.

Pirelli'nin gelişi de hem pilotları hem takımları etkileyecek. Yapılan ilk testte Ferrari ve Red Bull fena görünmedi. Mercedes de önlerdeydi. Ancak bunlar hiç dikkate alınacak rakamlar değildi. Hem Pirelli hamurlarını revize edecek, hem de kullanılan araçlar eski araçlar. Şu takıma uyar bu takıma uymaz diyemem, sadece şunu bilirim, lastik konusu gelecek senenin şampiyon pilotunu ve takımını belirleyecektir, bu kadar kritik.

KERS de yine kritik bir konu. En son kullanıldığı 2009'da sistem takımların bazılarında mevcuttu, çoğunda da mevcut değildi. Bu yüzden net bir fikir yürütemeyiz. 2009'da sistemi taşımak ağırlık nedeniyle bir dezavantajdı, ama 2011'de bu olmayacak ve sistemi araçta taşımanın dezavantajları ortadan kalkacak. Kim ne derse desin Ferrari ve Mclaren KERS konusunda 1-0 öndedir.

Tüm bunlara bakarak Ferrari, Mclaren ve Red Bull'un aynı şekilde hızlı olacağını düşünüyorum. RBR'nin yine en hızlı araç olma olasılığı çok yüksek. Mclaren ve Ferrari dersine çok iyi çalışmak zorunda. Ferrari'de yılın ikinci yarısındaki hız, KERS ve çok çalışkan olan Fernando Alonso artılar. Mclaren'de iki şampiyon, sene sonundaki hız ve Whitmarsh'ın başarısızlık paniği artılar. RBR için Newey'i söylememe gerek yok sanırım.

Peki Mercedes GP? En büyük artıları Mercedes'den gelen yüksek bütçe ve 2011 aracına çok önceden başlanması. Süper hızlı Rosberg ve önüne bir takı koymanın bile gereksiz olduğu Schumacher sayesinde aracı geliştirmek zor olmayacak. Tüm bunları bir araya getirme yeteneği herkesce bilinen Ross Brawn ise kilit adam olacaktır. Mercedes GP bana göre seneye en azından podyumda olacak güce sahip, kazanabilen bir takım olacak. Şampiyonluk mücadelesi verip veremeyeceği de Avrupa sezonundan önce belli olacaktır.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Massa'nın 2011 performansı ve KERS'in dönüşü

Soru: Seneye Ferrari'de pilot değişikliği gözükmüyor gibi. Fernando bu performansıyla devam edebilir ama sizce Felipe Massa neler yapar?
Soran: Kthnulsy, 15.11.2010

Felipe Massa için 2011 yılı Ferrari'de kalma/gitme kararının verileceği sene olacak. 2010'da Alonso'nun net bir şekilde arkasında kalan Brezilyalı Schumacher zamanında bile takım arkadaşına bu derece mağlup olmamıştı.

2010'da temel problemi lastik ısıtmaydı, özellikle sert lastikleri hem sıralamada hem de yarışta kullanamayınca bir varlık gösteremedi. 2011'de lastikler açısından tek değişiklik Pirelli'nin gelişiyle beraber hamurların farklılaşması olacak. Eğer lastik hamuru karışımı Felipe'nin lehine olursa kazanan günlerine dönecektir. Ancak Alonso'yu geçebileceğini yine düşünmüyorum.
Şahsi fikrimi soruyorsan Massa için 2011'in birazcık iyi ama yine de bu seneki gibi sönük geçeceğini düşünüyorum. Herşey lastiklere adaptasyonuna bağlı.

Eğer bu seneki gibi başarısız olursa ve Ferrari'ye Takımlar Şampiyonasında değerli puanlar kazandıramazsa menajeri Nicolas Todt'a teşekkür edilecektir ve diğer pilotu Jules Bianchi'yi geliştirmesi istenecektir.

Robert Kubica, Sebastian Vettel ve Nico Hulkenberg Ferrari'nin 2012 gündemini oluşturacaktır bu durumda.

Soru: KERS sisteminin geri dönüşü hakkında ne düşünüyorsunuz? Bunun F1'e bir yararı olacak mı? Şahsi görüşüm olmayacagı yonunde cunku mucadeleyi kısıtlıyor bana gore.
Soran: belirsiz, 25.11.2010


KERS sisteminde FIA ve takımların ısrarcı olmasının sebepleri var. Formula 1 dünyası uzun süredir spordaki teknik öğrenimlerin yol araçlarına da aktarılması gerektiğini savunuyor ve bunun için özel programlar ve departmanlar oluşturuyor. Özellikle Ferrari, Renault ve BMW'nin bu konuda fazlaca örneği var. Bu üçü içinde de Ferrari'yi ayırmak lazım. Zaten spor araçlar ürettiğinden performans için Formula 1 kazanımlarını oldukça fazla kullanıyorlar.

KERS de ilk gündeme geldiğinde takımlardan karşı çıkan olmadı. Özellikle de motor üreticileri buna sıcak baktılar. Ancak Ferrari ve Mercedes bunun 2009'da değil de 2010'da başlatılmasını istemişlerdi. Sistemi hazırladığını ve bu yüzden öne geçeceğini düşünen, diğer takımların isteksizliğini görünce ısrar ederse onların zaafından faydalanacağını düşünen BMW'nin "şark kurnazlığı" nedeniyle sistem 2009'da başlatıldı. Ancak evdeki hesap çarşıya duymadı ve BMW tek kelimeyle "çöktü". Mclaren ve Ferrari ise sistemi tüm sene kullandılar. Hatta Ferrari performansının çok kötü olduğu 2009 senesinde KERS sayesinde önden fazla kopmadı ve yine KERS sayesinde Spa'da sezonun tek galibiyetini kazandı.

2010'da takımlar hazır olmadığından yönetmelikte olsa dahi FOTA sistemi 2010'da kullanmama kararı aldı. Şimdi de 2011 için tekrar gündeme geldi ve seneye kullanılacak.

Ben iki sebeple KERS'e sıcak bakıyorum:

1.Enerji geri dönüşümü F1'de kullanıldıktan sonra ileride yol araçlarına aktarılabilir, bu da F1'in "halka inmesi" anlamına geldiğinden popülaritesini ve faydasını artırabilir.

2.Zaten açığa çıkan kinetik enerjinin tekrar kullanılması söz konusu olduğundan gayet düz bir mantıkla bunun "israfı" önlediğini düşünebiliriz. Elbette bu su ya da elektrik israfı gibi değil, kastettiğim de bu değil. Açığa çıkan enerjinin tekrar kullanılması fikri ileride Formula 1 teknolojisinde farklı bir çok gelişime ilham verebilir.

2009'da sistem takımların bazılarında mevcut bazılarında mevcut olmadığından sistem yarışları sıkıcı hale getirmişti ancak 2011'de durum böyle olmayacak ve sistemlerin iyi çalışması ve yarış içinde doğru zamanda kullanım gibi konular sorgulanacak, burada yaşanan başarısızlıklar ve eşitsizlikler de yarışlara keyif getirecektir. Ayrıca 2009'da getirdiği ekstra ağırlık problemi 2011'de olmayacak ve sistemi araçta taşımanın dezavantajları ortadan kalkacak.

Umarım düşündüğüm gibi KERS F1 teknolojisinde yeni ilhamlara ve yeni gelişmelere yol açar.

18 Kasım 2010 Perşembe

Abu Dabi'de "kırmızı" hüsran

Formula 1'in en efsane sezonu yine efsane bir sonla bitti. Son yarışa girilirken puan cetvelinde üçüncü sırada yer alan Sebastian Vettel harika bir sezon sonu performansıyla şampiyon oldu. Bu yazıda biraz Abu Dabi GP'sinde olanlara değineceğim, özellikle Ferrari açısından.


Fernando Alonso Abu Dabi GP'sine gelinirken şampiyonluk favorisi olarak görülüyordu. Cumartesi günü sıralamalarda üçüncü sırayı aldığında bu ihtimal daha da güçlendi. Yapması gereken tek şey iyi bir startla pozisyonunu korumak ve bu pozisyonda damalı bayrağı görmekti. Webber'e geçilmemesi gerekiyordu. Tüm stratejiler de buna göre belirlendi. Yarış başladı, Fernando Alonso kesinlikle garipsediğim şekilde Jenson Button'a geçildi. Ancak bu sıra bile ona yetiyordu. Aslında olanları tekrar yazmama gerek yok, takım Webber'e odaklandı, onun tur zamanlarına dikkat etti ve onun pitini takip etti. Bu esnada gözden kaçırdıkları üç şey vardı:

1.Yumuşak lastikler sandıkları kadar hızlı aşınmıyordu.
2.Pit kararını verirken pitini tamamlamış Rosberg ve Petrov'un zamanlarına ve pist üstündeki pozisyonlarına dikkat etmek gerekiyordu.
3.Webber arkadayken öndeki Vettel'in de şansı büyüktü, onu unutmamak gerekiyordu.

Webber'in piti sonrası hemen Fernando da pite alındı ve Webber'in önünde çıktı ama Petrov ve Rosberg'in arkasında kaldı. Sonrası malum, Petrov'u yarış sonuna kadar geçemedi ve şampiyonluğu göz göre göre Vettel'e teslim etti. Bana göre şu ya da bu değil, Ferrari pit duvarının en önemli hatası 2009 datalarından ve gerçekleşmelerinden burada pist üstünde geçişin zor ve hatta imkansıza yakın olduğunu bilmeleri gerektiği halde bunu hesaplamamaları, Fernando'nun pit stop sonrası Rosberg ve Petrov'un arkasında kalacağını tahmin etmeleri gerektiği halde bunu ciddiye almamaları ve son olarak Renault'nun F-kanal sisteminin çok iyi çalıştığını ve bunun aleyhlerine olacağını hesaplamamaları. Webber'e odaklanmak elbette hata ama Webber'e odaklanarak da pite girmeme kararı verilebilirdi, asıl hata bu değildi.
Her neyse, yarış sırasında stratejistler ve mühendisler bu yazdıklarımızı elbette biliyorlardı, bizden de iyi biliyorlardı, bizim aklımıza gelmeyen farklı birçok değişkeni de hesaplamışlardır, ancak ne olursa olsun insan o şartlarda, şampiyonluk baskısı altında hata yapabiliyor. F1'de bir karar alırsınız, tutarsa dahi derler, yıllarca bahsederler, tutmazsa acımazsızca eleştirirler ve aptal damgası yersiniz. İşte Ferrari pit duvarının yaşadığı buydu. Böyle zamanlarda acıyı yaşayıp hemen unutmayı bilmek gerekiyor. Ancak yarış sonrasında fısıltı gazetesinden duyduklarımız beni çok üzdü ve şaşırttı. Habere göre Ferrari'de kaçan bu şampiyonluk sonrası bazı "kelleler uçurulacaktı". Montezemelo, Alonso ve Domenicali'nin yeri sağlammış, ancak erken pit kararını veren Chris Dyer gidecekmiş.

Chris Dyer kimdir? Yıllarca Schumacher'in yarış mühendisi olarak çalışan ve şampiyonluklarda çok emeği olan bir mühendis. Kimi Raikkonen'in de 2007 yılı yarış mühendisiydi ve şampiyonlukta emeği vardı. Schumacher'in 2004 yılında Magny Cours'da aldığı galibiyeti hatırlayan var mı? Alonso'nun kazanacağına kesin gözüyle bakılan Fransa GP'de sıradışı biçimde 4 pit stop yapılmış ve sürekli hafif benzin yüküyle yarışan Schumacher Alonso'yu geride bırakıp yarışı kazanmıştı. Bu stratejide en büyük paylardan biri Chris'e aitti. 2007'de Kimi Fransa ve İngiltere GP'yi stratejiyle kazanmıştı, birçok yarışta doğru benzin yükü ve pit zamanlamasıyla yarışmıştı, bunun sonucunda istikrarlı derecelerle şampiyon olmuştu. Bunlarda da Chris'in payı büyüktü. Sonra bu başarıları nedeniyle pist üstü operasyonlar şefi oldu, yani yarış mühendislerinin amiri. Bu kadar artısı olan Dyer'ın böyle bir hatadan dolayı gönderilmesi büyük ayıp olur, bu Domenicali'nin çapını gösterir.

Bir söz de yarış sonrası Ferrari'yi bu taktikleri ve hatası nedeniyle eleştiren herkese. Türkçemizde bir atasözü vardır, "Bekara karı boşamak kolaydır" diye. Takımın arkasından atıp tutanların halini buna benzetiyorum. Herşey olup bittikten sonra, pitler tamamlandıktan sonra, lastik aşınmaları görüldükten sonra ve yarış bittikten sonra şu yanlıştı bu doğruydu demek kolaydır. İş bunu yarış sırasında doğru yapmaktır. Bu sene onlarca doğru karar alan ve Alonso'ya yarışlar kazandıran Ferrari pit duvarının bir hatayla yerden yere vurulması en basit tabiriyle amatörlüktür.

Son olarak Fernando Alonso taraftarlarının büyük hayal kırıklığı yaşamasını anlayabiliyorum ancak unutulan bir gerçek var: Alonso, bu seviyeye kadar bir oranda kendi başarısıyla geldi. RB6'ya karşı F10'un şampiyonluk mücadelesi vermesi, hele hele son yarışa 8 puan farkla girmesi normalde beklenecek bir durum değildir. O hırsıyla takımı ateşledi, az hata yaptı, fırsatlar karşısına çıktığında doğru yerde olmayı bildi, onları doğru değerlendirdi ve soğukkanlılığıyla önemli başarılara imza attı. Kısacası olağanüstü bir iş başardı. Zaten beklenenin çok üzerindeki performansı ve şansı son yarışta elinden gidince ne takım, ne kendisi ne de taraftarları hayal kırıklığına uğramamalı. RB6'nın Alonso'nun elinden şampiyonluğu zorla alması onun adına da bir şereftir.

Gelecek sezon bu sonucu aksine çevirmek ve 3.şampiyonluk peşinde koşmak için kış boyu inanılmaz çalışacağına eminim. Alonso ile kendisi gibi safkan bir yarışçı olan Hamilton, bu şampiyonlukla daha da güçlenen Vettel ve başarıya aç Schumacher'i 2011'de izlemek çok keyifli olacak.

Belki de 6 pilotlu şampiyonluk yarışına hazır mısınız?

9 Kasım 2010 Salı

Abu Dabi'de şampiyonluk hesapları ve savaşı: Bir taktik teorisi

Abu Dabi'ye üç pilot önemli şampiyonluk şansıyla girecekler. Hamilton'ın da yok denecek kadar az da olsa şansı var. Ancak asıl gözler Alonso, Vettel ve Webber'de olacak. Burada uzun uzadıya kim hangi durumda şampiyon olur hesabına girmeyeceğim. Sadece gerçekleşmesi çok muhtemel bir sıralamanın oluşması durumunda olacaklar ile ilgili bir tahmin yürüteceğim.

Bana göre Abu Dabi'nin favorisi Vettel, gerek momentumu, gerekse geçen yıl buradaki performansıyla. Alonso'ya ikincilik yetecek ama eğer Brezilya'daki tablo tekrarlanırsa Alonso yine şampiyon oluyor. Yani Vettel-Webber-Alonso sıralaması olursa, bu durumda deniyor ki Vettel Webber'e yol verir, ve Red Bull şampiyonluğun göz göre göre Alonso'ya gitmesine göz yummaz. Benim bildiğim Vettel buna izin vermez ama isteyen eğer Helmut Marko ya da Dietrich Mateschitz olursa başka seçeneği kalmıyor. Mecburen bunu yapacak.

Peki benim taktik teorim ne? Alonso'nun motor konusunda problemleri olabilir. Brezilya değerlendirmesinde yazdığım gibi Alonso en az iki motorunu burada Cuma günü deneyecektir, performansını görmek için. Ancak yine de sıcak Abu Dabi'de motor zorlanacak. Dolayısıyla hem Alonso hem takım istim üstünde olacak.

Ben diyorum ki Ferrari ve Alonso hafta sonu boyunca motordan çok çekindiklerini söyleyip duracak. Özellikle vurgulayacak. Neden? İşte yukarıdaki tablo yarışta tekrarlanırsa Ferrari Alonso'ya fake telsiz konuşmasıyla "motoru koru, problem olabilir, bazı sıkıntılar var" diyecek. Düşünün, Vettel Webber'e şampiyon olsun diye yol verdi, Alonso öyle ya da böyle yarış dışı kaldı ve Vettel Webber'e yol verdiğinden şampiyonluk elinden uçup gitti. İşte bu korkuyu Vettel ve mühendislerine vermek için Ferrari o ihtimali yarış sırasında ısıtıp ısıtıp verebilir ve Vettel'in yol vermemesini sağlamaya çalışabilir diyorum.

Hafta sonu her anlamda taktik, zihin ve performans savaşlarıyla geçecek, bu kesin...